Gençlerimiz yurtlarını terk etmek zorunda kalmasın diye çalışıyoruz.
Gittikleri her ülkede Türkiye’yi gururla temsil etsinler.
Ama “Gidiyorum umutla, geleceğim kuvvetle” diyebilsinler istiyoruz…
18 Ağustos'ta Suriye'nin İdlib şehrindeki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne saldırıp bunu da Türkiye'ye mesaj olarak nitelendiren İsrail, yayılmacı politikalar üzerinden bölgeyi terörize ederek hâkimiyet kurmayı ana politikası haline getirmiş bir devlettir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bütün bunların farkında olup buna izin vermeyecektir.
Türkiye’nin Suriye ile olan yakın ilişkisinden ve geliştirdiği iş birliğinden rahatsız olan, İran krizinde Türkiye’nin tarafsız ve kararlı duruşunu hazmedemeyen İsrail yönetimi kendi yayılmacılık ve hâkimiyet hesapları doğrultusunda bölgeyi yeniden şekillendirmeye çalışmaktadır. Bu yaklaşımı ile bütün bölgeyi ateşe atmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kendi sınırlarını ve sınır ötesindeki güvenliğini koruyacak gücü, iradesi ve uluslararası hukuktan doğan hakları fazlasıyla vardır.
Sınırlarımızda oluşan tehditleri yalnızca bir güvenlik meselesi değil devletimizin varlık sebebi olarak göreceğimiz ve buna rağmen yapılacak bir hareketin bedelinin ağır olacağı bilinmelidir. Tarih bunun örnekleriyle doludur.
Uluslararası anlaşmalara ve hukuka bağlıyız ancak vatanımızın güvenliği, devletimizin bekası ve milletimizin geleceği söz konusu olduğunda, Türk Devleti iktidarıyla ve muhalefetiyle bölünmez bir bütündür.
Anahtar Parti olarak; millî güvenliğimiz adına devletimizin alacağı her türlü önleyici, caydırıcı, diplomatik ve gerektiğinde operasyonel tedbirin amasız fakatsız yanında olduğumuzu milletimize duyururuz.
#AnahtarParti #YavuzAğıralioğlu
@yavuzagiraliog@anahtarparti
Rotamız Millet,Duragimiz Fatih
Bu defa İstanbul Fatih ilçemizde sokaklarda, pazarda,çarşıda esnaflarımız ve milletimizle beraberdik.
Dinledik, anlattık, anladık birbirimizi.
Yavuz Baskanimizin milletin kalbindeki yerini ve ona olan güvenini gördük.
Çözümün Anahtarı burda🗝️
Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Mehmet Şimşek;
Milletimize 2023 yılında, “2026 sonunda enflasyonu yeniden tek haneye indireceğiz.” dediniz.
2024 yılında da, “Nasıl daha önce enflasyonu tek haneye düşürdüysek, aynı başarıyı tekrarlayacağız.” diye söz verdiniz.
Bugün geldiğimiz noktada Merkez Bankası’nın Ağustos 2026 Piyasa Katılımcıları Anketi önümüzde:
12 ay sonrası enflasyon beklentisi %23,69.
24 ay sonrası enflasyon beklentisi %18,03.
Yani bırakın 2026 sonunda tek haneyi, piyasa iki yıl sonrasında bile tek haneli enflasyona inanmıyor.
Meselemiz yalnızca hedeflerinizin tutmaması da değildir.
Siz şimdi vatandaşımızın maaşını, ücretini hedeflediğiniz enflasyona göre artırıyorsunuz. Fakat çarşıdaki, pazardaki, marketteki, kiradaki fiyatlar sizin hedeflerinize göre artmıyor.
Hedef tutmuyor ama vatandaşın maaşı o tutmayan hedefe göre belirleniyor.
Aradaki farkı kim ödüyor?
İşçimiz ödüyor.
Memurumuz ödüyor.
Emeklimiz ödüyor.
Sabit gelirli milyonlarca vatandaşımız ödüyor.
Enflasyonla mücadele edeceğiz diye milletimizin alım gücüyle mücadele edilmez.
Ekonomi yönetimine soruyoruz:
Madem yıllardır koyduğunuz enflasyon hedeflerini tutturamıyorsunuz, hangi hakla milletimizin ücretini tutturamadığınız hedeflere mahkûm ediyorsunuz?
Hedef sizin, hata sizin, hesabı neden millet ödüyor?
Türkiye’nin birlik içinde olması hepimizin arzusudur.
Ama birlik hukukla güçlenir, demokrasiyle büyür, ortak akılla kalıcı olur.
Tek cephe farklı sesleri susturarak kurulmaz…
Esnafın sesini duymadan, sokağın nabzını tutmadan memleketi anlamak mümkün değil.
Anahtar Parti olarak siyaseti milletimizin sesinden, sokağın gerçeğinden koparmadan; dinlemeye, anlamaya ve çözüm için çalışmaya devam edeceğiz.
Teşekkürler Sinop.
HSYK’nın yapısını değiştirirken millete sormak popülizm değildi.
Cumhurbaşkanını halk seçsin mi diye millete sormak da popülizm değildi.
Ama canımıza kıyanları affedelim mi, affetmeyelim mi diye millete sormak popülizm öyle mi?
#OnlaraDeğilMilleteSorun
Çok net bir talep ve kolay uygulanabilir bir proje ile evlatlarımızın beden ve zihin gelişimini desteklemek için Milli Eğitim Bakanlığı'na çağrımızdır.
Fırsat eşitliği çocuklarımızın her sabah bir yumurta bir dilim peynir yiyebilmesiyle başlar.
Çocuklar aç kalmasın. Hepsi bu! Yapabilirsiniz..
“Verin yetkiyi, görün etkiyi” dediler!..
Yetki verildi... Peki etki nerede?
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına bu sorunun muhasebesini yaparak hazırlandık biz...
Çünkü doğru gelecek, doğru muhasebeyle kurulur!
Rifat Hisarcıklıoğlu da sonunda konuştu!
Bu; esnafın ve iş dünyasının içinde bulunduğu tablonun ne kadar ağırlaştığını gösteriyor.
Bir liralık yatırıma karşılık 5.5 lira faize kaynak ayıran bir anlayışla ne üretim büyür ne de ekonomi…