To the Lithuanian Ministry of the Interior, Police Department, Ministry of Justice, and the Office of the Prime Minister:
According to the official assessment under Article 13 of the Law on the Fundamentals of the Protection of the Rights of the Child of the Republic of Lithuania, the 7-year-old child does not have adequate living conditions — he is not being provided with an emotionally safe and secure environment. The father-child relationship has been severely disrupted with irregular and restricted communication, while the child himself has clearly expressed the need for closer contact with his father. The report explicitly states that the child is likely experiencing violence from the mother’s partner, and a violation of the child’s rights has been formally established against the mother and third parties. Given the child’s young age, his reported deterioration, ongoing medication (Fluoxetine and Tiapride), and the documented unsafe situation, immediate protective intervention is urgently required.
We call on the Lithuanian Ministry of the Interior (@ABilotaite), Police Department (@LithuanianPoli1), Ministry of Justice (@LithuaniaMJ), the Prime Minister’s Office (@IRuginiene / @LithuanianGovt) and all relevant child protection authorities to enforce the recommended measures without further delay: ensure the child’s safety, restore regular and meaningful contact with his father, provide necessary psychological support, and address the family communication crisis before irreversible harm occurs.
The situation demands swift and decisive action.
Aşağıda paylaşmış olduğum son çocuk koruma birimi raporunda da açıkça “çocuğa duygusal olarak güvenli ve istikrarlı bir ortam sağlanmamaktadır. Çocuk ile baba arasındaki ilişki kopuktur, iletişim düzensizdir ve çocuk kendisi babayla daha yakın bir ilişki kurma ihtiyacını dile getirmekte, muhtemelen annenin eşinden şiddet görmektedir” yazmasına rağmen hala o meşum yerde kalmasına izin veriliyor ve bana fiziksel görüşme hakkı dahi verilmiyor. Ayrıca online görüşmelerim de anne tarafından engelleniyor.
ACİL HAREKETE GEÇME ÇAĞRISI!
Daha önce belgeleriyle paylaştığım üzere 7 yaşındaki masum oğlum Litvanya’da annesi ve annesinin kocası tarafından şiddete uğramakta. Uzun zamandır bir baba olarak ona sarılamamak, sesini duyamamak, gözyaşlarını silememek benim için zor olsa da burda önemli olan ben değilim. Çünkü oğlum gözünü intikam ve nefret bürümüş ve kendisine şiddet uygulayan annesinin engellemesi nedeniyle buradaki hiçbir arkadaşı ve sevdiğiyle telefonla bile iletişim kuramıyor. Oradaki yetkililerse çocuğumun şiddete uğradığını defalarca belirtmesine rağmen kıllarını kıpırdatmayarak bu şiddetin giderek artmasına araç oluyor.
Şimdi öğrendim ki o küçük bedeni ve ruhu bu şiddet ortamının yaralarıyla baş edemez hale gelmiş ve kendisine oradaki psikiyatristler eliyle FLUOKSETİN isimli bir antidepresan ile TİAPRİD isimli ağır bir şizofreni ilacı başlanmış. Bu ağır ilaçların başlanmış olması da henüz 7 yaşında olan ve öğretmeninden psikologuna Türkiye’de kendisini tanıyan herkesin dünya tatlısı, mutlusu ve akıllısı dediği çocuğumun, Litvanya’daki şiddet ve ihmal nedeniyle psikolojisinin günden güne bozulmakta olduğunu ve artık o narin ruhu ile bedeninin de bunları taşıyamayarak alarm verdiğinin evrensel bir kanıtı aslında.
Buna rağmen oranın yetkilileri burada onu haksızca teslim eden bizim yetkililerin aksine kendi vatandaşlarını koruma güdüsüyle harekete geçmiyor. Bir çocuk psikiyatristi ve baba olarak evladımı koruyamamanın acısıyla yüreğim yanıyor, bu gidişatın artık onun hayatını tehdit ettiğini ve anne ile kocasının bu tutumlarını durdurmazsak oğlumun hayatını kaybedebileceği hususunda gerek Türk gerekse de Litvan yetkilileri uyarmak istiyor, sizleri de küçücük yavrumu korumak için sesinizi yükseltip harekete geçerek destek olmaya davet ediyorum!
Lütfen bu küçük çocuğun masum yüzü, ve yapayalnız kalmış kırılgan yüreğini düşünün ve onu bu karanlıktan kurtarmak için harekete geçin. Bu mecradaki birlik ve berberlik ruhunun nice haksızlıklarla acıları dindirdiğine çok şahit oldum ve gururla vesile olmuş biri olarak şimdi 7 yaşındaki oğlum için de kenetlenmenizi rica ediyorum. Ben 15 aydır haksız yere fiziksel temasım ve 6 aydır telefonla görüşmem bile engellenmiş bir baba olarak çocuğumun psikolojisinin bozulmasına engel olamadım. Ve çocuğumun psikolojik ve duygusal açıdan günden güne daha da kötüye gidişatını engelleyemiyorum.
Çocuk şiddete uğradığını söylüyor, davranış sorunları sergiliyor, yetmiyor kendisine iki tane psikiyatrik ilaç başlanıyor. Orada kötü bakıldığına ikna olmak için daha ne olması lazım. İllaki ölmesi mi lazım?
Ben de yavrum için adaleti, bugüne değin bu mecrada kendilerine ses olmaya çalıştığım değerli anne babalar Nizamettin Kabaiş, Bedriye Doku, Yasemin Minguzzi ve Şaban Vatansever gibi öldükten sonra aramak istemiyor ve onu buradaki cennetinden koparanların o ölmeden onu orada koruyup yeniden buradaki cennetine ulaştırmalarını talep ediyorum.
Çocuğun en temel hakkı olan sevgi, güvenlik ve huzur ortamına kavuşması için sesinizi onun yerine nolur yükseltin.
Oğlum için siz de bir abi, abla, teyze, amca olun; onu orda yalnız bırakmayın!
Şimdiden atacağınız en küçük adım ve ses için sonsuz teşekkürler
@RTErdogan@dbdevletbahceli@LithuanianGovt@GitanasNauseda@IRuginiene@HakanFidan@LithuaniaMJ@LithuaniaMFA@ABilotaite@IRuginiene@GitanasNauseda@UNICEF@save_children@LithuaniaME @vaikoteises
🔴 Ücretli öğretmenlerden kadro talebi: 'Ayrıcalık değil, haklarımızı istiyoruz'
Ulus Heykel önünde açıklama yapan ücretli öğretmenler, "Ücretli öğretmenlik şartlarını düzeltin. Yıllardır emek veren öğretmenlerin emeğini görün. Statümüzü güçlendirin. Emeklilik haklarımızı güvence altına alın. Kadro konusunda somut ve adil adımlar atın" şeklindeki taleplerini dile getirdi.
Öğretmenlere, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu ve bazı milletvekilleri de destek verdi.
https://t.co/ewLuiS5e7k
🔴 İşte Karşınızda Doğa Katili.
Deprem Yapabilir.
Yağmur Çalabilir.
Bulunduğunuz Ülkenin Büyük Bir Kısmını Bulutsuz Bırakabilir.
Su Altındaki Canlıları Kaçırabilir.
İşte Size Haarp...
YKS’ye giren bir genç kız, sınav esnasında başına gelenleri anlattı:
“Rüzgarın etkisiyle açılan pencere kafama çarptı.
Önümde oturan öğrencinin de yüzüne geldi ve burnu kanadığı için sınavdan çıkarıldı.
Başım ağrımasına rağmen sınavdan çıkarılmamak için bir şey söylemedim.
Daha sonra kulağımdan kan geldiğini fark ettim. Gözetmen görmesin diye kulağıma peçete sıkıştırdım ancak içeride biriken kan bu kez ağzımdan gelmeye başladı.
Gözetmen durumu fark edince sınavdan çıkarıldım.
İlk müdahalem yapıldı ama maalesef sınavım geçersiz sayıldı.”
LÜTFEN ACİL PAYLAŞALIM ⚠️
5.000 LGBT 'liyi Taşıyan Geminin
Rotası 29 Haziran (Yarın) için
Aydın Kuşadası Olarak Görünüyor
İstanbul 'da istemediğimiz Gibi
Vatanın Hiçbir Karış Toprağında
İstemiyoruz
@TC_icisleri İstanbul Valiliği Gibi @AydinValiligi 'nden de Açıklama
Bekliyoruz
Sayın Cumhurbaşkanım, fotoğraftaki kişi sizin mülakatı kaldırma sözü verdiğiniz 2023 yılında KPSS'de derece yapmış ancak sizin sözünüze rağmen kaldırılmasını bırakın "mülakat gibi mülakat yapacağım" diyen Millî Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin'in yaptığı mülakatta haksız yere elenen bir öğretmen.
Öğretmenlik mülakatları 2018'den beridir yuvarlama usulüyle yapıldığı için herkes KPSS puan üstünlüğüne göre adil bir şekilde atanıyordu.
2023 yılında mülakatları kaldırma sözü verdiniz. Öğretmenler için zaten formaliteden ibaret olan mülakatın kaldırılması bizim için güzel bir haberdi. Dönemin bakanı Sayın Mahmut Özer de "Artık mülakat olmayacak. Bir haftada bilemediniz on günde öğretmen ataması yapacağız." diyerek bu güzel haberi teyit etmişti.
Sonra Sayın Yusuf Tekin bakan oldu. O yıl KPSS'de derece yaptık ve atanacağımız okulu öğrenmeyi beklerken Sayın Bakan Yusuf Tekin "Madem mülakat yap��yoruz, mülakat gibi yapacağız." dedi. Bakanımıza göre "mülakatın doğası gereği bazı kişiler elenmeliydi"
Öğretmenlerin atama sürecinde hiçbir etkisi olmayan mülakat bir anda atanmak için tek kriter haline gelmiş oldu. Hem de sizin mülakatı kaldıracağız diye müjde verdiğiniz yıl.
Kariyerimden olurum yine de mülakattan vazgeçmem diyen Bakan Bey dediğini yaptı ve 2024 yılında mülakata girdik. Bazı şehirlerde (İstanbul, Bursa, Kayseri...) kul hakkı yemeyelim diyip eskiden olduğu gibi yuvarlama usulüyle puanlar verildi. Bazı şehirlerde ise (İzmir, Erzurum...) KPSS puanından 10-15 puan fazla verildi.
Böylelikle Erzurum'da mülakata giren kontenjan dışı bir öğretmen atanma hakkı kazanırken İstanbul'da mülakata giren kontenjandaki öğretmen atanma hakkını kaybetti.
Sürecin sonunda 1611 öğretmen "mülakat mağduru" sıfatını boynunda yafta olarak taşımaya mahkum edildi.
Fotoğraftaki mülakat mağduru öğretmenimiz de bu durumu anlatmak, sesini duyurmak istediği için günlerdir Ankara'nın göbeğinde biber gazına, polis müdahalesine maruz kalıyor.
Sayın Cumhurbaşkanım, siz mülakatı kaldıracağız dediniz. Biz de o yıl KPSS'de derece yaptık, 500 bin kişinin girdiği sınavda ilk 20 bine girdik ancak Bakan Bey'in mülakat ısrarı yüzünden atanma hakkımızı kaybettik.
Öğretmenlerimiz günlerdir Ankara'da açlık grevinde. Sesimizi duymanızı ve sözünüzün gereği olarak bize sahip çıkmanızı talep ediyoruz. Saygılarımızla.
@RTErdogan
@RTEdijital
@EmineErdogan
@hasandogan
@avabdullahguler
@ProfDrAGurcan
@isamesihsahin
@MulakatPlatform
#TürkiyeÖğretmenleriniKaybediyor
Kavun kurusu olarak satılan bu üründe çocuklarda dikkat ve aktivite eksikliğine sebebiyet veren petro bazlı azo boya Tartrazin bulunuyor.
Üründe kullanılan azo boyalar E kodlarıyla geçiştirilirken, etikette zorunlu yasal uyarı da yer almıyor.
https://t.co/Vm2jhhhqB6
@TCTarim
Külah dondurma değil, sütlü buz!
Algida'nın Cornetto markasıyla satışa sunduğu ve dondurma kategorisinde olmayan ürün içeriğinde;
Palm yağı,
Hindistan cevizi yağı,
Sofra şekeri,
Glikoz-fruktoz şurubu,
Maltodekstrin,
Asitlik düzenleyiciler,
Emülgatörler,
Kıvam arttırıcılar,
Renklendiriciler,
Nem verici ve içeriği tüketiciye açıkça beyan edilmeyen aroma vericiler bulunuyor.
Bana hiç bugün bilim milim demeyin!
Bir bağımsız ülkeyi hızla "köleleştiriyor"lar...
Son darbeyi, siz deyin HAARP ile, ben diyeyim "yeni kuşak yapay deprem teknolojileri" ile vurdular...
https://t.co/UIT9yi5I4I
Görüntüler Kırklareli'nden
Bir toplumun çöküşü büyük felaketlerle başlamaz. Önce bir çocuk ağacı kırar, kimse ses çıkarmaz. Sonra vicdan kırılır, kurallar kırılır, gelecek kırılır.
Bu çocuk evinde ne görüyor, ne yaşıyor, hangi değerlerle büyüyor?
Aile, eğitim ve toplum birlikte sorumludur. Çünkü doğaya saygı, önce evde başlar.