Maalesef bugün gönül verdiğimiz, yıllardır desteklediğimiz AK Parti’nin içinde, bu davanın yükünü taşımak yerine makamın ve koltuğun nimetlerinden faydalanmayı önceleyen insanlar olduğunu görüyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımız yıllardır büyük bir mücadele verirken ona omuz vermesi gerekenlerin, onun omuzlarına basarak makam, mevki ve servet peşinde koşması milletimizin vicdanını yaralıyor.
Bu millet kimin gerçekten hizmet ettiğini, kimin kendi hesabının peşinde olduğunu görüyor. Siyaset zenginleşme kapısı değildir. Makam millete tepeden bakma yeri değil, millete hizmet etme yeridir. Bu davada görev alan herkes bunun hesabını önce kendi vicdanına, sonra da millete verebilmelidir.
AK Parti artık kendi içinde ciddi bir temizlik ve yenilenme yapmalıdır. Makamı şahsi çıkarı için kullanan, milletin derdiyle dertlenmeyen, dava şuurundan uzaklaşan kim varsa; kim olduğuna, hangi makamda oturduğuna bakılmadan gerekli denetim yapılmalı, usulsüzlüğü somut olarak ortaya çıkanlarla yollar ayrılmalıdır.
Çünkü bu parti birkaç kişinin makamı, koltuğu veya serveti için kurulmadı. Bu hareket milletin umudu olmak, garibin ve mazlumun yanında durmak, devletin imkânlarını millete hizmet için kullanmak iddiasıyla yola çıktı.
Unutmayalım: Koltuklar gelip geçicidir, makamlar gelip geçicidir. Asıl olan milletin gönlünde yer edinebilmektir.
AK Parti yeniden milletin sesine daha çok kulak vermeli; samimiyeti, liyakati, ahlakı ve hizmeti merkeze almalıdır. Milletin görmek istediği de budur.
YAŞA BİZİM
MAHALLE..!
Adı Fatmaymış, Betülmüş, başörtülüymüş, dindar ve muhafazakârmış, AK Partili ve bizdenmiş demedi.
Masumiyet karinesine rağmen tepkisini en sert ve en seri bir biçimde ortaya koydu.
“Benim hırsızım” demedi.
Özgür Özel gibi hırsızına, bornozcusuna ve tescilli kokaincisine sahip çıkmadı.
Ve
Asrın en büyük hırsızlığı ile yargılanan belediye başkanı içim “namusum kadar kefilim” demedi.
Hırsızın ve arsızın partisi olmaz, hırsız hırsızdır, dedi.
Helâl olsun..!
Fatma Betül Sayan Kaya, AK Partideki tüm görevlerinden istifa ettiğini açıkladı.
Fakat iddialar hakkında sessiz kaldı. Soruşturulsun demek çok güzel. Ancak olayları en iyi kendisi biliyordu. Kısa bir açıklama yapabilirdi...
Her kim olursa olsun artık yolsuzlukların üzerine kararlılıkla gidilmelidir.
Sayın Cumhurbaşkanımız ve Adalet bakanımız bu noktada takdirleri hak ediyor.
Öte yandan İBB'deki yolsuzlukları aylardır gerek sokakta gerek mahkeme salonlarında başta Özgür Özel olmak üzere cansiperane savunanların bugün konuşma yapmaları çok sakil ve bayağı kalıyor...
Ak Parti artık tabanın sesini dinlemelidir!
Taban çok hislidir, dışarıdan net gözlemler!
Partiyi taşıyan zaten tabandır!
Eğer taban yıllardır bazı isimleri partide istemiyorsa haklıdır!
Tabanın isteğine rağmen ısrarla o isimlerle devam edilmez!
Betül Sayan bunlardan biriydi, Özlem Zengin de diğeri,
Bir türlü bu bayanla seçmenin yıldızı barışmadı…
Kapsamlı bir yenilenme çok yerinde olacaktır.
Naçizane…
AK parti tabanı ile CHP tabanı arasındaki en büyük fark; AK Parti tabanı yıllarca acı çekti. Zaten verdikleri de tepki de bu "Biz bunca acıyı birileri cebini doldursun diye çekmedik" tepkisi
▪️AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş: (Fon krizi hk.)
▪️Kim varsa, bizden veya başkaları. Bu işte manipülasyon yaptıysa, bilerek giriş tarihini, çıkış tarihini bilerek o 4-5 aylık süre içerisinde 1 lirası 10 lira olanlar, 10 milyon lirası 100 milyon lira olanlar, milyar olanlar varsa bunlar hesabını verecek kardeşim.
▪️Kimin bebesi, kimin oğlu, kimin çocuğu olursa olsun hiçbir ayrım yok. Tayyip Erdoğan bu işe el attı. İnşallah gereğini yapacak.
Reis’e destek vermek, etrafındaki herkese susmak demek değil. Yanlış yapanı da söyleyeceğiz, milleti küstüreni de eleştireceğiz.Partiye asıl iyilik budur..
Reis’in etrafındakiler partiden temizlenmeli” diyenler burada mı?
Son günlerde meydana gelen ve kamuoyunu meşgul eden bir meseleyle ilgili olarak bugün şahsım hakkında birtakım iddia ve değerlendirmeler gündeme getirilmiştir.
Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde söz konusu meseleye ilişkin ortaya koyduğu açık ve kararlı iradeyle, kim olursa olsun iddiaların tüm yönleriyle araştırılması ve sürecin titizlikle yürütülmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Ben de bu yaklaşımın gereği olarak, ortaya atılan iddiaların hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmasını ve yürütülecek sürecin sağlıklı ve selamet içerisinde tamamlanmasını son derece önemsiyorum.
Siyasette taşıdığımız sorumluluğun yalnızca hukuki sorumlulukla sınırlı olmadığına inanıyorum. Milletimize karşı üstlendiğimiz görev, gerektiğinde siyasi ve vicdani sorumluluk almayı da gerektirir.
Bu nedenle, şahsımla ilgili iddiaların açıklığa kavuşturulacağı bir süreçte bulunduğum makamın herhangi bir tartışmaya konu edilmemesi; yürütülecek inceleme ve soruşturmanın hiçbir gölge altında kalmadan, bağımsız ve sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi adına siyasi sorumluluk almayı gerekli görüyorum.
Bu anlayışla, sürecin selameti ve iddiaların tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulabilmesi amacıyla yürütmekte olduğum tüm görevlerimden affımı Sayın Genel Başkanımızdan istedim.
Kamuoyuna saygıyla arz ederim.