Geçen günlerde 'El-Alameyn’deki Mısır–Yunanistan–GKRY zirvesini, “Türkiye Mısır’ı kendi eksenine çekemedi, İsrail ise masada olmadan kazandı” şeklinde okumak bugünün jeopolitiğini dünün ittifak kalıplarıyla izaha etmeye benziyor.
Kahire’nin Atina ve GKRY ile ilişkilerini sürdürmesi, Türkiye–Mısır yakınlaşmasının başarısızlığı anlamına gelmez. Çok kutuplu dünyanın temel özelliği zaten devletlerin aynı anda farklı aktörlerle ilişki kurabilmesidir. Asıl soru Mısır’ın uzun vadeli ulusal çıkarlarının nerede olduğudur.
Bugün ağır ekonomik baskılarla karşı karşıya bulunan Mısır’ın ihtiyacı yeni jeopolitik cepheleşmeler değil, ticaret, yatırım, enerji, sanayi ve lojistik alanlarında kendisine gerçek stratejik derinlik kazandıracak ortaklıklardır. Türkiye ile Mısır’ın coğrafi tamamlayıcılığı burada belirleyicidir: Süveyş ile Türk Boğazları, Mısır’ın LNG altyapısı ile Türkiye’nin enerji ağları, Afrika-Kızıldeniz hattı ile Anadolu-Karadeniz-Avrasya hattı birbirinin rakibi değil tamamlayıcısıdır.
Daha da önemlisi, Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve GKRY’nin maksimalist deniz yetki alanı yaklaşımı Mısır’a Türkiye ile hakkaniyet temelinde kurulabilecek bir deniz düzeninin sağlayabileceği stratejik alanı sunamaz.
Türkiye ile Mısır’ın çıkarları denizde çatışmak zorunda değildir, aksine doğru bir sınırlandırma ve ekonomik entegrasyon her iki ülkenin de kazanacağı yeni bir bölgesel mimari yaratabilir.
İsrail merkezli bir Doğu Akdeniz mimarisi Mısır’ı dış güçlerin kurduğu güvenlik ve enerji sistemine bağlar. Türkiye–Mısır ekseni ise Kahire’ye stratejik özerklik kazandırır.
Bu nedenle El-Alameyn’de çekilen fotoğraf geleceğin fotoğrafı değildir. Mısır’ın geleceği Atina’da, GKRY’de veya İsrail merkezli bir güvenlik mimarisinde değil, kendi ulusal çıkarlarını koruyarak Türkiye ile geliştireceği eşit, bağımsız ve hakkaniyet temelli stratejik ortaklıktadır.
Nil ile Anadolu’nun, Türk Boğazları ile Süveyş Kanalı’nın jeopolitik ve jeoekonomik çıkarları birbirinden uzaklaşmayı değil, giderek daha fazla yakınlaşmayı zorunlu kılmaktadır.
Bu noktada Mustafa Kemal Atatürk ile Cemal Abdül Nasır’ın temsil ettiği bağımsızlıkçı devlet anlayışını da hatırlamak gerekir. Farklı dönemlerin ve farklı şartların liderleri olsalar da her ikisinin ortak paydası, ��lkelerinin kaderinin dış güç merkezlerinde değil, ulusal egemenlik, bağımsızlık ve bölgesel dayanışma temelinde belirlenmesi gerektiği düşüncesiydi. Bugünün çok kutuplu dünyasında Türkiye ile Mısır’ın yeniden keşfetmesi gereken stratejik zemin de esasen budur.
Türkiye’de S-400 sisteminden kurtulmak isteyen Atlantikçi/NATO’cu çevrelerin baskısı devam ediyor. Sistemin başka bir ülkeye satılması veya Türkiye dışına çıkarılması yönündeki tartışmaların yeniden gündeme getirilmesi de bu baskının bir parçasıdır.
Türkiye’nin S-400 tedariki yalnızca bir silah sistemi tercihi değil, stratejik özerklik ve hava savunma egemenliği meselesidir.
Geniş bir coğrafyaya sahip Türkiye’nin hava savunmasını yalnızca NATO ve ABD men��eli sistemlere bağlaması ciddi bir stratejik bağımlılık yaratır. Ayrıca, 15 Temmuz 2016 FETÖ darbe girişimi NATO üyeleri tarafından desteklendiğini açıkça göstermiştir.
İncirlik’teki hava üssünün sözde komutanı darbe girişimi sonrasında resmen Amerikalılara sığınmıştır.
Türkiye için amaç tamamen milli bir hava savunma sistemine sahip olmaktır. Ancak bunun için zamana ihtiyaç vardır.
Çok yakıcı jeopolitik koşulların hüküm sürdüğü günümüzde S-400, Türkiye’ye uzun menzilli, bağımsız ve ilave bir hava savunma katmanı kazandırmaktadır.
Bugün TSK envanterinde, S-400 40N6 füzesiyle 350 km+ mesafeden yüksek irtifadaki AWACS, tanker, stand-off jammer ve silah bırakma hattına çıkan 4. nesil savaş uçaklarını tehdit edebilen başka bir hava savunma sistemine ait füze yoktur.
SİPER, Türkiye’nin geleceğidir. Daha modern AESA olan radar ve işlemci mimarisine sahiptir. Ancak bugün SİPER-1 100+ km sınıfındadır; SİPER-2’nin 200 km+ menzile ulaşması hedeflenmektedir. 350 km sınıfında bir milli önleme kabiliyeti henüz mevcut değildir.
Üstelik konu “bir uçağı 350 km’den vurmak” değildir. Modern hava savaşında düşmanın asıl kuvvet çarpanları AWACS, havadan yakıt ikmal uçakları ve elektronik harp/stand-off jammer platformlarıdır. Bunları bizim hava sahamıza erişemeden uzakta harekâta zorlamak, düşmanın hava harekâtının menzilini, kalış süresini, elektronik harp desteğini ve durumsal farkındalığını doğrudan etkiler.
Diğer yandan S-400 ile SİPER’i birbirinin rakibi gibi göstermek de yanlıştır. SİPER milli geleceğimizdir; S-400 ise bugün elimizde bulunan stratejik uzun menzil katmanıdır. Nitekim iki sistemin batarya mimarisinde de arama ve atış kontrol görevlerinin farklı radarlarla yürütülmesi gibi benzer yaklaşımlar bulunmaktadır.
Türkiye SİPER’i geliştirirken S-400’den vazgeçmemelidir. SİPER 350 km+ sınıfında milli bir önleme kabiliyetine ulaşıncaya kadar S-400���ü envanterden çıkarmak, hava savunmasında mevcut bir stratejik yeteneği kendi elimizle terk etmek demektir.
Türkiye'de vatandaşın SAHİL HAKKI GASP EDİLİYOR. Ve bu gasp gizlice yapılmıyor, herkesin gözü önünde gerçekleşiyor.
İlgili bakanlıklar, belediyeler bu gaspı izliyorlar.
4 tarafı denizlerle çevrili Türkiye'nin sahil bölgelerine kim olduğu belirsiz insanlar çöküyor.
Bu haber için İzmir'deki beach club dedikleri yerlere bizzat girdim ve sahile girmek için bu şahıslara 8 bin TL ödemek zorunda kaldım. Bunu vermezseniz içeriye alınmıyorsunuz.
SAHİLLER VATANDAŞIN ANAYASAL HAKKIDIR.
Vatandaşın bu hakkını gasp edenler memlekette sahil alanı bırakmamışlar. Antalya, İzmir, Muğla...
Her şehrin en güzel sahillerine KM'lerce çökülmüş.
İspanya ise sahillerinin her noktasını 20 yıl boyunca korumuş ve İspanya'da da 'SAHİLLER HALKINDIR' kanunu var.
Aynı yasalar Türkiye'de de olsa, herkesin gözü önünde milletin hakkı GASP EDİLİYOR. Tüm bu sahil noktalarını tek tek inceledim.
Bu çalışmamın daha fazla insana ulaşması için beğenip paylaşabilirsiniz. Bu gaspların tüm belgelerini paylaşmaya devam edeceğim.
Yaptığım belgeselin 20 dakikalık halini Youtube'da paylaştım: https://t.co/yurMUQTbHB
Görme engelli bir vatandaşın yakınlarının gönderdiği fotoğraf ve mesaj:
"Görme engelli yoluna engel yapılması"
Şu küçük örnek, genel olarak ülkemizde yaşanan sorumsuzluğun bir göstergesi. İnanılmaz bir durum.
Bazı inşaatların yolda bıraktığı demirler de vatandaşların yaralanmasına ve zarar görmesine neden oluyor ancak buna rağmen aynı şekilde devam ediyorlar.
Kozan’da konferans vermemi istemeyen kim bilemiyorum ama Kozan halkı ile 17 Ocak günü inadına kucaklaşacağız.
Milli Mücadele kahramanı Sehlikzade Hasan efendinin torunlarından Kozan’ın yürekli vatanseveri Kemal Selekoğlu beyin misafiri olacağım.
Kozan’ın evlatlarından Menemen’de şehit edilen Teğmen Kubilay’ın anıtının önünde de duamızı edeceğiz.
Bülent Arınç: “‘Melih Gökçek Ankara’yı parsel parsel sattı’ açıklamasını yapmamın üzerinden tam 10 yıl geçti.
Bir tek savcı bile beni ifadeye çağırmadı. Çağırırlarsa giderim.”
Herkese mutlu yıllar 🎄🎉 Nasıl bir yılı geride bıraktığımızı bilin isterim. ❤️ Unuturuz, bilirim… Alın size 7,5 dakikada 2025 (Eksik kalanları, hafızanızla tamamlayınız)
Gazeteci Murat Ağırel, açılıma karşı Anıtkabir'de:
"Ülkemize dayatılanları görüyoruz. Teröristbaşının ciddiye alınıp, onun adına kanunlar yaratıldığı bir dönemde ve bu ülkeyi bölünmeye götürecek noktada fikirlerin ortaya atıldığı bir dönemde 'Biz buradayız' demek için buradayım."
https://t.co/4XTz5bzVIZ
Apo’ya özgürlük yürüyüşünden kısa bir kesit… Bu dönemde bir grubun yürüyüş yapabilmesi bile başlı başına bir ayrıcalıkken, olanı biteni hiç anlamıyormuşum gibi, gördüklerimi hazmetmiş, her şey adilmiş gibi, kısacası, APTALMIŞIM gibi soracağım. Şimdi burada haykırılanlar, barış karşıtlığına girmiyor mu? Sürece zarar vermiyor mu? Dem’li vekiller, yarın bu görüntüleri de en yüksek tondan kınayacak mı? Sürece karşı olanlara karşı olanlar, bu görüntüleri ayıplamayacak mı? Polise “düşman” diyenler, “barışı baltalıyorlar” denilerek, sabahın 6sında evinden alınacak mı mesela? Alçaklıkla alakalı yeni beyitler yazılacak mı?..
Milliyetçi Türkiye Partisi Lideri Ahmet Yılmaz: (Milliyetçilerin birleşmesi)
“Başlarım sizin milliyetçiliğinize!”
“‘PKK Müslüman olursa görüşürüz.’ diyor Yavuz Efendi, tamam. Hizbullah Müslüman, El-Kaide Müslüman. Fettoş denilen badem bıyıklı vatan haini Müslüman. Git onlarla görüş o zaman.
PKK Müslüman olursa görüşecekmiş. Müslüman olmayan Türk'ü, Türk saymıyormuş. Millet neye inanacağını size mi soracak kardeşim ya?
Sonra da ‘Gidin birleşin.’ Ne birleşeceğim bunlarla? Ben bu adamlarla aynı dünyada yaşamak bile istemiyorum.
Aklınızı başınıza alacaksınız. Önünüze geleni benle aynı çuvalın içine koyamazsınız.
Ben 25 yıldır bu siyasal İslamcı kafayla mücadele ediyorum. Başlarım sizin milliyetçiliğinize!”
İstanbul’da İngiliz MI6 İstihbarat Örgütü Başkanı sahneye çıkıyor Rusya, Çin ve İran’a meydan okuyarak bu ülkeler için casus devşireceklerini deklare edebiliyor. Küstahlığa bakar mısınız? Neden Türkiye bu iş için seçiliyor? Türkiye güneydoğumuzda, güneyimizde, Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta , Ege’de ABD, AB, İsrail ve İngiltere’nin temsil ettiği kolektif batı tarafından neredeyse savaşa zorlanacak derecede baskı, tehdit ve kışkırtmaya maruz kalırken sömürgeci batının ve finans kapital oligarşinin temsilcisi İngiliz devlet görevlisi Türkleri kendi çıkarları için casus olmaya davet ediyor. Bu kirli işi neden Atina’da Varşova’da ya da Bükreş’te yapmıyorlar.
Dolaylı şekilde sizde çok İngiliz Amerikan mandacısı var şimdi onları daha ileriye taşıyacağız mesajı mı veriliyor. Dışişleri Bakanlığı bu küstahlığa cevap vermelidir. Türkiye’de batıcılıkla batılılık arasındaki farkı göremeyenlerin ülkeyi getirdiği durum budur. Kırım savaşı ve mütareke döneminde İstanbul’u talan eden NATO üyeliği sonrası devlet aklını hadım eden işgalci ve sömürgeci zihniyet Tanzimatçı hizmetkarlarından yüz görmeye devam ediyor.
Proud to have been officially shortlisted for the Global Startup Awards in South Europe for Startup of the Year!
We need your final push to win! Thank you for the support.
VOTE HERE! 👇 https://t.co/OmCtvw0tBE
Dünyada en fazla verginin alındığı ülkelerden biri olan Türkiye’de, kalitesiz bir hayatı pahalıya yaşıyorsunuz.
• Marketten aldığınız ürünler,
• Pazardan aldığınız sebzeler,
• Kullandığınız internet,
• Soluğunuz hava dahi…
Uluslararası markaların çoğu, Avrupa’ya sattığı ürünleri aynı kalitede Türkiye’ye satmıyor.
Yediğiniz McDonald’s bile Türkiye’de sattığı burgerlerin et oranını düşük tutuyor.
Telekonimikasyon şirketleri dünyanın en pahalı fiyatlarını isteyip, en vasat interneti veriyor.
Yeterli protein almadan ve sağlıksız ürünlerle büyüyen nesiller yetişiyor. Kısacası bizi herkes enayi yerine koyuyor. Bu konularda yapacağım çalışmaların devamı için paylaşmanız ve takip etmeniz çok önemli.
Şu rezaleti savunanları neden ciddiye alamam biliyor musunuz?
Bir insanı, attığı tiviti bahane edip, hukuken hiçbir yaptırımı olamamasına rağmen hapse atıyorsanız, hukuktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Anayasaya göre serbest kalması gereken insanları tutsak edip Anayasayı çiğnerseniz, Anayasanın öneminden bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Kul hakkına girip, çalana çırpana, gasp edene, çökene “bizdendir” deyip susarsanız, dinden, imandan, ahlaktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Sabah programlarında grup yapan dayılar, kayınvalidesine atlayan damatlar, eşini zehirleyip ele kaçanlar kol gezerken, eteğin boyundan, makyajın tonundan bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Cümle kuramayan yazarlar, bebek öldüren doktorlar, torpille atanan yeğenler, sahte diplomalı mühendisler varken yarını hedefleyemezsiniz . Ciddiye alamam.
Yazılı kuralları vardır hukukun. Kafanıza göre kural ekleyemez, işinize geldiği gibi şekillendirip, adına “adalet” diyemezsiniz. Derseniz ciddiye alamam.
Ardına saklandığınız tüm değerleri çıkarlarınız uğruna yok etmek üzeresiniz. Şeffaf duvarlar ardında, gizleniyoruz zannettiniz. Yanlışsınız! Elbette yanlışınıza “yanlış” diyeni susturur, sindirir, hapsedebilirsiniz! Ancak dünün tarihini nasıl değiştiremediyseniz, yarının kitaplarına da “haklı” geçmeyeceksiniz. Kendi yazdığınız kitaplara elbette geçersiniz, ama ciddiye alamam.
Sokakta dayak yiyen gençler, hakkını arayan ablalar, abiler, kardeşler, 70 yaşında ekmek derdine düşmüş dedeler, neneler! Halk işte. Değil derseniz, ciddiye alamam.
Her şey Türkiye için diyorsunuz. Biz Türkiye değil miyiz? Milletin refahı için diyorsunuz, biz millet değil miyiz? “Öyleyiz” derseniz, ciddiye alamam.
Yıkıldıysa Cumhuriyet bilelim. Geçersizse hukuk bilelim. Korkulmuyorsa Allah’tan bilelim. Aksi taktirde, her birini haksızca ağzınıza alıp, kimseden susmasını bekleyemezsiniz. Beklerseniz, ciddiye alamam.
You want to read this 💎
An update regarding @GFAL_Diamond from our beloved CEO @ManelSort
Dear GFAL Warriors,
I am writing to update you on the successful launch. Here’s an update on our progress since launch:
Current Performance
- The game has been very well received, with strong engagement and Day-1 retention peaking at 70%. Currently stabilizing at around 50%.
- We are fine-tuning the Web3 funnels, and you’ll see improvements in the new build going live in the next few days.
- Reviews are incredibly good, outperforming our rivals.
- Early metrics are promising: Day-1 retention is already in the top 5% from the competitors.
Growth & Partnerships
- We’ve started higher scale user acquisition pushes in the Philippines to test the ROAS setup and ensure it’s all ready for ROAS at scale in the USA. The results of this PH push will be reviewed with Angus in a few days once we have enough data.
- Discussions are ongoing with Apple for a featuring campaign, which could give the game a major boost.
- We plan an SMS campaign coordinated with the Apple featuring push.
Next Steps
1. Complete the scale test in the Philippines to validate performance marketing at scale.
2. Coordinate with Apple and the SMS provider for featuring + installs push.
3. Improve Web3 funnels for smoother onboarding.
4. Implement full monetization:
- Ads for low-income regions
- Wealth-related events & AI gallery competitions
5. Test logistics for Diamond Dreams real jewelry, made with real diamonds, with a first real set for sale.
6. Launch ROAS campaigns at scale targeting the USA market.
A lot is coming, and we’re excited about the momentum. Your continued support is essential, please keep reporting bugs and issues so we can polish the game before scaling fully.