Ülkeye bilim aklı gelmeli...
Deprem takdiri ilahi değildir. Deprem mühendisliktir. Bakın Elazığ depreminden hemen sonra çekilmiş, demek ki yıkılmayan bina yapmak mümkün. Japonların, Almanların, Amerikalının uyguladığı sismik izalatör vb sistemlerle deprem kader olmaktan çıkıyor.
Sevgili dostlar, adını ne burada ne yayınlarımda anmaya tenezzül ettiğim bir şey(!) "CHP'den para aldığımı ve bunun için yaşanan kayyım rezaletini eleştirdiğimi" yazmış. Gazeteci görünümlü çantacı- iş takipçileri de bunu alıntılamış. Elbette dava açıp hesabını çatır çatır soracağım.
Hayatım boyunca hiçbir siyasi partiden, partiliden, para almadım. Bu, bunu iddia eden paralı ahlaksızların asla anlayamayacağı ama benim için olmazsa olmaz bir kuraldır: Çünkü, siyasiden para alan, talimat da alır. Bana o talimatı verecek kişi daha doğmadı!
Çıtayı daha da yükseğe koyayım hatta; bırakın para almayı bir tane -herhangi bir siyasi görüş ya da partiden- siyasetçi "Ben O'na yemek ısmarladım" desin ve ispatlasın gazeteciliği bırakırım!
Haysiyetimi, adımı sokakta bulmadım kimseye de çiğnetmem!
Hukuk önünde hesap vereceksiniz!
ÖNEMLİ NOT: Okuyan sevgili dostlarım, bu pek yaptığım bir şey değil ama hepinizden bu açıklamayı RT yapmanızı rica ediyorum.
"Askeri vesayeti kaldıracağız" yalanına ortak olan herkes bugünkü durumun sorumlusudur. TSK başta olmak üzere bütün kurumlar sayenizde yok edildi. Kına yakabilirsiniz!
"Yetmez ama Evet" kadrosu başta olmak üzere bugün "Demokrasi" diye inlemeye başlayan gevşekler, yürekten söylüyorum:
Allah hepinizin belasını versin!
Tarafımız bir kez daha belli olsun diye:
#MustafaKemalinAskerleriyiz
Hepinizi sevgiyle selamlıyorum
Tam 1000 gün oldu.
Anayasal haklarımızı kullanarak demokratik itirazımızı zulümle ezmeye çalışanlara boyun eğmediğimiz için Silivri’deyiz, Bakırköy’deyiz. Ancak bu süre boyunca dayanışmanız hep yanı başımızdaydı. Bizlere güç verdiniz. Hiç yalnızlık duygusu yaşamadık çünkü bizlerin içeride, sizlerin dışarıda derdi, tasası aynı: Özgür, demokratik bir ülke istiyoruz. Keyfiliğin değil hukukun, kuralların egemen olduğu, bütün yurttaşların kanun önünde eşit olduğu bir Türkiye istiyoruz.
Üzgünüz, ancak 1000 gündür içeride olduğumuz için değil; adalet ve hukuktan günbegün uzaklaşan memleketimiz için, demokrasi adına kaybettiğimiz değerler için üzgünüz. Ülkemizde bugün bir ikili hukuk ve ikili işleyiş egemen durumda. İktidara sımsıkı yapışmış bir çevre, kendi devamı uğruna ayağına dolanan her yurttaşı, her kurumu tasfiye etmek için, başta adalet olmak üzere, tüm kurumları bir sopa olarak kullanıyor.
Bu 1000 günde neler oldu, bir bakalım:
Gezi Mahkumiyetlerine duyulan tepkinin de etkisiyle yaklaşık 80 bin oyla Hatay’dan milletvekili seçildim. Anayasaya ve ilgili yasalara göre yapılması gereken çok netti. Ancak ikili hukuk hemen devreye girdi. Yasalar ve Anayasa çiğnendi. Görülmemiş biçimde Anayasa Mahkemesi üyeleri için suç duyuruları yapıldı. Meclis, yasadışılığa boyun eğerek saygınlığını tartışmalı hale getirdi. Meclis’in merdivenleri kana bulandı.
Son olarak, bizleri mahkûm ettirme inadıyla beraat ettiğimiz davanın Yargıtay’ca bozma gerekçesi olan “eylemi bulacağınız yer” olarak gösterilen Çarşı Davası beraatle sonuçlandı. Böylece Geziciler üçüncü kez beraat etmiş oldu. Ancak bu beraatler, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce ard arda verilen hak ihlali kararlarının sonuç vermediği bir durumdayız. Çünkü bizlerin 1000 gündür yaşadıkları, kayyumlarla yaşananlar, algı yaratmak için yürütülen operasyonlar, medya üzerindeki baskılar… Bunların hepsi iktidara yapışma durumunun sonuçlarıdır.
Sevgili arkadaşlar, her hal ve şartta muhatabı olduğumuz zulmün karşısında karamsarlığa teslim olmuyoruz. Umudumuzu asla kaybetmiyoruz. Hiç birimiz! Demokrasi ve hukuktan yana mücadelemizi ısrarla sürdürecek, adaleti, kardeşliği, vicdanı, özgürlüğü ve elbette Gezi’yi savunmaya devam edeceğiz.
Bu kilidi sizlerin bugün, bu buluşmalarda ve alanlarda yan yana duruşunuz çözecek. Çözüm için, siyaseten teferruata takılmadan, ana sorunumuzun bugün yaşadığımız ikili hukuku ve ikili işleyişi aşmak olduğunu bilerek, kararlılıkla yan yana duruşumuzu güçlendirmeliyiz. Baskı karşısında enseyi karartmayacağız.
Birlikte mücadele edecek, birlikte kazanacağız.
Hukuka, özgürlüğe gönül vermiş, bu yolda yürüyen tüm yurttaşlarımızı sevgiyle kucaklıyorum.
Şerafettin Can Atalay
Seçilmiş Hatay Milletvekili
Marmara (Silivri) Cezaevi, A47
Formalar, kulüp armaları hiçbir başkanın babasının malı değildir.
Hem "Şahsi fikrim" diyecek hem de taraf tutacaksan o formayı elinden bırakacak, o bayrağın önünden çekileceksin Dursun Bey!
Şahsi fikrini evinde açıkla, kulüp binasında değil!
Özgür olmak, insanca koşullarda, insanlık onuruna yakışır şekilde yaşamak demektir. Ancak baskının, zulmün, sömürünün olmadığı bir ülkede özgürlük olabilir.
Özgürlüğe sahip çıkmak için #Pazar13teTandoğana!
Zulüm bu!
Açıkça işkence ediliyor bir insana...
Anayasa Mahkemesi'nin kararları bir işe yaramayacaksa mahkemenin varlığı da fiilen sona ermiş olmuyor mu?
Öyleyse Anayasa da artık yürürlükte değil, öyle mi?
Kapatıp gidelim mi koca ülkeyi yani?
#CanAtalayaÖzgürlük
Yerel mahkemenin AYM’nin açık ve kesin kararını tanımamış olması ile birlikte mesele yeni bir boyut almıştır.
An itibariyle yargıdaki “paralel yapı” bütün açıklığıyla gün yüzüne çıkmıştır!
Saray yargısına teslim olmadık “paralel yargı”ya da teslim olmayacağız.
#AYMKararıUygulansın
Türkiye’nin en yüksek yargı kurumunun verdiği karar Hatay Milletvekilimiz Can Atalay söz konusu olunca bir alt mahkeme tarafından hiçe sayılıyor!
#AYMKararıUygulansın, Can Atalay derhal serbest bırakılsın!
Genel Başkanımız Erkan Baş, Anayasa Mahkemesi'nin Hatay Milletvekilimiz Can Atalay hakkında verdiği hak ihlali kararına rağmen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tahliye edilmemesine karşı Çağlayan Adliyesi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi:
"Bundan sonra ilgili mahkemenin toplanması ve AYM kararının gereğini yerine getirmesi gerekir. Ancak bu hak ihlali katmerlenerek devam ediyor. Seçilmiş bir milletvekilinin görevini yapması engellenmektedir. Hatay halkı mağdur edilmekte, Türkiye'de seçme ve seçilme hakkını kullanan her yurttaş bir hak ihlaline uğramaktadır!"
#AYMKararıUygulansın
Limak Holding a Turkish construction company that built FC Barcelona’s Spotify Camp Nou Stadium is now destroying a centuries-old forest the size of 105 football stadiums in Akbelen Turkey. Thousands of envorimentalists are resisting. What about you Barcelona? Will you score this goal against nature?
STOP LİMAK
SAVE NATURE!