18 yıl, dile kolay
yapı, bu 18 yılda fenerbahçe'yi 12 defa lig ikincisi yaptı
en az 5 şampiyonluğunu çaldı, sahada çalamayacağını anladığında otobüs kurşunladı
yine bu 18 yılda, tr'nin avrupa'daki en başarılı takımı olan fenerbahçe'nin yaptığı hamallık ve topladığı puanlarla, kendi takımını her sezon cl'ye gönderdi
yeni uygulama geldiğinden beri ülkede 18 yıldır ilk kez, ön elemelerden ve bileğinin hakkıyla bu kupaya katılan ilk takım olmak, yine fenerbahçe'ye düştü
lağım medyasına sorarsan onların takımı avrupa fatihi
aşağılıklar
Mutluluk FB'me çok yakışıyor, ancak;
Bizden seneler boyunca çalınanları son zerresi dahil geri alana, evlatlarımızın gözyaşlarını bi amaca ulaştırana kadar bize hayatta dinlenmek, huzur, mutluluk yok.
Hiçbir şey kazanılmadı, bir an bile boş verme lüksümüz yok, mücadeleye devam.
Kim yazmış bunu bulamadım ama son yıllarda okuyup da bu kadar derinden katıldığım başka bir metin yoktur herhalde.
"Zihinsel yalnızlık, derin sohbetler aramak değildir. Kaç kişinin karmaşaya tahammül edebildiğini fark etmektir. İnsanların, anlamak için değil, haklı çıkmak için ne kadar çabuk cevaplara koştuğunu görmektir. Bütün bir dünya görüşünü manşetlerden, popüler söylemlerden ve sosyal medya akışlarından kuranları izlemektir. Söylediğiniz bir şey birinin kalıplarına uymadığında oluşan sessizliktir. Bu bir kibir değil, bitkinliktir. Gerçekten ne düşündüğünüzle, inceliklere kapalı insanların etrafında neyin söylenebileceği arasında sürekli geçiş yapma zorunluluğunun getirdiği bir yorgunluktur. Ve kimse sizi uyandırmaz: Beyniniz bir kez esnemeyi öğrendiğinde, yüzeysel konuşmalar sadece sizi sıkmaz, sizi yabancılaştırır. Aradığınız akıllı insanlar değildir. Hâlâ düşünen insanlar arıyorsunuzdur."
📌Eğitimcilerin Geliri Neden Düştü?📌
Artık sadece söylemde “değerli” kılınan Öğretmenler/Akademisyenler ne durumda?
Kamu çalışanları arasında gelirleri neden bu kadar azaldı?
Eğitim/öğretimle heba olmuş yıllar nasıl bir anda yok sayıldı?
Kötüleşen ekonomik verilere rağmen gereken mali iyileştirmenin yapılmaması,
Destekleme Yetiştirme Kurslarının kapatılması,
Ders sayısının azalması,
Seçmeli derslerin kapatılması,
Bir kahve parası bile etmeyen ek ders ücreti
Toplu sözleşmelerde atılan öngörüsüz imzalar,
Enflasyon ve hayat pahalılığı ile iyice eriyen maaşlar,
vb hususlarla eğitimcilerin geliri çok düştü.
Eğitim öğretimle ömrünü heba eden eğitimciler tükenmişlik sendromunda.
Güzel, refah bir yaşam sürmek için gecesini gündüzüne katıp maddi manevi ter döken eğitimciler, bir hiç olan maaşları ile “öğrenci” hayatı yaşar oldu.
Öyle ki bir tek maaş ile yaşam kurulamaz hale geldi.
Maaşın yarısı hatta yarısından fazlası doğrudan ev kirasına gidiyor.
Bunun ulaşımı, yemeği, elektrik, su, doğalgaz, telefon faturaları da eklenince maaştan geriye hiçbir şey kalmıyor.
Hatta yetmediği için kredi kartına borçlanılıyor.
Daha trajik olanı ise bu hesap tek kişilik.
Bir de aile olarak, çocuğun ve evin ilave masraflarını düşünün.
Tarihin hiçbir döneminde eğitimciler böyle bir ekonomik kriz içerisine girmediler.
Mesleğinin daha ilk yıllarında araba alabilen hatta biraz borçlanıp ev alabilenler şimdi kiralarını zor ödüyor.
İstediği şehirde tek başına hem hayatını idame ettirip hem de kolaylıkla birikim yapabilenler şimdi çift maaş ile ancak ayı kurtarabiliyor.
Orta halli semtlerde bile ev kiralayamaz duruma geldiler.
Sabahı küçük bir simit çay ile öğle arasını da evden getirilen yemek ile tamamlayarak boğazlarından kısmaya başladılar.
Bu yaşama tutunma çabası ile nasıl bir motivasyon ile mesleğine tutunacaklar?
Nasıl verimli olacaklar?
Eğitime, eğitimciye değer vermeyen bir toplumun geleceği olamaz?