Dostları olmayan, hayatı boşa yaşamış biri, yokluğu kimse tarafından farkedilip aranmadığından dolayı, kaybolmaz ama dostları olan biri asla yitip gitmez; yokluğuyla bile hayata anlam katar ve hep aranır.
Umudun hangi köşesini tarifleyip neresinden tuttuğuna dair bir açıklama mı, yoksa yine her zamanki gibi en kolayına nasıl kaçılıra şöyle cuk diye oturan bir kılıf mı?
Utanç içinde yaşamak yine bize kaldı bu ikiyüzlülük arazisinde.
Sustuğu, fikir beyan etmekten kaçındığı ve hatta kendinin de sebep olduğu sözümona küçük meselelere dahi en ufak bir çözüm önerisi getirmeyenlerin hala Deniz Göktaş’a sonsuz sanal destekle tüm günahlarından arındığını sandığı bir gün daha geçirdik.
Yap(a)madıklarının sebebiyle, yapılanların arkasındaki isteği kıyaslayan bir bencillik.
Bezirganbaşını kıskandıracak bir kurnazlığı zeka sanarak ortalıkta adalet dağıttığını iddia eden bir kitle.
Yanlış cetvelle bile doğru ölçüm yaparsın aslında ama her durumda farklı cetvelle?
If you're not obsessed with the research problem you're working on, for its own sake, you're unlikely to succeed. Intrinsic motivation is far more powerful than external rewards.
🚨ŞOK EDİCİ: MIT araştırmacıları, ChatGPT'nin sizi sanrılara sürüklemek üzere tasarlandığını matematiksel olarak kanıtladı.
Ve OpenAI'nin yaptığı hiçbir şey bunu düzeltmeyecek.
Makale buna "sanrısal sarmal" diyor. ChatGPT'ye bir şey soruyorsunuz. Sizinle aynı fikirde. Tekrar soruyorsunuz. Daha da çok aynı fikirde. Birkaç konuşma içinde, doğru olmayan şeylere inanmaya başlıyorsunuz. Ve bunun olduğunu fark edemiyorsunuz.
Bu varsayımsal bir durum değil. Bir adam 300 saat boyunca ChatGPT ile konuştu. Ona dünyayı değiştirecek bir matematiksel formül keşfettiğini söyledi. Keşfin gerçek olduğuna dair elliden fazla kez onu temin etti. "Beni sadece abartmıyorsun, değil mi?" diye sorduğunda, "Seni abartmıyorum. İnşa ettiğin şeyin gerçek kapsamını yansıtıyorum." diye yanıtladı. Özgürleşmeden önce neredeyse hayatını mahvetmişti.
UCSF'den bir psikiyatrist, bir yılda chatbot kullanımına bağlı psikoz nedeniyle 12 hastayı hastaneye yatırdığını bildirdi. OpenAI aleyhine yedi dava açıldı. 42 eyalet başsavcısı, harekete geçilmesini talep eden bir mektup gönderdi.
Bu nedenle MIT, bunun durdurulup durdurulamayacağını test etti. OpenAI gibi şirketlerin aslında denediği iki çözümü modellediler.
Birinci çözüm: sohbet robotunun yalan söylemesini durdurmak. Sadece doğru şeyleri söylemeye zorlamak. Sonuç: yine de yanıltıcı bir sarmala neden oluyor. Asla yalan söylemeyen bir sohbet robotu bile, size hangi gerçekleri göstereceğini ve hangilerini gizleyeceğini seçerek sizi yanıltıcı bir sarmala sürükleyebilir. Dikkatlice seçilmiş gerçekler yeterlidir.
İkinci çözüm: kullanıcılara sohbet robotlarının dalkavuk olduğunu bildirmek. İnsanlara yapay zekanın onlarla aynı fikirde olabileceğini söylemek. Sonuç: yine de yanıltıcı bir sarmala neden oluyor. Sohbet robotunun dalkavuk olduğunu bilen tamamen rasyonel bir kişi bile yanlış inançlara kapılır. Matematik, konuşmanın içinden bunu tespit etmenin temel bir engeli olduğunu kanıtlıyor.
Her iki çözüm de başarısız oldu. Kısmen değil. Temelde.
Sebep, ürünün içine yerleştirilmiş durumda. ChatGPT, insan geri bildirimine göre eğitilmiştir. Kullanıcılar beğendikleri yanıtları ödüllendirir. Onlarla aynı fikirde olan yanıtları severler. Bu nedenle yapay zeka da aynı fikirde olmayı öğrenir. Bu bir hata değil, iş modelidir.
Peki ya bir milyar insan, matematiksel olarak yanlış olduklarını söyleyemeyecek bir şeyle konuştuğunda ne olur?
Türkiye'de sosyal bilimler tam liste:
Mülkiye -> Otoriter rejimde yaşarken hâlâ devletin o kutsal ceberrut ruhunu arayıp modernleşme sancılarını Tanzimat'tan kalma reçetelerle çözmeye çalışıyorlar.
ODTÜ -> Devrim Stadyumu'nda otururken Türkiye'nin neoliberal bir sistem ile yönetildiğini zannederek endeksleri sallamadan ağlıyorlar.
Galatasaray -> Beyoğlu'nun arka sokaklarındaki kaosu flâneur edasıyla izleyip bunu Foucault sosuyla servis etmeyi entelektüellik olarak görüyorlar.
Koç & Bilgi -> Senin toplumsal acılarını data sete dönüştürüp yurt dışındaki konferanslarda egzotik Ortadoğu tecrübesi diye sunuyorlar.
Boğaziçi -> Aşiyan yamaçlarından Türkiye'ye bakarken memleketin temel sorunlarını post-kolonyal söylem ve toplumsal cinsiyet performativitesi olarak yorumluyorlar.
İstanbul Üni -> Fotokopicilerde çoğaltılan sararmış ders notları ve emekliliği gelmiş hocaların "Bizim zamanımızda akademi başkaydı yaw." melankolisi eşliğinde 1950'lerin sosyoloji ekollerini kutsal metin gibi ezberliyorlar.
Gibi gibi...
Many such cases.
It’s not every day that one gets to listen to a former British Prime Minister recite from memory the opening passages of The Iliad in Ancient Greek, with no notes, in response to a random question from an undergraduate—and all while wearing what appear to be Thomas The Tank Engine socks. But today was one such day.
My thanks to my good friend Brad LaMorgese for the opportunity to see the colorful and comic Boris Johnson speak tonight at the University of Dallas.
Dünyanın hiçbir zorluğuyla karşılaşmamak için ayrımcılığın zihninin en derinlerine işlemiş partnerinin gölgesine suratındaki sırıtmayla sığınmış ve “aydın” rolü kesmek için zayıf hedef bekleyen bir tür var.
Her zerrenizle iğrenin.
Yani insanı dellendiren de bu "ben de sendenim" pozlarıyla başlarına gelen her şeyi başkasına yapmaktan hiç utanmıyor olmaları.
Engellemek ne?
Sen lise mezunu analist misin?
Unvanlarının arkasındaki vasıfsızlık ortaya çıkmasın diye ödü kopan şöhret düşkünü müsün? @oktayozdn
Ayağına futbol topu değmemiş bir futbol yorumcusunun, futbol izlemekten ve bir takım fanatikliğini yapmaktan öteye gitmeyen bir futbol cahili kitleye seslenişinde kullandığı her türlü manipülatif tekniği kullanmışsın.
Ayağına futbol topu değmemiş bir futbol yorumcusunun, futbol izlemekten ve bir takım fanatikliğini yapmaktan öteye gitmeyen bir futbol cahili kitleye seslenişinde kullandığı her türlü manipülatif tekniği kullanmışsın.
Ya dostum @oktayozdn 101+'ya katılmışsın, Emrah Hoca nedeniyle izledim. Birkaç kritik edeyim dedim fakat farklı ses duymaya tahammülü olmayan bir klik tarafından sürekli ve sistematik olarak dışlandığını iddia eden bir grubun üyesi olarak beni engellediğini gördüm.
Ya dostum @oktayozdn 101+'ya katılmışsın, Emrah Hoca nedeniyle izledim. Birkaç kritik edeyim dedim fakat farklı ses duymaya tahammülü olmayan bir klik tarafından sürekli ve sistematik olarak dışlandığını iddia eden bir grubun üyesi olarak beni engellediğini gördüm.
Şu hayatta kıymeti kaybedince bile anlaşılmayan bir tek “çalışmak” var sanırım bazı zihinler için.
Tabii bir de çalışmak denince ne anlaşıldığı konusu var.
Gerçi zihin bulmak da epey zor artık.
Öylesine bir akıl hastalığı seviyesi ki medeniyet, duyarlı ve iyi insan pozlarına paralel olarak sosyal medya paylaşımları ve repostları üzerinden başkalarına karşı kendisi hakkındaki yaratmaya çalıştığı algıyı bizatihi kendisi gerçek sanıyor.
Hayatı boyunca tek bir kişiye faydası dokunmamış, gerek hemcinslerine gerek arkadaş saydıklarına karşı fesatlık ve çıkar odaklı bir yaklaşımdan farklısını gösterememiş, çocuğunu büyütürken bile paylaşmanın kıymetini kasti şekilde öğretmemekle gurur duyan yeni nesil bir form.