“ Buradan kesin olarak anlaşılmalıdır ki; İslam adına bu sistemi destekleyenler İslam'a değil, sisteme hizmet ediyorlar. Ne yaparsanız ve hangi niyetle yaparsanız yapın, günün sonunda İslam değil; sistem ve sistemin batıl değerleri güçleniyor.”
Fethullah Gülen:
Demokrasi Allah'ın bir nimetidir!
Laik-demokratik bir düzende İslam adına atıldığı iddia edilen adımlar, günün sonunda sadece o sistemin çarklarını döndürür.
İslami kavramlarla sokağa dökülenlerin fedakarlıkları bile trajik bir şekilde "Demokrasi Bayramı" olarak sisteme can suyu yapıldı. Oysa, bugün "demokrasi" diye kutlanan değerler, dün bizzat Gülen tarafından kutsanıyordu.
Kelime-i Tevhid sadece dile söylenen bir cümle değildir. Onun şartlarını öğrenmeden, gereklerini yaşamadan ve yakin üzere olmadan tevhidin hakkı tam anlamıyla yerine gelmez.
Her köşe başında zihinleri bulandıran fikirlerin savrulduğu bu modern şüphe çağında, kişi kalbini ve inancını nasıl muhafaza edebilir?
Kelime-i Tevhid'in şartlarından biri olan "Bu Kelimeyi Şek ve Şüpheye Kapılmadan Yakin Üzere Söylemek" konusunu işlediğimiz 10. dersimiz YouTube kanalımızda yayında!
https://t.co/AZhDU4Ifw0
Her köşe başında zihinleri bulandıran fikirlerin savrulduğu bu modern şüphe çağında, kişi kalbini ve inancını nasıl muhafaza edebilir?
Kelime-i Tevhid'in şartlarından biri olan "Bu Kelimeyi Şek ve Şüpheye Kapılmadan Yakin Üzere Söylemek" konusunu işlediğimiz 10. dersimiz YouTube kanalımızda yayında!
https://t.co/AZhDU4Ifw0
15 Temmuz’un en büyük çelişkilerinden biri şuydu: İnsanlar tekbirlerle sokağa çıktı, fakat ortaya çıkan siyasi söylem “demokrasi zaferi” oldu. Bu tablo, niyet ile sonucun her zaman aynı olmadığını gösteriyor.
Erdoğan'ı destekleyen seçmeni ikiye ayırabiliriz:
Bir tarafta Erdoğan'ı demokrat gören, laik ve demokratik düzene gönül vermiş azınlık; diğer tarafta ise şeriat için oy veren çoğunluk bulunmaktadır. 15 Temmuz gecesi Erdoğan'ın çağrısıyla sokağa çıkanlar, demokrasi isteyen azınlık değil, şeriat hayaliyle sandığa giden o çoğunluktu. Darbeyi engelleyen halkın dilinde demokrasi, laiklik veya Mustafa Kemal yoktu; tekbir, tehlil ve şehadet vardı. Yani insanları sokağa döken İslam ve İslami kavramlardı. Fakat trajik bir şekilde, o gece canlarını siper eden bu insanların eylemi, şeriat isteyenlerin hanesine değil, demokrasi isteyen azınlığın hanesine yazıldı ve 15 Temmuz "Demokrasi Bayramı" ilan edildi.
Buradan kesin olarak anlaşılmalıdır ki; İslam adına bu sistemi destekleyenler İslam'a değil, sisteme hizmet ediyorlar. Ne yaparsanız ve hangi niyetle yaparsanız yapın, günün sonunda İslam değil; sistem ve sistemin batıl değerleri güçleniyor.
Bir diğer dikkat çekici husus ise şudur: Darbeyi, Türkiye'de demokrasi ve dinler arası diyalog söylemini en çok savunan, demokratik değerlerle barışmayı önemseyen bir yapı gerçekleştirmesine rağmen, sanki demokrasi darbe üretmiyormuş veya darbelerin karşıtıymış gibi, 15 Temmuz'da yaşananlar demokrasinin hanesine yazıldı.
Diğer mesele ise şudur: 15 Temmuz sonrasında Fethullah Gülen grubuna dair rapor yayımlayan Diyanet, bu yapının ilhamcı, keşifçi ve ebcedci bir yapı olduğunu, liderlerinin Allah ve peygamberle direkt temasta olduğu için asla yanlış yapmayacağına inanıldığını delilleriyle ortaya koydu. Fakat ne ilginçtir ki; aynı söylemlere sahip olan, aynı düşünceyle hareket eden, liderlerinin Allah ve peygamberle ilişkili olduğuna ve asla hata yapmayacağına inanılan yüzlerce irili ufaklı grup olmasına rağmen, Fethullah Gülen grubu bu zihniyeti ve itikadıyla mahkûm edilirken diğer gruplar el üstünde tutuluyor. Sistem için mesele kimin neye inandığı değil, o inancın işine gelip gelmediği meselesidir.
Aynı şeyi komedyen meselesinde de yaşadık; sistem için "zararsız" olan komedyenler istedikleri şeyle dalga geçme özgürlüğüne sahipken, sistem için "zararlı" olanlar cezalandırılıyor. Oysa her iki zümrenin yaptığı da alçaklıktır ve İslam nezdinde şirk ve küfürle mahkûm edilmiştir.
Erdoğan'ı destekleyen seçmeni ikiye ayırabiliriz:
Bir tarafta Erdoğan'ı demokrat gören, laik ve demokratik düzene gönül vermiş azınlık; diğer tarafta ise şeriat için oy veren çoğunluk bulunmaktadır. 15 Temmuz gecesi Erdoğan'ın çağrısıyla sokağa çıkanlar, demokrasi isteyen azınlık değil, şeriat hayaliyle sandığa giden o çoğunluktu. Darbeyi engelleyen halkın dilinde demokrasi, laiklik veya Mustafa Kemal yoktu; tekbir, tehlil ve şehadet vardı. Yani insanları sokağa döken İslam ve İslami kavramlardı. Fakat trajik bir şekilde, o gece canlarını siper eden bu insanların eylemi, şeriat isteyenlerin hanesine değil, demokrasi isteyen azınlığın hanesine yazıldı ve 15 Temmuz "Demokrasi Bayramı" ilan edildi.
Buradan kesin olarak anlaşılmalıdır ki; İslam adına bu sistemi destekleyenler İslam'a değil, sisteme hizmet ediyorlar. Ne yaparsanız ve hangi niyetle yaparsanız yapın, günün sonunda İslam değil; sistem ve sistemin batıl değerleri güçleniyor.
Bir diğer dikkat çekici husus ise şudur: Darbeyi, Türkiye'de demokrasi ve dinler arası diyalog söylemini en çok savunan, demokratik değerlerle barışmayı önemseyen bir yapı gerçekleştirmesine rağmen, sanki demokrasi darbe üretmiyormuş veya darbelerin karşıtıymış gibi, 15 Temmuz'da yaşananlar demokrasinin hanesine yazıldı.
Diğer mesele ise şudur: 15 Temmuz sonrasında Fethullah Gülen grubuna dair rapor yayımlayan Diyanet, bu yapının ilhamcı, keşifçi ve ebcedci bir yapı olduğunu, liderlerinin Allah ve peygamberle direkt temasta olduğu için asla yanlış yapmayacağına inanıldığını delilleriyle ortaya koydu. Fakat ne ilginçtir ki; aynı söylemlere sahip olan, aynı düşünceyle hareket eden, liderlerinin Allah ve peygamberle ilişkili olduğuna ve asla hata yapmayacağına inanılan yüzlerce irili ufaklı grup olmasına rağmen, Fethullah Gülen grubu bu zihniyeti ve itikadıyla mahkûm edilirken diğer gruplar el üstünde tutuluyor. Sistem için mesele kimin neye inandığı değil, o inancın işine gelip gelmediği meselesidir.
Aynı şeyi komedyen meselesinde de yaşadık; sistem için "zararsız" olan komedyenler istedikleri şeyle dalga geçme özgürlüğüne sahipken, sistem için "zararlı" olanlar cezalandırılıyor. Oysa her iki zümrenin yaptığı da alçaklıktır ve İslam nezdinde şirk ve küfürle mahkûm edilmiştir.
"İnsan, elini duaya açmayıp lisan-ı hâliyle 'ben bana yeterim' dediğinde, kelepçelerini kendi elleriyle hazırlar."
Bu dersimizde, küfür yolunu seçenlerin karşılaşacağı zilleti ve dünya yorgunluğu üzerine kimlerin pınarlardan sular içeceklerini konu edindik. Kâfur karışımlı kadehten içmek isteyen bizlerin hedefinde olması gereken hasletleri ele aldık.
İnsan Suresi Tefsiri 4. Dersimizin YouTube Kanalımızda
İslam’ın Kutsal Değerleri Mizah Adı Altında Hedef Alınmaya Devam Ediyor
Komedyen Doğu Demirkol’un İslam’ın kutsal değerleriyle dalga geçtiği videosu, inançlara yönelik saygısızlığın "mizah" kılıfıyla nasıl sıradanlaştırıldığını bir kez daha gösterdi.
Kamuoyunun tepkisine rağmen bu aymazlıklar sürerken; belirli kişi ve kurumları koruyan yasaların, söz konusu İslam’ın değerleri olduğunda işletilmemesi uygulanan çifte standardı açıkça ortaya koyuyor.
Birisi aynı şekilde Atatürk’le veya onun ilkeleriyle, Türkeş’le veya onun ülküsüyle, Erdoğan’la veya onun sözleriyle… dalga geçseydi anında gereken tepki de ceza da verilirdi. Ama alay konusu İslam olunca derin bir sessizlik!
Allah’ım İslam’a izzet ve güç ver!
İslam’ın Kutsal Değerleri Mizah Adı Altında Hedef Alınmaya Devam Ediyor
Komedyen Doğu Demirkol’un İslam’ın kutsal değerleriyle dalga geçtiği videosu, inançlara yönelik saygısızlığın "mizah" kılıfıyla nasıl sıradanlaştırıldığını bir kez daha gösterdi.
Kamuoyunun tepkisine rağmen bu aymazlıklar sürerken; belirli kişi ve kurumları koruyan yasaların, söz konusu İslam’ın değerleri olduğunda işletilmemesi uygulanan çifte standardı açıkça ortaya koyuyor.
Kim bizim dinimizi mizah malzemesi haline getirmeyi kendine uygun görüyorsa o bizim düşmanımızdır.
Bunları görmeye dahi tahammülü olmaması gereken insanlar, bunların üretmiş olduğu içerikleri takip ediyorlar. Yapacağımız şey onlardan beri olmak ve düşmanlığımızı izhar etmektir.
"İnsan, elini duaya açmayıp lisan-ı hâliyle 'ben bana yeterim' dediğinde, kelepçelerini kendi elleriyle hazırlar."
Bu dersimizde, küfür yolunu seçenlerin karşılaşacağı zilleti ve dünya yorgunluğu üzerine kimlerin pınarlardan sular içeceklerini konu edindik. Kâfur karışımlı kadehten içmek isteyen bizlerin hedefinde olması gereken hasletleri ele aldık.
İnsan Suresi Tefsiri 4. Dersimizin YouTube Kanalımızda
VPN indirmeye gerek kalmadan, çok kısa bir ayar değişikliğiyle YouTube'da Halis Hoca'mızın ve kısıtlama gelen diğer resmi hesapların içeriklerini kolaylıkla takip edebilirsiniz:
Ayarlar ➔ Genel ➔ Konum (Türkiye hariç herhangi bir ülkeyi seçebilirsiniz)