🟣 Eşitsizlik "Teknik Düzenleme" Değildir
Anayasa Mahkemesi, Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 23. maddesinde düzenlenen; evlenen kadının kaydının kocasının hanesine taşınmasına ilişkin hükmün, eşitlik ilkesi başta olmak üzere anayasal ilkelere aykırı olmadığına karar verdi. Bu karar oybirliği ile değil oyçokluğu ile verildi, 5 üye karşı oy kullandı. Karşı oylar, söz konusu düzenlemenin kadını önce baba sonra koca hanesinde tanımlayan tarihsel ve ataerkil bir anlayışın devamı niteliğinde olduğu yönünde.
Her ne kadar çoğunluğun gerekçeli kararında, bu düzenlemenin yalnızca teknik bir kayıttan ibaret olduğunu, pratikte kadınların hayatında eşitlik ilkesini ihlal eder şekilde sonuçlara yol açmadığını yazsa da, bizler için durum pek de böyle değil.
Nüfus kayıtları, devletin resmi organlarınca tutulan resmi kayıtlardır. Bu kayıtlar tutulurken benimsenen anlayış ve bu kayıtların tutulmasına ilişkin belirlenen kurallar, aslında bir bütün olarak devletin ve onun kurumlarının kadınları nasıl konumlandırdığını, kadın ve erkek arasında bir hiyerarşi görüp görmediğini bize anlatıyor. Ve bu bakış, "teknik" bir kayıt maddesinin çok ötesinde, kadının bu ülkede hukuk önünde nasıl bir özne sayıldığının göstergesi.
Anayasa Mahkemesi gerekçesinde, bu nüfus kayıtlarının düzeni sağlamak ve aileyi korumak üzere tutulduğunu, bu düzenlemenin devletin ailenin korunmasına ilişkin yükümlülüğünden kaynaklandığını ifade ediyor.. Anayasa Mahkemesi kararında bu konu oldukça teknik ve pratik hayatta bir sonucu olmayan bir mesele gibi ele alınsa da, bu karar bütünüyle bizim mücadele ettiğimiz anlayış; Anayasa Mahkemesi'nin, yani devletin ve yargının ağzından bize anlatıyor. Yani Anayasa Mahkemesi diyor ki: Kadınlara devletin bakış açısı erkek odaklıdır ve bir hukuki düzen erkeği merkeze alan, kadınları onun çevresinde gören bir anlayışla ortaya konmaktadır..
Bu Anayasa Mahkemesi kararına göre kadın, tek başına bir birey olarak değil, doğduğu veya evlendiğinde oluşan ailenin bir parçasıdır. Yine bu karardan anlıyoruz ki ailenin korunması, kadın ve erkek arasındaki eşitliğin sağlanmasından daha üstün bir yarar olarak görülmekte; hatta karara göre korunan “aile”, kadın ve erkek arasında cinsiyet ayrımı olmaksızın kurulan eşitlikçi bir aile değil, hiyerarşik bir yapıdaki ailedir.
Bu anlayış ve kararın gerekçesindeki ifadeler bize hiç yabancı değil. Kadınların yıllarca verdiği mücadele sonunda, evlenen kadının otomatik olarak kocasının soyadını almak zorunda bırakılması da benzer bir "kamu yararı" ve "düzen" gerekçesiyle savunulmuş, sonunda bu dayatma hukuken geriletilmiş; hâlâ pratikte belli sorunlar yaşansa da Anayasa Mahkemesi, kadının evlendiği erkeğin soyadını almak zorunda bırakılmasına ilişkin düzenlemeyi iptal etmiştir. Orada da mesele hiçbir zaman soyadının kendisi değildi; mesele, kadınların erkekler ve aileler üzerinden tanımlanmasıydı. Bugün karşımıza çıkan hane meselesi de aynı zihniyetin başka bir yüzü.
Kadınlar; hastane koridorlarında, muhtarlık masalarında, bankalarda, mahkeme salonlarında ve devletin her türlü kurumunda ; evli mi, bekâr mı, boşanmış mı, evli olduğu kişi ölmüş mü gibi soruların cevaplarına göre muamele görüyor. Devlet kadını nasıl kayıt altına alıyorsa, kadını öyle görüyor, öyle davranıyor.
Kararda öne çıkan "teknik düzenleme" vurgusu bize başka bir gerçekliği de gösteriyor. Kadınların yaşam hakkını dahi etkileyecek hukuki düzenlemeler "teknik" bir mesele gibi ele alınıyor, tıpkı bu kararda olduğu gibi, Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi başta olmak üzere hiçbir uluslararası hukuk ilkesi ve sözleşmelerden kaynaklanan ilke göz önünde bulundurulmuyor. Öyle ki aile hukukunda arabuluculuk da "teknik" bir konu olarak görülüyor, süresiz nafaka düzenlemesindeki "süresiz" ifadesinin kaldırılması da "teknik" bir konu olarak görülüyor, 6284 sayılı Kanun'un İstanbul Sözleşmesi'nde yer alan hükümleri karşıladığı gerekçesiyle Sözleşme'den çekilme kararı verilmesi de "teknik" bir konu olarak görülüyor.
@istiklalkadin@METU_ODTU Terör dediğin insanlara korku salarak büyüyor zaten karşında durdugunuz şeyin yolundan gitmeyin ya ifşala bilelim ya da ortalığı karıştırma seni savunmaya devam edelim