Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçeye açtığı yoldan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine uzanan büyük bir miras…
Türkçe, milletimizin hafızası, kültürü ve ortak kimliğidir.
Türkçemizi korumak, yaşatmak ve gelecek kuşaklara taşımak hepimizin görevidir.
26 Eylül Türk Dil Bayramı kutlu olsun.
İlk gün söyledik: Partimiz bize kutsal bir emanettir. Bu ulu çınarın gölgesi, haramın ve kirlenmişliğin sığınağı olamaz. Gerektiğinde iç muhasebesini yapar, arınmasını bilir; yolundan dönmez.
“ARINMA” derken sözümüzü kendi kapımızla sınırlamadık. Türkiye’nin tamamı için söyledik.
Bugün fon krizi karşısında da aynı yerdeyiz. Vatandaşın yıllarca biriktirdiği alın terinin hesabı sorulmalıdır. SPK, denetim sorumluluğunu nasıl yerine getirdiğini, hangi riski ne zaman gördüğünü ve hangi tedbiri aldığını açıklamalıdır.
İstifa bir açıklama değildir. Görevden ayrılmak, hesap vermenin yerine geçmez!
Hiçbir makam, hiçbir soyadı, hiçbir siyasi yakınlık kimseye dokunulmazlık sağlamaz. Bu milletin bir kuruşu bile sahipsiz değildir.
Arınma; şehitlerimizin canıyla koruduğu vatana, işçinin alın terine, emeklinin sofrasına, çiftçinin emeğine, öğrencinin hayaline sahip çıkmaktır.
Biz kendi kapımız için söylediğimizi, iktidarın kapısında da söyleyeceğiz. Siyaset arınacak. Devletin kurumları şeffaflaşacak. Sorumluluğu bulunan herkes hesap verecek.
Türkiye’nin ihtiyacı, her krizde birkaç ismin değişmesi değil; kimsenin hesap vermekten kaçamadığı bir düzendir.
Çünkü milletin emaneti, istifa dilekçeleriyle hesabı kapatılacak bir emanet değildir!
Birleşmiş Milletler kürsüsü, katliamların ve savaş politikalarının meşrulaştırılacağı bir alan değildir!
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun BM 81. Genel Kurulu’nda; Gazze’de yaşanan ağır insani tabloyu yok sayan, 70 binin üzerinde masum insanın hayatını kaybettiği yıkımı aklamaya çalışan ve Türkiye başta olmak üzere kendisini protesto eden ülke temsilcilerini hedef alan küstah dili asla kabul edilemez.
Türkiye’nin de aralarında bulunduğu diplomatik heyetlerin salonu terk ederek ortaya koyduğu tepki, uluslararası hukuku ve insanlık onurunu hiçe sayan bu zihniyete verilmiş tarihî bir yanıttır.
Netanyahu dün boş kalan salona konuşmuştur. Çünkü kendisi, insanlık vicdanında zaten mahkûm olmuştur.
Açık ve net ifade ediyorum:
İç politikadaki görüş ayrılıklarımız ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milletimizin, BM kürsüsünden bir savaş suçlusu tarafından hedef alınması kabul edilemez!
Cumhuriyet Halk Partisi, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesini sadece bir söylem değil, dış politikasının vazgeçilmez temeli sayar.
Bizim safımız bellidir:
Biz; ezilen, bombalanan, yaşam hakkı gasp edilen Filistin halkının, barışın ve adaletin yanındayız.
Dünya, şiddetin ve işgalin normalleştirilmesine teslim olmamalıdır.
Filistin meselesinin kalıcı çözümü; uluslararası hukuk çerçevesinde, 1967 sınırları esas alınarak, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devleti’nin kurulması ve iki devletli çözümün derhal hayata geçirilmesidir.
Tarihsel sorumluluğumuzun gereği olarak bir kez daha haykırıyoruz:
Filistin halkı yalnız değildir.
Bu katliamların failleri ve sessiz kalanlar, günü geldiğinde uluslararası adalet önünde mutlaka hesap verecektir!
Esas tek parti zihniyeti budur.
Adalar’da sandık çiğnendi.
31 Mart 2024’te Adalar halkı CHP’yi yüzde 55,49 oyla başkan seçti. Mecliste 12 sandalyenin 10’unu CHP aldı. AK Parti yüzde 22,85’te kaldı.
Üyeleri görevden aldınız. İtirazları yok saydınız. 5 oyla kendi adayınızı başkanvekili yaptınız.
Yüzde 55 oy alan belediyeyi, yüzde 23 oy alamayan partiye verdiniz.
Yıllarca CHP’ye “tek parti” dediniz.
Tek parti budur: Sandıkta alamadığınızı, sandığın oluşturduğu çoğunluğu fiilen etkisizleştirerek almak.
Bu bir belediye kavgası değildir. 31 Mart’ta Adalar halkının oluşturduğu belediye meclisi çoğunluğu Cumhuriyet Halk Partisi’ndedir.
Milletin sandıkta oluşturduğu bu çoğunluk; belediye meclis üyeleri üzerinde baskı kurularak, tehdit ve siyasi zorlamayla iradeleri yönlendirilerek değiştirilemez.
Meclis üyelerinin iradesini baskı altına alarak sandığın ortaya çıkardığı siyasi çoğunluğu tersine çeviremezsiniz.
Bu, millet iradesini yok saymaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi buna izin vermeyecek.
AK Parti’ye açıkça söylüyoruz:
Aklınızdan bile geçirmeyin.
Demokratik meşruiyetin yegâne kaynağı seçimdir. Seçim sonuçlarını tanımayan bir iktidar anlayışı, yerel yönetimleri değil, anayasal düzeni hedef alır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi de Adalar Belediyesi de milletin emanetidir. Bu emanet, sandık dışında oluşan süreçler üzerinden el değiştiremez. Görevden uzaklaştırmaların ardından ortaya çıkan tablo, halk iradesini ortadan kaldıramaz. Belediye meclis üyelerinin iradesi üzerinde kurulacak hiçbir baskı, sandığın yerine geçemez.
Cumhuriyet Halk Partisi, milletin iradesinin korunmasını siyasi bir tercih değil, anayasal bir yükümlülük sayar. Bu yükümlülük yerine getirilecektir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün hükmü açıktır: “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.”
Bu ilke hiçbir siyasi hesabın gerisine itilemez. Milletin sandıkta verdiği karar, masa başında değiştirilemez. Halkın iradesini yok sayanlar bilsin ki son sözü yine millet söyleyecek, hesabı da sandıkta soracaktır.
Biz, milletimizin kendi kaderine sahip çıktığı günlerde doğduk.
Bizim yerimiz belli: 103 yıldır aynı kararlılıkla safında durduğumuz Cumhuriyet Halk Partisi.
Bizim yurdumuz belli: Doğduğumuz, büyüdüğümüz ve uğruna şehitler verdiğimiz Türkiye’miz.
Bizim yolumuz belli: “Benim iki büyük eserim var; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisidir.” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aydınlık yolu.
103 yıldır inançla, kararlılıkla ve gururla…
Cumhuriyet Halk Partimizin 103. kuruluş yıl dönümü kutlu olsun. 🇹🇷
Sivas Kongresi’nin 107. yıl dönümünde, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucu Lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve 4 Eylül 1919’da milletin iradesini hâkim kılmak üzere Sivas’ta toplanan tarihi heyeti saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
Sivas Kongresi; vatanın bölünmez bütünlüğünü, tam istiklali ve millî iradenin üstünlüğünü temel ilke olarak kabul etmiştir.
107 yıl önce Sivas’ta ortaya konulan o irade, yalnızca tarihimizin şanlı bir hatırası değildir. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nden Cumhuriyet Halk Partisi’ne uzanan büyük bir siyasi mirastır.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilk kurultayı kabul ettiğimiz Sivas Kongresi’nin ruhu bugün de partimizde yaşamaktadır. CHP; milletin egemenliğini her türlü vesayetin üzerinde tutan, bağımsızlıktan ve Cumhuriyet’ten taviz vermeyen o büyük mücadelenin siyasi mirasçısıdır.
Bu miras bize yalnızca gurur değil, büyük bir sorumluluk da yüklemektedir. Şartlar ne olursa olsun, millet iradesine, hukuka, demokrasiye ve Cumhuriyet’e sahip çıkmak bizim tarihsel görevimizdir.
Sivas’ta yakılan bağımsızlık meşalesini ve millet egemenliği fikrini, dün olduğu gibi bugün de kararlılıkla taşımaya devam edeceğiz.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bağımsızlık mücadelemizin bütün kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin ve vatan sevgisinin tarihe kazınmış en güçlü göstergelerinden biridir. 30 Ağustos’ta kazanılan büyük zafer ise milletimizin özgürlüğünden ve bağımsızlığından asla vazgeçmeyeceğini tüm dünyaya ilan etmiştir.
Bu eşsiz zaferin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Milli Mücadele’nin tüm kahramanlarını ve vatanımız uğruna can veren aziz şehitlerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
Millî Mücadelemizin dönüm noktalarından Sakarya Meydan Muharebesi’nin 105. yıl dönümünde; Ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve vatan uğruna mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.