@yusufkarakuus@Dogtas Maalesef biz de benzer durumdan mağduruz. kurumsal diye tercih ettik hikaye imiş doğtaş mobilya pişmanlıktır her fırsatta ve her yerde dile getireceğim @Dogtas
Bir toplum bir gecede çökmez… Önce fark edilmesi zor çatlaklar oluşur. Sonra o çatlaklar büyür ve bir gün herkes Ne oldu da bu hale geldik? diye birbirine bakar.
İbn Haldun bundan yaklaşık altı yüz yıl önce bunun cevabını vermişti. Ona göre bir toplumun çöküşü dışarıdan başlamaz, içeriden başlar.
Adalet herkese eşit uygulanmıyorsa… Liyakatin yerini torpil almışsa… Üreten değil, fırsatını bulan kazanıyorsa… Çalışmak yerine kısa yoldan zengin olma hayalleri çoğalmışsa… Devlet israfa alışmış, halk geçim derdine düşmüşse… Dürüst insanlar geri planda kalırken menfaat peşinde koşanlar öne çıkıyorsa… İnsanlar artık birbirine güvenmiyorsa… Ahlak ve vicdan zayıflamışsa… Birlik duygusu parçalanmış, herkes sadece kendi çıkarını düşünmeye başlamışsa… Ve en önemlisi, yapılan yanlışlar normalleşmiş, kimse hatadan ders çıkarmıyorsa…
İşte İbn Haldun der ki bir medeniyetin asıl çöküşü o gün başlamıştır.
Tarih bize şunu öğretiyor Hiçbir devlet önce duvarlarını kaybetmez. Önce adaletini kaybeder. Hiçbir millet önce toprağını kaybetmez. Önce birbirine olan güvenini kaybeder. Bir binayı ayakta tutan sadece taşı değildir, harcıdır. Toplumun harcı da adalet, emek, ahlak ve vicdandır. Harç dağıldığında, en sağlam görünen duvarlar bile bir gün sessizce çöker. Medeniyetleri yıkan fırtınalar değil, görmezden gelinen küçük çatlaklardır.
Evlenirsen pişman olursun. Evlenmezsen de pişman olursun. Çocuk yapsan da yapmasan da pişman olursun. Kierkegaard bunu 200 yıl önce şöyle söylemiştir:
"Neyi seçersen seç pişman olursun. Çünkü sorun tercihlerinde değil yaşanmamış bir hayatı romantize etmendir. İnsan her daim gidilmemiş bir yolu cazibeli ve gizemli bulur. Bu yüzden mesele en doğru seçimi yapman değil. Hangi pişmanlıkla yaşayacağını seçip karar vermendir."
Sen neye karar verdin?
JÜPİTER ASLANDA BALIK İÇİN 12 YILLIK TÜKENMİŞLİK DÖNGÜSÜ BİTİYOR, HAYAT ARTIK BEDENİNDEN KONUŞACAK
30 Haziran 2026 ile 26 Temmuz 2027 arasında Jüpiter Aslan burcuna geçtiğinde Balık ve yükselen Balıkların 6. evini çalıştıracak. Burası sadece iş değildir burası insanın her sabah uyandığında içine düştüğü hayatın evidir. Günlük düzen, beden, sağlık, çalışma temposu, emek, mecburiyetler, başkasına hizmet ederken kendinden eksiltmek, sürekli yetişmek zorunda kalmak… Yani Balık için bu geçiş şunu soracak Sen gerçekten yaşıyor musun, yoksa sadece yetişmeye mi çalışıyorsun?
Balık son 12 yılda en çok burada yoruldu. Birçok Balık büyük büyük olaylardan değil, küçük küçük biriken yüklerden çöktü. Her gün bir şey yetişti. Her gün birine cevap verildi. Her gün bir sorun çözüldü. Her gün bir şey idare edildi. Ama Balık kendi hayatını toparlamaya sıra gelince hep erteledi. İşte asıl kırılma burada.
2018 sonrası Balık için perde yavaş yavaş açıldı. İyi niyetinin karşılık bulmadığı yerleri gördü. Ne kadar verdiğini ama ne kadar az beslendiğini fark etti. Kimi işte emeğinin görünmediğini yaşadı, kimi ilişkide bakım veren tarafa döndü, kimi aile içinde herkesin yükünü sessizce taşıdı. Ama en büyük mesele şuydu Balık yorulduğunu bile geç fark etti.
2020 2021 arası birçok Balık için bedensel ve ruhsal yorgunluk arttı. Uyku düzeni, bağışıklık, mide, sinir sistemi, halsizlik, isteksizlik, kafa doluluğu, dalgınlık, kaçış isteği… Beden aslında çoktan konuşmaya başlamıştı. Ama Balık yine de sustu. Çünkü bir şeyler aksamasın diye kendini aksattı.
2023 burada çok büyük eşikti. Satürn Balık burcuna gelince hayal bitti, gerçek başladı. Balık ilk kez kendine dışarıdan baktı. Ben herkesi anlıyorum ama beni kim anlıyor? Ben herkese koşuyorum ama bana kim geliyor? Ben bu kadar idare ediyorum ama benim hayatım nereye gidiyor? İşte 2023 Balığın romantik sabrını kırdı.
2024 ve 2025 ise uyanışın en net olduğu dönemdi. Balık artık sadece yorulmadığını, yanlış yerde yorulduğunu gördü. Bazıları aynı insanlara yıllarca aynı desteği verdiğini ama onların hiç değişmediğini fark etti. Bazıları ilişkisinde sevgi değil bağımlılık taşıdığını anladı. Bazıları işinde çok çalıştığını ama karşılığında sadece daha fazla yük aldığını gördü. Bazıları da artık bedeninin verdiği sinyalleri görmezden gelemedi.
Şimdi Jüpiter Aslan geliyor ve Balığın 6. evinde şunu büyütecek düzen kurarsan hayat toparlanır, düzen kurmazsan dağınıklık büyür. 2026 sonbaharından itibaren çalışma koşulları, günlük tempo, sağlık rutini, beslenme, beden, iş yükü, emek karşılığı, zaman yönetimi ve hizmet ettiği alanlar büyüyecek. Bazı Balıklar işinde daha fazla sorumluluk alacak ama bu kez karşılığını isteyecek. Bazıları çalışma şeklini değiştirecek. Bazıları eski düzeni bırakıp daha sağlıklı, daha planlı, daha kendini tüketmeyen bir hayat kurmaya başlayacak.
Aşk tarafında da mesele şu olacak Ben bu ilişkide seviliyor muyum, yoksa ihtiyaç duyuluyor muyum? Çünkü Balık bazen sevgiyi merhametle karıştırır. Bazen kalmak aşk değildir birini bırakınca kötü olacak sanmaktır. 2026 2027 bu ayrımı çok net yaptıracak.
Maddi tarafta emek büyür, iş büyür, üretim büyür ama aynı zamanda yük de büyür. O yüzden Balık bu dönemde her gelen işi, her gelen sorumluluğu, her isteyen insanı kabul etmeyecek. Çünkü bu geçişin en büyük dersi şu emeğin kadar sınırın da olacak.
Meryem der ki Balık bu yıl herkesi kurtardığı yerden değil, kendini tüketmediği yerden büyüyecek.
2027 yazına geldiğinde birçok Balık şunu anlayacak Benim hayatımı yoran kader değildi, sınır koymadığım düzenlerdi. Şimdi o düzen değişmek zorunda.
Sizin için şifa bu yıl daha çok dayanmakta değil, artık kendini eksilten yere dönmemekte saklı. Hayrınıza olsun 🌹
25 Nisan Gelişin Niyeti🤲
Bismillah…
Ya Vedud, Ya Vehhab, Ya Muğni, Ya Kafi, Ya Şafi, Ya Selam…
Rabbim…
25 Nisan ile birlikte hayatıma geleni hayırla, kolaylıkla ve güzellikle indir.
Gelişi ağır değil, lütufla olsun… yormadan, güç vererek yerleşsin.
Geçmişten bugüne taşıdığım tüm toksitleri, içime sinmiş negatif izleri şimdi senin rahmetine bırakıyorum.
Hangi yılda ne yaşandıysa, hangi iz kaldıysa… hepsi çözülmüş, arınmış ve tamamlanmış olsun.
Kökten gelen döngüler, aileden taşınan yükler ve tekrar eden sınavlar artık son bulsun.
Beni aynı yerlere çeken bağlar çözülsün, yeni olan temiz bir yerden doğsun.
Ya Vehhab…
Yeni kapılarımı aç, gelişleri karşılıksız güzelliklerle doldur.
Ya Muğni…
Maddi ve manevi alanlarımı genişlet, eksikliği bolluğa çevir.
Ya Kafi…
Bana yet, beni sana muhtaç olmaktan başka hiçbir şeye muhtaç etme.
Ya Vedud…
Kalbime sevgi ve huzur yerleştir, gelen her şeyi yumuşaklıkla karşılayayım.
Ya Şafi…
Gelişle birlikte şifayı indir, bedenime ve ruhuma iyi gelsin.
Ya Selam…
Hayatıma sükûnet ver, gelen her şey huzurla yerini bulsun.
Ve artık…
25 Nisan ile birlikte gelen neyse, yük değil hafiflik getirsin.
Kalbime ferahlık, yoluma açıklık olsun.
Amin.🌹🤲
Elon Musk Bazı sözler vardır… söylendiği anda tam anlaşılmaz.
Ama zaman geçtikçe, yaşananların içinde anlamını bulur.
Yıllar önce dile getirilen uyarılar…
o gün için fazla uzak, fazla abartı gibi görünürdü.
Bugün ise aynı cümleler, yaşananların içinde farklı bir yerden okunuyor.
Çünkü zaman, sadece ilerlemez…
aynı zamanda açar.
O gün bir ihtimal gibi duran şeyler,
bugün bir hali anlatıyor.
İnsanlık hızlandı. Bilgi arttı. Bağlantılar çoğaldı. Ama bir şey eksildi.
Dinginlik. Derinlik. Kendini duyabilme hali.
Ve insan fark etmeden…
dış akışın içinde sürüklenmeye başladı.
Ezoterik bakış şunu söyler Her çağın bir imtihanı vardır. Bu çağın imtihanı ise…
dağılmadan kalabilmek.
Algılar çoğaldıkça hakikat sadeleşmez, parçalanır.
Parçalanan hakikat ise…
insanı meşgul eder ama uyandırmaz.
İşte yıllar önce söylenenlerin bugünkü karşılığı tam da burada
Mesele görünen değil…
görünmeyen etki Mesele bilgi değil…
bilginin insanı nereye götürdüğü.
Mesele hız değil…
o hızın içinde insanın neyi kaybettiği.
Ve şimdi…
o sözler birer cümle olmaktan çıkıyor,
yaşanan bir gerçekliğe dönüşüyor.
Anlayabilen için işaretler hep vardı.
Sadece zaman… onları görünür kıldı.
Allah sonumuzu hayretsin.