🚨The recent images of Dr. Hussam Abu Safyia are shocking evidence of Israel's abuse against Palestinian detainees.
Dr. Abu Safyia has been arbitrarily detained for one and a half years without charges, while being physically abused and denied healthcare.
His recent solitary confinement adds a further layer of concerns over his deteriorating health. Dr. Abu Safyia must be immediately and unconditionally released. Israel must release all Palestinians arbitrarily detained. States must pressure Israel to stop abusing Palestinian prisoners.
#FreeDrHussamAbuSafiya
Filistin’e desteği ve Mısır’daki tutuklular dosyasına ilgisiyle tanınan avukat Vefa el-Mısri, Mısır güçlerince gözaltına alındı.
Çok sayıda sivil ve resmi polis, 66 yaşındaki avukatı ailesi ve çocuklarının yanında gözaltına aldı.
Aile üyelerinin telefonlarına el koyuldu.
Trump, Netanyahu ve Ben-Gvir gibi aşağılık zalimlere rağmen daha iyi bir dünya inşa etme inancından asla vazgeçmeyen Thiago Avila küresel intifadanın sesi, insanlığın onurudur.
Free Thiago,
End the blockade on Gaza!
@thiagoavilabr
https://t.co/1kkACJeErh
Filistin için verilen mücadelenin her daim ön saflarında yer alan bu iki yiğit adamı sahipsiz bırakmayalım, kaçırılıp esir alınmalarına sessiz kalmayalım.
Meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe'nin katledilmesine duyduğumuz öfkeyle bugün Bursa’daydık. Bağımsız avukatlar olarak savunmayı hedef alan bu karanlığa karşı omuz omuza yürüdük.
Şiddete teslim olmayacak, meslektaşımıza yapılan bu saldırının hesabını hukuk önünde soracağız.
Sözcümüz Arife Gökkaya Dinç de yaptığı konuşmayla haklı isyanımıza ses oldu. Avukatın hedef gösterilmesine ve canımıza kastedilmesine asla izin vermeyeceğiz! Savunma susturulamaz, adalet yerini bulana kadar takibimizi sürdüreceğiz. ⚖️✊
#HaticeKocaefe #AvukataŞiddeteSon #SavunmaDurdurulamaz
Suriye’nin Şam’a bağlı Guta bölgesini ve Yermük kampını gözlemleme fırsatımız oldu. Bu denli bir yıkıma rağmen, evinin duvarlarını örüp yaşadığı yeri yeniden yuvaya dönüştüren Suriye’nin güzel insanlarıyla tanıştık.
Bu fotoğraf da Humus’ta bulunan Halid bin Velid Camiinden. Çocukları namaza alıştırmak için 40 gün boyunca sabah namazını camide kılan çocuklara bisiklet hediye ediyorlarmış. Zekeriya da bugün bisikletine kavuşan küçüklerden. Biz de bu güzel ana şahit olduk 🌷
Şu günleri gösteren Rabbimize şükürler olsun. Zalim esed ve tüm katillerinin hukuk önünde yargılandıklarını, en ağır cezaları aldıklarını görmek nasip olsun
🔴 | Dera'da Okul Duvarına Yazı Yazan Çocukları Tutuklayıp İşkence Eden Beşşar Esed'in Kuzeni Yargılanıyor!
📌 27 Şubat 2011'de Dera'da "Sıra sana geldi ey doktor" yazan 18 öğrenciyi tutuklatıp işkence eden ve protestolara kanlı müdahalelerde bulunan dönemin Dera "Siyasal Güvenlik" İstihbarat Şubesi Başkanı ve Beşşar Esed’in kuzeni Atıf Necip, kurban yakınlarının önünde yargılanıyor. Çocukları ailelerine geri vermeyerek ve protestolara sert bir şekilde müdahale ederek o dönem gerilimi ve kaosu ileri seviyeye taşıyan isim olarak biliniyor.
DEVLETLERARASI SİYASİ KONJONKTÜRÜN DEĞİŞMESİ, MÜLTECİLERİN HUKUKSUZ İADELERİ İÇİN GEREKÇE OLMAMALIDIR
Bilindiği üzere 2013 yılında Mısır'da Mursi yönetimi askeri darbe ile devrilmiş, sonrasında başlayan gösterilerde binlerce sivil katledilmiş, binlercesi de zulüm, işkence ve idam tehdidi karşısında ülkelerini terk etmek zorunda kalmıştı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti yaşanan süreci "askeri darbe" olarak teyit etmiş ve demokratik iradenin yanında durmuştu. Bu tutum doğrultusunda ülkemiz, yıllardır binlerce Mısırlıya ev sahipliği yapmaktadır.
Ne var ki son dönemlerde Mısır Devleti ile ilişkilerin gelişmesi, atılan diplomatik adımlar ve imzalanan iş birliği anlaşmaları, ülkemize sığınan ve yıllarca misafir ettiğimiz sığınmacı ve siyasi muhalifler için endişe verici hak ihlallerine ve belirsizliklerle dolu bir sürece dönüşmektedir. Birçok Mısırlı muhalifin vatandaşlıkları iptal edilmekte, ikamet izni talepleri reddedilmekte, hatta zaman zaman bazı kişiler "tahdit kodu" adı verilen idari engeller aracılığıyla yargı denetiminden kaçırılıp keyfi ve hukuka aykırı biçimde sınır dışı edilmektedir. Derneğimizce daha önce yapılmış çalışmalar, bu kodların menşei ülkelerin sunduğu listeler esas alınarak hazırlandığını, buralardan gelen listelerin çoğu zaman sorgusuz sualsiz işleme konduğunu ortaya koymaktadır. Oysa menşei ülkenin “terör şüphelisi” diye kodladığı kişi, dost ve güvenli liman görerek ülkemize sığınmış, sıkıntılı bir durum olmadığı için de başvurusu kabul edilmiş aynı kişidir.
Basına da yansımış olan “Mısırlı muhalif Ali Abdelwanees'in iadesi vakıası”, endişelerin ne denli yerinde olduğunun açık bir göstergesidir. İade sonrası Abdelwanees'in işkence altında çekildiği anlaşılan görüntüleri Mısır devlet televizyonları tarafından servis edilmiş, adeta Türiye’nin "mazlumların sığınağı" olma iddiası sınanmıştır. Daha önce de aynı şekilde iade edilen Muhammed Abdulhafız Hüseyin’den bir daha haber alınamamış olması, karşımızda duran tablonun tek bir vakadan ibaret olmadığını göstermekte, sistematik bir tehlikenin varlığına işaret etmektedir.
Zikredilen örnekler, hukuk devleti ile uluslararası hukuk ilkelerinin diplomatik ilişkilerin gölgesinde kalmaması gerektiğini acı bir şekilde göstermektedir. Reel politik sebepler, zulümden kaçarak bize sığınan insanların iadesi için hiçbir zaman geçerli bir gerekçe teşkil edemez. Türkiye'nin taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi; hiç kimsenin siyasi görüşü ya da mensup olduğu sosyal grup nedeniyle zulüm görme tehlikesiyle karşılaşacağı yerlere iade edilemeyeceğini mutlak biçimde güvence altına almaktadır. 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 4. ve 55. maddeleri bu ilkeyi iç hukukumuzda da açıkça düzenlemiştir. Söz konusu güvenceler, devletlerin diplomatik tercihlerinden bağımsız olarak uymaları zorunlu olan kurallardır.
Mısır'da darbe sonrasında süregelen sistematik işkence, keyfi tutuklamalar ve infazlar bütün bağımsız kurumlarca belgelenmiş, Bedir Cezaevi başta olmak üzere pek çok tesiste siyasi tutukluların en temel insani ihtiyaçlardan mahrum bırakıldığı, ağır bedensel ve psikolojik baskıya maruz kaldığı ortaya çıkarılmıştır. Bu koşullar altında Mısır'a iade, yeni Boraltan köprüleri kurmaktan başka bir mana ifade etmeyecektir. Boraltan köprüsünde, Türkiye'ye sığınan 195 Azerbaycan askeri Sovyetler’e iade edilmişti. Bu örnek toplumun vicdanında lanetle anılan bir yaradır; bu yaraya başka yaralar eklenmemelidir. Tarihin bugün atılan adımları da kayıt altına aldığı unutulmamalıdır.
MAZLUMDER olarak,
-Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ve ilgili tüm makamları hukuk devleti ilkesine sadık kalmaya,
-Tahdit kodu uygulamalarının yargı denetimine açık, şeffaf ve hukuka uygun biçimde yürütülmesini sağlamaya,
-İşkence ve ölüm riski altında bulunan hiçbir insanı yeni Boraltan köprülerinde menşe ülkesine geri göndermeme konusunda tavizsiz bir duruş sergilemeye çağırıyoruz. @tcbestepe@TC_icisleri@TC_Disisleri@Gocidaresi
Freedom for Rached al-Ghannushi
It has been three years since Rached al-Ghannouchi, leader of the Ennahda Movement and former Speaker of the Tunisian Parliament, was arrested and detained on a day during Ramadan on political charges lacking concrete evidence.
We call on the Tunisian government to uphold the principles of the rule of law and immediately release all political prisoners, starting with Ghannushi.
Raşid el-Gannuşi'ye Özgürlük
Nahda Hareketi lideri ve Tunus eski Meclis Başkanı Raşid el-Gannuşi, bir Ramazan günü somut delil içermeyen siyasi suçlamalarla gözaltına alınıp tutuklanalı 3 yıl oldu.
Tunus Hükümeti'ni hukuk devleti olmanın gereklerini yerine getirmeye ve Gannuşi başta olmak üzere tüm siyasi tutukluları derhal serbest bırakmaya çağırıyoruz.