TRT tabii'de yayınlanan "Oyunbozan: Millî Kod" belgeseli, Türkiye'nin yazılım bağımsızlığını ve millî kod üretme iradesini anlatıyor. Ancak belgeselin en büyük zafiyeti, bu hikâyenin gerçek başlangıç noktasını neredeyse tamamen görmezden gelmesidir.
Bir belgeselin eksik kalması doğaldır; ancak konusu doğrudan "Millî Kod" olan bir yapımın, Türkiye'de askerî alanda millî yazılım devrimini başlatan kurumu ve insanları anmaması tarihî açıdan ciddi bir boşluktur.
Türkiye'de millî savunma yazılımı hikâyesi ne 2004'te başlamıştır ne de ilk örneklerini insansız sistemlerde vermiştir. Bu hikâyenin gerçek başlangıcı, 1975 yılında Kıbrıs Barış Harekatı sonrası Gölcük Tersanesi'nde kurulan 160 APGE Müdürlüğü ile atılmış, ardından SAPAN, Uzun Ufuk, K5, YAZGEM, ARMERKOM ve nihayet GENESIS projeleriyle olgunlaşmıştır. Bugün ADVENT'e, MİLGEM'e ve ağ destekli harekât mimarisine uzanan bütün teknolojik zincirin ilk halkaları işte bu dönemde döşenmiştir.
Belgeselde MİLGEM'den uzun uzun söz ediliyor. Ancak MİLGEM'i yalnızca çelikten inşa edilmiş bir gemi gibi anlatmak büyük bir eksikliktir. Çünkü bir savaş gemisini savaş gemisi yapan çeliği değil, sensörlerini, silahlarını ve komuta-kontrol mimarisini bir araya getiren savaş yönetim yazılımıdır.
Bu nedenle MİLGEM'in gerçek doğumu, sadece kızağa ilk sacın konulmasıyla değil, yıllar önce Deniz Kuvvetleri mühendislerinin savaş yönetim sistemlerinin kaynak kodlarını çözmeye, kendi yazılımlarını geliştirmeye ve yabancı firmalara bağımlılığı kırmaya karar vermeleriyle başlamıştır. Bu tarih anlatılmadan MİLGEM'in hikâyesi eksik kalır.
1990'lı yıllarda kurulan YAZGEM (Yazılım Geliştirme Merkezi), Deniz Kuvvetleri tarihinde bir dönüm noktasıdır. 16.Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Vural Bayazıt tarafından bizzat direktif verilerek Hollanda'da HSA (Sonradan Thales) Firmasında ileri yazılım eğitimi alan genç denizci mühendis subaylarımız, ilk kez savaş yönetim sistemlerinin yazılımına müdahale edebilecek seviyeye ulaşmış, yabancı firmaların dahi tespit edemediği yazılım hatalarını ortaya koymuş, ardından K5 komuta kontrol konsollarını, Link-11 projelerini, Savaş Harekât Merkezi simülatörlerini ve daha sonra GENESIS'e dönüşecek yazılım altyapısını geliştirmişlerdir. Türkiye'nin ilk gerçek askerî yazılım ekosistemi burada doğmuştur.
Belgesel "millî kod" derken aslında Türkiye'nin bu alandaki ilk büyük başarısını anlatması gerekirken, GENESIS adını bir kez bile anmıyor. Oysa GENESIS sadece bir bilgisayar programı değildir. GENESIS, Türkiye'nin ilk millî savaş yönetim sistemi; yabancı kaynak kodlarına bağımlılığı kıran, gemi üzerindeki sensörleri, silahları ve komuta-kontrol sistemini tek bir millî mimari altında birleştiren stratejik bir devrimdir. Daha da önemlisi GENESIS, daha sonra geliştirilecek ADVENT savaş yönetim sisteminin ve MİLGEM'in dijital omurgasının temelini oluşturmuştur. Türkiye'nin "millî kod" hikâyesi anlatılacaksa, bunun merkezinde GENESIS olmak zorundadır.
Belgeselde ayrıca bu dönüşümün fikir babaları ve kurumsal öncüleri de görünmez hâle getirilmiştir. 16. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Vural Bayazıt, daha 1994 yılında MİLGEM fikrini devlet politikası hâline getirmek için Başbakanlığa resmî yazı yazan komutandır.
MİLGEM'i teoriden pratiğe geçiren ve başaran 20.Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, MİLGEM'in gerçek anlamda ancak millî savaş yönetim sistemi, millî sensörler, milli silahlar ve millî yazılım geliştirildiğinde başarıya ulaşacağını yıllar öncesinden ortaya koymuş, YAZGEM ve daha sonra ARMERKOM projelerine güçlü destek vermiştir.
Bunlar yalnızca idari kararlar değil, Türkiye'nin teknoloji bağımsızlığına yön veren stratejik tercihlerdir.
Fakat en büyük eksiklik belki de isimleri hiç bilinmeyen Deniz Kuvvetlerinin Bahriye Mektebi mezunu onlarca mühendisidir. Yurt içi ve dışında en seçkin üniversitelerde öğrenim gören ve temelden muharip subay olan bu beyin takımı olmasa milli koddan bahsedemezdik.
Bugün herkes MİLGEM'in, ADVENT'in ve millî yazılımların başarısından söz ediyor. Oysa bu başarının temeli, Gölcük'te YAZGEM'de daha sonra ARMERKOM'da çalışan, gecelerini milyonlarca satırlık kaynak kodlarının başında geçiren, yabancı sistemleri satır satır inceleyen, gerektiğinde dünyanın en büyük savunma şirketlerinin yazılım hatalarını düzeltecek seviyeye ulaşan denizci mühendislerin emeğidir.
Onlar olmadan ne GENESIS doğabilirdi ne ARMERKOM kurulabilirdi ne de bugün "millî kod" diye övündüğümüz ekosistem ortaya çıkabilirdi.
Kısacası, "Millî Kod" belgeseli önemli bir konuya dikkat çekiyor, ancak millî yazılımın gerçek tarihini anlatmıyor, geçmişin bu süreçteki en önemli olaylarına vefa göstermiyor.
Türkiye'nin savunma yazılımı devrimi, 1975'te Gölück Tersanesinde APGE ile başlayan, YAZGEM'de şekillenen, K5 ile olgunlaşan, GENESIS ile dünyaya örnek olan ve ARMERKOM üzerinden MİLGEM ile ADVENT'e uzanan uzun bir kurumsal yürüyüştür. Bu yürüyüşün mimarlarını, mühendislerini ve komutanlarını anlatmadan yazılan bir "Millî Kod" hikâyesi, ne kadar iyi niyetli olursa olsun, tarihî bakımdan eksik kalır.
Olur da belgeseli yapanlar ve katkı sağlayanlar bir daha TRT için belgesel yaparlarsa önce Merhum Ormairal Özden Örnek'in MİLGEM'in Hikayesi kitabını okusunlar.
Zamanları yoksa aşağıdaki Substack makalemi okumalarını tavsiye ederim. O zaman Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Donanmasının nasıl yükselerek bugünlere geldiğini daha iyi anlarlar.
https://t.co/1N2hc18GqY
Akıllı ve vicdanlı her bir insan evladı için bir tiksinti objesi durumuna gelen bu ve bunun gibi yaratıklar, açık sözlü davranarak “monarşi”nin başka ülkelerde işlerine gelen tek yönetim biçimi olduğunu söylerken bunların “demokrasi” getirdiğini yutturmaya çabalayanlar ne kadar şerefsizdir! Bunun yurdumuzdan defedilmediği her gün bize büyük ızdıraptır, derttir!
Şu ülkedeki tek sorun İmamoğlu’nun hapisten çıkıp iktidara gelmesiymiş, öyle mi?
Yok bir de PKK iltisaklı isimlerin derhal serbest bırakılmasıymış, öyle mi? Böylece bütün dertler bitecek ve 'her şey çok güzel olacak!' (Ey Aziz millet)
Bu kadar sığ, bu kadar çaresiz bir bakış açısı olmaz kardeşim! Kaldı ki, bir toplumu tek ve “mutlak bir kurtarıcı” lider figürüne mahkûm eden zihniyetten ne demokrasi doğar ne de gerçek bir aydınlık.
Bir kere de çıkıp, "Türk milleti, ben olayım veya olmayayım, aydınlığa giden yolu öyle ya da böyle tekrar inşa edecektir!" diyemiyor musunuz?
Ha pardon, diyemiyorsunuz... Sahi, siz daha "Türk milleti" bile diyemiyorsunuz!
Bunca ihanetin, teslimiyetin, dış baskıya boyun eğişin ortasında; ihanete paydaş, bu topraklarda ve çevresinde kurgulanan her türlü oyuna yoldaş olmuşsunuz.
Siz hangi aydınlıktan bahsediyorsunuz? Sizin bu karanlık, zorba ve gerici iktidardan farkınız ne? Ve o aydınlık acaba nasıl sağlanacak? Karanlıktan aydınlığa geçiş, bugün mağdur görünenlerin iktidara gelmesiyle sağlanmış mı olacak?
Hayır!
Ne zaman ki, Türk milleti kendi iradesine, kendi egemenliğine sahip çıkacak, işte o zaman!
Ne zaman ki, Yüreği vatan sevgisiyle yanan yeni kuşaklar, Atasını ve onun kurduğu Cumhuriyet düşüncesini derinlemesine kavrayacak, iste o zaman!
Ve ne zaman ki, Türk ulusu, Türk Devrimini ve Cumhuriyet değerlerini yeniden diriltecek, işte o zaman, bir kez daha aydınlığa kavuşacaktır.
Sonuna kadar da inanıyorum ki;
Türk ulusunun evlatları, canı pahasına da olsa, bu ülkenin geleceğini teslim etmeyecektir! Gericiliğe, bölücülüğe, kendi davasını kavrayamamış ya da ihanet içindeki kaytak kadrolara ve emperyalizme karşı, Cumhuriyeti yaşatacak ve yeniden yükseltecektir!
Yeniden tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti! 🇹🇷
#HainsizTürkiye
Devlet Bahçeli‘ye açık soru:
Yeri geldiğinde ABD’ye, yeri geldiğinde AB’ye, yeri geldiğinde İsrail’e, Çin ve Rusya’ya meydan okuyabilen Devlet Bahçeli, büyük bir istikrar ile ve büyük bir motivasyonla PKK’ya ve onun “güzide kurucu önderine” yalvarmaya ve bu terör örgütünü güzellemeye niçin devam etmektedir?
Tüm dünyaya meydan okuyan Bahçeli’nin, Türk milleti ve Türk devletini PKK terör örgütü karşısında boyun eğdirtmeye çalışan iradesinin kaynağı ve motivasyonu nereden gelmektedir?
Bahçeli’ye göre Türk milletinin ve Türk devletinin gücü bu dünyada sadece PKK’ya mı yetmemiştir?!
Bahçeli bey, Türk Milleti’ne ve devletine inanmanız için, bırakın TSK’yı, jandarmayı, emniyet güçlerini; istihbaratı, öğretmeni ve mühendisi ile öğrencisi ve doktoruyla, 15 yaşındaki Eren’i ve trafik polisi Fethi Seki’ni ile vatanın bölünmezliği ve milletin birliği için canlarını seve seve feda eden Türk çocukları yetmedi mi?
PKK’ya ve onun arkasında duran iradeye boyun eğmemek için Türk milleti canı dahil ne zaman, neden geri durmuştur?
Bahçeli meclis grup konuşmasında;
“ elbette ki PKK’nın kurucu önderliğinin son düzlükdeki görüş,düşünce ve kanaatleri alınmalı …” ifadesini kullanarak “ilgili komisyonun içinden bir heyetin İmralı’ya giderek ihtiyaç duyulan mesajları birinci ağızdan alması süreci çok daha güçlendirecektir “ dedi.
Bu dil Türk dili değildir! Bu dil net bir şekilde düşman dilidir! Devlet Bahçeli ancak Türkiye Cumhuriyeti düşmanlarının kullanabileceği bir dili ve edebiyatı seçmiştir.
Bu dil ve edebiyatın Türk mevzuatında, Türk hukukunda yeri yoktur .
Yürürlükteki tüm mevzuata aykırı olarak ve hatta cezai yaptırımı olan dil ve üslup ancak düşman kuvvetlerince dillendirilebilir.
O halde, geldiğimiz noktada tekrar haykırıyoruz ‘hainsiz Türkiye’yi” kuracağız! Hainleri cumhuriyetin bağımsız mahkemelerinde yargılayacağız!
Tanrımıza hamdolsun!
Türk milleti var olsun!
1 KİŞİYE “KÖK TENGRİ’NİN ÇOCUKLARI” BETİĞİNİ HEDİYE EDİYORUZ❗️
Bu koşulları yerine getirdiğinde o kişi sen olabilirsin:
1- @turksozux ve @utkudernegi ‘nin izlemcisi ol.
2- Bu paylaşımın altına 1 arkadaşını etiketle.
3- Bu paylaşımı yeniden paylaş (retweet).
CHP’nin NATO’ya sunduğu raporda neler var?
Raporda, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinin NATO’ya dahil edilmesi önerildi. Ayrıca, NATO’nun Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da istikrarı artırmak için İstanbul İşbirliği Girişimi (ICI) çerçevesini geliştirmesi gerektiği vurgulandı.
İran’ın Çin, Rusya ve Kuzey Kore’yle oluşturduğu ‘Kargaşa Ekseni’nin Avrupa-Atlantik güvenliği için tehdit oluşturduğu savunuldu. Ayrıca, Kürecik’teki NATO radar üssüne övgüyle değinilerek Türkiye’nin bölgesel güvenlikteki rolü vurgulandı.
Çakırözer, raporda ayrıca müttefik ülkelerin İran’a yönelik yaptırımları genişletmesini, Rusya’yla iş birliğini sonlandırması çağrısında bulunurken, balistik füze, İHA ve ilgili teknolojilerin transferine karşı önlem alınmasını tavsiye etti. Kaynak:Sputnik
Muş’un köyünde doğmuş bir Kürt, T.B.M.M’de milletvekili ve İzmir’in Çeşme İlçesinde Bir Milyon Amerikan Doları değerinde yazlık sahibi olabiliyorsa bunu Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne borçludur. Başka bir ülkede böyle (!) bir malvarlığına ve kariyere kolayca sahip olanlara pek rastlanılmamıştır.
Şunları yazmayı hiç istemezdim fakat bir oğlunun, gittiği restoranttaki güvenlik görevlisini vurduğu için cezaevine girip çıktığı, diğer oğlunun ise henüz 3 aylık eşini 3 ayrı defa darp ettiği haberleri basında çarşaf gibi dururken, ağabeyinin PKK’lı Şemdin Sakık olduğunu ilkokul çocuğu bile bilirken, aile boyu şiddet sarmalını genetik anlamda muhafaza etmiş birinin sözüm ona barıştan bahsedebilmesi de trajikomiktir. Bana göre Sırrı Sakık’ın ne Kürtleri temsil kabiliyeti olur, ne de Türk Milletine vereceği akıl olabilir.
Sırrı Sakık @sakiksirri ima yolu ile Meclis’de Atatürk’e hakaret edeceğine kendi atalarının o esnada ne yaptığını anlatabilir mi? Koçgiri, Şeyh Said, Sait Molla ve diğerlerinin İngiliz Muhipler Cemiyetinin yanında olduğunu anlatsın ama anlatmıyor. Esas alçaklık budur.
Esas alçaklık tüm bu imkanlar içinde crème de la crème bir hayat sürüp Kürt halkı üzerinden kirli ve kanlı siyaset yapmaktır.
Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir! Cumhuriyet'i yaşatacağız! 🇹🇷 Sahip çıkmayanın kanı kurusun!
Cumhuriyet savunusunda #SerkanÖzYalnızDeğildir!
“Gazi Mustafa Kemal Atatürk dönemine “tek parti faşizmi” diyeceksiniz ve Türk milletinin onurlu evlatları susacak, öyle mi?”
@CVPSerkanOz
#CumhuriyetSavunması
CHP’li Utku Çakırözer kısa süre önce NATO Parlamenterler Asamblesi’ne Asamblesi’ne uzun bir rapor sunmuş. Rapor İran tehdidine karşı NATO’nun yapması gerekenlere dair önerileri içeriyor. Her satırı dehşet verici olan bu raporu CHP’li olup da “yurtsever” olmayı sürdürmeye çalışan herkes incelemeli. Raporu soL’daki arkadaşlarımız yolladılar bana. Bir noktada okumayı bıraktım. Gerçekten dehşet verici. Merak edenler için bağlantı:
https://t.co/CpRmxKOBCs