Piyasalar neden düşüyor? Sebebi ABD değil Japonya.
Piyasalar günlerdir düşüyor.
Altın, borsa, kripto, hepsi aynı anda aşağı.
Herkes aynı yeri işaret ediyor.
Fed faizi indirmiyormuş, Trump şöyle demiş, veriler böyleymiş.
Hepsi doğru ama hepsi yüzeysel.
Çünkü bütün bu varlıkları aynı anda aşağı çeken şey, Amerika'da bugün çıkan bir haber değil.
Yıllardır işleyen, kimsenin bakmadığı sessiz bir mekanizma. O mekanizmanın merkezi de Washington'da değil, Tokyo'da.
Bunu anlatabilmek için sizi önce 1980'e götürmem gerekiyor. Çünkü piyasaların bugün neden düştüğü, kırk yıl önce bir otel odasında verilen bir kararda saklı.
1980'lerin başında dünyanın fabrikası Japonya'ydı.
Arabada, elektronikte, çipte, robotta. Hemen her alanda Japonya öndeydi. Üstelik hem daha ucuza hem daha kaliteli üretiyordu.
O dönem Japonya, bugünkü Çin'den bile güçlüydü. Dünyanın en büyük çip üreticisi olmuştu. Amerika ve Avrupa şirketleri Japon rakipleriyle baş edemiyordu.
Amerika'nın ihracatı çöküyordu. Fabrikalar kapanıyordu.
Senatörler kürsüde bağırıyordu. "Japon mallarına gümrük vergisi koyun, bunlar bizi bitiriyor."
Sonunda Reagan yönetimi Japonya'nın önüne sert bir teklif koydu.
Ya paranızın değer kazanmasını kabul edersiniz, ya da bütün mallarınıza ağır gümrük vergisi bindiririz.
1985'te beş ülke New York'ta bir otel odasında, Plaza Otel'de toplandı.
Amerika, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere. Masada tek bir karar vardı. Doları zayıflatmak, yen'i değerlendirmek. Japonya çaresiz teklifi kabul etti.
Yen değerlenince Japon malları hem Amerika'da hem Avrupa'da pahalandı. Rekabet gücü bir anda gitti. İhracat düşmeye başladı.
Japonya telaşa kapıldı. İhracatı kurtarmak için faizleri indirdi, piyasaya bol para saldı.
Ama o para üretime gitmedi. Borsaya ve gayrimenkule gitti. Dev bir balon şişmeye başladı.
Tokyo'daki araziler akıl almaz fiyatlara ulaştı. Kâğıt üstünde Japonya'nın toprağı neredeyse bütün Amerika'dan değerli sayılır oldu. Borsa görülmemiş seviyelere çıktı. Japonya yavaş yavaş üreten bir ülke olmaktan çıkıp, parayla para kazanan bir finans ülkesine dönüştü.
Sonra balon patladı. Japonya bir daha o eski günlerine dönemedi.
Ekonomiyi canlandırmak için faizi defalarca indirdi, sonunda neredeyse sıfıra getirdi.
Hiçbiri işe yaramadı.
Ama bu kadar ucuz para dünyanın gözünden kaçmadı.
Yatırımcılar şunu fark etti. Japonya'dan neredeyse bedavaya yen borçlanırım, bu parayı getirisi yüksek başka yerlere yatırırım, aradaki farkı cebime atarım.
Çoğu da bu parayı dünyanın en büyük pazarına, Amerika'ya yatırdı.
Yıllar içinde bu yöntemle trilyonlarca dolar döndü. Japonya'nın ucuz parası, sessizce bütün dünyayı, en çok da Amerika'yı besledi.
İşte bugün piyasalarda gördüğünüz yükselişin altında, çoğu zaman bu görünmeyen Japon parası vardı.
Şimdi bugüne gelelim.
Japonya yıllarca bir şeyi istemişti. Enflasyon.
Yani fiyatların sağlıklı şekilde artmasını. Çünkü onlarca yıl tam tersiyle, düşen fiyatlarla boğuşmuştu.
Sonunda enflasyon geldi. Ama istediği kapıdan değil.
Bu enflasyon, Japon halkı çok harcadığı için gelmedi. Tamamen dışarıdan geldi. Pahalanan enerjiden ve değer kaybeden yen'den.
Çünkü Amerika ile Japonya arasındaki faiz farkı açıldıkça açıldı. Yatırımcılar, faizi düşük yen'i bırakıp faizi yüksek dolara koştu.
Yen o kadar düştü ki, dolar karşısında neredeyse kırk yılın en dibine indi.
Japonya bunu durdurmak için piyasaya girdi. Tek ayda rekor 73 milyar dolar harcayıp yen aldı. Tarihindeki en büyük müdahaleydi.
Boşa gitti. Yen birkaç gün toparlandı, sonra yine düştü.
Peki bu kadar para neden yetmiyor?
Şöyle düşünün.
Su alan bir tekneniz var. Bir kovayla suyu dışarı atıyorsunuz ama teknedeki deliği kapatmıyorsunuz. Ne kadar boşaltsanız da delik açık kaldıkça su geri doluyor.
Japonya'nın müdahalesi tam olarak bu. Dolar satıp yen alıyor, suyu bir anlığına boşaltıyor. Ama deliği, yani faiz farkını kapatmıyor. O yüzden yen birkaç günde geri düşüyor.
Deliği kapatmanın tek yolu var. Faizi artırmak.
Ama Japonya için faiz artırmak en korkulan şey. Çünkü bütün ekonomisi otuz yıldır o ucuz paranın üstüne kurulu. Yine de yen'i durduramayınca, sonunda o düğmeye basmak zorunda kalıyor.
İşte asıl sarsıntı orada başlıyor.
Japonya faizi artırdığı an, otuz yıllık ucuz para devri biter.
Japonya'dan bedavaya borçlanıp dünyaya yatıran bütün fonlar aynı anda kapıya yönelir. Borçlarını kapatmak için ellerindeki her şeyi satar. Altını, borsayı, kripto parayı, Amerikan tahvilini.
Hepsi aynı anda satışa çıkınca piyasalar düşer.
İşte piyasaların bugünkü düşüşü tam buradan besleniyor. Üstelik Japonya kendini kurtarmak için harcadığı o 73 milyar doları havadan bulmadı. O parayı, elindeki en değerli varlığı, Amerikan tahvillerini satarak buldu.
Şunu görmek lazım.
Japonya, dünyada en çok Amerikan tahvili tutan ülke. Yani Amerika'ya en çok borç veren ülke.
O ülke şimdi o tahvilleri satıyor. Amerika'ya yıllarca borç veren el, yavaş yavaş geri çekiliyor.
Şimdi geri çekilip büyük resmi görün.
Japonya ile Amerika aslında aynı ipin iki ucu.
Biri otuz yıldır ucuz parayı veren, diğeri o parayla ayakta duran.
Şimdi o ip geriliyor. Japonya ipi kendine doğru çekiyor. Ama ipin öbür ucu Amerika'nın beline bağlı.
Dünyanın en büyük alacaklısı, kendini kurtarmak için alacağını satmaya başladıysa, bu artık tek bir ülkenin meselesi değildir. Bütün sistemin ilk çatlağıdır.
Herkes düşüşe bakıp Amerika'yı konuşuyor.
Oysa o düğmeye kırk yıl önce, bir otel odasında basıldı.
Onu bugün geri çeken de Amerika değil, Japonya.
Gelişmeleri takip ediyorum. Sizi bilgilendireceğim.
Tarihsel Türkiye Altın / peşin konut fiyatı kıyası ...
Tarihsel Ortalama: 2018'den bu yana Türkiye'de 1 m² konut fiyatının uzun vadeli ortalaması 10,5 gram altın civarındadır.
Zirve Noktası: 2023 yılının ilk çeyreğinde konut fiyatları altın bazında tarihi zirvesini görerek 1 m² fiyatı 16 gram altını aşmıştı.
Güncel Durum: Son dönemde altındaki hızlı yükselişle beraber konut fiyatları altın karşısında gerilemiş ve 1 m² yaklaşık 6,5 gram altın seviyesine kadar düşmüştür.
Rapeseed oil lubricated the steam engines of the Industrial Revolution.
It lit the lighthouses. It kept the train lamps burning before gas arrived. It was burned in the early Canadian lighthouses, cheaper than whale oil.
Then petrochemicals arrived and the machinery moved on. Nobody needed it anymore. Rapeseed had done its industrial duty.
The FDA formally banned it for human consumption in 1956. Erucic acid. Toxic to the heart in animal studies. The scientists were fairly clear about this.
In the 1970s, Canadian plant breeders reduced the erucic acid content and needed a new name, because "rapeseed" was both unglamorous and commercially lethal. They called it "canola." Can-ada. O-il. L-ow-acid. A portmanteau built in a marketing meeting. In Britain they sidestep the problem by calling it "vegetable oil" and printing a picture of a sunflower on the bottle.
So where are we now. On the supermarket shelf, the oil that greased the Industrial Revolution is bottled in amber plastic with a green leaf on the label and a "heart healthy" claim on the front.
The machinery it once lubricated has been replaced by diesel engines and electric motors. The stuff itself has been replaced on your dinner plate by nothing, because apparently once you're in, you're in.
Lamp oil. Machine lubricant. Banned by regulators. Rebranded. Repositioned. Drizzled on salads and baked into supermarket bread and ladled into hospital canteen fryers.
Someone at some point made a series of decisions about what belongs on a dinner table and what belongs in an engine room, and got them completely the wrong way round.
The lighthouse still stands. You can visit it. It runs on electricity now.
SILVER - I'm only going to say this once here (website members are getting much more detailed guidance as this unfolds). We are down over 50% and back below $60. In terms of PRICE alone, anything below $60 is a reasonable long-term (investing & stacking) place to add/initiate new positions, as long as you accept that further downside, & considerably more TIME, may be required before we get a meaningful, sustained upside move to give us new all-time highs. Traders need to wait for a base to form, followed by a confirmed upside breakout, then set a stop-loss and a profit limit (target). ZERO EMOTION.
Not so fun fact: Epstein's house has a room with a drop door that goes straight into the ocean.
Also had a dentist office, and it was revealed that he had 330 gallons of industrial grade sulfuric acid shipped there. So they were pulling teeth so they couldn't bite or be identified, dissolved in acid and dumped into the ocean.
הרודן האנטישמי ארדואן שמבצע רצח עם בכורדים, תומך בארגון הטרור חמאס, מדכא את בני עמו ושם בכלא יריבים פוליטיים הוא האחרון שיכול להטיף מוסר למדינת ישראל.
מדינת ישראל וצה"ל, הצבא המוסרי ביותר בעולם, ימשיכו לפעול בעוצמה נגד איראן ושלוחותיה שמאיימות על המזרח התיכון ועל העולם כולו.
$xag Gümüş son yükseliş dalgasının fib 0,786 desteği olan 66 bölgesinden toparlandı ama 70 i geçemedi.
Akşam İran ve Abd gerilimi arttı ve 66 seviyesi altında kaldı.
Artık 66 ve 60 bölgesine girdik. Bu bölgede biraz oyalanabilir. Daha önce alıcıların kuvvetlendiği bir bölge. Yeniden destek olarak çalışabilir. Bu seviyelerde dönüş işaretleri arayacağız. Altta uzun iğneler bırakan mumlar , rsi uyumsuzlukları, alt zaman dilimlerinde yükseliş yönlü formasyonlar gibi. Dönüş işaretleri geldiğinde yeniden yükseliş gelebilir.
Yükselişte ise 69 seviyesini takip edeceğiz, üzerinde kapanış yapamadığı sürece düşüş ihtimali devam eder. Eğer 69 üzerinde kalırsa 77-89 tepeleri önemli üzerlerinde kapanış yapıp kalıcılık sağladığında yükselişin daha da devam edeceğine dair işaret gelmiş olacaktır.
@baba_yaga_1899@alaradolunaycom@turc35 Özetle doğa selektiftir. Zenginin çocuğu salak olur mesela. Koskoca aile şirketleri 3. kuşakta dağilir. Çingenenin cocuğu kolay kolay hasta olmaz ya da. Doğa bir şekilde bizi eşitlemeye çalışır. Cihat abiyi de her dinleyen anlayamaz. Çünkü doğa selektiftir.
@baba_yaga_1899@alaradolunaycom@turc35 Ortada ilk bir milyonunu kazanman için günlük yayın akışı yapan bir finans koçu var. Bunu emeklilik boş vakti değerlendirme motivasyonuyla yapıyor olması da aşırı sempatik.
Adam sana 5 yıllık kalkınma planı sunuyor. 40x yapcak bir emtiadan bahsediyor mesela.