soL Haber'in 924 bin takipçili X hesabı (@solhaberportali), 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesi kapsamında, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması gerekçesiyle erişime engellendi.
Hesap, X tarafından henüz Türkiye'den görünmez kılınmadı.
0.2 promil dediğiniz bir bardak portakal suyu... Şaka değil, kan testi yaptırarak ispatladım, ama sadece portakal suyu içtiğim için yarım günümü kaybettim... Asidik pek çok içecek için de geçerli bu... Akıl dışı ve halk düşmanı bir rejim...
Boğaziçi’nde kayyım akademisyeniyle fotoğraf çektirmeyi reddeden öğrenciye 5 yıl kampüs yasağı
Boğaziçi Üniversitesi’nde mezuniyet töreninde kayyım yönetimi döneminde atanan akademisyenle fotoğraf çektirmeyi reddeden Hasan Özdağ’ın mezun kartı 5 yıl süreyle pasife alındı. Rektörlük kararında gerekçe olarak “tören düzenini bozmak” gösterildi.
https://t.co/n3t9dCbaJq
Ortaklaşa Dergisi'nin X hesabı, yeni sayıdaki NATO Dosyası'nın duyurulmasının ardından Türkiye'de erişime engellenmişti.
🔴Bağımsızlığın, anti-emperyalizmin sesine ve satırlarına tahammül edemeyenlere karşı yurttaşlarımızı Ortaklaşa'nın yeni hesabını takip etmeye ve paylaşmaya davet ediyoruz.
⚪Kaldığımız yerden, daha gür bir sesle!
Gazeteci dostlarımız @baristerkoglu ve @barispehlivan'ın ekranlardan gösterdiği dayanışma ve sizlerin desteğiyle mücadelemize kaldığımız yerden devam ediyoruz. NATO’nun bir emperyalist terör örgütü olduğunu, halkı satanların korkularını yazmaya ve duyurmaya kararlıyız.
📌Ortaklaşa dergisi yurtseverlerin, eşitlik ve özgürlükten yana olanların sesi olmaya devam edecek. Takipte kalın, videoyu paylaşarak sansürü birlikte kıralım!
@tkpninsesi
#SonDakika Deniz Göktaş, “cumhurbaşkanına hakaret” ve “dini değerleri aşağılama”dan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi
https://t.co/7Pt8gi6gPq
İstanbul İl yöneticilerimiz ve partili avukatlarımız ile birlikte Deniz Göktaş’ın gözaltı sürecini takip etmek için Çağlayan Adliyesi’ndeyiz.
Halkın vicdanına seslenen, düzenin ürettiği akıldışılıkları görünür kılan mizaha duyulan tahammülsüzlüğün karşısında, Deniz Göktaş’ın yanındayız.
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın #DenizGöktaş
Deniz Göktaş için adliye çevresindeki tüm kapılar kapatıldı. Her yer bariyerle çevrili.
Dışarıda bekleyen gazetecilerden yalnızca Turkuaz Basın Kartı bulunanlar içeri alınıyor. Diğer gazetecilerin adliyeye girişine izin verilmiyor.
Boğaziçi mezuniyetinde "paraşüt akademisyen" gerilimi:
Bir öğrencinin, “paraşüt akademisyen” olarak nitelendirilen Yasin Ramazan Başaran ile fotoğraf çektirmek istememesi üzerine gerginlik yaşandı.
Başaran’ın öğrencinin diplomasını vermek istemediği ve fiziksel müdahalede bulunduğu görüldü.
https://t.co/yrzOCOceQL
FotoHaber - İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi de artık saldı: ''AKP'nin faşist bir darbeci cunta örgütlenmesi olduğu yönündeki iddialar gerçeği yans... Amaaan neyse ne ya...''
https://t.co/sC4xvTVmEc
(TKP Beyoğlu’nun yeni hesabı yayında! Takip edin, paylaşın.)
“NATO’nun Suçları” gezici sergimiz Beyoğlu sokaklarında!
Sokak sokak, ev ev sergimizi gezdireceğiz!
Hesabımızı kapatabilirsiniz ama halka NATO’nun suçlarını anlatmamızı engelleyemezsiniz!
ÜLKEMİZDE NATO’YU İSTEMİYORUZ
YAŞAM, BAĞIMSIZLIK VE SOSYALİZM İÇİN BİRLEŞELİM
Dünya halklarının ve işçilerinin baş belası olan NATO, Temmuz ayında Ankara’da toplanıyor.
Bu toplantı, bölgemizin emperyalist ülkeler tarafından yeniden şekillendirilmeye çalışıldığı kritik bir dönemde gerçekleştiriliyor.
Savaşların, işgallerin ve yıkımın arttığı bir dönemde emperyalistlerin ülkemizde ağırlanmasını kabul etmiyoruz.
Emperyalistlerin ve çokuluslu şirketlerin çıkarları için toplanan NATO’nun kanlı planlarının parçası olmayı reddediyoruz.
Bölge halklarıyla ve emekçi kardeşlerimizle karşı karşıya gelmek istemiyoruz.
Biz bu ülkenin işçileriyiz.
Bu onursuzluğa sessiz kalmayacağız.
NATO’nun ne olduğunu unutmayacağız.
NATO; ülkelerin egemenlik haklarına müdahale eden bir savaş örgütüdür.
İşgaller planlayan, ülkeleri bombalayan, halkları yoksulluğa ve yıkıma sürükleyen bir örgüttür.
NATO; çokuluslu şirketlerin çıkarları için çalışan bir patron örgütüdür.
Ülkelerin yer altı ve yer üstü zenginliklerini sermayenin hizmetine sunmak ister.
NATO; patronların düzenini korumak için çalışan bir örgüttür.
Tarih boyunca aydınları, komünistleri, işçi önderlerini ve devrimcileri hedef almıştır.
Biz düşmanlarımızı biliyoruz.
Ülkemizin emperyalistlerin kanlı planlarının parçası olmasına izin vermiyoruz.
Böyle bir dönemde NATO’ya karşı mücadele etmek hepimizin sorumluluğudur.
Türkiye NATO’ya kapılarını kapatmalıdır.
Türkiye derhal NATO’dan çıkmalıdır.
Biz işçiler, Temmuz ayında Ankara’da toplanacak NATO’ya karşı, yaşamı, bağımsızlığı ve sosyalizmi savunuyoruz.
Yaşamı, bağımsızlığı ve emeğin geleceğini savunan tüm işçileri NATO’ya karşı mücadele etmeye, bu ülkeye sahip çıkmaya çağırıyoruz.
NATO’yu ve işbirlikçilerini bu topraklardan kovacağız.
Deniz Göktaş serbest bırakılmalıdır
AKP iktidarı NATO zirvesine günler kala adeta ülkede terör estiriyor. Geçtiğimiz haftalarda yüzlerce kişi NATO zirvesiyle bağlantılı olarak gözaltına alındı, ardından tutuklandı. Operasyonların yürütülme biçimi, hedef aldığı kişiler ve suçlamalar iktidarın asıl hedefinin NATO karşıtlığını kriminalize etmek olduğunu açık bir şekilde gösterdi. AKP iktidarı NATO’yu siyasal bir tartışmanın konusu olmaktan çıkarma, ülkeyi tehlikeli bir maceraya sokan yeni NATO planlarına dahil olurken herhangi bir siyasi ve toplumsal itirazla karşılaşmama derdinde.
Aynı dönemde komedyen Deniz Göktaş'ın hedef tahtasına oturtulması ve bugün gözaltına alınması, halkın vicdanına ve adalet duygusuna seslenen, düzenin ürettiği akıldışılıkları görünür kılan mizaha duyulan tahammülsüzlüğün ifadesidir. Bu hukuksuz uygulamaya derhal son verilmeli, Göktaş da NATO zirvesi kapsamında tutuklananlar da derhal serbest bırakılmalıdır.
NATO karşıtlığını kriminalize etmeye çalışan, düzenin akıldışılıklarını teşhir eden mizaha tahammül edemeyen AKP iktidarına karşı ifade özgürlüğü talebi ve otoriterlik eleştirisine sıkışmış bir karşı koyuş hiçbir olumlu sonuç yaratmamakta, yaratmadığı ölçüde AKP’nin vites yükseltmesine neden olmaktadır. AKP’nin özgürlükler alanına hunharca saldırıları ancak sermaye düzeni adına ülkeyi sürüklemekte olduğu uçuruma karşı örülecek siyasi bir duvarla püskürtülebilir.
Halkımızın vicdanını ve sağduyusunu, sermaye düzeninin akıldışılıklarına karşı öfkesini örgütlü bir siyasal mücadeleyle mutlaka buluşturacağız.