Hatay’da depremde 72 kişinin hayatını kaybettiği hastanede, Sağlık Bakanlığı %95 kusurlu çıktı.
Başhekimliğin, depremden önce binayı güçlendirmek için Sağlık Bakanlığı’ndan maddi destek talebinde bulunduğu ancak Bakanlığın; ‘Döner sermayeden karşılayın’ yanıtını verdiği öğrenildi.
Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 8’i hemşire 72 vatandaşa mezar olması ile ilgili duruşmada yargılanan tek sanık ise Hatay İl Sağlık Müdürü. (İsmail Saymaz)
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına delilli, belgeli ihbarda bulunuyorum ve soruyorum!
Bu araç tahsisi yasal mı? ⬇️
Plaka: 34 BGC 830
Marka: Volkswagen Passat
Motor no: DFG478828
Şase no: WVWZZZ3CZJE156024
Tahsis başlangıç: 14.05.2018
Tahsis bitiş: 06.03.2019
Tahsis süresi: 295 gün
Tahsisi yapan: AKP dönemi İBB
Tahsis yapılan: AKP İstanbul İl Başkanlığı
Yasadışı tahsise ait aracın;
🔴Plaka
🔴Marka
🔴Model
🔴Tahsis tarihi
🔴Teslim tarihi
🔴Aracı teslim edenin
🔴Aracı teslim alanın
Bilgilerini gösteren resmi belgeyi paylaşıyorum.
Hatta motor ve şase numaralarını da paylaşıyorum.
Daha başka hangi delili sunayım?
Siyasi partiler kanununa göre;
Bu araç tahsisi, açık ve net yasa dışıdır❗️
Tümüyle kamu zararıdır❗️
Derhal gereğini yapınız!
İşte delil⬇️
Suudi Arabistan’la yapılan 5.000 MW’lık enerji anlaşmasının oylanması sırasında kürsüye 79 pusula gönderildi. İsim yoklamasında ise salonda sadece 4 AK Parti milletvekilinin bulunduğu görüldü.
İlk oylamada katılım 165’te kaldı, ikinci oylamada da toplantı yeter sayısı sağlanamadı. Sözleşme oylaması geçersiz sayıldı, Genel Kurul kapandı.
Milletin Meclisi’nde cevap bekleyen soru açık:
79 pusulayı kim verdi, kim sahte imza attı,milletvekilleri neredeydi?
İbrahim Haskoloğlu, vize randevularındaki usulsüzlüklere dair yürüttüğü çalışmanın detaylarını paylaştı:
- Vize şirketlerinin sadece randevu satmakla kalmayıp, ek ücret karşılığında “garantili vize” hizmeti sunduğunu tespit ettim.
- Paylaştığım belgeler, bu firmaların konsolosluk yetkilileriyle görüşmeler yaparak sistemi nasıl manipüle ettiğini ortaya koyuyor.
- Bu şirketler, vize alınamadığı durumlarda parayı iade edeceklerine dair sözleşmeler imzalatarak müşterileri ikna etmeye çalışıyor.
- Söz konusu usulsüzlükleri ihbar edenlerin yardımıyla, vize randevularını satan ve pazarlayan tüm şirketleri tek tek tespit ettim.
- Yaptığım haberlerin medyada ismim zikredilmeden kullanıldığını ve paylaşımlarımın sahte telif haklarıyla engellenmeye çalışıldığını görüyorum.
- Avrupa ülkeleri, yaşanan bu usulsüzlüklerin ardından vize randevu sistemlerinde değişikliğe gitme kararı aldı.
- Konuyla ilgili çalışmalarımın devam edeceğini ve süreci takip edeceğimi duyuruyorum.
🔴#SONDAKİKA | Beyaz et sektöründe haksız fiyat artışı yaparak serbest rekabeti ihlal ettiği değerlendirilen:
• 13 şirkete kayyım atandı.
• 32 şüpheli, 8 ilde eş zamanlı operasyonla gözaltına alındı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek:
Vatandaşlarımızın temel gıda ürünlerine adil, güvenli ve makul koşullarda ulaşabilmesi ile tüketici haklarının korunması, en hassas olduğumuz konuların başında gelmektedir. Adalet, İçişleri, Ticaret ile Hazine ve Maliye Bakanlıklarımız bu hedef doğrultusunda koordinasyon ve eşgüdüm içinde hareket etmektedir.
Beyaz et sektöründe piyasa işleyişini bozarak haksız fiyat artışlarına ve tüketici mağduriyetine yol açtığı değerlendirilen eylemlere yönelik, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde 8 ilde eş zamanlı adli operasyon gerçekleştirilmiştir.
13 beyaz et şirketine kayyum atandı.
"Haksız fiyat artışlarına yol açan eylemler" gerekçesiyle düzenlenen operasyonda, bazı şirketlerin patronları da gözaltına alındı.
Denetim kayyumu atanan tavuk eti üreticileri:
• Banvit
• Akpiliç
• Bakpiliç
• Aspiliç
• Bupiliç
• Erpiliç
• Gedik Pazarlama
• Hastavuk
• Keskinoğlu
• Şenpiliç
• Orvital
• Aypi
• Lezita
(Sözcü)
“Benim adıma yabancılara 20 yıl vergisiz para kazanma hakkını sana kim veriyor?”
👉 Deniz Zeyrek, Mehmet Şimşek'in yabancılara uyguladığı vergi modelini sert sözlerle eleştirdi!
• İzlerken öfkemden çıldırdım. Yabancılara, ‘Türkiye'ye gelin, 20 sene vergisiz para kazanın’ diyor.
• 20 sene ne demek ya!
• Sen burada 3 sene varsın, yoksun. 2028'deki seçimi kazanamazsan gideceksin.
• İngiliz vatandaşısın, İngiltere'de yaşamaya devam edeceksin. Benim adıma yabancılara 20 yıl vergisiz para kazanma hakkını sana kim veriyor?
🔴#SONDAKİKA | Yaptığım haberler sonrasında:
Hollanda, Fransa, Belçika ve Avusturya; VİZE RANDEVUSU konusunda İNCELEME yaptıklarını ve yeni tedbirlerin gündemde olduğunu belirttiler.
Fransız ukala diplomatlar bana 'Biz sisteme %100 güveniyoruz, yetersiz kanıt' diyordu.
Ancak bu iş burada oldu bittiye gelmeyecek. Bu işe bulaşmış 'KİM VARSA' tüm şahıslar ifşa olacak.
Sizlerden ricam [email protected] adresine bu tür randevu satanlarla görüşme yaptıysanız lütfen iletin.
Aylardır bu konunun üstünde çalışıyorum güzel gelşimeler yaşanacak inşallah. Burada bitmeyecek.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne sadakatla bağlı vatansever yurttaşlara hakaret eden rümeysa eker adındaki şahıs görevden alınmış ya da istifa etmiş.
BUNDAN BİZE NE?
Milyonlarca insana hakaret etti bu şahıs.
Yasal olarak gereği yapılmalıdır!
⚠️ AKP'li Terme Belediye Meclisi Üyesi Rümeysa Eker, Türk halkına küfürler yağdırdı:
• Bu ülkede pezevenkler Kemalist’tir.
• Uyuşturucu tacirleri Kemalist’tir.
• Elletirim, belletirim diyenler Kemalist’tir.
• Sex shop işletenler Kemalist’tir.
👉🏻 Profilini kilitleyen Eker’e hukuki yaptırım uygulanması için kampanya başlatıldı.
Sağlık Bakanlığı'nın en büyük gideri artık sağlık değil.
Müteahhit payı.
Ocak 2026, resmi veri:
Şehir hastanesi kira ve hizmet ödemesi: 22.2 milyar TL
Halk sağlığı harcaması: 18.4 milyar TL
Aile hekimliği: 11.2 milyar TL
Müteahhide ödenen para, halkın sağlığına ayrılan bütçeyi geçti. Bir ayda.
Sen tomografi için 4 ay sıra beklerken müteahhide sadece Ocak'ta saniyede 8 bin lira aktı.
2018'de yılda 3.4 milyar TL'ydi bu.
2025'te 111 milyar.
2026 bütçesi 136 milyar.
7 yılda 32 kat. Dolar bazlı sözleşme.
Devlet aynı hastaneyi kendi yapsa?
Bin yataklı Denizli Şehir Hastanesi, devletin kendi eliyle: 12 milyar TL.
18 şehir hastanesine bugüne kadar ödenen toplam kira bedeli: 199.5 milyar TL.
16 tane yapılırdı. Garanti ödemesiz. Kirasız.
Ama 7 firmaya 25 yıllık sözleşme imzalandı. Dolar bazlı. Şartları 'ticari sır' sayılıyor, Meclis denetimine bile açılmıyor.
Buna sağlık politikası denmez. Gelir transferi denir. Senden, onlara.
Ekonomist Murat Muratoğlu::
🔸Etin kilosunu 90 TL’ye ithal edip 500 TL’ye satıyorlar piyasada.
🔸O yüzden ithalatı asla durdurmazlar.
🔸Et ithalatından çok çok büyük para kazanıyorlar.
🔸Bu kadar para kazanılan bir yerde sığırcılık da hayvancılık asla gelişmez.
🔸Maalesef bu yüzden Türkiye, dünyanın en çok et ithal eden 2. ülkesi durumunda şu an.
Evet Sayın AKİT mensupları soruyorum sizlere;
İBB davasında sahte faturalarla ve kaçak dökümden gelen paraları akladığı iddia edilen, etkin pişmanlıktan yararlanan Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketinden seçimlerden sadece 2 ay önce hangi sponsorluk için 5 Milyon 700 bin TL aldınız?
Kalemini namus bilen gazeteciler öyle miş,müş diye yalan haber yapmaz.Bak böyle ortaya belge koyar .
30.01.2024 tarihli e-faturada; “Kuzey İstanbul Modern İnşaat A.Ş.” tarafından, “AKİT TV SPONSORLUK HİZMETİ” açıklamasıyla, AKİT TV’ye 5 milyon 700 bin TL ödeme yapıldığı açıkça görülüyor.
Madem bu kadar büyük bir sponsorluk anlaşması yapıldı;
Hangi program için? Hangi organizasyon için?Hangi yayın karşılığında?
Kamuoyuna açıklayın.
YÖK Başkanı Erol Özvar:
"Cumhurbaşkanımız, öğrencilerimizin eğitim hayatının aksamaması, ailelerimizin huzurunun korunması ve üniversite çalışanlarımızın haklarının gözetilmesi yönündeki süreci hassasiyetle yeniden değerlendirmiştir.
Öğrencilerimizin, ailelerimizin ve üniversite çalışanlarımızın herhangi bir mağduriyet yaşamaması yönündeki güçlü irade doğrultusunda karar güncellenmiştir.
İlk karar, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde yerine getirilmesi gereken zorunlu bir hukuki işlemdi. Ancak sonrasında sunulan raporlar ve güncel durum değerlendirmeleri doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanımız, her zaman olduğu gibi öğrencilerimizin, ailelerimizin ve üniversite çalışanlarımızın beklentilerini hassasiyetle gözetmiştir.
Alınan kararın öğrencilerimiz, ailelerimiz ve yükseköğretim camiamız için hayırlı olmasını diliyorum."
“Baskın seçim hazırlığı yapılıyor!”
Timur Soykan: “Ekonomideki bu kaynak arayışı bir seçim hazırlığı olarak düşünülüyor. Yani bir baskın seçim hazırlığı olarak ifade ediliyor.
Baktığınızda gerçekten de çok yoğun bir kaynak arayışı var. Hatta böyle Suudilere biliyorsunuz işte acayip imtiyazlarla, İç Anadolu bölgesinde güneş santralleri kurmaların yolunu açılıyor.
Yani yerli üreticiyi bitirmeyi göze alarak, bunlara inanılmaz ayrıcalıklar sunuluyor.
Yani hatta şey bile deniyor. Sen bizim ülkemizdeki mahkemelerde yargılanmayacaksın.
Uuslararası tahkim mahkemelerinde dava görülecek deniyor.
Bu derece bir kıyak yapılıyor onlara. Bunlar da yine sıcak para ihtiyacı olarak görülüyor.
AKP’de seçim hazırlığı diye bir manşet çıktı. Erdoğan’ın talimatı ortaya çıktı bu konuda.
Erdoğan diyor ki kabine üyelerine, ‘İllerde yarım kalan yatırımları hızla tamamlayın.’
‘Yarım kalan projeler hızlı bir şekilde tamamlansın’ diyor.
Aynı zamanda böyle ekonomi ile ilgili başka adımlar atılacağı da söyleniyor.”
Eşi hamileymiş, 12 yaşında 2 tane kızı varmış, zor zamanlar geçiriyorlarmış, bla bla...
Kuddusi Okkır can çekişirken, Yarbay Ali Tatar canına kıyarken, vatansever insanların hayatları karartılırken; keyifle zekeriya öz denilen pezevengin heykelini dikmek isteyen söylüyor bunu…
Murat Ağırel:
“Rasim Ozan Kütahyalı, 3 yıl önce Gürcistan'dan aldığı aracın ne parasını ödüyor ne de aracı iade ediyor.
Araç sahipleri Nagehan Alçı'ya ulaşıyor.
Ardından bahçede yapılan tespitle aracın orada olduğu doğrulanıyor ve polis çağrılıyor.
Türkiye'ye getirilen Gürcistan plakalı araca sahte plaka takılarak ‘change’ işlemi yapılıyor.
Ve Kütahyalı'nın polis koruması sayesinde bu sahte plakalı araçla denetimlere takılmadan rahatça gezdiği öne sürülüyor."
Levent Gültekin: (AKP Gençlik Mitingi’ne ‘Konser var’ diyerek çağırılan gençlerin danslarının muhafazakarlar tarafından rahatsız edici bulunması hk.)
“Konser bahanesiyle insan topluyorlar. Başka türlü toplayamıyorlar.
Mitinglerde de öyle artık; önce dikkat çeken sanatçıları çıkarıyorlar.
İnsanları başka türlü kaldırıp da bir parti etkinliğine götüremiyorlar.
Çünkü genel olarak bir bıkkınlık var.
Öyle bir kalabalık gençliği de ancak konser koyarak, işi bir eğlence ritüeline dönüştürerek çekebiliyorsun.
Anadolu’nun bir şehrinde insanlar doğal olarak ‘bir etkinlik varmış’ diye geliyor; konser, eğlence falan derken katılıyorlar.
Bunların hepsine ‘AK Parti’ye gelmişler’ diyemezsin. Her ne kadar iktidar mensupları böyle pazarlasa da durum bu.
Siyaset böyle bir şey. Fakat benim orada dikkatimi çeken; çocukların rahatlığı, şakrak olmaları, yabancı müziğe tempo tutmalarıydı.
Zaten videoda da görülüyor.
Bu durum AK Parti içindeki kimi İslamcıları çok rahatsız etmiş.
Çünkü onların bir ‘dindar nesil’ projesi vardı.
Bu, o projenin bir anlamda iflası. Bir de ‘kültürel hegemonyamızı kuracağız’ diyorlardı; bu da onun başka bir iflası arkadaşlar.
Yani bunu eleştiren İslamcı arkadaşların anlamadıkları çok basit bir şey var: İslamcılığın bir kültürel hegemonyası yok.
Bunu bir türlü kabul etmiyorlar.
Çünkü İslamcılığın bir kültürü yok. İslamcılık sadece itirazın adıdır.
Yani ‘İslamcılık ideolojisi nedir?’ diye sorduğunda; mevcut yanlışlara, haksızlıklara, özellikle muhafazakar İslamcılara yönelik baskılara itirazın adı olarak ortaya çıkıyor.
Özellikle Türkiye’de 70’li yıllardan itibaren böyle gelişti.
Peki bunun nasıl bir kültürel hegemonyası olacak ki? İslamcılığın bir sanat tanımı mı var mesela? Edebiyata dair özgün bir yaklaşımı mı var?
Anlatabiliyor muyum? Bunlar sadece bize ait bir sorun değil.
Bütün dünyadaki İslamcıların temel krizi bu. İslamcılığın bir itiraz ideolojisi oluşu, AK Parti ile birlikte bozuldu ve gençlere teslim oldu.
‘Dindar nesil projemiz çöktü, kültürel hegemonyamızı kuramadık’ diye ağlayanların artık şunu kabul etmeleri lazım:
İslamcılığın insan hayatına verdiği somut bir şey yok. İnsanlara bir hayat kuramıyor.
Çünkü İslamcılık bir hayat bahşetmiyor; ahireti vadediyor. Bu yüzden İslam dünyası bu kadar kötü durumda.
Çünkü öbür dünyayı birinci öncelik hâline getirerek yaşıyorlar.
‘Bu dünyada öyle yaşayalım ki öbür dünyada rahat edelim, cennete gidelim’ anlayışı hâkim.
Burada bir hayat tasavvuru olmayan bir ideolojinin, milyonlarca gencin umursamadığı bir şeye dönüşmesinden daha doğal ne olabilir?
Ve o arkadaşların yüzleşmek zorunda kaldıkları gerçek şu: Gençlere nüfuz edemiyorsunuz artık. Bunu kabul edin.
‘Dindar nesil’ gibi toplumsal mühendislik projeleri sonuç vermiyor.
Sonunda siz de pragmatizme teslim olmak zorunda kalıyorsunuz. Bence AK Parti’nin yaptığı tam olarak bu.
Bu miting üzerinden AK Parti’yi eleştiren İslamcılara uysa, geriye yüzde onluk muhafazakar-dindar bir kesim kalır.
AK Parti ise daha pragmatik davranıyor. ‘Ben toplumun her kesiminden oy almak zorundayım. Yüzde 51’i başka türlü alamam’ diyor.
Yani o konserde videolara yansıyan kızın oyunu alamıyorsan yüzde 51 olmuyorsun. Ya da o konserde eğlenen, keyif yapan delikanlının oyunu alamıyorsan yine yüzde 51 olmuyorsun.
Hem ‘Ben yüzde 51 ile seçileyim’ deyip hem de herkesin senin gibi olmasını bekleyemezsin.
Böyle bir dünya yok. Çünkü inanç üzerinden hayat kurmak, hayatın doğal akışıyla çok uyumlu bir şey değil.
İnancını bireysel olarak yaşayabilirsin, buna itiraz etmiyorum. ‘Müslümanlık çağa uymuyor’ anlamında söylemiyorum.
İnsanlar Müslümanlığı bireysel inanç olarak yaşayabilir. Ama bunu toplumsal mühendisliğe, toplumsal norma dönüştürmeye kalktığında iflas ediyor.
İşte Erdoğan’ın ‘dindar nesil’ projesinin iflas etmesi de bu yüzden.
Yirmi beş yıldır ‘kültürel hegemonyamızı kuracağız’ deyip tek bir arpa boyu yol alamamaları da bundan kaynaklanıyor.
Çünkü bu gerçekçi bir şey değil.”
⚠️ Ünlü gazeteci, İstanbul ve Londra’daki market fiyatlarını karşılaştırdı.
“Türkiye’de enflasyon çıldırmış”
👉🏻 Gazeteci Lizzie Porter, 19 kalemden oluşan alışveriş sepetini hem Londra’da hem İstanbul’da oluşturdu.
• Londra’daki sepet 44,53 sterlin tutarken, aynı ürünlerden oluşan Türkiye sepeti 72 sterlin olarak hesaplandı.
• Bu rakamlara bakıldığında Türkiye’nin market fiyatlarında İngiltere’den %60 daha pahalı olduğu görüldü.
• Araştırma iki ülke arasındaki alım gücü farkını da çarpıcı bir şekilde ortaya koydu.
• İngiltere’de haftalık 35 saat çalışmayla kazanılan asgari ücret 444,85 sterlin olarak hesaplanırken, Türkiye’deki aylık asgari ücret ise 537,88 sterline denk geliyor.
• Porter karşılaştığı şok tabloyu şu sözlerle ifade etti; ‘Buradaki asıl mesele, Türkiye’de enflasyonun çılgın bir boyuta ulaşması ve yaşam maliyetlerinin insanların kazandığı tutarın çok üzerine çıkmasıdır.’” (Sözcü - Leyla Doğan)