‘Kaçtığım bütün savaşların yaralarını taşıyorum’ der Pessoa. Yeri geldiğinde söylenmemiş bir söz, çıkılmamış bir yol, ifade edilmemiş bir sevgi içimizde sızlayıp durur.
“Evlada küsülmez, evlatla dertleşilmez. Evlat çevreye kötülenmez. Evlat, sizin dert ortağınız değildir. Anne babaya, baba anneye kötülenmez.
Evlada travmalar ve ağır geçmiş yükler
anlatılmaz. Çünkü çocuk kendi hayatını kurmak için vardır, ebeveynlerinin yükünü taşımak için değil.”
"Safderun olmayın. Yılanın sinsiliğini ve güvercinin saflığını tek bir potada eritin. İyi niyetli birini kandırmaktan daha kolayı yoktur. Asla yalan söylemeyen çok inanır. Asla aldatmayan çok güvenir. Ahmaklık her zaman aldatılmaktan türemez. Kimi zaman aşırı iyi niyetten de kaynaklanır".
Baltasar Gracián
* * *
Altına ömürlük bir not düştüm:
Bir ömür kendimizi dâvâ kardeşlerimiz arasında zannettik. Kimi çakal çıktı, kimi kurt, kimi yılan, kimi tilki, kimi maymun..
Tamamına yakınının müslüman olduğu ülkede modern anlamda abdestin akrobatik taklalar atmadan alınabileceği lavabo çözümlerini son 10 yıla kadar göremedik. Ve hala islam yokmuş gibi davranan tasarım ve tasarımcılar baskın.
@belkibirharfim Şu son günlerde ilim ehlinin kapışmasına, tartışmasına bakıyorum da avam olarak artık ne doğru ne yanlış intikal etmekte gerçekten zorlanıyorum. Yevme tüblesserâir'i yaşıyorum...
“Bu kâinatta göz ile görünen hakîmane ef'alin ve basîrane tasarrufatın şehadetiyle bu masnuat bir Hâkim-i Hakîm'in, bir Kebir-i Kâmil'in hudutsuz sıfât ve isimleriyle ve nihayetsiz mutlak olan ilim ve kudretiyle yapılıyor, icad ediliyor.”
(Şualar, İkinci Şuâ, İkinci Makam)