73 yaşındaki ağır şeker hastası ve zatürre olan Abdullah Tırpan yaşam mücadelesi veriyor. Hapishanedeki hasta yaşlıların sesini kim duyacak?
#KHKZulmüneSon
İspanya dünya kupası Arjantin Messi
adı, hanaa ebu zeynep.
suriyeli bir üniversite öğrencisi. daha 19 yaşındaydı. konya meram’da sigortasız çalıştığı kafenin deposunda, "elleri bağlı" bir şekilde asılı bulunuyor ve "intihar" diye kayıtlara geçiriliyor. ailesi hanaa'yı; gelecek planları yapan, kardeşlerine harçlık veren, mezuniyet kıyafeti alan, araba kullanmayı hedefleyen ve ev sahibi olmak isteyen hayat dolu bir genç diye tanımlıyor. bu ölüm şüpheli bir ölümdür. hanaa'nın sesi olalım.
12-year old Maryam Qadoum, killed after Israeli forces struck displacement tents in the Al-Jawazat area of Gaza. Zionists see these videos too, the difference is their hearts are dead.
Arkadaşlar, 9. hesabı açtım. Bundan sonra sadece şu iki hesabı kullanacağım:
Yeni hesap: @sevincozarslan9
Ana hesap @sevincozarslan
Mağdur ve masumlar için takip edip etrafınıza duyurabilirseniz sevinirim.
#10YılYetmediMi
Gazze Şifa Hastanesi önünde yayın yapan, Çin Devlet Televizyonu CGTN muhabiri:
▪️"Kendi gözlerimle gördüm ki, 5 yaşın altında kafası olmayan en az 10 Filistinli çocuk vardı."
Canım Kazım amca… Şu an tam da bu halde, Sincan Cezaevi’nde tutuklu. Tüm zorluklara rağmen ayakta kalmaya, direnmeye çalışıyor. Herkes onun ve benzer durumda olanlar için adalet bekliyor.
GençlikAdalet Bekliyor
TUTUKLU GAZİ NAZIM AYTAR'IN ANNESİ: CANLI CANLI ÖLÜYORUZ
Mayına bastığı için el parmaklarını kaybeden piyade üsteğmen Nazım Aytar, 15 Temmuz davalarında verilen müebbet ceza nedeniyle 10 yıldır hapiste. Annesi Kafiye Aytar’ın feryadı Türkiye’nin vicdanına sesleniyor:
“Oğluma takdir belgelerini de, müebbeti de siz verdiniz. Biz anneler artık dayanamıyoruz, canlı canlı ölüyoruz. Alın belgelerinizi, verin oğlumu!”
Aynı davada yargılanan komutanlar tahliye edildi, Aytar ve meslektaşları hapiste.
Nazım Aytar’ın hikâyesi: https://t.co/JWOwTdnqw7
The official account of the Global Sumud Flotilla has announced the death of Teresa Regina de Ávila e Silva, the mother of Brazilian activist Thiago Ávila, who is currently held in Israeli detention following the interception of the flotilla in international waters.
🚨HEARTBREAKING: A Palestinian family breaks down in tears as they mourn their child, who was killed in an Israeli airstrike targeting a police point in Al-Nasr neighbourhood, Eastern Gaza today.
Rt edermisiniz
Arkamda büyük bir firma yok…
Mağazam, dükkanım, başka bir satış yerim de yok.
Sadece emeğim, güvenim ve siz varsınız.
Her tenekeyi kendi elimle hazırlıyorum,
ürünümün arkasında dimdik duruyorum.
Ne gönderiyorsam, kendi evimde de aynısını kullanıyorum.
ÜÇ AY SONRA TAHLİYE OLACAKTI
2,5 yıldır Sincan'da tutuklu olan KHK'lı polis Ünsalan Özkan (54), 30 Nisan’da geçirdiği kalp krizi sonucu HAYATINI KAYBETTİ.
6 yıl 3 ay ceza verilen Özkan’ın tahliyesine üç ay vardı.
Üç çocuk babası olan Ünsalan Özkan’ın cenazesi dün Ankara Kalecik Buğra köyünde defnedildi.
OrtakAcımız YusufTarık
👉https://t.co/tXE4DyPGHi
Yaşlı babacığım 78 yaşında hala hapiste.
Duyduğuma göre babamda Alzheimer belirtileri varmış.
Haftalık ziyaretçi görüş saati 1 saat olduğunu unutmuş ve ziyarette anneme "görüş iki saatti değil mi" diye sormuş.
Ve kardeşimin oğlu 2-3 yıldır mühendis olduğu halde onun hala fakültenin 3. sınıfında olduğunu sanıyormuş.
78 yaşında yaşlı ve hasta bir adamdan ne isterler?
Sadece babamı anmaktan da utanıyorum
zira babam gibi nice yaşlılar var.
Ama o benim babam ya.
Beni yetiştiren adam ya.
Bana kitap aşkını öğreten ustam ya.
Savcıyken yanlış bulduğu şahsi bir tavrımdan dolayı beni makamımda fırçalayan ve haddimi bildiren bilgem ya.
Kulağı büyük ölçüde işitmiyormuş, anneciğim kulak cihazı almayı düşünüyordu.
Başında bir şişlik çıkmış.
Anlayacağınız babacığım hasta...
Benim 9 yılım soldu gitti,
babamın ömründeki son sahneler hapiste yıkılıp gidiyor...
Babam artık bir mahkum değil,
zamana emanet edilmiş bir hatıra gibi…
Ama ne hazin ki hatıralarını bile yavaş yavaş kaybederek.
Kulağı dünyaya kapanırken,
dünya ona daha sert bağırıyor.
O artık zamanı karıştırmıyor
sadece zaman onu yavaş yavaş silmeye başlıyor.
Bir saatlik görüşü iki saat sanması bir unutkanlık değil;
insanın zamana tutunmaya çalışırken parmaklarının kaymasıdır.
Çünkü insan, sevdiğiyle geçirdiği zamanı uzatmak ister akıl giderken bile kalp süreyi büyütür.
Bir dede düşünün…
Torununun büyüdüğünü unutmuş.
Ama bu unutmak değildir aslında.
Hatıraların donduğu o vahim durak.
Bazı insanlar geçmişte yaşamaz;
geçmiş, onların içinde donup kalır.
Torunun hala üçüncü sınıfta…
Çünkü onun zihninde hayat hala orada güzel.
Ömrünün son perdesinde,
en çok evladına yaslanması gereken zamanda,
hapishanenin puslu duvarlarına yaslanıyor.
İnsan yaşlanınca çocuklaşır derler.
Ama çocuklaşan bir insanın hapse atılması,
insanlığın yetişkinliğini kaybettiğinin ilanı değil mi?
Her yaşlı ve hasta mahkum,
bu çağın alnına yazılmış ayrı bir utançtır.
Bazı ölümler mezarda olmaz.
Bazı ölümler, hafızanın silinmesiyle başlar.
Bir insanın adını unutması,
aslında dünyanın onu unutmaya başlamasıdır.
Ve en acısı da o hala yaşıyorken.
Babam artık günleri saymıyor;
günler onu sayıyor… eksilterek.
Keşke hapisten hiç çıkmadan senin yerine de yatabilseydim baba.
Zaten hapisten çıkmayı hiç tasavvur etmemiştim.
9 yıla 4 yıl daha ekler hiç olmazsa ömrünün sonbaharında seni oralara düşürmezdim.
Yazık ki böyle bir uygulama yok.
Ama nobran zaman ve mekanın hikayesi bu.
Ben yanarken sen kanıyordun.
Şimdi sen yanarken ben kanıyorum.
Değişmeyen iki şey var: yanmak ve kanamak.
Biliyorum…
Yaşarsam ve yaşarsan belki bir gün beni tanımakta zorlanacaksın.
Belki adımı hatırlamayacaksın.
Ama şuna inanıyorum:
Sevgi, hafızadan önce başlar
ve hafızadan sonra da bitmez.
Ve ben hala oradayım.
O demir kapıların önünde,
o bir saatlik görüşün içinde,
o yarım kalan cümlelerin arasında…