Sayın @eceuner12 sesimiz olduğunuz ve toplum ruh sağlığına verdiğiniz değer için çok teşekkür ederiz. Biz psikologlar olarak elimizi taşın altına koymaya hazırız. Yeter ki yetkililer bu olanağı bizlere tanısın. Psikolojik destek almak herkesin hakkı. #kamuya10binpsikolog
@halktvcomtr@eceuner12#ruhhalim kötü, mutsuzum, umutsuzum diyen kişilerin sayısı iğne atsanız yere düşmeyecek düzeyde. Bu durumda kamuya acilen 10 bin psikolog ataması yapılmalı ve insanların ihtiyacı olan, talep ettikleri ruh sağlığı hizmeti psikologlar tarafından verilebilmelidir.
8 aydır tek satır yanıt yok.
Bu bir gecikme değil, bilinçli bir görmezden gelmedir.
Psikologları yok saydıkça, toplumun ruh sağlığını da yok sayıyorsunuz.
Yetkiniz,yeterliyiz!
Bu süreçte yanımızda duran @AliKARAOBA vekilimize teşekkür ederiz.
@TPDBilgi@psikologlar@GundemPsikoloji@PsikiyatriDer@PsikiyatrGundem
#PsikologlarHakkınıAlacak #PsikologlarSağlıkMeslekMensubudur
Sağlık Bakanlığı psikologları neden yok sayıyor?
8 ay önce psikologların hak arayışı, atama beklentileri ve meslek itibarları için Sağlık Bakanlığı'na gönderdiğim soru önergesine hala yanıt yok.
Neyden korkuyorsunuz? Psikologları neden yok sayıyorsunuz? Bu hafta önergemizi tekrarlayacağım. TBMM'yi yok sayan bu tavrı ayrıca Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş'a da soracağım. Gazi Meclisimizi yok sayan uygulamalara bir an önce son verilmelidir.
@TPDBilgi@psikologlar@GundemPsikoloji@PsikiyatriDer@PsikiyatrGundem@pskhaklarigrb
#PsikologlarHakkınıAlacak #PsikologlarSağlıkMeslekMensubudur #Psikolog
Psikologların Serbest Çalışma Hakkı Engellenemez! Klinik YL Şartı Anayasaya Aykırıdır! - Kampanyaya imza ver! https://t.co/6fJCi48Lx6 @ChangeTR aracılığıyla
Psikologların Serbest Çalışma Hakkı Engellenemez! Klinik Yüksek Lisans Şartı Anayasaya Aykırıdır!
Diğer sağlık meslek lisans mezunları gibi serbest çalışabilmelidirler. Yapılan kampanyayı destekliyorum.
https://t.co/5jhTNKyBsF @ChangeTR aracılığıyla
psikologların sağlık mensubu olarak kabul edilmesi, hem mesleki tanım hem de hizmet kapsamı açısından bilimsel bir zorunluluktur.
Teşekkürler sayın @TurkerAtes14
📌2011’de çıkarılan yasayla psikologlar sağlık meslek grubundan çıkarıldı, özlük hakları ellerinden alındı.
📌Yıllardır hastanelerde çalışan psikologlar sağlık çalışanı sayılmıyor.
📌Bu haksızlık derhal giderilmeli, psikologlara hak ettikleri statü derhal iade edilmelidir.
Bir Klinik Psikolog olarak bunları dile getirmek isterim:
1)Psikologlar teknikerlerle eş değer görülmekte. Klinik Psikologlar ise lisans yapmış olanlarla aynı görülmekte.
Emekler hiçe sayılmakta.
2) Özel sektörde psikologlar “sağlık personeli” olarak kabul edilmezken, psikoloji eğitimi almamış kişiler kolaylıkla “Aile Danışmanlığı” veya “Danışmanlık Merkezi” adı altında yerler açmakta ve terapi benzeri uygulamalar yapmaktadır. Bu, hem etik açıdan hem de halk sağlığı açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır.
3) Psikoloji mesleğinin yasal ve mesleki sınırlarının net olarak tanımlanması, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve psikologların meslek haklarının korunması artık ertelenmemesi gereken bir zorunluluktur. Halkın ruh sağlığını korumak, ancak yetkin ve etik ilkelere bağlı profesyonellerin desteklenmesiyle mümkündür.
Klinik psikolog 80 ile kapatıyor, psikolog 89 ile. Hiç bir meslek dalında sağlık bakanlığı yüksek lisansa istemiyorken psikolojide yl istiyor üstüne bu atananların psk lisans mezunu olup olmadığını bile bilmiyoruz. Her geçen gün mesleği itibarsızlaştırıyorsunuz @TPDBilgi
Sesini çıkarmayan mesleği umrunda olmayan Psikoloji öğrencileri, Psikologlar ve Psikoloji bölümü akademisyenleri olan bitenden memnun musunuz? Nasıl keyifler yerindemi mutlu musunuz?
Öte yandan, Türkiye’de kamu konfederasyonlarının çoğunun başkanlıklarını eğitim kökenli kişilerin yürüttüğü bilinen bir gerçektir. Bu durum, eğitim alanının sendikal anlamda güçlü olmasını sağlarken; sağlık ve sosyal hizmet alanındaki sendikaların aynı konfederasyonlar içinde çoğunlukla asimile edilmesine ve seslerinin duyulmamasına yol açmaktadır. Bugün yalnızca PDR–Psikolog tartışması değil; sağlık lisansiyerlerinin neredeyse tümünde benzer sorunlarla karşılaşıldığını görüyoruz. Örneğin:
• Özel rehabilitasyon merkezlerinde veya başka alanlarda bazı öğretmenlerin dil ve konuşma terapisti, ergoterapist, fizyoterapist ya da psikolog gibi davranmaya çalışması,
• Farklı kurumlarda, özel sektörde ve sosyal medyada BESYO mezunu, antrenör veya fizyoterapi teknikerlerinin hasta veya sağlıklı bireylere fizyoterapistlermiş gibi açıklamalarda, tavsiyelerde bulunma çabası,
• Hatta bazılarının kendilerini “beslenme terapisti” olarak tanıtıp diyetisyenlik hizmeti sunmaya kalkışması…
Bütün bunlar, sağlık alanındaki unvan gasplarının ve mevzuat boşluklarının somut örnekleridir. Sağlık lisansiyerleri olarak bizler yıllardır sendikal anlamda hiçbir şekilde savunulmadık, hep geri planda bırakıldık. Artık bu tabloyu değiştirmek için buradayız.
Bizler, kendi mesleki alanlarımızı ve unvanlarımızı korumak için her türlü mücadeleyi vereceğiz. Yıllardır bu boşluklardan faydalanarak kendisine alan açmaya çalışan meslek gruplarının ve kişilerin geri çekilmesi için elimizden geleni yapacağız. Çünkü bu hak, eğitim hayatına yıllarını vermiş olan sağlık lisansiyerlerine aittir. Boşluktan nemalananlar, kuşkusuz bu kararlı duruştan rahatsız olacaklardır. Bunu yorumlardan ve verilen tepkilerden de anlamaktayız. Zaten yapılan seviyesiz yorumları gördükçe doğru yolda olduğumuzu daha iyi anlıyoruz. Sendika olarak belirli mesleklerin mücadelesini gerçekleştirdiğimiz için üye sayısı kaygımız da yoktur.
Biz, mesleklerimize ve unvanlarımıza sahip çıkıyoruz. Hiç kimsenin bizi asimile etmesine veya emeğimizi yok saymasına izin vermeyeceğiz.
Amacım herhangi bir tartışma alanı yaratmak değildir. Psikologların arkasında artık sadece TPD yoktur. Nasıl ki sizin arkanızda bir çok sendikal oluşum varsa artık Psikologlar da yalnız değildir. Bizim için nicelik değil nitelik önemlidir.
Saygılarımla
@lisansiyer_sen@kamusaglis
Ülkemizde farklı disiplinlerden gelenlerin yüksek lisans veya doktora yoluyla klinik psikolog unvanı kazanabilmesi akademik açıdan ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Mevzuatta bu şekilde geçiyor olması, bunun doğru olduğu anlamına da gelmez. Bu yalnızca PDR ve psikolog konusu dışında başka lisans mezunlarının da mesleki alan işgali sonucunu doğurmaktadır. Özellikle özel üniversitelerde bu programların içerik ve niteliği konusunda yaşanan sorunlar, ruh sağlığı alanında hizmet kalitesini düşürme riski taşımaktadır. Klinik psikoloji, yalnızca formal bir yüksek lisans eğitimiyle değil, psikoloji temelli, bütünlüklü ve yoğun bir akademik hazırlıkla edinilmesi gereken bir uzmanlık alanıdır.
Meslektaşlarınızın zaman zaman hoş olmayan bir üslup ile kendilerini ifade etmeye çalıştığını görüyoruz; buna karşın sizin unvanınıza ve konumunuza yakışan akademik bir üslupla cevap verdiğiniz için teşekkür ederim. Mesleğim kimseyi yanıltmasın; sahada hitap ettiğimiz tüm meslek gruplarının mevzuatına, sorunlarına ve uygulamadaki farklılıklarına hâkim olduğumu da özellikle belirtmek isterim. Dolayısıyla mevzuatta yapılacak düzenlemelerde hem mevcut psikologların sahadaki deneyimi hem de psikoloji lisansının klinik psikolojiye tek gerçek zemin olduğu gerçeği mutlaka dikkate alınmalıdır. Psikologların birer sağlık meslek mensubu olduğu da aşikardır. Yıllardır hasta kurullarından, hastanedeki tüm alanlara, sağlıklı hayat merkezlerinde verdikleri koruyucu sağlık hizmetine kadar ön cephede tüm psikologlar sağlık hizmeti verirken yine mevzuattaki yanlışlıklardan dolayı bu konuda da mağdur edilmişlerdir.
Sayın Deniz,
Elbette PDR programını “rehber öğretmen” ifadesiyle tanımlamış olmam “bilmediğimden veya tesadüfi” değildir; bu unvan, mezunların temel istihdam alanını ortaya koymaktadır. Sizin de bahsettiğiniz üzere nedense PDR mezunları olarak YÖK yazısında belirtildiğinin dışında birçok unvanı (psikolojik danışman, pedagog) kullanabilmekte ancak rehber öğretmeni kullanmayı pek tercih etmemektesiniz. Psikolog ünvanını çağrıştıran Psikolojik Danışmanı daha çok benimsiyorsunuz. Halbuki YÖK aksini söylemiş. YÖK unvan veremediği gibi alamaz denilse de, asla yorumunun kenara atılabileceği bir kurum olmadığını da hepimiz “biliyoruz”. Psikoloji bilimi ve psikolog…
Ancak Sağlık Bakanlığı’nda yıllardır bu hizmetler, psikolog kadrosunda görev yapan çalışma arkadaşlarımız tarafından yürütülmüş ve önemli bir birikim oluşturulmuştur. Bugün Bakanlıkta hâlihazırda psikoloji lisans temeliyle klinik psikoloji yüksek lisansı veya doktorası yapmış pek çok psikolog bulunmaktadır. Bu psikologların doğrudan klinik psikolog kadrolarında istihdam edilmesi hem mesleki adaletin hem de liyakatin gereğidir. Çünkü “psikoloji” ve “klinik psikoloji” kavramları doğrudan birbiriyle bağlantılıdır; klinik psikoloji unvanı yalnızca psikoloji lisans kökeni üzerine inşa edildiğinde bilimsel anlamda tutarlı olur. Bunları var olan mevzuattan bağımsız olarak söylemekteyim. Nitekim mevzuatın (1219) şuan bu şartlara sahip olması bunun doğru, bilimsel, etik, liyakatli ve akademik mentaliteye sahip olduğunu da göstermez.
SB @drmemisoglu psikolog yerine klinik psikolog kadrosu açılması kabül edilemez . Bu uygulama derhal mahkemeye taşınmalı ❗️Anayasaya aykırı 1219 (ek 13, 2011) bu atamaya yasal kılıf olamaz.
✅ İlginç bir detay, bu yasa 2011 de yürürlüğe girdi. Hem SÇY de hemde klinik kadro 2025
sağlık bakanlığı psikolog kontenjanının yarısını klinik psikolojiye ayırmış. ilk defa bir bakanlık klinik psikolog atamış olacak böylece... klinik psikoloji YL ücretleri 750.000 TL ile 1.500.000 TL arasında değişiyor şu an. ruh sağlığı alanında atanmak da sınıfsal artık.