İyi uykular 💤
"Ümmetin"ın izzeti ve şerefini ayaklar altına alıyor!
4 bini çocuk olmak üzere tam 12.000 müslüman, bir avuç işgalci tarafından 2 milyar müslümanın (!) gözünün içine baka baka idama gönderiliyor.
Bu sessiz kitle helâkı hakediyor !
Katil İsrail resmen umursamaz bir edayla ve bizlere; “siz kimsiniz ki sizden çekinelim kardeşlerinizi gözlerinizin önünde idam da ederiz” edasıyla suç işlemeye devam ediyor ama müslüman devletler hala bir şey yapamıyor.
Nereye kadar bu ölü halimiz?!
Nereye………?
Usûlün Kaybı, Üslûbun Yarası: Kazanmak mı, Kaybetmek mi?
Dediklerimi, hususi bir hadisenin değil, mazide cereyan etmiş nice ihtilafların umumi tablosuna kıyas ederek okumanızı rica ederim. Zira konular değişir, zaman değişir; fakat usûl ve üslup değişmez. Benim burada beyânım da mevzular hakkında değil, usul ve üslup üzerinedir.
Evvelen: Esasata taalluk eden öyle meseleler vardır ki tartışmaya açık değildir; nasslar sâbittir. Ancak tatbik ve usûl hususunda izaha ihtiyaç duyulur. Bu izahı da asırlardır fıkıh kitaplarımız derin bir vukufla yapmış, ittifak ettikleri noktaları da, ihtilaf ettikleri mevzuları da tafsilatlı şekilde beyan etmişlerdir.
Sâniyen: Kimi kardeşlerimizin kıymetli çalışmaları vardır ve bu çalışmalar elbette desteklenmelidir. Lâkin onlar da bizim gibi nefis sahibidirler. Sertlik, çatışma ve kırıcı üslup ile bir insandan hayırlı bir netice almak çoğu kez mümkün değildir. Herkesten bir derviş tahammülü beklemek de makul değildir.
Bir insan kazanılmak isteniyorsa, evvela yanına gidilir; şefkat, muhabbet ve kardeşlik duygusu ile îkaz edilir. Nice kardeşimizin böyle bir üsluba bigâne kalacağını sanmam; çoğu samimi karşılık verir. Böylece ihtilafa medar meseleler suhuletle tavzih edilmiş olur.
Fakat üsluptaki hatalar, karşı tarafı üslup hatasından çıkarıp maksadda hataya sürükler. Bunu hepimiz yaşadık, gördük.
Hele ki sosyal medya gibi fitnenin fevkalâde hızlı yayılabildiği bir zeminde. Allah Teâlâ hepimizi muhafaza eylesin.
İkaz ederken mümkün mertebe kırıcı üsluptan sakınmak gerekir. Hele ki fetret devrini andıran, bu kadar sarsıntılı bir zamanın içindeyken… Zira kırıcı bir dil, bir yarayı tedavi etmek yerine, daha da derinleştirir. Buna mukabil mutedil ve vakarlı bir hitap, aynı meselede gayet faydalı olur.
“Kisve-i İslâmiye’ye üzere değilsin” demek ne kadar ağır ise, “Sarığınız ve cübbeniz olmasa sizi kim dinler?” sözü de o derece inciticidir. Nice kardeşimizin sîreti gibi sûreti de güzeldir; ister takke ister takım elbise ile konuşsunlar, elbette dinlenirler; hattâ belki daha fazla dinlenirler. Yeter ki polemik diliyle değil, ilmî bir vakarla konuşulsun. Tetebbuuatı olduğu da aşikâr ise, ona müştak gönüller etrafında pervane gibi dönerler.
Ancak sosyal medyada sert çıkışlar yapan bazı kardeşlerimizin de niyetinin hâlis olduğuna inanıyorum. Onların linç edilmesini doğru bulmam; içlerinde iyi niyetli olanlar elbette vardır. Fakat onların da üsluplarında ciddi hatalar görüyorum. Onlar da bu bakımdan tedaviye muhtaç hastalar hükmündedir; tıpkı bizim de nice hususta tedaviye muhtaç olduğumuz gibi. Kendi üslubumda dahi nice zaman hatalar gördüğümü itiraf ederim.
Mesele şudur: Biz kazanmak mı istiyoruz, kaybetmek mi?
Evet, doğru bildiğimiz esasları savunmalı, anlatmalıyız. Fakat bunu mutedil, yapıcı ve kazanmaya yönelik bir üslupla yapmalıyız. Bir hastaya nasıl merhamet ve incelikle yaklaşılması gerekiyorsa, insaf ve basiret de öyle yaklaşmayı emreder. Kimi yerlerde o hasta, biz olabiliriz; kimi yerlerde de karşımızdaki.
Eğer meselemiz tedavi değil de “vur, kellesini al gitsin” tavrı ise, bu bize kaybettirir ve nitekim kaybettiriyor.
Dostları düşman kılmak, yârı ağyâr hâline getirmek hüner değildir
Netice olarak ben diplomasiden yanayım
Bazı kardeşlerimiz, “falanca ve filanca mevzuda niçin diplomasi yapmıyorsun?” diyebilir. Çünkü bazı vakıalar diplomasinin çoktan ötesine geçmiş, zararı umumî hale gelmiştir. Kimi virüsler vardır ki tehlikesi zahir olmuş, bedeni sarmaya başlamıştır
Bazı uzuvlar tedaviye cevap vermez; o noktada kesip atmak gerekir ki virüs bütün bedeni ifsat etmesin.
Fakat ümit varsa, hizmet varsa, orada kırmamak, yıkmamak, ıslaha yönelmek gerekir
Öyleyse: İtidal ve şefkat üzere kucaklaşalım.
Hakta itikadda sebat edelim. Amelde kusurlarımız olsa bile niyet ve idrakimiz istikamet üzere olsun
﴿فَإِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُوا حَكَمًا مِنْ أَهْلِهِ وَحَكَمًا مِنْ أَهْلِهَا ۚ إِنْ يُرِيدَا إِصْلَاحًا يُوَفِّقِ اللّٰهُ بَيْنَهُمَا ۗ إِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلِيمًا خَبِيرًا﴾
Allah’ım,
Sudan’daki kardeşlerimizi koru.
Onlara her sıkıntıdan bir ferahlık,
her darlıktan bir çıkış,
her beladan afiyet nasip eyle.
Korkularını güvene,
açlıklarını tokluğa,
hastalıklarını şifaya,
zayıflıklarını güce çevir.
Dertlerini tez zamanda gider,
birlik ve beraberliklerini daim eyle.
Allah’ım,
onları her türlü bela ve fitneden muhafaza eyle.
Sudan’ı ve halkını rahmetinle,
merhametinle kuşat,
ey merhametlilerin en merhametlisi!
İntiharın eşiğine gelmiş bir kardeşimle görüştüm birebir. Gençlerin kafalarındaki soruları cevaplayan hizmetimizden sosyal medya aracılığı ile haberdar olmuş.
Epey müspet bir noktaya geldik.
Bu tarz hizmetleri yayarak destek vermeniz çok şeylere vesile oluyor...
Yayalım!!
Ğazze’nin biraz olsun rahatlamasına sevinmek bizi rehâvete sevketmesin. Orada çok büyük zulüm olduğu gibi Doğu Türkistan’da da Müslümanlar Çin gavuru tarafından büyük bir zulüm altında inim inim inliyor, evlerine Çinliler yerleştiriliyor, kadınları, kızları kamplara götürülüp tecâvüzlere uğratılıyor, misli görülmemiş zulüm uygulanıyor.
Bundan dolayı: "Müslümanların derdiyle dertlenmeyen onlardan olamaz" Hadîs-i Şerîfinin fehvâsınca Doğu Türkistan’ın kurtuluşu için de aynı dert ve tasayı taşıyıp elimizden geleni yapmalıyız.
Allâh-u Teâlâ onları da bir an önce halâs eyleyip özgürce vatanlarında İslâm'ı yaşamalarını nasîb eylesin. Âmîn!
#FreeTurkistan
Öyle ümit ediyorum ki;
Ayasofya’yı açan nice zincirleri kıran @RTErdogan’a, Gazze ve Kudüs’ün hürriyeti de nasip olacak inşallah.
-Kendi iç dünyasında- bu hayattaki son amelini de bunu başarmak olduğuna dair bir inancım var.
Allah muvaffak eylesin, tuzaklardan korusun.
🔴 İsrail ablukasını tarihte kıran ilk adam,
Kaptan Muhammed Küçük.
Geminin elektrik ve telsiz sistemini kapatarak, geminin takibini engelleyerek Mikado Gemisi’yle Gazze karasularına girmeyi başardı.
İsrail Gazze sahilinde gözaltına alabildi.
İşgalci İsrail militanları Sumud Filosu'nu kuşattı !
Nehirden Denize Özgür Filistin olana kadar mücadeleye devam !
Benim Gündemim Sumud
#MyAgendaSumud#FreePalestine
Gazze’deki ailelerimiz büyük umut ve sabırla sizi bekliyor. Sumud Filosu, daha güçlü ve kararlı olun; çünkü siz zulme karşı direnişin ve gücün sembolüsünüz.
#AllEyesOnSumud#AllEyesOnGaza#GlobalSumudFilosu
Paylaşarak hayra vesile olun 👇
Kassam Tugayları: Gazze Halkı İçin Ferahlık Duasına Çağrı!
- 25 Eylül (Bugün)
- Cami ve meydanlarda yatsı namazının ardından cemaatle iki rekat namaz kılınacak ve dua edilecek.
Ey İslam Ümmeti!
Gazze’nin vakar sahibi, iffetli, asil Müslüman kadınları;
geceleri sokak köşelerinde geçiriyor…
Ne başlarını sokacak bir çatı!
ne örtünecek bir perde!
ne de karınlarını doyuracak bir lokma ekmekleri var!!!
Mahremiyetleri ayaklar altına alınmış!insanlıkları görmezden gelinmiş!
Bu manzara yüreğinizi sızlatmıyor mu?
Bu sessizlik size yakışıyor mu?..
Sayın @HakanFidan
Sayın @TC_Disisleri yetkilileri ve değerli yardımseverler,
Mustafa şu anda Gazze'de yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor. Onun bir an önce Türkiye'ye getirilip tedavi görmesi için desteğinize, yardımınıza ihtiyacımız var.
Mustafa’nın bana her zaman söylediği bir cümle yüreğimi parçalıyor:
“Eğer şehit olursam, amca, ne olur üzerime Türk bayrağını koysunlar.”
Biz bu topraklarda çok şehit verdik…
Ama artık Mustafa’yı kaybetmek istemiyoruz.
Lütfen sesimizi duyun, Mustafa'nın yaşama tutunmasına yardımcı olun.
Saygılarımızla.
0532 300 87 14
0530 361 50 91