"Bugünden sonra divanda, dergâhta, çargâhta, mecliste ve meydanda Türkçe ’den başka dil kullanılmayacaktır"
Karamanoğlu Mehmet Bey..
Dilimiz kimliğimizdir.
Eğitim Koordinatörlük görevinde uygulanan karekod denetimi ve sabit süre zorunluluğunun yarattığı mağduriyetleri gidermeyi düşünüyor musunuz? Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü yetkilileri
3 Mayıs, Türk milletinin modern tarihindeki en vakur ve sarsılmaz duruşlarından biridir. Bu tarih, sadece bir takvim yaprağı değil;
Türk milliyetçiliğinin, yabancı ideolojilere ve baskılara karşı kendi öz benliğini müdafaa ettiği bir "Şahlanış Günü"dür.
3 Mayıs 1944: Bir Ruhun Doğuşu
1944 yılında Hüseyin Nihal Atsız ve dava arkadaşlarının başlattığı bu hareket, Türkçülüğün bir fikir olmaktan çıkıp aksiyona dönüştüğü andır.
Tabutluklarda çekilen çileler, her türlü işkence ve baskı; Türk milliyetçilerinin vatan sevgisini köreltememiş, aksine daha da bilemiştir.
Türkçülük, her türlü "izm"in karşısında sarsılmaz bir kale gibi durmuştur.
3 Mayıs, Türk aydınının ve gençliğinin "Türk kalma" iradesinin tescilidir.
Bugün 3 Mayıs, geçmişin acılarını anmak değil, Türk dünyasının birliği ve Türk devletinin bekası için gereken azmi tazelemek günüdür.
“Türkçülük öyle bir bayraktır ki; onu indirmeye kalkanların elleri kırılır, onu çiğnemeye yeltenenlerin ayakları altında kalır."
3 Mayıs Türkçülük Günü kutlu olsun!
Türk milliyetçiliğinin bayraklaşan isimlerini rahmet ve minnetle anıyoruz.
Ne Mutlu Türküm Diyene!
“ÖĞRETMENE UZANAN EL, DEVLETE KALKMIŞ SAYILMALIDIR”
Eğitim kurumlarında artan şiddet olayları artık münferit değildir. Bu tablo; sistematik bir zafiyetin, caydırıcılıktan uzak bir disiplin anlayışının ve sahada işlemeyen bir hukuk pratiğinin sonucudur.
Bugün öğretmen, sınıfta yalnız bırakılmıştır.
Bugün okul, korunması gereken bir alan olmaktan çıkmıştır.
Bugün şiddet, cezalandırılmadığı için cesaret bulmaktadır.
Bu durum kabul edilemez.
Eğitim çalışanına yönelik her saldırı; yalnızca bir kişiye değil, doğrudan kamu hizmetine, devlet otoritesine ve toplumun geleceğine yönelmiş bir fiildir. Buna rağmen, mevcut uygulamalar şiddeti önlemek yerine tolere eden bir görüntü vermektedir.
Açıkça ifade ediyoruz:
Öğretmene yönelik kasten yaralama, tehdit ve hakaret fiilleri hâlâ gerektiği gibi caydırıcı şekilde uygulanmamaktadır.
Disiplin mekanizması birçok durumda yaptırım üretmeyen bir prosedüre dönüşmüştür.
Okul yönetimleri ve sistem, öğretmeni korumakta yetersiz kalmaktadır.
Bu tablo sürdürülebilir değildir.
TALEBİMİZ NETTİR
Eğitimde güvenlik, ertelenebilecek bir konu değildir. Bu nedenle:
Eğitim çalışanına yönelik suçlarda cezai yaptırımların fiilen ağırlaştırılması ve etkin uygulanması,
Bu suçlarda HAGB ve ceza erteleme uygulamalarının istisnai hale getirilmesi,
Okullarda disiplin mekanizmalarının caydırıcı ve kararlı biçimde işletilmesi,
Şiddet uygulayan öğrenci ve veliye karşı kurumsal ve hızlı müdahale sistemlerinin kurulması,
Okul güvenliğinin fiziki ve dijital boyutlarıyla birlikte devletpolitikası olarak ele alınması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
AÇIK UYARI
Buradan açıkça ilan ediyoruz:
Öğretmeni koruyamayan bir sistem, eğitim veremez.
Cezasızlık üreten bir yapı, şiddeti büyütür.
Geciken her adım, yeni bir olayın sorumluluğunu doğurur.
Eğitim çalışanına yönelik şiddet karşısında etkisiz kalan her idari ve hukuki mekanizma, bu sorunun parçasıdır.
ÇAĞRIMIZ
Başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkili kurumları;
Eğitimde şiddete karşı derhal somut ve bağlayıcı adımlar atmaya,
Hukuki ve idari düzenlemeleri ivedilikle hayata geçirmeye,
Öğretmeni yalnız bırakmayan bir sistem kurmaya davet ediyoruz.
SON SÖZ
Eğitimde güvenlik bir tercih değildir.
Devletin asli görevidir.
Bu görev yerine getirilmediği sürece, sorumluluk yalnızca sahada değil, karar mekanizmalarındadır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Turan EğitimcilerSendikası Yönetim Kurulu
Konu ile ilgili raporumuz sendikamızın sayfasında mevcuttur.
https://t.co/ddi2Z2BrO3
@RTErdogan@dbdevletbahceli@ikalin1@TC_icisleri@adalet_bakanlik@abakingurlek@eczozgurozel@ozgedemir_tr@Mahmut__ozay@edipuzen@Yusuf__Tekin@tcmeb@memurlarnet@mebpersonel@ogretmenlersyfs@egitimajansi@egitimgucusen@anadoluaes@egitimis@EgitimBirSen@egitimsen@Nihal_Albayrak_@Kamubiz_com@kamudanhaber@cnnturk@ntv@turkegitimsen@turkocaklari@umitozdag@M_DERVISOGLU@TBMMresmi
Eğitimde İkinci Perde: Sendikal Vesayetin Tasfiyesi ve Geleceğin İnşası
Demokrasinin sadece sandıkla değil, kurumların işleyişiyle de tahkim edilmesi gerektiği gerçeği, modern toplumların en temel önceliğidir. Bugün Türkiye’nin önünde duran, eğitim kalitesini aşağı çeken ve gencecik dimağların geleceğini ipotek altına alan en köklü engellerden biri “Sendikal Vesayet”tir.
Eğitim sistemi, bir milletin geleceğinin inşa edildiği mutfaktır. Eğer bu mutfakta pedagojiden ziyade, kurumun düzenini kendi ideolojik veya siyasi çıkarları için bloke eden yapılar hâkimse, orada "kaliteli bir gelecek" inşa edilmesi mümkün değildir.
Güvenlikten Milli Kimliğe: Sendikal Kuşatmanın Ağır Bedeli
Eğitim camiasında bazı sendikaların kendilerini bakanlık mekanizmalarının üzerinde birer "tayin ve denetleme mercii" olarak konumlandırması, sistemin doğasını bozmuştur. Bu tahakkümün bedeli sadece akademik başarı düşüklüğü değil, maalesef doğrudan evlatlarımızın hayatıdır.
Okullardaki Şiddet ve Güvenlik Zafiyeti:
Bugün okullarda yaşanan, gencecik öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin hayatına mal olan acı ölümlerin temelinde, sendikal kayırmacılıkla liyakatsiz isimlerin idari koltuklara taşınması yatmaktadır. Disiplini tesis eden değil, sendikal aidiyetine göre koltuğunu koruyan idareci modeli, okulları birer güvenli liman olmaktan çıkarmıştır. Sistemin bu denli bozulmasının birincil sorumlusu, liyakati sendika kartvizitine kurban eden bu vesayet anlayışıdır.
Müfredat ve Türklük Şuuru:
Sendikal vesayet, sadece personel rejimine değil, müfredatın ruhuna da müdahale etmektedir. Milli kimliği aşındıran, Türklük şuurunu ve tarih bilincini geri plana iten her türlü müfredat değişikliği, toplumsal gelişime vurulmuş birer prangadır. Kendi benliğinden koparılan bir gençliğin, küresel dünyada özne olması imkansızdır.
Öğretmenin İtibarsızlaştırılması:
Bir zamanlar toplumun en saygın figürü olan öğretmenler, sendikaların "arka bahçe" siyaseti ve popülist söylemleriyle itibarsızlaştırılmıştır. Öğretmen, bir idealin temsilcisi olmaktan çıkarılıp sendika odalarındaki pazarlıkların birer figürüne dönüştürülmüştür.
Gençliğin Geleceği "Sendika Odalarında" Rehin Tutulamaz
Gençliğin geleceğini güvence altına almak, onlara sadece bir diploma vermek değil; onları dünyayla rekabet edebilecek donanımla ve sağlam bir milli duruşla yetiştirmektir. Sendikal vesayet, eğitim sistemini hantallaştırarak ve toplumsal değerleri erozyona uğratarak bu gelişimin önündeki en büyük bariyer haline gelmiştir.
Bu vesayetin sona ermesi; eğitimciyi, öğrenciyi ve milli kimliği özgürleştirecektir:
Liyakat Esaslı Yönetim:
Okullardaki disiplinsizliğin ve şiddetin önüne geçilmesinin tek yolu, idarenin sendika şubelerinden değil, liyakat esaslı devlet aklıyla yönetilmesidir.
Milli Şuurun İhyası:
Müfredat, ideolojik pazarlıkların konusu olmaktan çıkarılmalı; Türk gencine özgüven aşılayan ve milli kimliği merkezine alan bir yapıya yeniden kavuşturulmalıdır.
Mesleki Onurun İadesi:
Öğretmenlik, sendikal referansla değil, bilgi, tecrübe ve karakterle yüceltilen bir meslek haline getirilmelidir.
Şeffaf ve Hesap Verebilir Bir Eğitim Sistemi
Eğitimi, köhneleşmiş sendikal yapıların ipoteğinden kurtarmak Türkiye için bir beka meselesidir. Eğer bugün okullarımızda güvenlik sorunları yaşanıyor, müfredatımız kimliksizleşiyor ve öğretmenimiz toplum nezdinde zayıflatılıyorsa; bu tablonun mimarı liyakati dışlayan vesayet odaklarıdır.
Toplumsal gelişimin önündeki bu "sendikal set" yıkılmadan, Türk gençliğinin yarınları tam anlamıyla güvence altına alınmış sayılmayacaktır. Gerçek ilerleme, her türlü grubun tahakkümünün bittiği; milli şuurun ve adaletin başladığı yerde mümkündür.
@ozgedemir_tr@Mahmut__ozay@edipuzen@dbdevletbahceli@RTErdogan@tcbestepe@Yusuf__Tekin@egitimis@egitimajansi@Kamubiz_com@memurlarnet@mebpersonel@alimahir@MDervvisoglu@alibabacan@Ahmet_Davutoglu@eczozgurozel@tcmeb@erbakanfatih@umitozdag