Hayır. Yunan komşusuna güvenen Türklerin başına gelenlere bakın. ⤵️
St. Clair şöyle anlatıyor :
▪️20.000'i aşkın Türk erkek, kadın ve çocuk, birkaç hafta süren boğazlamalar sırasında Grek komşuları tarafından katledildiler.
Devamı ⤵️
@kut055@Srwasia Bakın hanımefendi kopyala yapıştır işler yada video izleyerek bir şey öğrenemeyiz biraz okuyup araştırmak gerek. Yanlı art niyetli düşmanca hazırlanmış şeyler hem bilimsel değil hem vicdana değil. Eleştirilebilir bu çok normal ama yalan yanlış işler düşmanın değirmenine su taşır.
@kut055@Srwasia Dilimiz değişmedi biz her zaman Türkçe konuşuyorduk. Milyonlarca evrak incelemiş tarihçilerin kutbu Halil inalcık ve talebesi İlber Ortaylı bu konuda gerekli açıklamaları yaptılar. Osmanlıca ile Kur’an alfabesinin bir alakası yok. Osmanlıca zaten bir dil değildi ki
@kut055@Srwasia Evlendi kısa sürdü sonrasında da evliliğin kendisine göre olmadığını görünce boşandı.İçtiği içki Allah ile onun arasında.Çarşaf Türkün giyeceği değildi Arapların ve hristiyan rahibelerin.Kadınlarımız kızlarımız Türk kıyafetlerinde birçok kapalı kıyafeti var islam öncesinde bile.
@kut055@Srwasia 7 yaşında çocuğun içtiği biranın yapıldığı malt özüdür sonrasındaki işlemlerle bira olur. Çocuklar için çok besleyici bir içecektir malt özünün içki ile alakası yok. Gazi paşa %98 Müslüman ülkede 7 yaşındaki çocuğa içki içirecek senin aklın bunu alıyor mu ?
@kut055@Srwasia Yasaklanan kuran tahrif edilendi hala mühürlü yasaklı durur, camilerin ahıra ve kerhaneye çevrildi bir tane bile kayıt belge yok ağızdan dolma kulaktan duyma laflar. Şapka takmadığı için değil ama bunu bahane ederek ayaklanma çıkartanlar asıldı. İstiklal mahkemesi kayıtlarında.
THE FORGOTTEN GENOCIDE: HOW THE "GREEK REVOLUTION" ERASED AN ENTIRE PEOPLE
The slogan was explicit: "Not a single Turk must remain in the Morea." Genocide...
23 September 1821, Tripolitsa. The date is remembered in Greece as part of a "liberation". The surviving records tell a far darker story.
Historian S.R. Sonyel, drawing on British archives, records that around 50,000 Turkish lived in the Peloponnese in March 1821. By the time Greeks celebrated Easter a month later, the Turkish population had been almost entirely wiped out.
The slogan was explicit: "Not a single Turk must remain in the Morea."
This was not confined to Tripolitsa.
Historian Stanford Shaw highlights that the massacres were not limited to Tripolitsa.
From Kalavryta and Patras to Navarino, Corinth, Athens and Kalamata, Muslim communities were attacked, expelled or massacred.
Villages were burned, refugees were intercepted on the roads, and those who surrendered after being promised safety were often killed anyway.
British historian William St Clair records that more than 20,000 Turkish men, women and children were deliberately killed within weeks.
Families living on isolated farms were slaughtered and their homes burned over their bodies. In some towns, starving Muslims surrendered after receiving promises of protection.
The men were killed, while women and children were enslaved and later killed.
Then came Tripolitsa.
After the city fell, a three-day massacre followed. St Clair records that more than 10,000 Turks were killed between Friday and Sunday.
Prisoners were tortured, mutilated and burned. Pregnant women were murdered. Children and the elderly were not spared. The Jewish community was also systematically attacked. Contemporary European observers witnessed the carnage.
The scale of the slaughter shocked even some European philhellenes who had come to support the "Greek cause". German doctor Wilhelm Boldemann, horrified by what he witnessed, is reported in contemporary accounts to have taken his own life by poisoning himself.
The destruction went beyond human lives.
Turkish property was seized, charitable foundations were plundered, mosques were desecrated and destroyed, cemeteries were violated, and the physical traces of a centuries-old Muslim presence were systematically erased.
Sonyel argues that the massacres bore the essential characteristics of genocide: intent, systematic extermination, the destruction of entire communities and the obliteration of their cultural presence.
Other scholarship has likewise described aspects of the destruction of the Morean Turks as genocide.
And the evidence did not come only from Turkish sources. St Clair's account describes the Turks of Greece as disappearing "suddenly and finally" in the spring of 1821, while European observers later found it difficult to believe that large Turkish communities had once lived throughout the Peloponnese.
This is the part of the "Greek Revolution" that the heroic liberation narrative leaves out.
A people who had lived across the Peloponnese for generations was destroyed, its property confiscated and its cultural traces erased.
23 September should be remembered as the day Tripolitsa became a symbol of the destruction of an entire community.
Bursaspor Türklüğü yaşıyor, yaşatıyor.
Pıtrak, Hayat Ağacı, Selçuklu Yıldızı ve Koçboynuzu…
Her biri Türk kültürünün ve tarihinin izlerini taşıyan motifler.
Bursaspor sadece yeşil-beyaz bir forma değil; geçmişten geleceğe uzanan Türk kültürünün de bir parçası.
@kut055@Srwasia Kimsenin kalbinin içini bilemezsin.
Yaptıklarından Allah razı olsun
Ön yargı genel kabul ağızdan dolma kulaktan duyma ile hüküm vermemek lazım.
Evlenip çoluk çocuğa karışmamış gece gündüz bu memleket için kafa yormuş o zamanın şartlarında. Ben kendisinden razıyım.
YUNANLARIN İTİNAYLA GİZLENEN KANLI TARİHİ
23 Eylül 1821, Tripoliçe. Türkler bu tarihi unutmamalı.
Tarihçi Sonyel, bu tarihi Türklere yapılan soykırım günü olarak niteliyor.
1821 Mart ayında Mora’da tahmini olarak 50.000’e yakın Türk yaşadığını, bir ay sonra Mora'da tek bir Türkün dahi kalmadığını belirtir.
Yunanistan'ın resmi anlatısında bu tarih "kurtuluş" olarak geçer. Belgeler, arşivler ve dönemin tanıklıkları ise çok farklı bir tablo ortaya koyar.
Tarihçi S. R. Sonyel, İngiliz arşivlerine dayanan çalışmasında, Mart 1821'de Mora'da yaklaşık 50 bin Türk'ün yaşadığını kaydeder.
Bir ay sonra, Rumlar Paskalya'yı kutlarken yarımadada neredeyse tek bir Türk bile kalmamıştı. İsyanın hedefi açıktı: "Mora'da Türk kalmayacak."
Kalavrita'dan Navarin'e, Korint'ten Atina'ya uzanan katliamlar zinciri Tripoliçe'de doruğa ulaştı.
Kuşatma altındaki şehir teslim olduğunda sivillere güvenlik sözü verildi.
Ardından üç gün boyunca katliam yaşandı. Kadın, çocuk, yaşlı ve erkekler ayrılmadı. Kolokotronis'in kendi hatıratındaki ifade, yaşananların boyutunu gösteriyordu: Sokaklardan geçerken atının ayakları yere basacak yer bulamıyordu.
İngiliz tarihçi William St Clair, Mora'daki Türk nüfusun nasıl ortadan kaldırıldığını ayrıntılarıyla anlatır:
Çiftliklerdeki aileler evlerinde öldürüldü, kasabalara kaçan kafileler yolda saldırıya uğradı, teslim olanlara verilen güvenlik sözleri tutulmadı. Yahudi cemaati de katliamın kurbanları arasındaydı.
Bu tabloya Avrupalı tanıklar da şahit oldu. Alman doktor Wilhelm Boldemann'ın yaşananların dehşeti karşısında intihar ettiği yönündeki kayıtlar, dönemin Avrupalı tanıklıkları arasında yer alır.
Ancak mesele insanların katledilmesinden çok daha fazlasıydı.
Camiler yıkıldı, vakıflar yağmalandı, mezarlıklar açıldı ve kemikler yakıldı. Amaç, Mora'daki Türk ve Müslüman nüfusu ortadan kaldırmanın ötesinde, bu nüfusun geçmişine ve kültürel varlığına ait izleri de silmekti.
Sonyel, bu tabloyu değerlendirirken soykırımın temel unsurlarının burada görüldüğünü belirtir: Kasıt, sistematik uygulama ve belirli bir topluluğun fiziksel ve kültürel varlığının ortadan kaldırılması.
Yunanların, 23 Eylül 1821'i bir "kurtuluş" tarihi olarak anlatması, yaşananların önemli bir bölümünü tarihten silmek demektir.
Bugün Kolokotronis'in heykelleri Yunanistan'ın meydanlarında duruyor.
Tripoliçe'de katledilen binlerce Türk ve Müslüman ise bu anlatının dışında bırakılıyor.
23 Eylül, Türklerin unutmaması gereken gündür.
Yunan mezalimini unutma!
Mora'da bir zamanlar cami, medrese, hamam ve çarşılarıyla 'Türkler' vardı. 400 yıl birlikte yaşadığı komşusunu kesmeye yemin etmiş Rum çeteleri eliyle sadece birkaç gün içinde yok edildiler.
▪️21-25 Eylül 1821 tarihleri arasında Tripoliçe başta olmak üzere Mora Yarımadası, tarihin kaydettiği en büyük vahşetlerden birine sahne oldu.
▪️Manzara öylesine dehşet vericiydi ki, Türklerin bölgeden atılmasını destekleyen İngiliz, Fransız ve Ruslar bile şok içinde kaldı.
▪️Bugün Yunanistan'ın kurucusu sayılan azılı çete liderleri Theodor Kolokotronis, Dimitris Plapoutas, Aleksandr İpsilanti ve Panayotis Kefalas, adamlarıyla birlikte 40 binden fazla silahsız sivili kesip biçti.
📍İngiliz tarihçi William St. Clair: ▪️Türkler 1821 yılı sonbaharında âni olarak tümüyle ve dünyanın haberi olmadan yok edildiler.
▪️Mora'nın her yanında sopa, orak ve tüfeklerle silahlı Rum asiler çevreyi dolaşarak öldürüyor, yağmalıyor ve ateşe veriyorlardı.
▪️Çoğu kez Ortodoks papazlar onlara önderlik ediyor ve sözde kutsal eylemlerinde onları kışkırtıyordu.
📍Kıbrıslı tarihçi Salahi Sonyel: ▪️Rum isyancılar kısa bir süre önce ırzlarına geçerek, kol ve bacaklarını kestikten sonra surlardan aşağı attıkları kadınların cesetlerini, Helen davasına yardımcı olmak üzere Avrupa’dan gelen gönüllülere gururla gösteriyorlardı.
📍İskoçyalı Albay Thomas Gordon:
▪️"İki gün içinde, on binlerce Türk'ün yaşadığı şehirde tek bir canlı kalmamıştı. Bunların çoğu, kafası, kolları ve bacakları kesilerek öldürülmüşlerdi."
▪️"Ölüleri kimse gömmediği için Tripoliçe şehrinde dayanılmaz pis bir koku her yanı sarmış, içme suları zehirlenmiş, kolera salgını baş göstermişti."
▪️"Herkes, millî kahraman olarak tanıtılan eşkıya ve korsanların gerçekte uyuz, pis, doymak bilmez, kaşarlanmış hırsızlar olduklarını tecrübe ile bilir."
▪️"Lord Byron'un dediği gibi; Yunanlılar gerçeği kavrama yeteneğinden yoksundurlar."
📍Misyoner Rufus Anderson:
▪️"Mora'da 1821'den önce 80 bine yakın Türk yaşıyordu. 1829 itibariyle bunların hiçbiri kalmamıştı."
Kıbrıs'a müdahale etmesek:
Rumlar Mora'da Girit'te yaptıkları gibi Türklerin bölgede soyunu kurutacaklardı!
1974'te EOKA-B militanları 126 Türk sivili, kadın çocuk katlederek açılan tek bir çukura gömdü
📌 Raporlara "insanlık tarihinin gördüğü en vahşi katliamlardan biri" olarak geçti.
@vvincompa@hermes_z Ermeni Rum bölücü kürtçüler lobi faaliyetini iyi yapıyorlar. Bu abimiz Ermeni lobisi ile tek başına inatla mücadele etmiş. Münferit ilerliyoruz.