Her zaman söylediğim sözü buraya kazımanın tam zamanı:
Önce MÜCAHİT olduk.
Sonra MÜTEAHHİT olduk.
En sonunda da her şeye MÜSAİT olduk.
Bizim olmamız gereken, yeniden Müslümanlaşmak, kendimize sil baştan çeki düzen vermek.
Vesselâm.
Yazıyorum, siliyorum. Yazıyorum, siliyorum. Tekrar yazıyorum, tekrar siliyorum. İçim parçalanıyor..
Allah'ım, aklımızı koru ya Rabbi..
Bi maaşın var, yetmiyor. İkinci maaş yetmiyor. Üçüncü hatta dördüncü, belki beşinci maaş da yetmiyor. Son nefesine kadar garantili rızkın da çok daha fazlası da yetmiyor. Mezara kadar devletin verdiği özel imkanlar ve kolaylıklar da yetmiyor.
Maksadım -sadece- şahıs da değil. Bu bir insan prototipi.
Kendisine bir vadi altın verilse ikinciyi, üçüncüyü, beşinciyi isteyecek insan prototipi.
Maksadım ayıplamak da değil. Maksat ders almak.
Yıllardır, Ümmetin, İslam'ın hâli ve istikbali adına çektiğim ızdırabın üstüne tuz basıldı iki gündür. Daha derin ızdırabım, asıl bundan sonra gelecek zifiri karanlık günler..
Vaaa İslâmaaaaah!!
Vah İslam'ın ve müslümanların başına gelenlere ve geleceklere..
Çocukları bir günde ihtiyarlatan günler!
Âhirzamanın kara günleri..
Bu günlerde değerini daha iyi anlıyoruz. Mekânın cennet olsun "Güzel" adam. Hasan Celal Güzel'in yıllar önce yazdığı o yazı:
"Sayın Milletvekillerine ithaf olunur- Efendim, artık 68 yaşında, su katılmamış bir avanak, hakikî bir budala ve gayrikabil-i ıslah bir 'enayi' olduğumu itiraf ediyorum. Bana küçük yaşımdan itibaren 'beytülmal'ın mukaddesliğini öğretmişlerdi. Hiç kimse 'Devlet malı deniz, yemeyen domuz' dememişti.
Bütün ömrüm tâbir-i âmiyanesiyle 'eşşek gibi' çalışmakla geçti. Çalışma hayatımda tek gün dahi izin kullanmadım. Bir gece bile doyasıya uyuyamadım. Kimileri bana 'uykusuz müsteşar' adını takıp uçup kaçtığımı söylerdi ama 'Ne akılsız adam yahu!' şeklindeki fısıltılar, her gün yüzlerce telefon konuşmasıyla çınlayan kulaklarıma kadar gelirdi.
Üzerinde 'T.C. Hükümeti' yazan kurşun kalemleri, silgileri ve kâğıtları, sadece resmî hizmetlerde, âdeta okşar gibi incitmemeye çalışarak kullanırdım. Çocuklarım devlet malına ellerini dahi süremezlerdi. Plakaları kırmızı ve siyah renkli resmî arabalara bir defa dahi binmediler. Yüzlerine bakmaya kıyamadığım Mustafam ve Elifim, bir saat daha az uyuyup belediye otobüsleri ve okul servisleriyle okula gittikleri esnada, bendeniz müsteşarlık ve bakanlık yapıyordum. Bırakınız eşime araba tahsis etmeyi, evde devletin personelini çalıştırmayı; idarecilik ve siyaset hayatımda lojmanda oturmadım. Koruma görevlisi de kullanmadım. Arabamın önünde ve arkasında fiyakalı eskortlar hiç bulunmadı.
Meğer ben ne enayiymişim!...
Yaptığım enayiliklerin haddi hesabı yoktur... Meselâ, bendeniz milletvekiliyken -birkaç zarurî toplantı dışında- Meclis lokantasında yemek yemezdim. Zira, burada çalışanlar kamu personeliydi ve çok ucuz olan yemekler milletin kesesinden sübvanse ediliyordu. Sonra, çok beğendiğim halde, aynı gerekçelerle TBMM Sigarası da içmedim. Ceplerim şıkır şıkır metal jetonlarla dolu olarak dolaşır, özel görüşmelerimi kulisteki ankesörlü telefonlarla yapardım. O zaman 'beleş' cep telefonlarımız da yoktu.
Hiçbir hediyeyi kabul etmez; ya reddeder veya demirbaşa kaydettirerek devlete intikal ettirirdim. Yıllarca üst yöneticilik, müsteşarlık, bakanlık yaptım; hâlen evimde bu dönemlere ait -bronz plaketler dışındatek bir hatıra eşya göremezsiniz.
Benim anladığım mânâda siyasete 'Zengin girilir, fakir çıkılır'. Biz enayiler, devlet hizmetini ve siyaseti böyle anlıyoruz. Siyasî hayatımda önüme çıkan yüzlerce fırsatı teperek mal mülk edinmedim. Bilâkis, ANAP'taki Genel Başkanlık mücadelesinde, Bond çantalarda getirilen paraları reddederek, eşimin SSK kredisiyle aldığı Oran'daki daireyi; YDP'nin kuruluşunda da babamdan kalan Malatya'daki ev ile dedemden kalan Gaziantep'teki evin bana düşen hisselerini harcadım.
Bu arada, eşimin uzmanlığıyla ve alınteriyle hak ettiği 'Vakıflar Genel Müdürü' olarak tayin kararnamesini, nasıl engellediğimi de unutmayayım.
Sadece bununla kalsa neyse... ANAP döneminde, şiddetle muhalefetime rağmen çıkarılan 'kıyak emekliliği' reddedip tek maaşa devam ettim. Bu haksız uygulama hâlen devam ediyor. Başbakanlık Müsteşarı'yken, milletvekili maaşlarının buna göre ayarlanmasını gerekçe göstererek kendim için sözleşme yapmadım ve üç yıl müddetle emrimdeki daire başkanlarından bile daha az maaş aldım.
Meğer ben ne enayiymişim!...
***
Şimdi 70'ine merdiven dayadım. Hâlâ kirada oturuyorum. Kendime ait tek mülküm kitaplarım... Yani, sizin anlayacağınız, gerçek anlamda 'Dikili ağacım dahi yok'. Hizmet hayatım boyunca, muhatabımın bıyık altından gülerek dinlediği, 'Bu fukara millete ben bu masrafı hiç yaptırır mıyım?' lâfım vardı.
Sevgili okuyucularım, bu yazdıklarımı okuyup da sakın bütün bunlardan pişmanlık duyduğumu sanmayınız. Enayilik öylesine içime işlemiş ki geriye dönmek mümkün olabilse gene aynısını yapardım.
Beni bütün 'enayiliğime' rağmen kimseye muhtaç etmeyen Yüce Allahıma hamd ediyorum."
henüz hatları bile belirginleşmemiş bir gelecekten ürküp gönlünüzü daraltmayın. geçmişte işlerinizi sizin için tedbir eden Allah, bundan sonrasını da idare edecek olandır. nice mesele vardır ki daha gerçekleşmeden onu düşünmek bizi yormuş, bekleyişi içimizi ağırlaştırmış, sonra rabbimiz lütfuyla onu umduğumuzdan çok daha kolay hâle getirmiştir. sebeplere sarılın, Allah’tan yardım isteyin, onun rızasını gözetin ve hakkınızdaki takdirine hüsnüzan besleyin. henüz gerçekleşmemiş ihtimallerle kalbinizi tüketmeyin. bugününüzü, içinde bulunan hâllerle yaşayın ve yarınınızı, kendisine emanet edilen hiçbir şeyi zayi etmeyen Allah’a emanet edin.
Bir şey anlatıyorsunuz. Muhatabınız daha sözünüz bitmeden, 'benim de...' diye başlıyor. Buna 'hikaye çalmak' deniyor. Odağı hemen kendine çevirenler sizi aslında dinlemiyor ve anlaşılmamış hissettiriyor.
Dinlemek bir sanattır.
Bekâr adam jilet gibi olmalı. Saçı-başı düzgün, elbisesi mazeret kabul etmeyecek kadar tertipli ve göze hoş gelen bir yapıda olmalı. Eskilerin tabiriyle çakı gibi yani. Asla kötü kokmamalı. Ama asla...
Adamın maaşı var, bekâr ve memur ama kötü kokuyor. İnanılmaz bir hayatsızlık bu. Ağır depresyonda filan değilsen çok büyük bir hata. Sen bir kere hem adaysın hem aday arayansın. Güzel olacaksın kardeş, çiçek gibi kokacaksın, saçını-sakalını toparlayacaksın. Bu sene yağmur da çok yağdı, küresel ısınmanın canı cehenneme, sık sık yıkanacaksın.
Bu evli olanlar için de elbette ki geçerli. Güzellik, letafet, nezaket peygamberi efendimiz (s.a.s.) böyle olanlara sitem etmiştir.
Cabir (r.a.) anlatıyor:
"Resûlullah (s.a.s.) bize gelmişti. Evde saçları darmadağınık (bir adam) gördü ve şöyle buyurdu: 'Bu adam saçlarını yatıştıracak (tarayacak) bir şey bulamamış mı?' Üzerinde kirli elbiseler bulunan bir başka adamı görünce de şöyle buyurdu: 'Bu adam elbisesini yıkayacak su bulamamış mı?'" (Ebû Dâvûd, Libâs 14)
Mü'min bahar gibidir. Kötü görünemez. Kötü kokamaz...
@slmhktn Tüm esnaflar kapatsın herkes rahat etsin.
Kira stopaj vergi sgk inanın faize koyan rahat iş yapan batar.
En güzeli herkes faize geçsin.
Topluca rahat edelim.
Şu an %62 nakit faizde, biraz daha geçsin akıbetimizi görelim.
@gundemedairhs Sitelerin alayı hırsız ve dolandırıcı.
Çapı büyük olanlar zaten mafyalara çoktan geçti bile.
Herkes herşeyi biliyor.
Herkes yolunda aş !
@omerekinci Allah akıl fikir versin ve dünyada futbolun gerçekten taban sporu olduğunu insanların sosyo kültürel olarak yozlaştığı, her türlü kumar pisliğin başı olan bir spora herşeyi yapan ama diğer alternatif kaliteli kitleler oluşturacak spor dallarına yakınlık kuramayanlar malesef!
Türkiye genelde güvenilmez adamlara güvenir.
Ah canım ülkem vah canım ülkem.
Merhametten menfaat devşirmek kültürü bizim yaşadığımız en büyük deprem aslında!
Enkazın altındayız hala!
@doganburak29 Artık Türkiye'nin en nitelikli dolandırıcısını seçme zamanı geldi. Yüzü kömür gibi olmuş adamlara verilen milyon usdler. Kriptolar her zaman daha iyisini nasıl çıkıyor bu topraklarda ?
@MuhammedYazicii Asıl kahramanların kim olduğu ahirette görülecek.
Ülke sessiz kahraman dolu, zaten genelde bağıranlar ses yükselten kahramanlıktan ziyade gazozluktan gaz kaçıranlar.
Allah tüm emeği geçen gerçek insanlardan razı olsun. Kendi menfaat çıkaranlarıda dünya ahiret rezil etsin. Amin