Gazeteci Barış Yarkadaş, sokaktaki vatandaşın beklentilerini aktardı:
"Sokakta insanlar CHP'nin bölünmemesini ve güç kaybetmemesini istemiyor. Emin olun ki bu hava bir süre sonra kırılacak. Kemal Bey ömür boyu bu koltukta oturmayacak"
Cumhuriyet Halk Partisi; kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi milletimizin egemenlik senedidir.
38. Olağan Kurultayımız ile ilgili mahkemenin vermiş olduğu karar; bir ayrışma vesilesi değil, asırlık çınarımızın altında kenetlenme fırsatı olmalıdır.
Gün; sevinç çığlıklarıyla birbirimizi kırma günü değildir.
Gün; kırgınlıkları bir kenara bırakıp ciddiyetiyle, sükûnetle ve kucaklaşarak ayağa kalkma günüdür.
Bu süreci “keşkelerle” değil, ciddiyetle, parti kültürümüzden aldığımız samimiyetle ve ortak akıl ile yönetmek zorundayız.
Şahsi ikballer değil, Türkiye’nin geleceği esastır. Bu kapsamda süreci; önceki dönem Genel Başkanlarımızla, Parti Meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve iş birliği içinde yürüteceğiz.
Hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz.
Herkesi sükûnete ve ortak akıla davet ediyorum.
Biz bir aradayız! 🇹🇷
Adam istanbul koduna benzesin diye Tunus’tan numara alıp dolandırıcılık yapmak için mesaj atıyor.
Kimbilir kaç kişinin bilgileri ellerinde,
kaç kişi dalgınlıkla tıkladı para kaptırdı.
Delirmek işten değil
Seçimden bir gün önce Ankara Barosu dışında tek bir delege dahi tanımayan kişiyi tanıdık diye genel sekreter yaparsanız, 200bin avukatın parasının “tanınma faaliyetlerine” harcanması kurumsal vizyon diye takdim edilir. Doğruysa vahim, yanlışsa böyle bir algıyı doğuracak yönetim zaafı daha da vahim. @barolar@erincsagkan
Elbette haklılık payı var zulme uğrayan aileler, çocuklar akrabalık bağı olan ülkeye gelebilir. Ancak sadece 72 aileden oluşan Ahıskalar ülkeye göç etmek zorunda kalınca küfürler hakaretler havada uçuşuyordu.
Yani tek taraflı bakınca olaya mağduriyetler karşılık bulmuyor işte üzücü olan ırktan bağımsız gariplere oluyor.
İletişim nasıl becerilemez nasıl koskoca bir organizasyon ötekileştirmeye müsait bir pozisyona getirilir arka arkaya anlamsız yazılarla ortaya konmuş.
İyiniyetli bir sürü insanın emeği ve parasını boşa düşüren Adminin elinden telefon alınsın da batmasın kooperatif.
Hocam tabiki de... Koskoca bira fabrikaları var. Şarap ihracaatı yapıyoruz. Onlar bu alanda başarılılar devam etsinlar. Tütün şirketleri devletimize 300 milyar TL vergi veriyor onlar da yollarına devam etsinler.
Bizim ektiğimiz tütün yüzünden bir kız/oğlan çocuğunun babası/annesi akciğer kanseri olursa üzülürüz. Böyle bir ilke kararımız var.
Ülkenin yarısı sigara içiyor, yarısı alkol tüketiyor, uyuşturucu deseniz her gün operasyon var. Bunu zayıflık olarak hastalık olarak görmüyoruz.
Kimseye ahlak dersi verme niyeti ile yazmadık. Bu bizim prensip kararımız.
@birsensin2@TabiplerTarim Şarap üretsinler demedim dikkat ederseniz iletişim başarısız. Yazık olacak emeklere dedim. “Tmm” yazmışlar cevaben. İlkelerin yerindeliği sübjektif bir durum kooperatifte her görüşten insan varsa her görüşten insana satış yapılıyorsa iletişim diline dikkat edilmesi uygun olur.
SUÇ ŞAHSİDİR, KURUMLARI YIPRATMAYALIM! Hâkim meslektaşımızın bir savcı tarafından vurulması elim bir hadisedir, faili kim olursa olsun bireysel bir vahşettir ve en ağır şekilde lanetlenmiştir. Ancak bu acı olay üzerinden, sosyal medyada ve çeşitli platformlarda bazı avukat meslektaşlarımızın; "Hâkim ve Savcılar da X-Ray cihazından geçsin" dayatmalarını, daha da ileri giderek "Biz kimlere emanetiz, bunlar nasıl seçiliyor?" şeklindeki, tüm teşkilatın liyakatini hedef alan söylemlerini hayret ve ibretle takip etmekteyim.
Suçun şahsiliği, hukukun en temel ve evrensel ilkesidir. Her meslek grubunda, o unvanı taşımaya layık olmayan münferit kişiler çıkabilir. Ancak bir Cumhuriyet Savcısının işlediği şahsi ve menfur bir suçu bahane ederek; binlerce fedakâr hâkim ve savcının atama süreçlerini, liyakatini ve mesleki yeterliliğini sorgulamak, tüm camiayı töhmet altında bırakmaktır. Bu, hukuki bir eleştiri değil, popülist bir fırsatçılıktır.
Şu husus gözden kaçırılmamalıdır: Adliyeler, hâkim ve savcıların görev ifa ettikleri "iş yerleridir". Nasıl ki avukat meslektaşlarımız kendi hukuk bürolarına girerken herhangi bir aramaya tabi tutulmuyorlarsa; hâkim ve savcıların da kendi iş yerleri olan adliyelere girerken aranması beklenmemelidir.
Hâkim ve Savcılar, devletin yargı yetkisini kullanan, teminat altındaki makamlardır. Güvenlik tedbirleri elbette önemlidir; ancak şahsi bir cinnet hali üzerinden, yargı mensuplarının hem fiziki güvenliğini hem de mesleki saygınlığını tartışmaya açmak, yangından mal kaçırmakla eşdeğer bir hatadır.
Bu tür fevri çıkışlar ve topyekûn karalamalar, yargıya olan güveni tesis etmez, aksine yargının kurucu unsurları arasındaki saygıyı tahrip eder.
Münferit bir olay üzerinden yapılan bu talihsiz açıklamalar, yargı mensuplarının itibarını zedelemekte ve kurumlar arası güveni sarsmaktadır. Acılarımızı yarıştırmak ve ayrışmak yerine; hukuku ve meslek onurunu savunmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Herkesi bu sorumluluğun bilincinde olmaya davet ediyorum.
https://t.co/bgztOvdu1P
30 Euro limitinin kaldırılmasını yerli üretim için çok önemli bir fırsat olarak görüyoruz.
İş dünyası olarak uzun süredir gündemde tuttuğumuz ve yerli üretici ve üretimi himaye bakımından önemsediğimiz yurt dışından posta veya kargonun 30 Euro limit olmadan gümrük işlemlerine tabi tutulması yönündeki Cumhurbaşkanı Kararı’nı memnuniyetle karşılıyoruz. Bu süreçte yerli üretimin korunması ve adil rekabet ortamının güçlendirilmesine yönelik yaklaşımları dolayısıyla Ticaret Bakanlığımıza ve Ticaret Bakanımız Prof. Dr. Ömer Bolat'a teşekkür ederiz. AB’nin de 150 Euroluk gümrüksüz alışveriş muafiyetini kaldırmasının gündemde olduğunu biliyoruz. Resmi Gazete’de bugün yayınlanan kararı, bu yönüyle küresel ölçekte korumacı ticaret reflekslerini yansıtan ve uluslararası eğilimlerle eşgüdüm içinde değerlendirilmesi gereken bir adım olarak görüyoruz.
Bu düzenleme, orta ve uzun vadede Türkiye’nin üretim kapasitesini, istihdamını ve ticari dengelerini güçlendirecek bir fırsata dönüşebilir. Bu nedenle markalaşma, ölçek ekonomisi, tasarım alanlarında atılacak yeni adımlar ve Türkiye’nin e-ihracatta dünya markası olması için devletin desteğiyle birlikte yerli üreticilerimizin atacağı adımlara odaklanmalıyız.
Bu kararla birlikte yerli üreticilerimize tüketicimizin mağduriyet yaşamasını önlemede önemli sorumluluklar düşüyor. En başta üreticilerimiz ve markalarımız, üretimde kazanacağı maliyet avantajlarını tüketiciye daha çok yansıtmalıdır. Yerli üreticilerimizin fiyat-kalite dengesi tutturup, erişilebilir ürün gamını genişleterek, kararın amacının hasıl olması için tüm gücünü göstereceğine inanıyorum.
@ticaret
Büyükçekmece Adliyesi’nin adli emanet kasasından 25 kilo altın ve 55 kilo gümüş çalan emanet memuru Erdal Timurtaş’ın fotoğrafı ve soygun planı ortaya çıktı.
📌 Erdal Timurtaş’ın 4 yıldır görevde olduğu,
📌 3 Kasım sabahı 07.40'ta soygun planını devreye soktuğu,
📌 Mesai başlamadan adliyeye gelip yedek anahtarla kasayı açtığı,
📌 25 kilo altın ve 50 kilo gümüşü adliye koridorlarında dosya taşımak için kullanılan market arabasına siyah poşetlerle yüklediği,
📌 Mart ayında İngiltere vizesi aldığı,
📌 Tüm mal varlığını satıp İngiltere'ye kaçmadan önce “Ailemle sorunlarım var” diyerek izin aldığı,
📌 Soygundan 6 gün sonra firar ettiği,
📌 Arkadaşlarına “Allah çarşınızı pazar etsin, ben altınları sattım” dediğinin tespit edildiği belirtildi. (Mustafa Kadir Mercan)