Bir bardak çayın 50 TL, 1 litre mazotun 67 TL olduğu bir ülkede, buğday kilo alım fiyatı 16,50 TL olarak açıklanıyorsa; o ülkede yoksulluk olur, fakirlik olur, refah olmaz!
Son seçimde birinci olmuş, Türkiye'nin ana muhalefet partisi olan bir partinin başına kayyum atamak, genel merkezini polis zoruyla tahliye etmeye çalışmak ancak darbe dönemlerinde görülebilecek bir uygulamadır.
Bu partinin 13 sene genel başkanlığını yapmış bir kişinin bizzat kayyumluk görevine soyunması, genel merkezi tahliye etmek için emniyete başvurması, topladığı bir grup milletvekiliyle ve saldırgan tiplerle genel merkezi basması, Türkiye'deki geleneksel muhalefetin ve siyasetçi elitinin halini gözler önüne seriyor.
Bu kişiye karşı hala nezaket diliyle konuşmak, uzlaşmaya çalışmak, kendisinin partiyi kurultaya götürmesini beklemek Kılıçdaroğlu'nun ekmeğine yağ sürmekten başka bir anlam ifade etmez. İlk günden beri yapılan açıklamalar ve alınan orta yol bulma tavrı bu kişiyi ve çevresindekileri cesaretlendiriyor. CHP yönetimi maalesef bir kez daha tarihi bir hata yapıyor.
20’li yaşlarının başındaki arkadaşlara iki tavsiyem var;
1- Siyaset ve medya eliti sizi dolandırıyor. Bunu ne kadar erken anlarsanız o kadar rahatlarsınız.
2- 50 yaşının üstündeki kimseyi dinlemeyin. Hiçbir şey bilmiyorlar.
Karşısındaki ana muhalefet partisinin yönetimini mahkeme eliyle değiştiren bir siyasi iktidar, gözünü karartmış ve demokratik düzeni fiilen askıya almıştır.
Türkiye böyle bir baskı rejimiyle yönetilemez. Rakiplerini mahkeme eliyle saf dışı bırakan bir iktidarın Türkiye'yi götüreceği yerde yalnızca sefalet ve korku vardır.
ODTÜ, 19:19 — “Ey büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türk'üm diyene!”