Yargı sistemimize göre İ. Melih Gökçek'in sabahın köründe evden alınması, gözaltı ve muayene sırasında videolarının çekilip yayınlanması, mallarına elkonulması, şirketlerine kayyım atanması gerekmiyor mu ?
Bugüne kadar herkese bunlar yapıldığı için sordum.
Dünden beri bakıyorum, bir cinnet hâlindesiniz İ. Melih Gökçek Bey.
Durun, 6 yıldır yaptıklarınızı ve yapacaklarınızı sıralayayım.
Trol saldırıları ✔️ Ev ve iş adresime linç kitapçıkları ⏳ Beyaz TV’de Onlar TV ve Murat Ağırel programı ⏳ …
Bu FETÖ mensubu hainleri siz iyi bilirsiniz. Oğlunuz bu hainlerin okulunda okudu, eşinizin adı bu hainlerin yetiştiği okulların tabelasında yer aldı. FETÖ’ye “parsel parsel” arazi veren, genel sekreteri FETÖ’cü olan, kapının önüne boş damacana gibi konulmuş belediye başkanı; FETÖ kumpasında yargılanmış bana “Sana FETÖ’cüler destek veriyor” martavalına sığınıyor. :)
Daha önce argümanınız PKK’ydı, sanırım “Terörsüz Türkiye” sürecinden mütevellit bugün DHKP-C olmuş. Yakında Guatemala’daki adı sanı bilinmeyen bir örgütün de beni gizliden desteklediğini iddia ederseniz…
Bırakın bu bıdı bıdıları.
Ben çok basit bir soru sordum:
Oğlunuzun ve onun eşinin 30 bin avro sermayeyle kurduğu şirket nasıl oldu da kısa sürede milyonlarca avroluk mal varlığına ulaştı?
Bu paranın kaynağı nedir?
Bu kadar basit.
Hodri meydan. Bekliyorum.
memleketin en nitelikli okullarından odtü'yü onur derecesiyle bitiriyorsun, en özgün müzik gruplarında şarkılar söyleyip binlerce insana ses oluyorsun, cezaevinin dört duvarı arasında bile pes etmeyip romanlar, öyküler yazıyor; sait faik, ümit kaftancıoğlu ödüllerini alıyorsun. her şartta üreten, düşünen, yaşama ve insana değer katan bir hayat sürüyorsun.
peki devlet ne yapıyor?
zor ile 20'lerinde seni alıp kapatıyor hapishane duvarları arasına. daha insanca, daha özgür bir ��lke istediğin için. bununla yetinmekle de kalmıyor. ecevit’in büyük bir pişkinlikle “hayata dönüş” adı verilen o karanlık katliamlarında iki gözünün birden hücresel olarak ölmesine neden oluyor. tıp fakülteleri defalarca “cezaevinde kalamaz” dediğinde, her seferinde işgüzarlıkla tutsaklığına devam ediliyor. atk raporlarına bile savcı karşı çıkıp hayatını tüketmek için seferber oluyor.
dile kolay, 30’u aşkın yıl... su katılmamış bir gaddarlık ve düşmanlık...
ilya ehrenburg’un dizelerinden çıkan “ötekilere bıraktık güneşi karşılamayı, nasıl ama nasıl isterdik biz de yaşamayı” şiirini, metin turan’ın 90’lardaki yorumuyla dinlemelisiniz. okuduğu dizelerin yaşamının hakikatine dönüşmesi bu ülke adına utanç verici bir şey.
Barrackiye bir üniversite olsaydı İTÜ olurdu
Günde 3 öğün banban sos ve sarımsaklı ekmek karşılığında İsrail ve Barrackiye için silah üretim bandına direkt geçiş var
Biz itulu vatan sever gencleriz
Tavizci adamin editiyle okulumuzu overiz
Cok politikler diye odtululere kizariz
Tepki gostereni teroro diye lincleyip bi tur soveriz
Makarayiz abi
Özgür Özel’in söylemiyle ‘Yeni Parti’yi halk kurdu, ismini halk koydu, bütçesini halk sağladı ve söz, yetki ve kararın üyelerde yani halkta olacağını vaat etti. Yeni Parti, parti devletinin yoğun saldırısı altındayken tek gücü halkın desteği. Ve Yeni Parti’yi destekleyen geniş kesimler, barış sürecinde tüm yetkinin cumhurbaşkanına verildiği Çerçeve Yasa’yı bir tuzak olarak görüyor. Erdoğan’ın iktidarını kalıcılaştırmak için bu yetkiyi kullanarak DEM Parti ile Anayasa değişikliğinin yolunu açacağı konusunda genel bir kanaat var. Yeni Parti, Çerçeve Yasa’ya ‘Evet’ derse antidemokratik saldırılara karşı yalnızlaşacak. Yeni Parti büyük destek kaybı yaşayacak. Bu hataya düşülmemeli.
Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Merdan Yanardağ, Nasuh Mahruki, Deniz Göktaş, Oğuzhan Uğur, Ekrem İmamoğlu, Resul Emrah Şahan, Murat Çalık, Sinem Dedetaş ve daha nice insan haksız hukuksuz hapsedilirken…
Siyasal iktidarın talimatı altına girmiş yargı, muhalif olan herkesi ezerken…
Yargı eliyle iktidar partilerinde yolsuzluklar örtülüp muhalefetin belediyelerine delilsiz, sadece gizli tanık ifadeleriyle bitmek bilmez operasyonlar yapılırken…
AKP’ye geçmeyen belediye başkanları tutuklanma tehdidi altındayken…
CHP’li ve DEM Partili belediyeler kayyumlara teslim edilmişken…
Türkiye, halkın kendisini yönetecek kişileri seçme hakkının elinde alındığı bir döneme sürüklenirken…
Ana muhalefet partisi fiilen kapatılıp binasına polislerce biber gazı ile baskın düzenlenmişken….
Ana muhalefet liderinin dokunulmazlığının kaldırılıp tutuklanmasından bahsedilirken…
İnsanlar düşüncelerini ifade etmekten korkar haline getirilmişken…
Yeni Parti, ‘Çerçeve Yasa’ya ‘Evet’ demek zorunda değil. Bu yasa için kurulan komisyonun, Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarının uygulanmasına, ülkenin demokratikleştirilmesine dair sözü var. Bu sözlerin yerine getirilmeyeceği bu kadar aşikarken Yeni Parti’nin ‘Hayır’ oyu meşrudur. Yeni Parti, Kürt sorununun bu otoriter, baskıcı iktidar tarafından demokrasiden uzak zihniyetle çözülemeyeceğini topluma anlatabilir. Kendi iktidarında demokratik bir cumhuriyet inşa ederek bu sorunu çözeceğine halkı ikna edebilir. Yeni Parti her gün hukuksuz uygulamalarla kendisini ezmeye çalışan iktidarın peşine takılmış bir görüntü verirse halkın güvenini kaybedecek.
Küçük çocuğum var diye bunu yapmak zorundayım demiş ağlayarak Özgür Özel ‘e .. O küçük çocuk büyüdüğü zaman bir babasına bir de Sinem Dedetaş’a bakacak .. Hayat seçimlerden ibaret .
Bir sürü liseli, üniversiteli devrimci genç gözaltına alındı, tutuklandı. Kimisinin bursu kesildi, kimisi yurttan atıldı.
Bu ilkesiz ödleklerde o genç arkadaşlar kadar yürek yok.