En tehlikeli insan tipi; bulunduğu konuma yağcılıkla gelen kişidir. Günebakan çiçeği gibi gücü takip eder. Prensipleri yoktur, değerleri yoktur, omurgası yoktur. Güç dengeleri değiştiği an saf değiştirir. Daha önceki mahallesinin en acımasız düşmanı olur.
Ankara’daki açlık grevinin 11. günü… şu ana kadar medyaya yansıyan somut bir sonuç yok. Ne bekleniyor? İlla bir öğretmenin sağlığını ya da Allah göstermesin yaşamını kaybetmesi mi gerekiyor!?
Öğretmenlik mesleğinin itibarı o kadar değer kaybetti ki Ankara’nın ortasında açlık grevinde olan öğretmenler toplumun büyük kesiminin umrumda bile değil. Milli takımın durumunun binde biri kadar bile gündem olamıyor.
Bu görüntüleri kabul etmemiz mümkün değil. Öğretmenlerin yaka paça gözaltına alınmasının nedeni hakları için mücadele etmeleridir. İnsanca yaşamak, emeklerinin karşılığını almak öğretmenlerin Anayasal haklarıdır. Gözaltılar serbest bırakılsın.
#AyşeGürcanKomisyonuTopla
Bu arada çocuklarının eğitimi için şirketlere tonlarca para veren ama verdikleri paranın çocuklarına eğitim veren öğretmenlerden esirgendiğini ve bu nedenle açlık grevi yaptıklarını öğrenen öğrenci velileri nerede?
#ÖğretmeniDüşünmüyorsanÇocuğunuDüşün
SARAR İLKOKULU’NDA NELER OLUYOR?
Ankara’nın göbeğinde…
Millî Eğitim Bakanlığı’nın hemen yakınında…
Bir okulda üç kadın öğretmen aylarca mobbinge maruz kaldıklarını söylüyor.
Dilekçe veriyorlar.
Tutanak tutuyorlar.
Tanık gösteriyorlar.
İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü’ne gidiyorlar.
İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne gidiyorlar.
Çalmadıkları kapı kalmıyor.
Çünkü iddialara göre öğretmenler;
“Okulun sahibi benim.”
“Sizi paramla satın alırım.”
“Açlıktan nefesiniz kokuyor.”
“Çekil önümden.”
“Ben istersem izin veririm.”
“Nereye şikâyet ederseniz edin.”
gibi ifadelerle karşılaşıyor.
İddialara göre öğrencilerin ve velilerin önünde azarlanıyorlar.
Mesleki itibarlarının zedelendiğini düşünüyorlar.
Hazırlamak istedikleri gösteri ve törenlere izin verilmediğini belirtiyorlar.
Ve bütün bunların bir bütün olarak mobbing oluşturduğunu savunuyorlar.
Bu yüzden dilekçeler yazılıyor.
Bu yüzden tutanaklar tutuluyor.
Bu yüzden üç öğretmen aylarca mücadele ediyor.
Ama asıl hikâye bundan sonra başlıyor.
Çünkü öğretmenler çoğu zaman yaşadıkları baskıdan değil, o baskıyı şikâyet ettikten sonra yaşadıklarından yoruluyor.
Yalnızlaştırılıyorlar.
Dışlanıyorlar.
Sorun çıkaran kişi ilan ediliyorlar.
Sonra dosya kapanıyor.
Sonuç kısmına şu cümle yazılıyor:
“İddialar sübuta ermemiştir.”
Ve ardından…
Müdür görevine devam ediyor.
Öğretmene ise görev yeri değişikliği çıkıyor.
İşte tam da bu noktada eğitim camiasında şu algı büyüyor:
“Şikâyet edilen kalıyor, şikâyet eden gidiyor.”
Dün Ağrı’da…
Bugün Ankara’da…
Yarın başka bir şehirde…
İsimler değişiyor.
Okullar değişiyor.
Ama hikâye değişmiyor.
Millî Eğitim Bakanlığı’na ve Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne soruyoruz:
Üç öğretmenin aylarca verdiği mücadelenin karşılığı bu mu?
Sarar İlkokulu’nda neler oluyor?
Ve bu hikâyeyi daha kaç öğretmen yaşamak zorunda kalacak?
@cankayailcemem@MemAnkara@mebpgm@meb_ogm
Irmak öğretmenimizle ilgili 3. ve son paylaşımımı iki farklı okuldaki öğretmenlerden aldığım şekilde yapıyorum:
İlçe Millî Eğitim Şube Müdürü, Irmak'a "Sana açık konuşayım. Dayın var mı? Sana dayı lazım ancak." demişti.
Veliler dilekçe verdi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne ama "Bunlar işe yaramaz zaten" diyerek işleme koymadılar.
Irmak da kendi dilekçesi için takip numarası istedi İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünden ama 3-4 kere istenmesine rağmen takip numarası verilmedi.
Ayrıca İl Millî Eğitim Müdürlüğünden "İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne dilekçe yaz seni burada boş yere almaya çalışalım merkeze." demişti. Irmak da bunu İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünde söyledi. İlçe Millî Eğitim Müdürü direkt "Sen yanlış anlamışsındır zaten ben oraya öğretmen vermem, ben üstüne öğretmen alırım onlardan." gibi cümleler sarf etti.
Bu arada herkes konuşmaya korkuyor. Öğretmenleri susturmaya çalışıyorlar. Kendisiyle ilçede her okulda birçok kişi sorun yaşamıştır bu da bilinsin.
Yazının bundan sonrası benim kişisel yorumlarımdır:
Millî Eğitim Bakanı sn. @Yusuf__Tekin "İhmali olan arkadaşımız varsa kim olursa olsun gözünün yaşına bakmadan gerekli işlem yapılacaktır." demişti. Hepimizin ortak çabası zaten bunun için. Beklentimiz
İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü 17.04.2026'da tutulan tutanak ile ilgili nasıl bir yol izledi? Tutanakta imzası bulunan şahitlerin resmî olarak ifadesine başvuruldu mu? Yoksa sadece şahitlere sorulup üzeri kapatıldı mı?
İl Milli Eğitim Müdürlüğünden ölen öğretmene "İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne dilekçe yaz seni burada boş yere almaya çalışalım merkeze." dedi mi demedi mi? Dediyse ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün bu isteği görmezden gelmesinin bir yaptırımı olmaz mı?
İlgili İlçe Millî Eğitim Müdürü, ölen öğretmenimizin soruşturma açılıp açılmadığını sorması üzerine "Başlattım ama istemesem başlatmam." gibi bir cevabı oldu mu olmadı mı? Eğer olduysa size orada keyfinize göre soruşturma açmama hakkını kim verdi?
Irmak’a asıl dokunan şey kendisini, kendi okuluna göndermeleri değildi. Asıl dokunan şey müdür hala yerindeyken ve mutluyken tek gönderilenin cezalandırılanın kendisi oluşuydu.O zaman bu kadar üzülmem derdi.Çünkü şartlar aynıyken, müdüründe görev yeri uzakken neden sadece Irmak?
Irmak annesinin tek başına büyüttüğü, 2 yıllık üniversitesini 4 yıla tamamlayıp, KPSS de derece yapan bir kızdı. Kendini kariyerine vermişti. Oraya bir göçmen kuş gibi gitti, siz arkadaşımın kanadını kırdınız. Ancak o sahipsiz değil !
Hamur İlçemizde görev yapan anasınıfı öğretmeni IRMAK KOPARAN'ın kaldığı evde intihar ettiğini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.
Irmak öğretmenimize Allah'tan rahmet kederli ailesi, sevenleri ve eğitim camiasına sabırlar diliyoruz.
Kardeşim sınıfında süpürgesini paspasını bile kendı yapıyordu tüm temizliğini yapıyordu orda herseyi öyle adamıştı kendını okuluna çocuklara çok uğraştı bu yaşadıklarını haketmedi #IRMAKÖĞRETMENİÇİNADALET
Irmak öğretmenin, okul müdürü Melahat İleri’nin 2 defa tokat attığına, mobbing uyguladığına dair yazdığı tutanak yazısı…
Okul müdürü, “Çingene”, “sende aşağılık psikolojisi var”, “gerizekalı” gibi ithamlarda bulunmuş.
Okuldan üç kişi de olayın şahidi olmuş… Üstelik şahitlerden biri okulun müdür yardımcısı
#Irmaköğretmeniçinadalet
#IrmakÖğretmenİçinAdalet
Irmak Ayşe Koparan….
Bir okul düşünün… Aynı koridorda yürüyen insanlar var, aynı öğretmenler odasında oturuyorlar ama bir genç öğretmen baskı altında ezilirken kimsenin sesi çıkmıyor. Gerçekten insanın aklı almıyor.
O okulda bir kişi bile mi “Bu kadarı fazla” demedi? Bir kişi bile mi yaşanan mobbinge karşı duramadı? Herkes mi koltuğundan, düzeninden, müdürün iki dudağı arasındaki sistemden korktu?
İşte en büyük çürüme tam da burada başlıyor. Çünkü bu ülkede artık haksızlık yapan kadar, susup izleyenler de güç aldırıyor bu düzene. Herkes susuyor, herkes görmezden geliyor, sonra bir genç öğretmenin ölüm haberini paylaşıp üzülüyormuş gibi yapılıyor.
Bir insanı bazen sadece zalim değil, etrafındaki korkak sessizlik de öldürür.
Sendikalaşmanın amacı öğretmenin hakkını korumak olması gerekirken adam kayırma, torpil yapma, kadrolaşma gibi eylemlere dönüştü. Mesleki çıkardan çok kendi çıkarını düşünenler de buna çanak tuttu maalesef. Adalet eğitimle başlarken eğitimde adalet kalmadı.#IrmakÖğretmen