ORTAK YAZILI SINAV SİSTEMİ YENİDEN DEĞERLENDİRİLSİN
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) Uygulama Kılavuzu, ölçme ve değerlendirme süreçlerinde standartlaşmayı amaçlamakla birlikte, uygulamada yaşanacak zorluklar ve beraberinde öğretmenlere getireceği iş yükü bakımından önemli soru işaretleri barındırmaktadır.
✅ Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimde niteliği artıracak, öğretmenin işini kolaylaştıracak ve öğrencilerin öğrenme eksikliklerinin tespitine katkı sunacak yenilikleri destekliyoruz.
✅ Özellikle özel okullarla devlet okulları arasındaki değerlendirme farklılıklarının giderilmesi, eğitimde fırsat eşitliğini sağlayacak adımlara kaynaklık edecek verinin elde edilmesi, kazandırılmak istenen becerilerin hangi sınıf seviyesinde daha uygun olacağının belirlenmesini olumlu olarak değerlendiriyoruz.
⚠️ Ancak eğitim çalışanlarının görüşleri alınmadan, sahadaki etkileri yeterince test edilmeden ve öğretmene getireceği yük planlanmadan hayata geçirilen düzenlemelerin yeni sorunlar üreteceğini vurguluyoruz.
🎙️Eğitim-Bir-Sen olarak Milli Eğitim Bakanlığından beklentimiz;
1️⃣ OYSS Uygulama Kılavuzu'nun, eğitim sendikaları ve öğretmen temsilcilerinin katılımıyla yeniden değerlendirilmesi,
2️⃣ Ölçme ve Değerlendirme Yönetmeliği, ilgili yönerge ve uygulama kılavuzu arasındaki muhtemel hukuki uyumsuzlukların giderilmesi,
3️⃣ Öğretmenlerin ve alan zümrelerinin sınav hazırlama ve ölçme-değerlendirme süreçlerindeki mesleki takdir yetkilerinin korunması,
4️⃣ Farklı bölgeleri, okul türlerini ve öğrenci profillerini kapsayan kapsamlı pilot uygulama ve etki analizleri tamamlanmadan sistemin ülke geneline zorunlu biçimde yaygınlaştırılmaması,
5️⃣ Öğretmenlere ilave veri girişi ve bürokratik işlem yükleyen düzenlemelerden vazgeçilmesi; mevcut dijital sistemler bütünleştirilerek mükerrer işlemlerin önlenmesi,
6️⃣ Uygulamanın teknik altyapısı, öğretmenlerin hizmet içi eğitim ihtiyaçları ve okulların imkan farklılıkları dikkate alınarak gerçekçi bir geçiş takviminin oluşturulmasıdır.
🎯 Eğitimde dijitalleşmenin başarısı, sisteme girilen veri miktarıyla değil, öğretmenin işini ne ölçüde kolaylaştırdığı ve öğrencinin öğrenmesine sağladığı katkıyla ölçülmelidir.
Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimde yeniliklere değil; istişaresiz düzenlemelere, hukuki belirsizliklere, yeterince test edilmemiş uygulamalara ve öğretmene yeni iş yükü getirilmesine itiraz ediyoruz.
🔗 Haberi okumak için:
https://t.co/MpGMxc71JG
***Pazartesi'den Pazartesi'te***
▪︎▪︎▪︎FON SORUŞTURMASINA NEREDEN BAKALIM?▪︎▪︎▪︎
Anladığımız, bildiğimiz bir alan değildir. Bizi yirmi beş yıl önceye, hortumlanan ve borçlarıyla hazineye devredilen bankalar sürecine götüren bu soygunun, yıllar sonra nasıl yapılabildiğini anlamaya çalışıyoruz. Kavramlarıyla, işleyişiyle, dinamikleriyle bizden çok uzak olsa da sonuçları itibari ile her birimizi etkileyen bir sorumsuzluklar silsilesi gibi önümüzde durmaktadır.
Başımıza ne geldiyse, gerçek hayatla bağı bulunmayan, mal veya hizmet üretmeden, sanal alemde, manipülasyon ve operasyonlarla cereyan eden ekonomik düzenle geldi. Tüfek icat oldu mertlik bozuldu misali çarşı pazarla, fabrikayla, üretimle, mutfakla, tarlayla, traktörle ilgisi olmayan ekonomi, dijital oyun oynar gibi oynanan bir kumarı andırıyor.
Az koyup çok alınan sistemi kurgulayanlar, oyunu iyi oynadığını düşünenleri önce semirtiyor sonra da soyuyor ve yük, evine ekmek götürmeye çalışan garibanın sırtına yükleniyorsa, ilk sorulması gereken soru buna kim göz yumuyor sorusudur.
Nasıl tespit edilemiyor? Bu kadar kontrol mekanizması kurulmuşken, MASAK topluma güven veren bir marka haline gelmişken, MİT dünya genelinde operasyon yapabilecek kapasiteye kavuşmuşken, istihbarat tek elde toplanmış, SPK, BDDK, vs. bir sürü bağımsız kurum ve kuruluş etkin görev yaparken bu boyutta bir hortumlama nasıl yapılabiliyor?
Son birkaç yıldır basına yansıyan haberler toplumun akıl ve ruh sağlığını bozuyor. Haberlere bakar mısınız; madde kullanan ünlüler, testi pozitif çıkan iş adamları, yasadışı bahis ve kumar çeteleri, belediyelerdeki yolsuzluklar, topladığı bağışı yurt dışına kaçıran cemaat holdingleri, şimdi de koca koca patronların yönettiği fonlar, şirketler, holdingler.
Devlete güven, adalete inanç sarsılıyor. Hiç mi güzel şeyler olmuyor diyor vatandaş. Emekli nasıl baksın her akşam oda dolası, balya balya yığılmış para görüntülerine. Toplu sözleşme masasındaki tartışmalarımız, taleplerimiz, okullarımızda yaşanan bağış ve kayıt ücreti tartışmaları… Bunlar benim yazıyı süslemek için kurguladığım dramatik tablolar değil, toplumsal olayları çalışan üniversitelerimizin, hocalarımızın üzerinde çalışması gereken, bize ait gerçeklerdir. Biz söylemesek kim söyleyecek?
Bu görüntüler her şeyden önce, ateş çemberine dönmüş bölgemizde, yerli silah sanayisini geliştiren, BM kürsüsünden haykıra haykıra dünya liderlerine, İsrail’e karşı gelinebileceğini gösteren ve onları peşine takan Cumhurbaşkanımızın mücadelesine yazık etmektir. Bu mücadeleyi anlamamış, gözünü mal ve makam hırsı kör etmiş kim varsa düşsün bu milletin yakasından.
Bu aşamaya kolay gelmedik, bize tekrar eski karanlık günleri hatırlatmaya kimsenin hakkı yoktur. Neden bedel ödedik o zaman? Her dönemin adamları, gözünü para bürümüş asalaklar, kendinizi gizleyerek edindiğiniz mevkilerde yaptıklarınızla, özgürlük mücadelemize leke sürmeye gücünüz yetmeyecek.
Kenarda, uzak, sessiz ve mağrur duruşumuz sizi korkutsun bence. Temiz ve özgür kalanlar oldukça işiniz zor diyorum. Herkes aklını başına alsın ve ona göre iş tutsun.
Talat YAVUZ
Eğitim Bir Sen Genel Sekreteri
[email protected]
@yenisafak Zorlarına da gitsede gencecik dimağlar geliyor hamd olsun. Kuran bekçisi onlar. Ümmetin ışığı onlar. Yıldız gibi parlayacaklar toplumun içinde inşAllah
@talatyavuz29 Dertleri hiç bir zaman sendika veya ülke değerleri olmadı. Her daim dine düşmandılar. Maalesef ki her daim aynı kılıfların ardına gizlenerek bu kinlerini kusuyorlar. Ama onlarda öğrenecekler Türkiye eski Türkiye değil.
KAHROLSUN EMPERYALİZM, KAHROLSUN SİYONİZM!
İsrail’in, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılar; bölgesel barışı, uluslararası hukuku ve insanlığın ortak vicdanını hedef almaktadır. Sivillerin, yerleşim alanlarının ve eğitim kurumlarının hedef alınması hiçbir gerekçeyle izah edilemez.
Ramazan ayının manevi atmosferinde masum insanların hayatını kaybetmesi, özellikle çocukların bombalar altında can vermesi kabul edilemez bir insanlık dramıdır. Güvenlik söylemiyle yürütülen bu saldırılar, hukuki ve ahlaki meşruiyetten yoksundur.
Memur-Sen olarak; sivilleri hedef alan her türlü saldırıyı reddediyor, bölgemizi istikrarsızlaştıran müdahalelere karşı ilkesel duruşumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Mazlumların yanında, hukukun ve adaletin safında yer almaya devam edeceğiz.
Ortadoğu’nun yeni çatışma senaryolarına sürüklenmesine izin verilmemelidir. Kalıcı barış; güç dayatmasıyla değil, adalet ve diyalogla mümkündür.
Zulüm sürdürülebilir değildir.
Adalet eninde sonunda galip gelecek, Ortadoğu’yu ateşe veren zorbalık düzeni çökecektir!
🌑https://t.co/KecA5D5rzn
Ramazan Birleştirir, Ayrıştıran Zihniyet Kaybeder
#OkuldaRamazanaDestek olmak yerine köstek olanlar, Laiklik kisvesi altında milletin inancını hedef alanlardır.
Okullarda Ramazan vesilesiyle çocuklarımıza paylaşmayı, sabrı, kardeşliği ve merhameti hatırlatan etkinlikleri “laiklik elden gidiyor” paranoyasıyla hedefe koymak; özgürlük savunusu değil, ideolojik bir hazımsızlığın dışavurumudur.
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından okullara gönderilen Ramazan ayına ilişkin genelgede; öğrencilerde yardımlaşma, dayanışma, paylaşma ve değer bilinci oluşturmayı amaçlayan sosyal ve kültürel etkinliklere yer verilmesi tavsiye edilmiştir. Buna rağmen söz konusu çerçeve bilinçli biçimde çarpıtılmaktadır.
İslam’ın kavramlarını çarpıtarak, “kader”, “fıtrat”, “inanç” gibi değerler üzerinden kin üretmek; emek mücadelesine katkı değil, toplumsal barışa zarar verir. Laikliği din karşıtlığına indirgeyen bu köhnemiş dil ne özgürlük üretir ne de eşitlik.
Bugün asıl ihtiyaç; çocuklarımızı değerlerinden koparmak değil, kökleriyle buluşturmakt��r.
Asıl mesele; milletin inancını problem olarak görmek değil, toplumsal birliği güçlendirmektir.
Mübarek Ramazan ayı üzerinden üretilen bu yapay tartışmalar, toplumsal huzuru zedelemekten ve kutuplaşmayı derinleştirmekten başka bir işe yaramaz.
Biz diyoruz ki:
Laikliği ideolojik sopa haline getirmeyin.
Milletin inancıyla kavga etmeyi bırakın.
Suni gündemlerle vatandaşlarımızın birliğini zayıflatmaya çalışmayın.
Zira Türkiye eski Türkiye değil.
Vesayet dili de 28 Şubat özlemi de bu topraklarda artık karşılık bulmaz.
Bilinsin ki; biz milletimizin inancını da değerlerini de savunmaya, çocuklarımızın tertemiz gönül dünyasını korumaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Kimsenin şüphesi olmasın; inancımızı asla tartışma konusu yaptırmayacağız, değerlerimizi hedef haline getirenlere dün olduğu gibi bugün de karşı duracağız…
#OkuldaRamazanaDestek
Din Öğretimi Genel Müdürlüğümüz uhdesinde yürütülmekte olan Vakti Kuşanmak Projesinin Yıl Sonu Programı, İlçe Millî Eğitim Müdürümüz Zeliha Yıldız, okul müdürleri ve kıymetli misafirlerimizin katılımıyla gerçekleştirildi.
📍Şehitlerimizi Furkan Doğan AİHL
🔸İstanbul Minikler Karate Şampiyonasında, Şehit Furkan Doğan İmam Hatip Ortaokulu'nda okuyan Sporcumuz,
🥈Talha Balcı 2. Olmuştur. 🎉
✨Sporcumuzu ve antrenörümüzü tebrik ederiz. Başarılarının devamını dileriz.🎉