Bakın size bir şey anlatayım. Üniversitede bir hocam vardı, haftada bir 2 haftada bir whipple ameliyatı yapardı. Whipple dediğiniz ameliyat tıbbın en büyük 3-5 ameliyatından biri. Ve bu adam herkese bu ameliyatı yapardı endikasyon dahilinde. Yani sadece sana bana yapmazdı yoldan geçen amcaya da ihtyaç varsa yapardı. Yani ihtiyacını varsa olabilirdiniz bu ameliyatı.
Neyse. Bu hocam şimdi özel sektöre geçmiş. Geçen gün duydum, whipple ameliyatını 1.7milyon TL’ye yapıyormuş. Kaç cerrah yapabilir veya yapar bilmiyorum. Ama olay bu değil.
Eskiden bedava ulaşabileceğiniz bir sağlık hizmetine artık ödeyeceğimiz bedel böyle.
Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere. Parası olan bu hizmete zaten ulaşabiliyor, ulaşmaya devam edecek.
Kim ulaşamayacak biliyor musunuz? Geçen gün pediatri yoğun bakımın kapısını kıranlar, geçen gün psikiyatri hekimine saldıranlar, geçen gün acili birbirine katanlar ve benzerleri…
Sizi iyi etmeye çalışanlara saldırdıkça,aşağı çekmeye çalıştıkça, bıktırdıkça, nefret ettirdikçe, bu doktorlar kaçacak. Ya yurtdışına, ya özel sektöre…
Siz saldırdığınızla kalacak, ihtiyacınız olduğunda ya bulamayacak ya da bulmak için dünya paralar vereceksiniz.
Tehlikenin hala farkında olmayanlara sesleniyorum. Ha farkında olmasanız da çok yakında farkına varacaksınız…
Çalıştırılamaya n torpilliler!
Sendikalar da buna sessiz kalıyorsa
Kaldırın gidin !
Ne işe yarar sendika!
Emri kanundan almayan ama başkasından alan
Suç işliyor
İşadamı siyasetçi hoca şeyh...
Emir kanundan alınır
Kanun başhekim diyorsa başhekim
Bu uygulanmıyorsa, suçtur
İstanbul’da bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde geçmiş dönemde ek bir servis açılması ihtiyacı üzerine Başhekim ile bir toplantı gerçekleştirmiştik.
Sayın Başhekim, elinde hekim, hemşire, yatak ve uygun fiziki alan olmasına rağmen yeni birimi açamadığını ifade etti.
Nedenini sorduğumuzda ise; bazı işçi kadrosunda bulunan ve “torpilli” olduğu ifade edilen personelin görev alanında etkin şekilde çalıştırılamadığını, bu kişileri ihtiyaç olan alanlara görevlendirmekte zorlandığını açıkçası onlara dokunamadığını ve bunun da kamu hizmetinin sunumunu doğrudan etkilediğini belirtti.
Düşünün; hekim var, hemşire var, yatak var, fiziki alan var ama kamu hizmeti verilemiyor.
Kamu kurumlarının özeti maalesef tam olarak bu noktaya geliyor: İnsan kaynağı var ama doğru yerde kullanılamıyor. İhtiyaç var ama hizmet üretilemiyor. Yetki var ama torpile karşı irade ortaya konulamıyor.
Vatandaşın ihtiyacı olan sağlık hizmeti, birilerinin dokunulmazlığı nedeniyle aksıyorsa burada sadece personel sorunu değil, ciddi bir yönetim ve liyakat sorunu vardır.
Kamuda torpilin değil, liyakatin; kişilerin değil, kamu yararının esas alınması gerekiyor.
Emri kanundan almayan ama başkasından alan
Suç işliyor
İşadamı siyasetçi hoca şeyh...
Emir kanundan alınır
Kanun başhekim diyorsa başhekim
Bu uygulanmıyorsa, suçtur
Perde Arkası
Bir hastanede saha gezisi yaptık. Kurum çalışanlarına göre işler şöyle yürüyor:
“İdari ve mali hizmetler müdürü bu hastaneyi yönetiyor. Başhekim, müdüre laf geçiremiyor.”
“Öyle şey olur mu? Kurumun tepe yöneticisi başhekimlik değil mi?” dedik.
Cevap:
“Öyle ama burada işler öyle yürümüyor. Müdürün torpili tekstil devi bir iş insanından geliyor. Başhekimi ise bir milletvekili destekliyor. İş insanı daha etkili.”
Özet bu.
Resmî hiyerarşi başka, fiilî güç dengesi başka.
Hadi Buyurun Yönetin: Sözleşmeli Yöneticilik Sistemi!
@hepsen_2020@drmemisoglu
📍 Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi
⏰ 22.20
Bu gece rahatsızlığım sebebiyle hastanemizin acil servisine gittim. Kendimi tanıtmadan, sıraya girdim, muayene için bekledim; iki saate yakın hastanede kaldım. Bu süre zarfında hastalar, hasta yakınları ve çalışanların davranışlarını gözlemledim, bunları çalışma arkadaşlarımızla değerlendireceğiz. Şeyh Edebali’nin dediği gibi “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” #pazar
Kamuoyunda "Kıyak Emeklilik" diye bilinen,
26 Ekim 1990 tarihinde çıkarılan 3671 sayılı yasa.
2 yıl milletvekilli yapan, şartları oluştuğunda kıyak emekli oluyor.
Ölümünden sonrada eş ve çocukları yararlanıyor.
Yeni anayasa yapılırken bu kanun kaldırılmalıdır.
Eski bakanlara ömür boyu araç tahsisi yapılıyormuş. Yakıt ve bakım giderleri de dahil.
Bakanlık verilerek yeterince onure edilen birine, görevi bırakınca araç tahsis etmek nedir ya hu.
Sayıştayda bunun yasal olmadığını söylüyor.
Bu uygulamaya derhal son verilmelidir.
@TBMMresmi@Akparti@MHP_Bilgi
İki yıldır tek bir öğrencinin dahi yerleşmediği bölümlere doçent ve profesör kadroları açılmış. Üstelik bu ilanların çoğu mevcut akademisyenlere yönelik ünvan yükseltme ilanları. Yazacak daha çok şey var da, şimdilik susayım.
Bağlı olunacak yer Anayasa yasa kanun ve yönetmelikler
Emri başkasından alan, kanundan almayan, suçludur
Rabbim Milletimizi Devletimizi korusun 🇹🇷
Saygılar Sn @eafyoncu
📢 Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu:
🔸"Belli yapıların üniversiteye öğrenci alımında etkileri, Sıfır!"
🔸"Ben ve çalışma arkadaşlarım olduğu müddetçe devlete değil de başka bir gruba, bir kişiye bağlı biz hiç kimseyi bu kuruma sokmayız."
🔸"Ben tek bir şey istiyorum: Devlete, millete bağlılık."
🔸"Hiçbir şekilde biz herhangi bir grup, cemaat, tarikat, herhangi bir ideolojik fraksiyonun girmesine ne biz izin veririz, ne Savunma Bakanlığı izin verir."
🔸"Böyle bir şey mümkün değil."
🔸"Ben Osmanlı'nın tarikatlara nasıl davrandığını en iyi bilen adamlardan birisiyim."
🔸"Mesela şöyle bir şey var: Bir tane şeyh Üsküdar'da devlet aleyhinde biraz atıp tutunca, 'Sen biraz soluklan' diye Kastamonu'ya sürüyorlar."
🔸"'Üzerine lazım olmayan laflar etti' diyorlar."
🔸"Kimin fikrinden olursa olsun bir gruplaşmanın devletin hiçbir kurumunda olmaması gerektiğine inanıyorum."
🔸"Ben milliyetçi, muhafazakar yapıda bir insanım."
🔸"Tarihçi olduğunuz için de zaten otomatikman Türk milliyetçisi oluyorsunuz, bunun başka bir yolu yok; mesleğiniz sizi oraya itiyor."
🔸"Ama ben hiçbir zaman için alınan öğrencide etnik köken, mezhep ayrımı yaptırmam."
🔸"Bu Türkiye'ye yapılacak en büyük ihanettir."
Parayı sonradan bulanlarda yeni hastalık plaka hastalığı. Altı üstü bir araba. Belki 15 gün sonra satacaksın niye bu kadar para harcıyorsunuz plakaya isminizin baş harflerini koymak için? Git bir hayır işle, gariban doyur, kombisini tamir ettir, odun kömür al. Yok illa afişe edecek kendini.
@sevinilhan4 Merhaba
Burada garip bir durum yok
Atanamama kaygısı yüksek.
Torpil adam bulma dayı hemşehri..
Ve öğretmen doktor mühendis üçlemesi el üstünde olduğu sürece diğer hizmet sektörleri ve ara elemana değer verilmediği sürece bu kısır döngü artarak devam edecek görünüyor
YKS'de 26 devlet üniversitesinin Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümüne tek bir öğrenci bile yerleşmedi: (Nefes)
• Aksaray Üniversitesi
• Amasya Üniversitesi
• Bayburt Üniversitesi
• Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi
• Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi
• Dicle Üniversitesi
• Düzce Üniversitesi
• Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi
• Fırat Üniversitesi
• Hakkari Üniversitesi
• Kafkas Üniversitesi
• Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi
• Kastamonu Üniversitesi
• Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi
• Kilis 7 Aralık Üniversitesi
• Kütahya Dumlupınar Üniversitesi
• Manisa Celâl Bayar Üniversitesi
• Muş Alparslan Üniversitesi
• Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi
• Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi
• Ordu Üniversitesi
• Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi
• Sivas Cumhuriyet Üniversitesi
• Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi
• Uşak Üniversitesi
• Yozgat Bozok Üniversitesi
Dört yıl boyunca aynı sınıfta okuyacak, en yüksek tam burslu öğrenci ile burssuz öğrenci arasında 185.70 puan, yani ortalama “60 netlik” bir fark var.
Fırsat eşitsizliği, testli merkezi sınavın seçiciliğini vesaireyi geçtik.
Merak ettiğimiz şu; bu fakülteler öğrencilerini nasıl bir “öğrenme” sürecinde geçiriyorlar ki “hazır bulunuşluk düzeyi” arasındaki bu uçurumu kapatıp hepsi aynı diplomaya ulaşabiliyor.
Mademki Türkçe/matematik gibi temel becerileri,
ortaöğretim kaynaklı öğrenme eksikliklerini, 4 yılda telafi edebiliyorsak, sadece üniversiteye giriş için dünyanın en pahalı, merkezi testli sınav sisteminde niye ısrar ediyoruz.
Atatürk, Türk mevzuatına ve Türkçe eğitim zorunluluğuna uymayan çok sayıda Fransız ve İtalyan okulunu, Hıristiyanlık propagandası ve din değiştirme faaliyetleri tespit edilen Bursa Amerikan Kız Koleji ve İzmir Kızılçullu Amerikan Koleji gibi kurumları kapatmıştı.
Biz müstemleke değiliz. Bin yıldır Anadolu’da bağımsız yaşamış, 300 milyon soydaşının konuştuğu dili ile bir asrı aşkındır Türkçe Eğitim yapmayı başarmış soylu bir milletiz.
Gelişmiş batı ülkelerinin yaptığı gibi ülkemizin hiçbir köşesindeki okulunda “yabancı dille eğitime” müsadeli etmemeliyiz.
Tıpkı milyonlarca vatandaşımızın yaşadığı Almanya ve Fransa’nın bir ilkokul açmamıza dahi müsade etmediği gibi hiçbir ülkeye kendi diliyle, kendi müfredatıyla Anadolu topraklarında okul açtırmamalıyız.
Yabancı ülkelerin kendi vatandaşlarının eğitimi için açtığı okullara Türk vatandaşlarının gitmesi yasaklanmalıdır.
Her türlü bilgi, belge, araştırmaya saniyeler içinde eriştiğimiz, herhangi bir yabancı dildeki metne dokunmakla çevirisini alabildiğimiz “Yapay Zeka Çağında”, birkaç spesifik doktora çalışması dışında hiçbir kademede burslu/burssuz yabancı ülkelere öğrenci göndermemeliyiz……
Dershanelerden kutulacağiz dendi 2013
2026 daha da çoğaldı
Umarız LGS yks kalkar
Hakkaniyetli not devreye girer de özel okullar bol not dağıttığı söylentisi olduğu sürece, torpile meyyaller çok olduğu sürece
Zor !
Dünyada tek sınavla gelecek belirleyen iki buçuk ülke kaldı. Çin, Türkiye ve kısmen G.Kore
2027’de LGS’den, 4. Yılın sonunda da YKS’den kurtulabiliriz.
Milyonlarca çocuğumuzu bu cendereden kurtarabiliriz.
“Çoklu değerlendirme” ile kademelerarası geçişi testsiz, dersanesiz, koşuşturmadan, parasız pulsuz başarabiliriz.
Her türlü altyapı var.
Neyi bekliyoruz?