Yıl 1995: Keşif Kozinoğlu Öcalan’a suikast düzenlemek için MİT’e alındı.
Yıl 1996: Planlar yapıldı Yeşil ve Kozinoğlu Özalan’a suikast yapmak için Suriye’ye geçti.
İstihbarattaki Perinçek ekipleri suikasti Öcalan’a haber verdi. Kurtardı
Yıl 1999: Öcalan İmralı’da bu sefer onu Suriye’de suikastten kurtaran Perinçek ekibinden Hasan Atilla Uğur karşılıyor ve “sorguluyor”
Başkası sorgulasa en azından onu suikastten kimin kurtardığı ortaya çıkacak. Hainler yakayı eleverecrk.
Yıl 2000: Öcalan’ı yargılayan hakim Turgut Okyay’da Perinçek ekibinden
İşi garanti altına almak için hakim de savcı da Perinçek ekibinden seçiliyor. Kritik sorular sorulmuyor.
Yıl 2011: devir değişiyor Öcalan’ı öldürmek için Suriye’ye giden Kozinoğlu ve onu kurtaran ve sorgulayan Perinçek istihbaratçılarından biri olan Hasan Atilla Uğur aynı koğuşta buluşuyor
Yıl 2011: O koğuştan Öcalan’ı öldürmeye giden Kozinoğlu’nun ölüsü çıkıyor. Şüpheli Hasan Atilla Uğur
Yıl 2026: Öcalan o hapisten çıkıyor, onun çıkışını halktan saklamak için Kozinoğlu’nun mezarı açılıyor cesedi Öcalan gündemine sütre yapılıyor
Bu Öcalan kim? Bu ne Öcalan aşkı arkadaş?
Kulaklarıma inanamadım Barış Pehlivan ve Soner Yalçın Kaşif Kozioğlu’nun ismini ilk defa “2011’de Odatv soruşturmasıyla duyduk” demişler.
Bu manşet atıldığında Soner Yalçın Aydındınlık’da idi. Barış da onun çırağı.
Oysa Kozinığlu ile ilgili o kadar haber yapıldı ki. Haberlerin çoğunu da Aydınlık veya Adınlıkçılar yaptı.
Alaaddin çalıcı dosyasında,
Murat Bozlak’ın öldürülmesi dosyasında
Sahte diploma dosyasında hep adı yazıldı.
BANU AVAR YAZMIŞ....
KİM BU KADIN?..
● Bu kadına iyi bakın. Kim olduğunu biliyor musunuz?
Bu kadın Fatima Gülham Abushanab. Merve Kavakçı'nın kızı. Annesi gibi Amerikan vatandaşı. Orada büyüdü, orada okudu.
Onun gibi yüzlerce AKP'li varken, ondan çok daha tecrübeli onlarca çevirmen varken, Erdoğan'ın yanında "çevirmen!!!" olarak niçin o var? Nasıl oldu da, o görevi aldı?
● Annesi geçmişte mecliste başına gelenleri hiç bir zaman unutmadı. Kin ve intikam hırsı ile yaşadı. Bu hırs öyle büyüktü ki, kız kardeşinin Malezya Büyükelçisi olarak atanmasını sağladı. Kardeşi de Amerikan vatandaşıydı.
Yetmedi.
Kızını yâni fotoğraftaki kadını kullanarak lâik Cumhûriyete karşı hissettiği nefreti ve intikam düşüncesini hayâta geçirdi.
Nasıl mı?
Kendisi on yıllardır CIA adına çalışıyor muhteremler!
Bu kızı Erdoğan'ın yanına oturtup, kapalı kapılar ardında ve tüm olan biten hakkında ilk ağızdan istihbârat almak isteyenler ABD Başkanı Joe Biden ve CIA Kâbil Bürosu Şefi Graham Fuller.
Bu kadının Erdoğan ve Biden görüşmesinden hemen sonra, bir anda belirivermesi dikkatinizi çekmedi mi? Biden ve Erdoğan görüşmesinde, bu genç kadından başka hiç kimse bulunmaması dikkatinizi çekmedi mi? Dış İşleri Bakanlığı'ndan tek bir yetkili olmaması dikkatinizi çekmedi mi?
Gelen eleştiriler karşısında, Erdoğan'ın sinirlenerek, sözde çevirmen olan bu genç kadın ile ilgili "Tercümanım kadar taş düşsün başınıza" deyip onu koruması dikkatinizi çekmedi mi?
● Amaç?
● Erdoğan, Hakan Fidan ve Hulûsi Akar bu Gülham denilen genç Amerikan vatandaşı kadından çok korkuyorlar.
Çünkü o, cebinde hepsinin çok önceden kırılmış kalemleri ile dolaşıyor.
Çok yakında bunu göreceksiniz.
#AviTod
#EliadGadot
#BanuAvar @AvarBanu
*********
Not: Her şeyi iyi anlayın, iyi hatırlayın diye yapılıyor bu paylaşımlar. UNUTMAYIN!..
Halk TV ve Sözcü TV’yi kınıyorum. Günlerdir yargısız infaza tabi tutulan Süleymancı cemaatinin aleyhine yayın yapıyorsunuz. AKP medyasından ne farkınız var. Üstelik bu insanlara yapılan zulmün AKP’ye oy vermedikleri, İmamoğlu’nu destekledikleri için olduğunu bilmeyen mi var!
Siz bari hukuka, masumiyet karinesine ve insan haklarına biraz saygılı olun.
Yaşlısından gencine hapiste birçok hasta var. Kimi kanser, kimi MS, kimi böbreğini kaybetmek üzere. Hasta tutukluları serbest bırakın!
KHK'lı öğrt. Asuman Birinci
KHK'lı öğrt. Nermin Varol
Abdullah Tırpan
Erol Şengök,
KHK'lı katip Mehmet Parlak
KHK'lı Mehmet Gürler,
KHK'lı Mustafa Özcan Çay
İbrahim Halil Al
HastaMahpusa SesOl
Hulusi Akar ve Abidin Ünal Akıncı'da gizlice görüştü!
Her ikisin de korumaları ayrıntılarıyla anlatıyor.
Sözde esirler #15Temmuz gecesi randevulaşıp bir kamelyada buluşuyor!
https://t.co/BoxVC3y2RO
Bunu istemek zorundayım. X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmem için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır. Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Haksızlık ve Hukuksuzluk Karşısında Sessiz Kalmanın Bedeli!
Yaklaşık 300 bin insan KHK’larla ihraç edilirken; yüzlercesi intihar etmiş, binlercesi ağır stresin ve yıkımın yol açtığı hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalmış birçoğu hayatını kaybetmişken, toplumun büyük bir bölümü bu haksızlık ve hukuksuzluk karşısında sessizliğe bürünmüşken...
Daha önce bu topraklarda haksızlık, hukuksuzluk olmadı mı?
Elbette oldu.
Ama böylesi yaşanmadı.
Mesele mağdur edilen insanların yaşadığı acı değildir. Asıl büyük tehlike, hukuksuzluğun sıradanlaşması ve vicdanların buna alışmasıdır.
“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” anlayışı, bir toplumun ahlâkî çöküşünün en açık göstergelerinden biridir. Adalet, yalnızca kendimize yapıldığında savunulacak bir değer değildir.
Başkasının hakkı çiğnenirken susan, kendi hakkının çiğnenmesi için de zemin hazırlamış olur. Bugün başkasına yapılan haksızlığı alkışlayan veya görmezden gelenler, yarın aynı haksızlığın mağduru olduklarında ve adalet talep ettiklerinde, kendilerini savunacak güçlü bir vicdan bulamayacaklar.
Örnek çok...
Karamsarlık değil bu söylediklerim. Mevcut durumun tahlili.
Bir toplum hukuksuzluk karşısında, "susma hakkımıı kullanıyorum" diyorsa sadece mağdurlar kaybetmez; topyekûn ülke kaybeder.
Kaybeden, ülke olur; değerli insanlar olur. Bu ülke hepimizin. Yaşanabilir bir ülke hayâli kurmak ve onu gerçeğe dönüştürmek için el birliğiyle çalışmamız gerekiyor.
Bunu yapmak zor olmasa gerek.
Devletin yargı gücü sistematik bir şekilde kötüye kullanılarak sebebiyet verilen mağduriyetler karşısında, kurumsal direniş yöntemlerini belirleyecek ve bu direnişe öncülük edecek olan, Barolardır ve özellikle Türkiye Barolar Birliği’dir!
“Ben Mehmet Baransu. 10 yıldır özgürlüğümden mahrumum. Ama bilin ki burada bulunmamın nedeni, işlediğim herhangi bir suç değil, gerçekleri haber yapmamdır.”
Silivride İnsanlıkAyıbı
Süleymanlılar belge kırpmayı Berat Albayrak'tan öğrenmeliydi!
Yerli ve Çin malı evrak öğütme makinaları verimsizmiş!
CHP İstabul para sayma haberlerinde ürkek @halktvcomtr sıra #Süleymancılar'a gelince saray tetikçisi olmuş!