Beni aldatan herifin kafasına sıkıp "bu bir namus meselesi" desem de şakşaklar mıydınız oeler????? Sizin alayınızı auschwitz gibi bi yere kapatıp sabun yapalım. Pislikler.
Irmak öğretmeni ölüme sürükleyen, mobbing yapan, her türlü şiddeti uygulayan, ihmal eden, görmezden gelen, kulağını kapatan kim varsa yargılanmalı!! #Irmaköğretmeniçinadalet
KORKUNÇ İDİALAR
Van YY.Universitesinde korkunc idia bir fuhuș çetesi kurulmuș bu Çete ülkenin dört tarafindan Üniversiteye gelen fakir öğrencileri tespit edip burs vercegiz adı altinda kız ögrencileri Fuhuș ağa dușuruyorlar șantaj șidet kulanarak. Lütfen paylașalım!
bu fotoğraf odtü'deki provokasyonun açık göstergesi.
hem yürüyüşte hem tribünde onlarca türk bayrağı vardı, hiçbir sorun yaşanmadı da neden o grupla kavga çıktı?
çünkü konser sırasında slogan attılar, küfürler ettiler, provoke ettiler. sonunda da beklenen oldu ve kavga çıktı.
amaçlarına ulaştılar. 'bayrağa saldırı' diye lanse ettiler, bunda başarılı da oldular ama mevzunun böyle olmadığı bu fotoğraftan bile anlaşılabilir.
öncesinde madenci eylemine, 1 mayıs'a da benzer müdahaleleri denemişlerdi. odtü'de başarıya ulaştılar.
şimdi de hemen arkasından gözaltılar gerçekleşti.
bu gruplar türk bayrağının arkasına saklanıp, sola saldırmaktan başka bir amacı olmayan gruplar.
Maden işçilerine, Türk bayrağı elindeyken biber gazlı saldırı olmuştu o zaman neredeydiniz süs köpekleri. Bayrağa saldırı olmuş hadi oradan!! ODTÜ’deydik her şeyi gördük.
ODTÜ’de her yıl şenlik düzenlenir. Şenlik günlerinden birinde ise Devrim Yürüyüşü yapılır. 68 kuşağının ODTÜ Stadyumu’nun tribünlerine yazdığı “Devrim” yazısının bir yansıması olarak sahaya mumlarla “Devrim” yazılır, ardından toplu şekilde tribünlere çıkılır.
Lisans ve yüksek lisans yıllarımda ODTÜ’de bu yürüyüşün içerisinde bir örgütleyici olarak defalarca bulundum. Dünkü olaylar hakkında da bilgi aldım. Peki dün ne oldu?
ODTÜ’de gerçekten Türk bayrağı mı indirildi? ODTÜ öğrencileri bayrağa mı saldırdı? Kısaca özetleyeyim:
Önceden hazırlık yapan bir grup tribünlerde yerini aldı ve İlkay Akkaya sahneye çıkınca yuhalamaya başladı. ODTÜ öğrencileri bu gruba tepki gösterip üzerlerine yürüyünce de “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı attılar; muhtemelen diğer öğrencilerin desteğini alabileceklerini düşündüler. Ancak destek bir yana, tepki daha da büyüdü. Arbede kısa sürede kavgaya dönüştü. Provokatör grup tribünleri terk etmek zorunda kaldı. Sonrasında ise sosyal medyada Türk bayrağına saldırı yapıldığı yönünde propaganda üretmeye çalıştılar.
Her grubun bir derneği, siyasi partisi, topluluğu ya da herhangi bir oluşumu var ve herkes oraya kendi sembolüyle geliyor. Peki sürekli olarak “bayrağa saldırıldı” propagandası yapanlar neden kendi sembolleriyle gelmiyor? Sahnede müziğini icra eden sanatçıyı yuhalayıp tepki görünce neden o bayrağın altına saklanıyorlar? Çünkü ODTÜ’de hiçbir zaman kendileri olarak var olamadılar. Her zaman mide bulandırıcı yöntemler kullandılar. Bu da onlardan biriydi.
Üniversitede kavgalarının çoğu dün ODTÜ'de dayak yiyen güruhun ülkeyi sadece kendilerinin sanma şımarıklığından kaynaklanıyor. Kendi düşüncelerini siyasi bir tercih değil, herkesin uyması gereken bir norm olarak gördüklerinden konser basmayı, milletin eylemine salça olmayı +
KESK'in uygulaması diğer sendikalara örnek olmalıdır
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu sosyal medya hesabından şeffaflıkla ilgili önemli bir paylaşımda bulundu.
Paylaşımda; "....KESK’in mali işleyişi; üyelerimizin ve örgütümüzün iradesiyle seçilmiş bağımsız denetleme kurulunun gözetim ve denetimi altında, tüm üyelerimizin erişimine açık ve şeffaf bir biçimde yürütülmektedir. Bu anlayışın gereği olarak, tüzüğümüzün mali işleyişe ilişkin ilgili maddelerini kamuoyu ile paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz.
KESK Tüzüğü Madde 27 – Yürütme Kuruluna Seçilenlerin Güvencesi Konfederasyon Yürütme Kuruluna seçilenlerden mali, sosyal ve özlük hakları işverence ödenmeyenlerin, bu görevleri süresince alacakları mali, sosyal ve özlük hakları, çalıştığı işyerlerinden çalışırken aldığı mali ve sosyal hakları geçemez. Sendikacılık meslek olmadığı için kimseye avantaj ya da dezavantaj sağlamaz." ifadelerini kullanmış.
Biz yıllardır memur sendikalarına şeffaflık vurgusu yapıyoruz ancak pek karşılık görmedi.
Bu uygulamanın diğer sendikalara da örnek olmasını temenni ediyorum. @MemurSenKonf@kamusen@DMKonfederasyon
Hatay'da 16 yaşındaki MESEM öğrencisi Mahir, 1 Mayıs İşçi Bayramı'nda staj yaptığı pastanede elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti.
Mahir’in annesi: "Oğlum oraya pasta ustası olmak için gitti, elektrik işi vermişler. Bu bir cinayettir."
Üvey baba, kızını yıllarca taciz etti:
👉🏻 “Yakında benim karım olacaksın.”
👉🏻 “Kendime engel olamıyorum, eskisini ver yenisini al kampanyasından faydalanacağım, seni alacağım.”
👉🏻 “File çorap sana çok yakışıyor, evde onları giy.”
İstanbul Büyükçekmece'de yaşayan 23 yaşındaki Beyza Yakut'un anne ve babası, anlaşmazlık sebebiyle 15 yıl önce boşandı.
Anne Yakut, 2012 yılında iş insanı Zülal Akdoğan'la 2015 yılında evlendi.
O dönem 10 yaşında olan Beyza Yakut, iddiasına göre, üvey babası tarafından hem fiziksel hem de sözlü olarak taciz edilmeye başladı.
Beyza, bir süre sonra yaşadıklarını arkadaşları ve rehber öğretmenine anlattı.
2016 yılında taciz hakkında bir dilekçe yazılarak Büyükçekmece Çocuk Büro Amirliği'ne iletildi.
Yakut'un ayrıca emniyete giderek şikayetçi de olması istendi ancak anne yerine üvey baba arandı. Yanlış kişinin aranmasına gerekçe olarak babanın adının kadın ismine benzemesi gösterildi.
İddiaya göre, yaşanan tartışma ve baskı sonrası şikâyetten vazgeçildi ve dosya takipsizlikle sonuçlandı.
İlerleyen süreçte devam eden taciz olaylarına karşı Yakut, ses kaydı ve mesajları toplayarak elde ettiği delillerle 2024 yılında savcılığa başvurdu.
Açılan soruşturmada Akdoğan'ın tutuklu yargılanmasına karar verildi.
Mahkemeye sunulan WhatsApp mesajlarında Akdoğan'ın Yakut'a yönelik, “Yakın zamanda soyadın değişecek, sen de benim karım olacaksın az zaman kaldı” ve “Kendime engel olamıyorum eskisini ver yenisini al kampanyasından faydalanacağım, seni alacağım” gibi taciz söylemlerinde bulunduğu görüldü.
Ayrıca evde kıyafet seçimi ve fiziksel temas yoluyla yapılan taciz iddiaları da dosyada yer aldı.
Zülal Akdoğan, 17 ay boyunca tutuklu yargılandı. Ancak 27 Nisan günü görülen son duruşmada mahkeme, suçu ‘çocuğa cinsel taciz’ yerine ‘sarkıntılık’ olarak nitelendirdi.
Uyguladığı ceza indirimiyle beraber Akdoğan'a 3 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Sanığın cezaevinde geçirdiği süre göz önüne alınarak tahliye edildi.
Tahliyeye itiraz edeceklerini söyleyen Beyza Yakut yaşadıklarını anlattı:
“Anneme, aileme bir şey olur diye yıllarca sustum. Evde kapalı giyindim ve olabildiğince ondan uzak durdum.
‘Sana kimse inanmaz’ diyerek beni korkuttu. Annem dahil kimse inanmadı. Mesajların ekran görüntüsünü aldım ve ses kaydı yaptım. Tacize tanık olanlarla birlikte de şikayetçi oldum. Ancak tanıklardan biri daha sonra ifadesini değiştirip bizi suçladı.
Öğrendik ki şikâyeti geri çektikten sonra lüks harcamalar da yapmaya başlamış. Adalet istiyorum, sesimi duyun. Suçlu cezasını çeksin paraları galip gelmesin.”
Anasının s.çıp sokağa attığı ağır takıntılı bir sapık bir tacizci bırakıyorum burada!
Tam adı : SÜLEYMAN ÖZCAN
Şu görmüş olduğunuz sıfatsız iğrenç mahlukat beni ve ailemi tam 3 senedir taciz ediyor. Hakkında defalarca kez şikayetçi olduk , Hakkında adam yaralama dahil tam 17 açılmış dava var.
İçinde bulunduğumuz Türkiye Cumhuriyeti devletinde bu ahraz tacizciden bizleri koruyan bir @adalet_bakanlik veya @TC_icisleri YOK.
Bu ülkede insanların kızlarını, eşlerini taciz edenlere karşı bir yaptırım ceza YOK!
Ben ve ailem Allah'a emanet yaşıyoruz.
Çoluğunuzu çocuğunuzu bu akıl hastası pedofili tacizci iğrenç heriften koruyun!
1 Mayıs’ta, alın teri ve umutla yoğrulmuş bu büyük günde SES olarak sesimizi yükseltiyoruz!
Sağlık emekçileri; canlarını ortaya koyup, şiddet görürken, yorgun düşerken, geçim derdiyle boğuşurken bile toplumun sağlığını omuzlarında taşıyor.
Çünkü biliyoruz ki sağlıklı bir gelecek, ancak toplumsal sağlığın korunduğu, emeğin değer gördüğü bir ülkede yeşerir.
Emeğin özgürleştiği, şiddetsiz, güvenceli ve adil bir düzen için; toplumsal barış ve insanca yaşam için mücadelemiz sürüyor. Yaşasın
1 Mayıs, yaşasın emek ve barış mücadelesi!
@sesgenelmerkezi@KESK1995@YolGenel@egitimsen@TARIM_ORKAM_SEN@ESM_GM@ankaratabipoda@diskinsesi@ttborgtr
Dayı evinde şok baskın: Genç kızı darp edip götürdüler!
Sivas'ta üniversite sınavına hazırlanan 19 yaşındaki A.I., sığındığı dayısının evinden babası ve amcası tarafından darbedilerek zorla kaçırıldı.
Çevre güvenlik kameralarına da yansıyan olayda, genç kızın eğitim isteği nedeniyle ailesi tarafından şiddete maruz kaldığı iddia ediliyor.