@hmznal@enesergoktas hükümlerde asıl olan ta'lil'dir.
peki ta'lil, hükmü askıya almaya sebep olur mu?
zira illet çoğu zaman bir bağlamı gerektirir.
Özellikle Kur'ân'da yer alan bir hüküm?
@Arday1ldiz@ayhankayan14 mevzu aslında şu: total borç devlet tarafından artırılmazsa millet birkaç yıl içerisinde evi bedavaya getirir. bu durumda al satlar başlar ve toki'nin üretim gayesine ters düşer.
ana borç ne olursa olsun taksit sayısı bittiğinde tapu dairenin sahibine teslim edilir.
Hilafetin çok yakın olduğu zannına taraftarım. Asr-ı Ceberrut bitti, bitecek biiznillah.
Umitvar olun civan kardeşlerim. Ihtilaf ve kavgalarımız Hz. Muhammed'in hatırı için kenara bırakalım.
"En son Nebevi menhec Âsrı gelecek.." devri geldi, gelecek biiznillah. Hazır mıyız?
Asena Keskinci, Üç Harfliler serisinin yeni filmi Mühür'ün set arkasından fotoğraf paylaştı.
"Tesettür baya yakışıyor ablanıza ama burada fotoyu bana çektirdikleri için armut gibi çıkmışım canınız sağolsun."
genel kitleyi etkilemek için asırlardır anlatılan bir kıssadır.
ancak nahl sûresi 30-32 ile düşünüldüğünde muttakiler sekeratta aldatmaca ve şeytan ile değil "selamun aleyküm" hitabıyla karşılanacaklardır.
İnsan bu dünyada nasıl yaşamışsa ölüm anındaki şeytanın vesvesesine karşı da durumu öyle olur. Hayatını islam ve iman dairesinde geçiren insanların imanını şeytan alamaz, verdiği vesvese de tesir etmez. Ancak yaşantısı islamiyete uygun olmayan insanlar şeytanın bu vesvesesinden korkmalıdır. Yani sekerattaki durumumuzu şu anki yaşantımız belirleyecektir.
الحرام لا يحرم العين وإنما يحرم الكسب
“Haram, eşyanın zatını değil; kazanılma yolunu haram kılar.”
Bir diğer kaide:
الحرام لا يصير حلالًا بحسن القصد
“Güzel niyyet, haramı helâl hâle getirmez.
Faizle iştigal eden bankaların tüm gelirleri faizden ibaret değildir. Komisyon, hizmet bedeli, POS, EFT, havale ve benzeri meşru gelir kalemleri de bulunur. Bu sebeple, bankanın verdiği her hediye veya puanın “kesinlikle faiz malıdır” denilerek haram olduğuna hükmedilemez.
Kredi kartı puanı mahiyeti itibarıyla ribâ değil; banka tarafından verilen bir hibe/promosyon niteliğindedir. Bunun hükmü, bankanın gelir kalemlerinden ziyade, hangi akde bağlı olarak ve hangi şartla verildiğine göre belirlenir.
Şayet bir kimse, “Bu puanı almak haramdır; fakat kendine kullanma, fakire ver.” diyorsa, bu fetva usûlen izaha muhtaçtır. Zira eğer puanı almak haramsa, fakire verme niyeti alma fiilini mubah hâle getirmez. Çünkü:
الحرام لا يصير حلالًا بحسن القصد
“Güzel niyet, haramı helâl yapmaz.”
Hanefîlerde haram malın fakire verilmesi hükmü; kişinin eline geçmiş ve sahibine iadesi mümkün olmayan malın tasfiyesi hakkındadır. Bu hükümden hareketle, başlangıçta haram olduğu kabul edilen bir menfaati özellikle elde etmeye ruhsat verilemez.
Mesele iki ihtimalden birine döner:
1. Puanı almak mubahtır. O hâlde kişinin kendisinin kullanması da, başkasına vermesi de caizdir.
2. Puanı almak haramdır. O hâlde “kendin kullanma, bankada da bırakma fakire ver” demek, alma fiilini meşrulaştırmaz.
Bu, hocanın lakırdılarındaki insicamsızlığı adına işin teknik izahıydı.
Neticeye gelirsek. Puanlar hibedir. Ribevî fazlalığın karşılığı değildir. Puanları kullanabilir.
ilahiyat fakültelerinde görev yapan bir kısım fıkıh araştırmacılarımızın çalıştığı alanı (fıkıh) temel islam bilimlerin tanrısı gibi görme huyları yok mu... ah huyları kurusun.
Yarın Cuma. Cuma namazından 1 saat evvel olan eşref vaktinde yani sela vaktinde Cuma Suresinin son sayfasını üç defa okuyanın eline o hafta muhakkak helal para geçer.
@ketebe 10 yılı aşkın süredir üzerinde çalışmakta olduğum İslâm Hukuk Felsefesi projesinin ilk meyvesi olan "Hakkın Tahakkuku: İslâm Hukuk Felsefesi 1" isimli kitabım neşredildi, çok mutluyum.
Umarım ilahiyat, hukuk, ahlâk, siyaset ve felsefe alanlarıyla ilgili okurlar için faydalı olur.