Özgür Bey,
Ayazağa’daki acılar üzerinden siyaset yapıyorsun ama söylediğin her şey yalan!
Hem İBB’nin projeye ortak olduğundan haberin yok, hem de belediyelerinizin sorumluluklarından.
Ayazağa'da "dereye imar izni verildi" dediğiniz proje, Sarıyer Belediyesi’nin teklifiyle, 2022’de İBB’nin onayıyla hayata geçmiştir.
Bu projede İBB'nin 1,1 milyar TL satış bedeli ve 4.004 m² inşaat alanı payı vardır. Yani İBB projeye doğrudan ortaktır.
Bakanlığımızın sürece dahil olmasının tek nedeni de Sarıyer Belediyesi'nin inşaat ruhsat sürecini uzatması nedeniyle mağdur olan 950 hak sahibinin sorununun çözülmesi içindir.
Ayrıca bölgedeki derenin ıslahı, dere üzerindeki yapıların yıkılması tamamen belediyelerin sorumluluğundadır.
Tavsiyem, bir şeyi açıklamadan önce ilgililerine sorun, sonra böyle komik duruma düşüyorsunuz.
Ha sordunuz da yine de algı için bu iftiraları atıyorsanız; açık açık söyleyelim; boşuna uğraşmayın! Belediyelerinizdeki iş bilmezliklerini, yolsuzluklarını bu yalanlarınızla örtemeyeceksiniz!
KAMUOYUNA DUYURU
Fon meselesi üzerinden şahsımı ve ailemi hedef alan yalan ve iftiraları ortaya atan Ümit Özlale, Cemal Enginyurt ve Ali Mahir Başarır hakkında suç duyurusunda bulundum.
Dünden bu yana iddialarını ispatlamalarını bekliyorum. İspatlayamadılar. İddialarını ispatlayamıyorlarsa istifa etmeleri gerektiğini açıkça söyledim. İstifa etmediler. İftira atarken gösterdikleri cüreti, sorumluluk almak söz konusu olduğunda gösteremediler.
Diğer yandan, iftiraları sosyal medya platformlarında yayarak, manşetlerine taşıyıp bu iddiaları somut delillerle çürüten açıklamaları görünmeyecek köşelere saklayarak kamuoyunda şahsımın suçlu olduğu algısını oluşturan basın kuruluşlarına karşı da gerekli bütün hukuki yollara başvuracağım.
Basın özgürlüğü, iftira yoluyla itibar suikastı yapmanın ve kamuoyunu yanıltmanın kalkanı olamaz. Bu yayınlardan doğan hukuki, idari ve cezai sorumlulukların sonuna kadar takipçisi olacağım.
Hiç kimse çamur siyaseti uğruna şahsımı ve ailemi hedef alıp sorumluluktan kaçabileceğini sanmasın. Bu iftiraların peşini bırakmayacağım.
İFTİRAYI ATANLAR DA YAYANLAR DA HUKUK ÖNÜNDE HESAP VERECEK!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Fon meselesi üzerinden şahsımı ve ailemi hedef alan iddialar, baştan sona YALAN ve İFTİRADIR. Bu iftiraları üretenleri, yayanları ve bunlara alet olanları en güçlü şekilde TELİN EDİYORUM.
Şahsımın ve aile üyelerimin söz konusu olaylarla hiçbir ilgisi ve bağlantısı yoktur. Hiçbir aile üyemizin söz konusu fonlarda TEK BİR KURUŞ DAHİ İŞLEMİ YOKTUR, kayıtlı hesabı yoktur.
Bahsettikleri işlemin sahibi olan şahsın TC’si ***92 ile biterken babamınki ****18 ile bitmektedir. İsim benzerliğini kullanıp şahsımın ve ailemin iftira kampanyalarına bilinçli olarak alet edilmesine ASLA MÜSAMAHA GÖSTERMEYECEĞİM.
Bu iftirayı ortaya atanlardan DERHAL VE GECİKMEKSİZİN iddialarını ispatlamalarını bekliyorum. En ufak bir ispatta görevimden istifa edeceğimi peşinen beyan ediyorum. Eğer ispatlayamazlarsa onlardan da işgal ettikleri görevlerden istifalarını bekliyorum.
Hiç kimsenin adımızı yalanlarla kirletmesine, ailemi karalama kampanyalarının hedefi hâline getirmesine izin vermeyeceğim.
Bu iftiraları ortaya atan ve yayanlar hakkında şahsım ve aile üyelerim adına gerekli tüm hukuki süreçler başlatılacaktır. Her bir sorumlunun hukuk önünde hesap vermesi için sürecin sonuna kadar takipçisi olacağım.
Buradan bu iddiaları ortaya atanlara açıkça meydan okuyorum:
İddialarınızı somut delillerle ispatlayın, görevimi derhâl bırakacağım. Peki, bu iddiaların yalan ve iftira olduğu ortaya çıktığında siz de görevlerinizi bırakacak mısınız?
Ben bu sözümün arkasındayım. Bu iftirayı atanlardan aynı duruşu bekliyorum!!!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Murat Bey,
Arama kayıtlarını paylaşmanız gerçekten isabetli olmuş. Çünkü paylaştığınız kayıtlar, yaşananların kronolojisini açıkça ortaya koyuyor.
Konuyu adım adım ve yalnızca zaman sıralaması üzerinden açıklayalım:
• 21.49 — İsmail Saymaz’ın canlı yayında size, “Bakan’ın basın danışmanını aradınız mı?” diye sorduğu ve sizin de “Evet, ulaşamadım.” şeklinde yanıt verdiğiniz saat.
• 23.22 — Benim, İsmail Saymaz’ı aradığım ancak ulaşamadığım saat.
• 23.26 — İsmail Saymaz’ın bana geri dönüş yaptığı ve benim, sizin telefon numaranızı istediğim saat.
• 23.31 — Benim sizi aradığım, ancak telefonuma cevap vermediğiniz saat.
• 23.39 — Sizin, paylaşmış olduğunuz arama kaydında da görüldüğü üzere, beni aradığınız saat.
Kayıtlar ortada.
Dolayısıyla 21.49’da canlı yayında “Sizi aradım, ulaşamadım” dediğiniz anda henüz benim telefon numarama sahip değildiniz. Nitekim sizin kendi ifadeniz de bunu doğruluyor: “Telefon numaranız bende kayıtlı değildi.”
O halde çok basit bir soru ortaya çıkıyor:
Sizde kayıtlı olmayan ve sizin de daha sonradan edindiğinizi söylediğiniz telefon numaramı, 21.49’daki canlı yayından ÖNCE nasıl aradınız?
Çünkü mevcut arama kayıtlarına göre beni aramanız 23.39’da gerçekleşiyor.
Bu nedenle tartışmayı “aradım–aramadım” seviyesine çekmek yerine, önce kronolojiyi doğru kuralım.
"GERÇEK” bilgiyi “GERÇEK" ifade ve yorumla paylaşalım…
Bu çelişkiyi ortaya koymak “soruları susturmak” değildir. Tam tersine, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına yapılması gereken şeydir.
Dolayısıyla meselenin üzerini “gazetecilik”, “cevap hakkı” veya “farklı kaynaklardan bilgi edinme” tartışmasıyla örtmeye çalışmak, ortadaki kronolojik çelişkiyi ortadan kaldırmaz.
Ve kamuoyunu ilgilendiren bir konuda, gerçeği farklı gösterecek bir anlatı kurmak, ortaya konulan soruları cevaplamadığı gibi, yalnızca asıl meselenin üzerini örtme çabasını daha görünür hâle getirir.
Bu akşam Sözcü TV yayınında 16 Eylül’den beri yürütülen 7 kuruluşa ait fon soruşturmaları ile alakalı olarak şahsımı hedef alan ve “fonda parası olup, krizden önce çekti, hesabı kapattı”, “fona 400 koydu, krizden önce çekti, 800 aldı” şeklinde başta Murat Ağırel’in haysiyetsizce iftirasına konu olan açıklamalar konusunda, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve tümüyle mesnetsiz, yalan yanlış iddialara açıklık getirilmesi amacıyla aşağıdaki hususları ifade etmek istiyorum:
Bu çarpık bir düşünce sistemi değil sadece. Uç noktada faşizan bir cehalet…
İzmir’in AkParti’ye geçmesini, şeklini vs eleştirmek ayrı! Seçilmişleri, “işgal kuvvetleri” gibi tanımlamak başta onları seçen halka saygısızlık! Ve yok saymaktır.
Asıl bu kibir muhalefetin en büyük düşmanı...
Şu ana kadar Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya'dan herhangi bir açıklama gelmediğine göre haklarındaki iddiaları kabul ediyorlar demek ki.
Bu iddialar, Fatma Betül Sayan Kaya'nın sadece AK Parti'den istifa etmesiyle geçiştirilemez!
İstifa ötesinde karı ve koca olarak hesap vermeleri gerekir! Şu saatten sonra "Fatma Betül Sayan Kaya, ak parti'den istifa etti" haberi değil, "Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi gözaltına alındı, banka hesapları ve mal varlıklarına tedbir konuldu" haberi duymak ve okumak istiyorum.
Adam TERA’ya 100bin TL yatırmış
Balon şişmiş
1 milyon TL olmuş
Şimdi fon patlamış
Devlet 1 milyon TL verecekmiş.
Vatandaşların telefon faturalarından kesilecekmiş…
Hadi kardeşim ya, insanın aklıyla alay etmeyin.
Kâr olduğunda milletle mi paylaşıyorsunuz?
Aldığınız riskin sorumluluğundan kaçamazsınız.
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Beştepe’de kabul edildik.
Kabulde; başta Ankara’mızın ulaşım altyapısına önemli katkı sağlayacak metro yatırımları olmak üzere, devam eden ve planlanan projelerimiz hakkında Sayın Cumhurbaşkanına bilgi arz ettik.
Şehrimize yönelik yatırımlara verdikleri destek ve katkılar ile NATO Zirvesi’nin Ankara’da düzenlenmesi konusundaki iradeleri dolayısıyla teşekkürlerimizi ilettik.
Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak yürüttüğümüz çalışmalar ve önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığımız yatırımlara ilişkin değerlendirmelerimizi de paylaştık.
Nazik kabulleri ve Ankara’mıza gösterdikleri yakın ilgi dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanına teşekkür ediyorum.