Gazze halkı Allah’a sığınıp feryat ediyor:
“Allah’ım, bizi kime bırakıyorsun?
Bize tuzak kuran bir meclise mi,
bizi yüzüstü bırakan bir ümmete mi,
yoksa bizi kuşatan bir düşmana mı?”
BBC World Service, İsrail Kuvvetleri (IDF) tarafından Gazze'de vurulan 160 çocuk vakasına ilişkin kanıtları derledi.
Araştırmada 95 vakada (60 %) çocuğun kafasına veya kalbine ateş edildiği tespit edildi.
Çoğu durumda mağdur 12 yaşın altındaydı.
Ve bunu başka bir haber kanalında göremeyeceksiniz
Kaydedin, paylasın, yayın.
Ki bu vahşeti bütün dünya tam olarak öğrensin, şahit olsun.
Gazzeli İbrahim için acil yardım çağrısı! 🚨
Nadir görülen Pemphigus Vulgaris hastalığı nedeniyle vücudu tükenmiş durumda. Bağışıklık sistemi çöktü ve durumu her geçen gün ağırlaşıyor.
İbrahim’in tek kurtuluş yolu yurt dışında tedavi görmek.
Lütfen paylaşın, İbrahim’in yaşamasına vesile olun.
🔸️ İman Artar ve Eksilir
İmam Şâfiî (rahimehullah) şöyle demiştir:
"Eğer bu iman (herkeste) tek bir seviyede olsaydı, onda ne bir eksilme ne de bir artış bulunmasaydı; o zaman hiç kimsenin bir diğerine karşı üstünlüğü olmazdı. İnsanlar eşitlenir ve birbirlerinden üstün tutulma durumu ortadan kalkardı. Ancak müminler imanın tamamlanmasıyla cennete girmişlerdir. İmandaki artışla, müminlerin Allah katındaki cennet dereceleri birbirlerinden üstün (farklı) olmuştur. İmandaki eksiklik sebebiyle eksik olanlar ateşe girmişlerdir."
📖Menâkıbu’ş-Şâfiî, Beyhakî
🔸️İmam Şâfiî (r.a) şöyle demiştir:
“Kim Allah adına veya Allah’ın isimlerinden biriyle yemin eder de yeminini bozarsa, ona kefaret gerekir. Kim de Allah’tan başkası adına yemin ederse —örneğin bir adamın 'Kâbe'ye yemin olsun ki', 'babama yemin olsun ki' veya her ne olursa olsun 'şunun ve şunun adına yemin olsun' demesi gibi— ve yeminini bozarsa, ona kefaret gerekmez. Kişinin 'ömrüm üzerine yemin olsun ki' sözü de böyledir; buna da kefaret gerekmez. Allah’tan başkasıyla yapılan her yemin, Resulullah’ın ﷺ şu sözünden dolayı mekruhtur ve yasaklanmıştır: 'Allah Teâlâ, babalarınızın üzerine yemin etmenizi size yasaklamıştır. Kim yemin edecekse ya Allah adına yemin etsin ya da sussun.”
📖 Menâkıbu’ş-Şâfiî, Beyhakî
🔸️Kadına dokunmakla abdestin bozulmasının 5 şartı vardır:
1. Ayrı cinsten olmaları gerekir.
Eğer bir erkek başka bir erkeğe şehvetle dahi dokunsa abdesti bozulmaz.
2. Deriye dokunmuş olması gerekir.
Eğer dişe tırnağa saça dokunursa abdesti bozulmaz.
3. Dokunan ve dokunulanın kişilerin ecnebi olmaları gerekir.
Mahremine dokunursa abdesti bozulmaz.
4. Arada bir engelin olmaması gerekir.
İnce dahi olsa arada bir engel varsa dokunulduğunda abdesti bozulmaz.
5. Dokunulan ve dokunan kişilerin şehvet duyulacak çağa gelmiş olması gerekir.
Not: Bir erkeğe veya bir kadına (mahrem veya ecnebi olsun) eşi ve cariyeleri hariç şehvetle dokunmak, bakmak haramdır.
#Taharet
🔸️Necasetten temizlenme 4 duruma ayrılır:
1. Suyu serpemenin yeterli olduğu necaset: iki yaşına girmemiş sadece anne sütü içmiş erkek çocuk. (Necasetu mahaffefe)
2. Bir defa toprak olmak şartıyla 7 kere yıkanması gereken necaset: Köpek ve domuzun teri, salyası, kanı ve bevli. (Necastu mugallaza)
3. Necasetin kendisi ve eseri gidene kadar yıkanması gereken necaset: Görünen, kokan veyahut tadı olan diğer tüm necasetler. (Necasetu ayni)
4. Bir kere yıkanması gereken necaset: Eseri olmayan necasetler. (Necasetu hukmi)
🔸İmam Şafiî'nin ilmi
İbn Abdülhakem şöyle demiştir:
“Biz, Şafiî gibisini görmedik. Hadis ehli ve tenkitçileri ona gelir, (hadisleri) ona arz ederlerdi. Bazen, aralarındaki hadis tenkitçilerinin bile fark etmediği kusurları ortaya çıkarır, onların dikkatinden kaçmış hadis ilminin inceliklerini kendilerine gösterirdi. Onlar da oradan hayretler içinde kalkarlardı.
Ona, gerek muhalif gerekse muvafık olan fıkıh âlimleri gelir, yanından ancak onun üstün anlayışını ve dinî hassasiyetini kabul etmiş olarak ayrılırlardı.
Edebiyat ehli ona gelir, şiir okurlardı; o da bunları açıklar, tefsir ederdi. Hatta, Hüzeyl kabilesine ait on bin beyit şiiri, irabı, garip kelimeleri ve anlamlarıyla birlikte ezbere bilirdi.
Tarih konusunda da insanların en sağlam bilgisine sahip olanlardandı.
Ona bu konuda iki şey yardımcı olurdu: üstün akıl ve sağlam din. Bütün işinin özü ise Allah Teâlâ için ihlâsla amel etmekti.”
📖el-İhticâc bi’ş-Şâfiî, Hatîb el-Bağdâdî
🔸 Bid‘at Ehlinin Âdeti
Hasan b. Abdülazîz el-Curvî şöyle dedi:
Şâfiî, hevâ (sapık görüşler) hakkında konuşmayı şiddetle yasaklardı ve şöyle derdi:
“Onlardan biri, arkadaşı kendisine muhalefet ettiğinde ‘Kâfir oldun!’ der. Hâlbuki ilimde söylenecek söz: ‘Hata ettin’ demektir.”
📖Âdâbu’ş-Şâfiî ve Menâkıbu, İbn Ebî Hâtim
🔸️"Rebi' b. Süleyman şöyle dedi:
Şâfiî’nin, Allah Azze ve Celle’nin “Hayır! Şüphesiz onlar o gün Rablerinden perdelenmişlerdir” (Mutaffifîn, 15) ayeti hakkında şöyle dediğini işittim:
“(Allah, Azze ve Celle) Bu ayetle bize bildirdi ki; orada perdelenmemiş (hicabı olmayan) bir topluluk vardır; O’na bakarlar ve O’nu görme konusunda hiçbir sıkıntı çekmezler; onlar da müminlerdir.”
📖İbni Abdilber, el-İntikâ
Bazı kimseler arasında, “Hanefîler Şafiî mezhebine geçemez; ancak Şafiîler Hanefî mezhebine geçebilir” şeklinde bir kanaat dolaşmaktadır. Bu ifade yeni bir iddia olmamakla beraber, ilmî ve fıkhî açıdan hiçbir delile dayanmamaktadır.
Hanefi el-Leknevî r.h. şöyle demiştir:
“Bazı fetvalarda geçen ‘Şâfiî’nin Hanefî olması câizdir ama Hanefî’nin Şâfiî olması câiz değildir’ sözü, açık bir taassup ve belirgin bir aşırılıktır; itibar edilmez.”
📖 Fevatihu'r Rahamut
Suyutî r.h. şöyle demiştir:
“Kim ‘Hanefî olmayan birinin Hanefî mezhebine geçmesi câizdir, fakat Hanefî’nin Şâfiî veya başka bir mezhebe geçmesi câiz değildir’ derse, bu delilsiz bir iddia ve sırf taassuptur. Zira bütün imamlar hak bakımından eşittir. Resûlullah’tan ﷺ Ebû Hanîfe’nin mezhebinin diğerlerinden üstün olduğuna dair hiçbir hadis rivayet edilmemiştir.
Zaman bakımından önce gelmiş olması delil teşkil etmez. Eğer bu doğru olsaydı, herkesin yalnız onu taklit etmesi gerekir, başkasını taklit etmesi asla câiz olmazdı. Bu ise icmâa ve başlangıçta zikredilen hadise aykırıdır. Ayrıca bu mantığa göre diğer mezheplerde de aynı şekilde, ‘daha sonraki mezhepten önceki mezhebe geçmek câizdir, ama tersi câiz değildir’ denilmesi gerekir. Mesela Şâfiî’nin Mâlikî olması, Hanbelî’nin Şâfiî olması câiz olurdu ama tersi olmazdı. Oysa hiçbir Hanefî böyle söylememiştir. Delilsiz her söz reddedilir, itibar edilmez.
Eğer mutlaka bir tercihte bulunmak gerekirse, Şâfiî mezhebi tercih edilmeye daha layıktır; çünkü hadislerle daha çok uyumludur ve mezhebin esası hadise uymak, rey yerine hadisi öne almaktır.”
📖 Cezil'ul Mevahib
En son şok edici haber: Hüsam Abu Safiye... İnsanlığın doktoru, parmakların arasında sessizce ölüyor.
Sadece 60 kg... çöken bir vücut... acıdan çığlık atan bir kalp... ve her gün soğuk, karanlık bir cehenneme dönüşüyor.
Onun günlük acıları:
Hayatını tehdit eden ciddi kilo kaybı
Tedavi edilmeyen kötüleşen kalp hastalığı
Duş alması ve güneşi görmesi yasaklandı
Temel tıbbi bakım hizmetlerinden tamamen yoksun bırakıldı
Eşi onu bekliyor, çocukları onun hakkında sorular soruyor ve dostlar onu unutmuyor... Ama dünya onu görmezden geliyor.
Onu kurtarmadan geçen her dakika, insanlığa karşı bir suçtur!
Onun hikayesini paylaşın, sesini yükseltin ve şimdi özgürlüğüne ısrar edin!
🔸️Ashâb, bir mazereti sebebiyle cemaati kaçıran kimse hakkında ihtilaf etmişlerdir: Bu kişi cemaat faziletini kazanır mı, yoksa sadece üzerinden kerahet ve günah mı kalkar?
Nevevî şöyle demiştir:
"Eğer bir kimse cemaati bir mazeret sebebiyle terk ederse, kerahet ortadan kalkar. Ancak bunun anlamı, mazeretle terk edince cemaat faziletini elde edeceği demek değildir; aksine şüphesiz ki o fazileti elde edemez. Bunun anlamı sadece günah ve kerahetin sakıt olmasıdır (düşmesidir)."
📖 el-Mecmû’
"Bir görüşe göre; mazereti olmasaydı cemaatle kılmayı kastetmiş (niyet etmiş) olması şartıyla, cemaat faziletini elde eder; ancak bu fazilet, bizzat cemaate katılanın faziletinden daha aşağıdadır. Hocamız 'Ziyâdî' bu görüşün itimat edilir olduğunu belirtmiştir. Hocamız 'Remlî'nin naklettiğine göre ise; bazıları faziletin elde edilemeyeceğine dair görüşü, soğan yemek veya fırına ekmek koymak gibi mazerete bizzat sebep olanlar için kabul etmişlerdir. Faziletin elde edileceğine dair görüşü ise yağmur ve hastalık gibi (kişinin elinde olmayan) mazeretlere hamletmişlerdir. Remlî, bunun 'fena olmayan bir telif/birleştirme' olduğunu söylemiştir. Netice itibarıyla: Cemaati terk etmesi için kendisine ruhsat verilen kimse, cemaat faziletini elde eder. Bu durumda bizim için şöyle denilebilir: 'Tek başına kıldığı halde cemaat sevabı alan bir münferit (yalnız kılan) vardır.'"
📖 İ’ânetü’t-Tâlibîn (2/61)
ABD'li bir kadın:
-Kızımla aynı yaşta Gazzeli küçük bir kızın, kirli bir hastane zemininde son nefesini vermesini izledim.
-Küçük kafasını kaldırıp, annesine öpücük vermeye çalıştı.
-Hayatımın her anını Filistin'in özgür olması için harcamaya hazırım.
🔸️Şafiî mezhebine göre erkeğin avret halleri şunlardır:
▫️Yalnızken: ön ve arka taraf (kubul ve dubur)
▫️Diğer erkeklere karşı: göbek deliğinin altından diz kapağına kadar
▫️Mahrem kadınlara karşı: göbek deliğinin altından diz kapağına kadar
▫️Yabancı kadınlara karşı: tüm vücut.
Yabancı kadınlara karşı tüm bedenin avret olması kadınların erkeklere bakmasının haram olduğu ve eğer kadınlar bakıyorsa erkeğin tüm bedenini örtmesi veya oradan gitmesi gerektiği anlamına gelir.
Bu konudaki diğer güçlü olan görüşte yabancı kadınlara karşı da göbek deliğinin altından diz kapağına kadar olmasıdır.
Not erkekten kasıt: yetişkin erkek ve erkek çocuktur.