Rahmetli Babama sormuştum;
“Günahkâr birinin cenazesi neden yıkanıp, namazı kılınır?”
Dediki;
İnsan iki şeyden oluşur.
Birincisi; “ruh” ve ona sunulan akıl ve irade,
İkincisi; “Beden” yani el, kol, göz, kulak ve iç organlardan oluşan bünyemizdir.
Misal; ruh şoför, akıl ve irade ruhun ehliyetiyse, bedende ruhun emrine verilmiş kusursuz bir araba gibidir!..
Nasıl kusursuz bir araba kaza yaptığında hata şoförde aranıyorsa, insanda bir suç işlediğinde sorumlu olan ruhtur.
Nasıl elimize sopa alıp kazaya sebep olan arabayı darmadağın edip, hıncımızı arabadan çıkarmıyorsak, suç işleyen birininde sorumlusu ruhtur ve onu kafa göz dümdüz etmekte tıpkı kaza yapan şoförü değilde arabayı cezalandırmak gibidir.
Öte âlemde bu organlar hem ruhtan hemde ruhun sebep olduğu bir suçtan dolayı o bedeni hırpalayanlardan davacı olacaktır. Burada gerekli olan ceza bedeni hırpalamak değil, ruhun beden üzerindeki hâkimiyetini sınırlamak, ruhu tedavi etmek, eğitmek, gerektiğinde bedenin ihtiyaçlarını karşılayacak ve ona zarar vermeyecek şekilde izole etmektir.
Çünkü insan bedeni, Allah’ın "en güzel surette yarattım" dediği eşsiz bir sanatıdır. Haliyle bedenin ruh ve toplum üzerindeki hakkı, tıpkı kulhakkı gibidir;
Haram yiyenden o insanın midesi,
Yalan söyleyenden dili,
Zalimden kalbi,
Dedikoducudan dili ve kulağı kulağı,
Alkol alandan karaciğeri,
Sigara içenden akciğeri,
Aklı apış arasında olandan beyni vb…
Ve zulmedenden, zulme uğrayanın bedeni davacı olacaktır!...
Onun içindir ki; ömrü hayatında ibadet etmemiş, caminin kapısından içeri tek bir adım atmamış veya çokça suç işlemiş birinin cenazesi bu anlattıklarımdam dolayı yıkanır? Başta da dediğim gibi günahkâr olan ruh ve ona sunulmuş akıldır, iradedir! Beden bunların emrine verilmiş kusursuz bir araba gibidir!.. Onun için ceset yıkanır ve namazı kılınır… Ruh da hesap vermeye gider!..
The most important briefings of the day.
Karl Deisseroth, professor of bioengineering and of psychiatry and behavioral sciences, shares the news of his Nobel Prize with his kids.
Sayın İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi !
Kadın "çekmeyin" diyor, polis "çekmiyoruz" deyip video kaydına devam ediyor. Sonra da kadının mahremiyetine zerre saygı duyulmadan, video basına servis ediliyor.
Sayın Bakan zerre vicdanınız varsa, bu rezalete imza atan polislere gereken cezayı şak diye verirsiniz.
Son operasyonda geceliği ile kapıyı açan kadının görüntülerini seyrettim. Yayılmasın diye paylaşmayacağım. YAZIKLAR OLSUN. Utanın. Kadının gece yarısı kapısına dayanmışsınız, gayet kibar ve yardım isteyen bir tonda polislere kapatır mısınız kamerayı demiş, polisler bilgi amaçlı sorun yok deyip çekmemesi gereken görüntüleri çekip bir de yaymış. YAZIKLAR OLSUN. Bizim hayatlarımız, güvenliğimiz bu şekilde mi size emanet @EmniyetGM@TC_icisleri@MersinValiligi@tcailesosyal Bu mu aile, kadın güvenliğiniz, bu mu kişisel hayata, insana saygı. Yazıklar olsun. Ben bir kadın olarak polisten korkuyorum.
Hakim sordu:
▪️Çocuğunu okula gönderdin mi?
▪️Okula gıda parası ödeyerek ve kaynak kitap alarak fetö’ye mali katkı sağladın mı?
▪️Zaman gazetesine abone oldun mu?
“Bu sorulara karşı savunma yapmayacağım, benim suçumu söyleyin hakim bey?
Eğer benim devlete ve millete karşı suçum varsa belediye meydanında köpek gibi öldürün beni” dedim.
3 yıl süren iddianame sonrası ilk duruşmada beraat ettim.
Ama neye yaradı 9 yıldır ne
devlette, ne siyasette, ne bürokraside bir karşılığı yok bu beraatin.
KHK’lı öğretmen Ersan Ertuğrul’un hikayesi KHK TV’de.
👇👇👇
https://t.co/zsnT7i5fHV
🇩🇪 Le chancelier allemand Friedrich Merz :
« Aucun hôpital, aucune maison de retraite, aucun chantier, aucun restaurant, aucun hôtel ne pourrait fonctionner aujourd’hui sans les immigrés qui vivent en Allemagne depuis des décennies, qui y travaillent et qui sont pleinement intégrés à la société.
Nous voulons que ces personnes fassent partie de notre pays. C’est pourquoi l’hostilité envers les étrangers n’a pas sa place en Allemagne. »
ADALET BAKANLIĞINDAN BAŞSAVCILIKLARA ÖNEMLİ BİR YAZI
✅AİHM’nin bazı hak ihlali kararları sonrasında yeniden yargılama taleplerini, talepler sonrasında verilen kararları, kısacası süreçte neler olup bittiğini tespit etmek için tüm başsavcılıklara aşağıdaki yazıyı göndermiş.
✅Tespit edilecek bilgileri Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne sunacak.
✅Zaman zaman yazıyoruz; ne olursa olsun yargı yollarını sonuna kadar tüketmek gerekir.
✅Türkiye’deki mahkemelerin çoğunluğu, doğrudan belirtmeseler de örtülü olarak AİHM kararlarını uyguluyor.
📌Adalet Bakanlığının bu yazısı hukuka uygun bir yazı.
📌Bu yazı sonrasında tespit edilecek bilgileri AVRUPA KONSEYİ BAKANLAR KOMİTESİ’NE bildirecekler.
🟥Yarın öbür gün önemli bir gelişme olur; bu sefer de hangi mahkemelerde hangi hâkimlerin AİHM kararlarına uymadıklarını tespit ederler. Hem de bir Excel programı üzerinden.
✅O yüzden mevcut Ağır Ceza Mahkemesi başkanları ve üyelerinin sonradan tazminatlara maruz kalmamaları için, hatta daha da ilerisi, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçuyla karşılaşmamaları için şimdiden hukuka uygun bir şekilde AİHM kararlarına uymaları gerekir.
@AYMBASKANLIGI@TCYargitay@TC_Danistay@barolar
Arkadaşlar 30 arkadaşımız öldükten sonra dalga geçer gibi görevlerine iade edildiler.Bundan daha bariz bir yargısız infaz olabilir mi?
#KHKlarYargısızİnfazdır