Sevdiğin insanlara karşı ZOR KİŞİ olmamak için o kadar basitleşiyorsun ki sana değer vermeye gerek bile duymuyorlar...
O kadar haklı ve doğru bir söz ki...
Teknoloji, bazen yalnızca hız kazandırmaz; aynı zamanda ciddi maliyetleri, zaman kaybını ve idari yükü de ortadan kaldırır.
KHK ile kamu görevinden çıkarılmalara ilişkin Anayasa Mahkemesi kararlarının ardından, 2025 yılının son çeyreğinde bireysel başvuru yoğunluğumuz olağanüstü arttı. Ekim, Kasım ve Aralık aylarında ekibimiz hafta içi neredeyse her gün 6 bireysel başvuru hazırlayacak tempoda çalıştı. O dönemde 11 kişilik bir ekiple son derece yoğun bir süreç yürüttük.
Ancak bu yoğunluk hiçbir zaman titizliğin önüne geçmedi. Her başvurunun esası en az üç ayrı göz tarafından inceleniyor; usul ve şekil yönünden ise en az dört aşamalı kontrol yapılıyordu. İşin profesyonellik gerektiren esası bir yana, en küçük şekli unsurlar dahi büyük bir titizlikle ele alınıyor; tüm eklerin dosyada yer alması, eklerin düzenli, okunaklı ve sıralı olması ile sayfa numaraları ve ek adlandırmalarının doğruluğu ayrıca kontrol ediliyordu.
Bu süreçte yalnızca bireysel başvuru formlarının ve eklerinin çıktı düzenini bilen, numaralandırma ve şekli kontrol aşamasını yürüten bir ekip arkadaşımızı ayrıca görevlendirmiştik. Tek bir başvurunun eklerini numaralandırmak, sıralamak, okunaklılık ve bütünlük kontrolünü yapmak ve çıktıya hazır hâle getirmek çoğu zaman yaklaşık bir saatimizi alıyordu. Bu iş için günlük 50 avro ödeme yapıyorduk.
Bugün sabah yolda şu soruyu düşündüm: Bu idari iş yükünü daha hızlı, daha kontrollü ve daha düşük maliyetle yönetmek mümkün mü?
Sadece bir saatlik kısa bir çalışma sonucunda bu ihtiyaca yönelik küçük bir yazılım geliştirdim. Yazılımın çalışma prensibi aslında oldukça basit: Masaüstünde bir buton var. Bu butona klasör yolunu giriyorum, ardından “git” dediğimde sistem devreye giriyor ve yukarıda anlattığım tüm süreçleri birkaç dakika içinde otomatik olarak tamamlıyor. Teknik olarak ise yazılım, klasördeki belgeleri tarayıp Excel’deki ek listesine göre otomatik olarak adlandırıyor; ayrıca ilgili belgenin içerik açısından gerçekten o belge olup olmadığı, ekin sayfalarının tam olup olmadığı, sayfa sayısı, sayfa sırası, eksik sayfa bulunup bulunmadığı ve her sayfanın okunaklılığı, sayfanın ölçeği ile uygunluk açısından hangi puntonun kullanılması gerektiği gibi hususlarda ön kontroller gerçekleştiriyor. Ön kontrol yapıldıktan sonra tüm ekleri, her birinin önünde ekin numarası ve açıklamasının yer aldığı bir kapakla birlikte, sayfaları sırasıyla numaralandırıp ardı ardına ekleyerek tek bir PDF hâline getiriyor ve çıktıyı hazır ediyor.
Her bir dosyada onlarca ek bulunduğu düşünüldüğünde, bu işlemlerin her ek için ayrı ayrı yapılması ciddi bir zaman ve emek gerektiriyordu. Üstelik tarama şeklindeki PDF’lerde ölçek farklılıkları, manuelde bizi her belge için farklı puntolar kullanmaya itiyordu. Yani onlarca belgeyi tek tek bu süreçlerden geçiriyor, her biri için ayrı ayrı işlem yapıyorduk.
Sadece bir saat içinde geliştirdiğim bu yazılım sayesinde, daha önce yaklaşık bir saat süren iş artık beş dakika içinde tamamlanabiliyor.
Elbette bu tür araçlar hukuki değerlendirme ve insan denetiminin yerini tutmaz. Ancak iyi tasarlanmış bir yazılım, özellikle bireysel başvuru gibi hem esas hem de usul bakımından yüksek dikkat gerektiren işlerde idari yükü ciddi ölçüde azaltır. Avukatın ve ekibin zamanını; sayfa sıralamak, numara kontrol etmek ve ek adlandırmak yerine, başvurunun esasına, hak ihlali analizine ve hukuki gerekçelendirmeye ayırmasını sağlar.
Bugün bir kez daha gördüm: Bazen küçük bir yazılım bilgisi, doğru ihtiyaçla birleştiğinde, aylarca katlanılan maliyetleri ve ciddi bir emek yükünü ortadan kaldırabiliyor.
Keşke daha önce yapsaydım dediğim işlerden biri oldu.
Ancak özellikle Anayasa hukuku hocası Sayın Serap Yazıcı’ya sormak istiyorum:
Bu hukuk dışı düzenlemeye nasıl “Evet” dediniz?
Anayasa’yı, hukuk devletini ve mahkeme kararlarını savunması gereken bir ismin böyle bir yasaya destek vermesi kabul edilemez. @SerapProf
KHK’lılar; “Takipsizlik beraat aldığımız halde niye iade edilmiyoruz?” diye bana soruyor ama iktidar level atladı idare mahkemeleri iade ettiği halde göreve başlatmayacak bir yasa teklif ediyor Sayın @hulusiakarmedya ve iktidarınız. Olacak bir şey değil!
#TerörsüzTürkiye hedefine kimsenin itirazı yok.
Ancak, 40 yıl devlete-millete silah çekmiş olanları af ederken, elinde, evinde çakı bıçağı bile bulunmayanları içerde tutmak, hukuka da, ahlaka da, imana da, insanlığa da sığmaz.
#Barış ancak #adaletle sağlanır. @TBMMGenelKurulu
Hukuk Cellatları kaçıyor
KHK'lılar kovalıyor
1-AIHM'den KHK'lılar için bir yıla kalmaz güçlü bir ihlal kararı çıkacağı öngörülüyor.
Bu durumda İrtibat, iltisak, mensubuyet gibi paçavra uyduruk kelimeler kendileri gibi tarihin çöplüğüne atılmış olacak.
Mahkemelerde kaybettiler
2016'da OHAL KHK'sı ile kamu görevinden çıkarılan bir araştırma görevlisi, yıllar sonra göreve iade edildiğinde geriye dönük maaşlarını aldı; ancak faiz, dava tarihinden itibaren işletildi. Görevden uzaklaştırma ile ödeme arasındaki yıllarda paranın alım gücü çoktan erimişti.
Anayasa Mahkemesi 2021/54035 sayılı kararında net bir tutum ortaya koydu: göreve iade sonrası yalnızca nominal maaşın ödenmesi yeterli değildir, enflasyon karşısındaki değer kaybı da giderilmek zorundadır. Dilekçede faiz başlangıç tarihinin açıkça yazılmaması ise mülkiyet hakkının ihlaline giden yolu açıyor.
Faiz başlangıç tarihi, taleple bağlılık ilkesi ve bireysel başvuru yolu:
https://t.co/AUpsimJaGM
Hakkında kurum kanaati ve Cihan Medya ödemesi olan davacının istinaf talebi Ankara Bölge İdare Mahkemesi 14. İdari Dairesince kabul edilerek işe iadesine ve yoksun kaldığı parasal hakların ödemesine karar verilmiştir. Kararı sizlerle paylaşıyoruz....
KHK ile İHRAÇ EDİLENLERİN MAHKEMEYİ KAZANSALAR BİLE KARARIN DANIŞTAYDA ONANMASINI BEKLEMEK ZORUNDA BIRAKILMALARI TEKLİFİ ANAYASAYA UYGUN MU?
Sayın @myeneroglu’nun da belirttiği günü söz konusu teklif kesinlikle Anayasanın 2., 125. Ve 138. Maddelerine aykırıdır.
Nitekim Anayasa Mahkemesi İYUK 28’de yer alan benzer bir düzenlemeyi daha önce OYBİRLİĞİYLE iptal etmiştir. İptal kararının önemli kısımları görselde yer almaktadır.
Böyle bir düzenleme yapılsa bile Anayasa Mahkemesinden döneceği açıktır.
Söz konusu kararın künyesi: https://t.co/eRYKQ1G1dF
Yalçınkaya ve benzeri AİHM kararları, yalnızca bireysel başvuruların sonucu değil; iç hukukta giderilmesi gereken yapısal sorunlara işaret eden emsal kararlardır.
Bu kararların gereğinin yerine getirilmemesi, on binlerce kişinin adalete erişimini geciktirmekte; aynı zamanda Türkiye'nin uluslararası sorumluluğunu ve kamu maliyesi üzerindeki yükü artırmaktadır.
Hukukun üstünlüğü, bağlayıcı kararların uygulanmasıyla korunabilir.
#AnayasaMadde90
Trafikte uyardığı üç kişi tarafından boğazından bıçaklanarak katledilen Samet Özgül’ün kız kardeşi:
“Samet’i öldüren 3 sanıktan 2 kişi serbest bırakıldı. Bu insanların 20 ayrı suç kaydı vardı.
Adalet bakanına her gün mail attım. Bu muydu adalet?”
Bu isyanı unutmayın!
Gercekten canım sıķkin,moralim bozuk
Dokunsaniz aglarim
Isler tamamen yok
Burdada mı hicmi kimsemiz kalmadi artik?
Zeytinyagi,zeytin ve dogal gidalarimdan almak icin dm den bana yazabilrsiniz dostlarim
Rt edermisiniz?
AİHM’DEN 23 ÖNCÜ DOSYADA HÜKÜMETE KRİTİK “İRTİBAT-İLTİSAK” SORULARI
AİHM, KHK ile ihraç edilmiş, aralarında müvekkilimizin de olduğu 23 öncü dosya belirleyerek Hükümete tebliğ etti.
Burada sorulan en kritik soru mealen şu: İrtibat ve iltisak kavramını İLK KEZ OHAL KHK’ları ile getirdiğine göre, bunların suç olduğunu daha önceden bu insanlar nasıl bileceklerdi?
Soruların tarzından AİHM’in olaya hakim olduğu ve çok güçlü ihlal kararları çıkacağı anlaşılıyor.
Sayın Ali Kadıoğlu'nun paylaşımı, AİHM'in KHK ihraçlarıyla ilgili 23 öncü başvurudan birine ait somut dosyayı gösteriyor.
AİHM, Türkiye'den şu temel soruya cevap istiyor:
"İrtibat" ve "iltisak" kavramları OHAL KHK'larıyla bu sonuçları doğuracak şekilde getirildiyse, insanlar daha önceden bunun kamu görevinden çıkarılma sebebi olacağını nasıl bilebilirdi?
Bu soru, hukuki öngörülebilirlik ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin merkezinde yer alıyor.
Esas karar henüz verilmedi. Ancak AİHM'in sorduğu sorular, dosyada hangi hukuki meseleleri inceleyeceğini açıkça ortaya koyuyor.
@AYMBASKANLIGI@adalet_bakanlik
Terörle, terörizmle ve terör örgütü ile hiçbir ilgisi bulunmayan bir insanı hiçbir somut delile dayanmaksızın, soyut bir şekilde terör örgütü mensubu olarak suçlamak ve bu ”sebeple” hürriyetinden yoksun bırakmak, neticesi sebebiyle ağırlaşmış iftira suçunu (TCK, m. 267) oluşturur!
AİHM'in Shevchuk v. Ukrayna kararı, Türkiye'deki OHAL KHK ihraçları için çok önemli bir emsal niteliği taşıyor!
İşte Dr. Ufuk Yeşil tarafından kaleme alınan ve KHK davalarını yakından ilgilendiren hukuki süreçte öne çıkan kritik detaylar:
Hukuki Belirlilik Standardı: AİHM, kamu görevinden çıkarmalarda soyut anayasal/yasal metinlerin arkasına sığınılmasının ve şablonik ifadelerin kararlara yapıştırılmasının "hukukilik" testinden geçemeyeceğini vurgulamıştır.
Öngörülebilirlik Krizi: KHK ihraçlarında dayanak yapılan "irtibat ve iltisak" gibi muğlak kavramlarla, kişilerin geçmişteki rutin ve yasal faaliyetlerinin yıllar sonra ağır bir yaptırıma dönüşmesi hukuken öngörülemez bulunmuştur.
Adil Yargılanma ve Usul İhlalleri: Kişilere ihraç anında delil sunulmaması, idare mahkemelerinin ihraçtan aylar/yıllar sonra toplanan delillere dayanması, ByLock verilerine mutlak ağırlık verilmesi ve duruşmasız/tanıksız yargılamalar "silahların eşitliği" ilkesini tamamen yok etmiştir.
AİHM'in önündeki Candar v. Türkiye ve birleştirilmiş davalardan, bu evrensel ölçütler ışığında KHK ihraçlarının Sözleşme'yi ihlal ettiğini ilan eden bağlayıcı ve net ihlal kararlarının çıkması öngörülmektedir. Yazının tamamına ve daha detaylı hukuki analize aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
🔗 [https://t.co/SRtsqn5PAD]
AİHM Önünde KHK İhraçları: 23 Başvuru, Kritik Sorular
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminden sonra OHAL KHK’ları ile kamu görevinden çıkarılan 23 kamu görevlisinin şikâyetlerini Türk Hükümeti’ne bildirerek savunmasını istedi.
Bu gelişme, KHK ihraçları bakımından henüz bir ihlal kararı anlamına gelmemekle birlikte, başvuruların AİHS m. 6, m. 8 ve m. 11 kapsamında kabul edilebilirlik ve esas yönünden inceleneceği yeni bir aşamayı ifade etmektedir.
Bu konuda kaleme aldığım yazıda; “iltisak” ve “irtibat” kavramlarının hukuki öngörülebilirliği, ByLock, ankesörlü telefon kayıtları, Garson verileri, Bank Asya hesap hareketleri, sendika ve dernek üyelikleri, delillere erişim, etkili yargısal denetim, özel hayata saygı hakkı, adil yargılanma hakkı ve örgütlenme özgürlüğü bakımından AİHM’in gündeme aldığı temel meseleleri değerlendirdim.
Yazının tamamı için:
https://t.co/LAz2hp4I45
Demirtaş davası: AİHM serbest bırakılmasını istedi. Olmadı. Kavala davası: AİHM ihlal tespit etti. Olmadı. Yalçınkaya, Yasak kararları:Kanunsuz suç olmaz dedi. Olmadı. Bunlar birer istisna değil, bir örüntü. AYM bu örüntünün neresinde duruyor? AYM den doğru bir hamle bekliyoruz.
#AYMninAİHMsınavı
AİHM'in OHAL KHK'sı kapsamında verilen ihraç kararlarına ilişkin Mehmet CANDAR ve diğerleri başvurusunda taraflara yönelttiği soruların tam metni:
1. Soru
Başvurucuların, olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamelerinin ilgili hükümleri uyarınca “sadakat yükümlülüğünün ihlali” gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmaları nedeniyle, Sözleşme'nin 8 § 1 maddesi anlamında özel hayata saygı haklarına bir müdahale söz konusu olmuş mudur (bkz. Denisov/Ukrayna [BD], no. 76639/11, §§ 100-109, 25 Eylül 2018)? Eğer olmuş ise, bu müdahale Sözleşme'nin 8 § 2 maddesi bakımından kanuna uygun ve gerekli midir (bkz. Oleksandr Volkov/Ukrayna, no. 21722/11, §§ 169-185, AİHM 2013; Pişkin/Türkiye, no. 33399/18, §§ 206-215, 15 Aralık 2020; ve Xhoxhaj/Arnavutluk, no. 15227/19, § 413, 9 Şubat 2021)? Özellikle:
(a)
Sadakat yükümlülüğü, olağanüstü hâlin ilanından önce iç hukukta ve uygulamada nasıl tanımlanmakta ve yorumlanmaktaydı?
Olağanüstü hâl sırasında hüküm süren özel koşullar dikkate alındığında, başvurucuların, olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleri ile getirilen ve hukuka aykırı yapılarla “iltisak” ve “irtibat” kavramlarına atıf yapılarak açıklanan sadakat yükümlülüğünün ihlali gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmaları, Sözleşme'nin 8. maddesi anlamında yeterli ölçüde öngörülebilir nitelikte miydi?
İhtilaf konusu kamu görevinden çıkarma işleminin öngörülebilir olup olmadığının belirlenmesinde, başvurucuların kamu hizmeti içindeki özel konumu ile bu görevlere bağlı sorumluluklar, Sözleşme kapsamında gerekli görülen öngörülebilirlik düzeyi bakımından herhangi bir önem taşımakta mıdır (genel olarak bkz. Vogt/Almanya, 26 Eylül 1995, §§ 59-60, Series A no. 323; Pitkevich/Rusya (k.k.), no. 47936/99, 8 Şubat 2001; ve Guja/Moldova [BD], no. 14277/04, §§ 70-71, AİHM 2008)?
(b)
Başvurucuların davalarında, Sözleşme'nin 8. maddesinde mündemiç bulunan usule ilişkin güvencelere, yani adil bir karar alma sürecine, iç makamlar tarafından riayet edilmiş midir (örneğin bkz. Turek/Slovakya, no. 57986/00, § 111, AİHM 2006-II (özetler)), yargılamaların yürütülme şekli ve bunların toplam süresi de dâhil olmak üzere, yargılamaların icra ediliş tarzı dikkate alındığında?
Özellikle, başvurucuların usule ilişkin güvenceler sağlanmaksızın kamu görevinden çıkarıldıklarını ileri sürmeleri karşısında, yargısal denetim sürecinin başvuruculara yeterli ve etkili usul güvenceleri sağladığı, özellikle de Sözleşme'nin 6 § 1 maddesinde güvence altına alınan güvenceleri temin ettiği kabul edilebilir mi (aşağıda Sözleşme'nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki sorulara bakınız)?
(c)
Görevden çıkarılmalarından önce hâkim veya Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan başvurucular bakımından, (H)SYK önündeki usul; yargı bağımsızlığı güvencelerine, azledilemezlik ilkesine ve idari usule ilişkin adil yargılanma gereklerine uygun mudur?
Değil ise, bu eksiklik daha sonraki yargısal denetim yoluyla giderilebilecek nitelikte midir (bkz., kıyasen uygulanmak üzere (mutatis mutandis), yukarıda anılan Pişkin, §§ 121-135)?
(d)
Başvurucuların, kamu hizmetine yeniden girme konusunda ömür boyu yasak sonucunu doğuran görevden çıkarılmaları, dayanağını oluşturan fiillerin ağırlığı ile orantılı mıdır (karşılaştırınız ve ayırt ediniz: Sidabras ve Džiautas/Litvanya, no. 55480/00 ve 59330/00, §§ 46-50, AİHM 2004-VIII; yukarıda anılan Xhoxhaj, § 413; ve Nikëhasani/Arnavutluk, no. 58997/18, §§ 129-130, 13 Aralık 2022)?
Başvurucuların bulundukları görevler ve bu görevlere içkin sorumluluklar, ulusal mahkemeler tarafından yapılan orantılılık değerlendirmesi üzerinde etkili olmuş mudur (bkz. yukarıda anılan Vogt ve Guja; ayrıca Naidin/Romanya, no. 38162/07, §§ 54-55, 21 Ekim 2014)?
(e)
Söz konusu olağanüstü hâl kapsamında alınan tedbirler, buna kamu görevinden çıkarma ve kamu hizmetine yeniden girme konusunda ömür boyu yasak da dâhil olmak üzere, Sözleşme'nin 15. maddesi anlamında “durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde” kabul edilebilir mi (bkz., kıyasen uygulanmak üzere (mutatis mutandis), A. ve Diğerleri/Birleşik Krallık [BD], no. 3455/05, § 184, AİHM 2009; ve Polyakh ve Diğerleri/Ukrayna, no. 58812/15 ve diğer 4 başvuru, §§ 291-308, 17 Ekim 2019)?