Bu ülke artık öğretmeni korumak ZORUNDA!
Biz işe gitmeyiz, okula çocuklarımıza gideriz. Korkusuz, endişesiz, mutlu, huzurlu...
Şimdi bütün bu kaygılardan arınmak için yasalara ihtiyacımız var. Keşke olmasaydı....
#EgitimdeŞiddeteHayır#ÖğretmenTekYürek
ALMANCA DERSİ BİR SEÇMELİ DERS MESELESİ DEĞİL, TÜRKİYE’NİN GELECEK MESELESİDİR
Bugün Almanca öğretmenlerimizin önemli bir kısmı, ders saatlerinin azalması ve Almanca dersinin çoğu yerde seçmeli ders mantığına sıkıştırılması sebebiyle norm fazlası olma riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.
Bu meseleye sadece “bir branşın norm sorunu” diye bakmak büyük eksikliktir. Asıl mesele şudur:
Türkiye, çocuklarını tek yabancı dille mi geleceğe hazırlayacak; yoksa küresel dünyanın gerektirdiği çok dilli, çok kültürlü, rekabet gücü yüksek bireyler olarak mı yetiştirecek?
Bugün dünyada artık yalnızca İngilizce bilmek önemli ama yeterli değildir. İngilizce elbette birinci yabancı dil olarak güçlü biçimde öğretilmelidir. Ancak İngilizcenin yanına ikinci, hatta öğrencinin alanına göre üçüncü yabancı dilin eklenmesi çağın gereğidir.
Avrupa Birliği’nin dil politikası bile “ana dil + iki yabancı dil” anlayışını hedeflemektedir. Yani çağdaş eğitim sistemleri, çocukları tek dille sınırlamak yerine çok dilli düşünmeye, farklı kültürleri anlamaya ve dünyaya daha geniş bir pencereden bakmaya hazırlamaktadır.
Çocuk psikolojisi ve dil gelişimi açısından da erken yaşta dil eğitimi son derece kıymetlidir. Dil öğrenmek sadece kelime ezberlemek değildir; çocuğun zihinsel esnekliğini, dikkatini, hafızasını, problem çözme becerisini, kültürel farkındalığını ve iletişim gücünü geliştirir. Bu yüzden yabancı dil eğitimi ne kadar erken, ne kadar düzenli ve ne kadar kesintisiz verilirse başarı ihtimali o kadar artar.
Bu noktada Almanca stratejik bir dildir.
Almanca; Almanya, Avusturya, İsviçre, Liechtenstein, Lüksemburg ve Belçika başta olmak üzere Avrupa’nın merkezinde konuşulan güçlü bir dildir. Bilimin, mühendisliğin, sanayinin, mesleki eğitimin, ticaretin, kültürün ve akademinin en önemli dillerinden biridir.
Türkiye açısından Almancanın ayrı bir anlamı daha vardır. Almanya ile güçlü ekonomik ilişkilerimiz, ticaret hacmimiz, sanayi bağlantılarımız, turizm ilişkilerimiz ve Almanya’da yaşayan milyonlarca Türkiye kökenli insanımız düşünüldüğünde Almanca, bizim için sıradan bir yabancı dil değil; doğrudan hayatla, ekonomiyle, mesleki eğitimle, ihracatla, istihdamla ve kültürel bağlarla ilişkili bir dildir.
Üstelik Almanca, İngilizceden tamamen kopuk bir dil de değildir. İngilizce ve Almanca aynı dil ailesinden gelen iki dildir. Birçok kelime, ses, yapı ve mantık bakımından birbirine akrabadır. Bu nedenle İngilizce temeli olan bir öğrencinin Almanca öğrenmesi, sanıldığı kadar zor değil; doğru yöntemle oldukça mümkündür. İngilizce birinci yabancı dil, Almanca ise onun üzerine inşa edilecek güçlü bir ikinci yabancı dil olarak düşünülmelidir.
Bugün Millî Eğitim Bakanlığının Çoklu Yabancı Dil Eğitim Modeli’nde İngilizcenin yanında Almancaya yer vermesi de aslında doğru yönde atılmış önemli bir adımdır. Ancak bu uygulama birkaç okulda, birkaç projede, sınırlı sayıda öğrenciyle kalmamalıdır. Almanca ikinci yabancı dil olarak sistemin kalıcı ve güçlü bir parçası hâline getirilmelidir.
Bana göre dil eğitimi şu şekilde planlanmalıdır:
Okul öncesi ve ilkokulda çocuklara oyun, şarkı, hikâye ve iletişim temelli yabancı dil farkındalığı kazandırılmalı; ilkokuldan itibaren İngilizce güçlü birinci yabancı dil olarak verilmelidir.
Ortaokuldan itibaren İngilizcenin yanında Almanca zorunlu ikinci yabancı dil olarak okutulmalı; öğrenciler bu dili sadece not almak için değil, konuşmak, anlamak, üretmek ve kullanmak için öğrenmelidir.
Lisede ise okul türüne, öğrencinin alanına ve mesleki hedeflerine göre Almanca güçlendirilerek devam etmeli; ayrıca Arapça, Fransızca, İspanyolca, Rusça, Çince gibi diller de üçüncü yabancı dil veya alan destekli yabancı dil olarak planlanmalıdır.
Bu meselede Almanca öğretmenlerini görmezden gelmek, aslında hazır bir insan kaynağını heba etmektir. Norm fazlası durumuna düşürülen Almanca öğretmenleri bir yük değil; Türkiye’nin çok dilli eğitim hedefi için hazır bekleyen nitelikli bir güçtür.
Bir ülkenin geleceği sadece bina yapmakla, teknoloji almakla, proje üretmekle kurulmaz. O teknolojiyi okuyacak, o projeyi dünyaya anlatacak, o ihracatı geliştirecek, o akademik metni anlayacak, o kültürel bağı kuracak insanı yetiştirmekle kurulur.
Bugün Almanca öğretmenlerine sahip çıkmak, yalnızca bir branşa sahip çıkmak değildir.
Türkiye’nin çocuklarına daha geniş bir dünya, daha güçlü bir gelecek ve daha nitelikli bir eğitim imkânı sunmaktır.
Almanca seçmeli derslerin arasına sıkıştırılacak bir ayrıntı değildir.
Almanca, İngilizcenin karşısında değil; İngilizcenin yanında, Türkiye’nin dünya ile kuracağı güçlü bağların ikinci ayağıdır.
Bu nedenle Almanca dersi ikinci yabancı dil olarak zorunlu hâle getirilmeli, ders saatleri artırılmalı, öğretmen normları güçlendirilmeli ve çok dilli eğitim politikası kalıcı bir devlet politikası olarak ele alınmalıdır.
Çünkü mesele sadece Almanca öğretmenlerinin normu değildir.
Mesele, Türkiye’nin çocuklarına nasıl bir gelecek hazırladığıdır.
#AlmancaZorunluDersOlmalı
#AlmancaÖğretmeniVarDersYok
@tcmeb@yusuft@HurEgitimSen@leventkuruoglu@cates69@NurGl034293384@ergun_ayyildiz
Bu film izlenmez, yanında susulur.
Patlamış mısırın, içeceğin sesi
Bir çocuğun ölümüne,
Bir annenin yasına değmesin diye
İnsan nefesini tutar.
Çünkü bazı hikâyeler öylesine seyredilmez…
Saygıyla hissedilir. 🖤
#Hamnet#Sessizİzlemek#Sinema
@MSCANBAL Hep söylediğimiz şey tespit düzeyinde ve çok yerinde. Bu çocukların mühendislik fakültelerinde görmenin, görebilmenin tek yolu mesleki teknik okul kontenjanıdır. #mtok
Bu öğrencileri tüm gün teorik ders görenlerin altında ezilmesine artık göz yumulmasın.
🟡 YKS Birincisi Bilgisayar Mühendisliği İstiyor…
🔵 Peki Ya Meslek Liseliler?
Bu yılın YKS birincisinin tercihi Bilgisayar Mühendisliği. Öncelikle bu başarıyı ve emeği kutlamak gerekir. Ancak bu tercih bize sadece bireysel bir başarıyı değil, ülkemizin geleceğini de işaret ediyor. Çünkü Bilgisayar Mühendisliği artık yalnızca bir meslek değil; Türkiye’nin dijital kalkınmasının, teknolojik bağımsızlığının ve üretim gücünün temelidir.
Peki şu soruyu sormaz mıyız:
👉 Bu ülkenin sadece derece yapan öğrenciler mi mühendis olacak?
👉 Ya meslek liselerinde dört yıl boyunca yazılım, donanım, ağ sistemleri, veri tabanı gibi konularda eğitim alan on binlerce öğrenci ne olacak?
İşte tam burada mesleki eğitimin ve MTOK sisteminin önemi ortaya çıkıyor.
🎓 MTOK: Emeğin Karşılığını Veren Bir Sistem Olmalı
MTOK (Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Kurumları) kontenjanları, meslek lisesi mezunlarına mühendislik fakültelerinde ayrılan özel kontenjanlardır. Ama ne yazık ki son yıllarda bu sistem neredeyse yok sayıldı.
Oysa bu kontenjanlar genişletilirse:
Meslek lisesi öğrencileri, alanlarının devamı niteliğindeki mühendislik programlarına yerleşebilir.
Üniversitelere gelen öğrenciler, teknik alt yapıya çok daha hazır olur.
Türkiye, kendi içinde nitelikli insan kaynağı yetiştirmiş olur.
Üstelik bu sadece Bilgisayar Mühendisliği için değil.
👉 Elektrik-Elektronik,
👉 Makine,
👉 Gıda,
👉 Kimya,
👉 İnşaat gibi birçok mühendislik alanı için de geçerli bir model olabilir.
🔧 Meslek Lisesi Mezunları Üniversiteye Hazır Geliyor
Birçok genel liseden mezun olan öğrenci, mühendislik fakültelerine geldiğinde ilk kez teknik derslerle tanışıyor. Ama meslek liseliler zaten lise yıllarında:
Teknik resim çiziyor,
Kod yazıyor,
Devre tasarlıyor,
İşletmelerde staj yapıyor,
Atölyelerde üretim yapıyor.
Yani bu öğrenciler sadece “puanla” değil, hazırbulunuşlukla da bu fakültelere adaylar.
📢 Çağrımız Net: Gençlerin Önü Açılmalı
Eğer bu ülkede yazılım, donanım, yapay zekâ, robotik, veri bilimi alanlarında söz sahibi olmak istiyorsak;
yalnızca zirvedeki birkaç öğrenciyi değil,
alanında yetişmiş, üretmiş, öğrenmiş ve hazır gelmiş on binlerce meslek liseli genci de bu yürüyüşe katmalıyız.
📌 MTOK kontenjanları artırılmalı,
📌 Meslek lisesi mezunlarına üniversite yolu açılmalı,
📌 Alanında eğitim almış, uygulama becerisi yüksek öğrenciler desteklenmelidir.
Bu sadece bireysel başarıların hikâyesi değildir.
Bu, ülkenin kalkınma meselesidir.
YKS birincisi Bilgisayar Mühendisliği istiyorsa güzel.
Ama unutmayalım:
O sınıfa, o sıraya meslek liseliler de oturmalı.
Hem de hazır, donanımlı ve iddialı olarak.
#yks2025 #tercih
@MSCANBAL@tcmeb@Yusuf__Tekin@tcmeb_mtegm@izmir_ilmem
@MSCANBAL Umarım bu yıl tercih sürecinde meslek lisesi mezunları için altın fırsat olan #mtok yüz güldürür.
Çünkü meslek liseliler mesleki eğitimin devamı niteliğindeki lisans programlarına yıllardır uzaktan bakıyor. Fırsat eşitliğine aykırı olan bu durumun çözümü var. #mtok
Meslek Liseleri: Sessiz Başarının Yükselen Sesi
Yıllarca "daha düşük puanla öğrenci alan okullar" olarak etiketlenen meslek liseleri, artık sadece bir alternatif değil; doğrudan gelecek planının merkezine yerleştirilmesi gereken bir modeldir. TÜİK verileri, öğrenci simülasyonları ve gerçek hayat senaryolarıyla bu gerçeği daha net görüyoruz.
📊 Veriler Ne Diyor?
TÜİK'in 2024 tarihli "İstatistiklerle Gençlik" bültenine göre:
15–24 yaş aralığındaki gençlerin %15,3'ü mesleki ve teknik lise mezunu.
Bu grupta iş bulma oranı, genel lise mezunlarına göre daha yüksek.
2023 "Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri'ne" göre:
Ön lisans mezunlarının istihdam oranı %67,7.
Bu oran, meslek lisesinden gelen ön lisans mezunlarında daha da yüksek.
2023 "Kazanç Yapısı İstatistikleri":
Tekniker, teknisyen ve sanatkârların gelirleri bazı lisans mezunlarından daha yüksek.
🚀 MTOK Sistemi: Akademik Engelleri Aşan Fırsat Kapısı
Teknoloji Fakültelerinde uygulanan MTOK (Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Kurumu) kontenjanı, meslek lisesi mezunlarına büyük bir avantaj sağlıyor:
Aynı mühendislik programına yerleşmek için meslek lisesi mezunu bir öğrenci 365 puanla yerleşebiliyorken, diğer lise mezunlarının 442 puan alması gerekiyor.
Yani meslek liseliler yaklaşık 60–100 puanlık bir yerleştirme avantajına sahip.
Ve bu sadece giriş kapısı.
MTOK ile giren öğrenciler, aynı lisans programında teknik terimlere, uygulama derslerine ve saha pratiğine önceden hâkim oldukları için çok daha hızlı adapte oluyorlar.
Uygulama ağırlıklı derslerde diğer öğrencilerin haftalarca uğraştığı konuları, onlar zaten 10. sınıftan beri yapıyor.
🔄 Simülasyonlar Ne Söylüyor?
Aynı LGS Başlangıcı, Farklı Lise, Farklı Gelecek:
%20’lik dilimden gelen 3 öğrenci: biri meslek lisesine, biri fen lisesine, biri anadolu lisesine gidiyor.
Hepsi aynı mühendislik bölümünü kazanıyor ama meslek lisesi mezunu, 8 yıllık saha deneyimiyle öne çıkıyor.
Mezuniyet sonrası en kısa sürede iş bulan ve sektöre en hızlı adapte olan yine meslek lisesi kökenli mühendis oluyor.
Mezuna Kalma Senaryosu:
Meslek lisesi mezunu ilk yıl kazanamasa bile teknik becerileriyle çalışıyor, sektörde tanınıyor, ikinci yıl MTOK ile yerleşiyor.
Fen lisesi ve anadolu lisesi mezunları için mezuna kalmak sadece tekrar ders çalışmak anlamına geliyor.
🔍 Şu Gerçeği Kabul Edelim:
Meslek liseleri öğrencilere erken yaşta beceri, disiplin ve piyasa uyumu sağlıyor.
Üniversite sınavında yerleşemeyen bir meslek lisesi mezunu bile, yaşıtı Fen ya da Anadolu lisesi mezununa göre daha erken yaşam kurabiliyor.
"Diploma var ama meslek yok" sorunu meslek liselerinde çok daha az.
Aynı lisans diplomasına sahip olsa bile, işe alınma süresinde, adaptasyonda ve üretkenlikte meslek lisesi kökenli mühendis önde başlıyor.
🏛️ Stratejik Bir Yol Haritası
MTOK kontenjanları yaygınlaştırılmalı.
Meslek lisesinden lisansa geçiş süreci desteklenmeli.
"Akademik başarı = hayat başarısı" ezberi terk edilmeli.
Meslek liselilere rehberlik ve sektör eşleştirmesi lise düzeyinde başlamalı.
✨ Son Söz:
Meslek liseleri, şu anda şu sesle yükseltmeli:
"Sadece okula değil, hayata da hazırım."
Doğru rehberlikle, doğru planlamayla ve çağın ihtiyacına uygun politikalarla, meslek liseleri sadece "alternatif" değil, "öncü" olabilir.
Eser ATAKAN - 02.06.2025
@MSCANBAL@tcmeb@tcmeb_mtegm@izmir_ilmem@izmir_mte #MeslekLisesi
Meslek Liseleri: Sessiz Başarının Yükselen Sesi
Yıllarca "daha düşük puanla öğrenci alan okullar" olarak etiketlenen meslek liseleri, artık sadece bir alternatif değil; doğrudan gelecek planının merkezine yerleştirilmesi gereken bir modeldir. TÜİK verileri, öğrenci simülasyonları ve gerçek hayat senaryolarıyla bu gerçeği daha net görüyoruz.
📊 Veriler Ne Diyor?
TÜİK'in 2024 tarihli "İstatistiklerle Gençlik" bültenine göre:
15–24 yaş aralığındaki gençlerin %15,3'ü mesleki ve teknik lise mezunu.
Bu grupta iş bulma oranı, genel lise mezunlarına göre daha yüksek.
2023 "Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri'ne" göre:
Ön lisans mezunlarının istihdam oranı %67,7.
Bu oran, meslek lisesinden gelen ön lisans mezunlarında daha da yüksek.
2023 "Kazanç Yapısı İstatistikleri":
Tekniker, teknisyen ve sanatkârların gelirleri bazı lisans mezunlarından daha yüksek.
🚀 MTOK Sistemi: Akademik Engelleri Aşan Fırsat Kapısı
Teknoloji Fakültelerinde uygulanan MTOK (Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Kurumu) kontenjanı, meslek lisesi mezunlarına büyük bir avantaj sağlıyor:
Aynı mühendislik programına yerleşmek için meslek lisesi mezunu bir öğrenci 365 puanla yerleşebiliyorken, diğer lise mezunlarının 442 puan alması gerekiyor.
Yani meslek liseliler yaklaşık 60–100 puanlık bir yerleştirme avantajına sahip.
Ve bu sadece giriş kapısı.
MTOK ile giren öğrenciler, aynı lisans programında teknik terimlere, uygulama derslerine ve saha pratiğine önceden hâkim oldukları için çok daha hızlı adapte oluyorlar.
Uygulama ağırlıklı derslerde diğer öğrencilerin haftalarca uğraştığı konuları, onlar zaten 10. sınıftan beri yapıyor.
🔄 Simülasyonlar Ne Söylüyor?
Aynı LGS Başlangıcı, Farklı Lise, Farklı Gelecek:
%20’lik dilimden gelen 3 öğrenci: biri meslek lisesine, biri fen lisesine, biri anadolu lisesine gidiyor.
Hepsi aynı mühendislik bölümünü kazanıyor ama meslek lisesi mezunu, 8 yıllık saha deneyimiyle öne çıkıyor.
Mezuniyet sonrası en kısa sürede iş bulan ve sektöre en hızlı adapte olan yine meslek lisesi kökenli mühendis oluyor.
Mezuna Kalma Senaryosu:
Meslek lisesi mezunu ilk yıl kazanamasa bile teknik becerileriyle çalışıyor, sektörde tanınıyor, ikinci yıl MTOK ile yerleşiyor.
Fen lisesi ve anadolu lisesi mezunları için mezuna kalmak sadece tekrar ders çalışmak anlamına geliyor.
🔍 Şu Gerçeği Kabul Edelim:
Meslek liseleri öğrencilere erken yaşta beceri, disiplin ve piyasa uyumu sağlıyor.
Üniversite sınavında yerleşemeyen bir meslek lisesi mezunu bile, yaşıtı Fen ya da Anadolu lisesi mezununa göre daha erken yaşam kurabiliyor.
"Diploma var ama meslek yok" sorunu meslek liselerinde çok daha az.
Aynı lisans diplomasına sahip olsa bile, işe alınma süresinde, adaptasyonda ve üretkenlikte meslek lisesi kökenli mühendis önde başlıyor.
🏛️ Stratejik Bir Yol Haritası
MTOK kontenjanları yaygınlaştırılmalı.
Meslek lisesinden lisansa geçiş süreci desteklenmeli.
"Akademik başarı = hayat başarısı" ezberi terk edilmeli.
Meslek liselilere rehberlik ve sektör eşleştirmesi lise düzeyinde başlamalı.
✨ Son Söz:
Meslek liseleri, şu anda şu sesle yükseltmeli:
"Sadece okula değil, hayata da hazırım."
Doğru rehberlikle, doğru planlamayla ve çağın ihtiyacına uygun politikalarla, meslek liseleri sadece "alternatif" değil, "öncü" olabilir.
Eser ATAKAN - 02.06.2025
@MSCANBAL@tcmeb@tcmeb_mtegm@izmir_ilmem@izmir_mte #MeslekLisesi
Meslek Liseliler Mühendislikte Neden Daha Başarılı?
Eser ATAKAN – 30.12.2024
Mühendislik, günümüzde en çok rağbet gören mesleklerden biri. Yaratıcılık, problem çözme ve teknik bilgi gerektiren bu alan, gençler için parlak bir gelecek vadediyor. Ancak mühendislik hayali kuran pek çok öğrenci ve veli, bu hedefe nasıl daha kolay ulaşabilecekleri konusunda yeterli bilgiye sahip değil. İşte tam bu noktada meslek liseleri ve onların sunduğu büyük bir fırsat olan MTOK (Mesleki Teknik Okul Kontenjanları) devreye giriyor.
Evet, yanlış duymadınız! Meslek lisesinden mezun olan öğrenciler, mühendislik fakültelerine genel lise mezunlarına göre çok daha kolay bir şekilde yerleşiyor ve üniversite hayatında da daha başarılı oluyor. Bu yazıda, meslek liselerini neden tercih etmeniz gerektiğini ve bu okulların size nasıl bir avantaj sunduğunu detaylıca anlatacağım.
Meslek Liseleri: Geleceğin Mühendislerini Yetiştiriyor
Meslek liseleri, sadece birer teknik eğitim merkezi değil; aynı zamanda hayal kuran, hedef koyan gençlerin mühendislik dünyasına ilk adımı attığı yerlerdir. Bu okullar, teknik bilgi ve pratik uygulama deneyimiyle donatılmış bireyler yetiştiriyor.
Peki, meslek liselerini tercih eden öğrenciler mühendislik fakültelerinde neden daha başarılı? Çünkü:
1.Sektörel Deneyim: Meslek lisesi öğrencileri, daha okul sıralarındayken iş dünyasıyla tanışır.
2.Uygulamalı Eğitim: Teknik altyapıları, mühendislik derslerinde onları bir adım öne taşır.
3.MTOK Avantajı: Üniversiteye girişte meslek liselilere özel kontenjanlar sayesinde daha düşük puan ve sıralamayla mühendislik fakültelerine yerleşirler.
ATP (Anadolu Teknik Programı) ile Hem Akademik Hem Teknik Destek
Eğer akademik derslere yoğunlaşmak istiyorsanız, ATP (Anadolu Teknik Programı) tam size göre! ATP, öğrencilerini hem üniversite sınavlarına hazırlar hem de teknik beceriler kazandırır.
•Yazın 40 Günlük Staj: ATP öğrencileri, sadece yazın 40 gün staj yaparak sektörel deneyim kazanır.
•Haftada 43 Saat Akademik Ders: Son sınıfta yoğun akademik ders programıyla üniversite sınavlarına eksiksiz bir şekilde hazırlanırlar.
Bu program sayesinde meslek lisesi mezunları, mühendislik fakültelerine giriş için gereken altyapıyı fazlasıyla edinir.
MTOK ile Mühendislik Fakültelerine Girmek Çok Daha Kolay
Meslek liselerinden mühendislik fakültelerine giriş, MTOK Kontenjanları sayesinde oldukça kolay. MTOK, meslek lisesi mezunları için özel olarak ayrılmış kontenjanlardır ve genel lise mezunlarına göre çok daha düşük puan ve sıralama ile öğrenci alır.
Aynı Üniversitedeki Karşılaştırmalar:
•Gazi Üniversitesi Makine Mühendisliği
oGenel Kontenjan: 467,34 puan – 25.420 başarı sırası
oMTOK Kontenjanı: 381,76 puan – 137.654 başarı sırası
•Sakarya Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği
oGenel Kontenjan: 405,28 puan – 76.412 başarı sırası
oMTOK Kontenjanı: 322,10 puan – 229.578 başarı sırası
Bu fark, meslek lisesi mezunlarının mühendislik fakültelerine girişte ne kadar avantajlı olduğunu açıkça gösteriyor.
Meslek liseliler, mühendislik fakültelerinde sadece girişte değil, üniversite hayatında da fark yaratıyor. Çünkü:
•Teknik Bilgi Üstünlüğü: Lisede edindikleri teknik bilgi, mühendislik derslerini daha kolay anlamalarını sağlıyor.
•Uygulamalı Projelerde Üstünlük: Pratik beceriler, onları grup projelerinde lider yapıyor.
•Yaratıcılık ve Problem Çözme: Teknik eğitim, onların yaratıcı ve analitik düşünme becerilerini geliştiriyor.
İş Dünyasında Meslek Lisesi Mezunu Mühendisler Tercih Ediliyor
İş dünyası, uygulamalı eğitimden geçmiş ve sektörel deneyim kazanmış mühendisleri tercih ediyor. Meslek lisesinden mezun olan mühendisler, teknik becerileriyle işverenlerin gözünde her zaman bir adım önde.
Meslek lisesi, sadece bir okul değil; sizi geleceğe hazırlayan bir köprüdür. Eğer mühendis olmak istiyorsanız, bu fırsatı kaçırmayın. ATP Programı ve MTOK Kontenjanları sayesinde meslek liseleri, mühendislik hayalinizi gerçekleştirmek için en doğru adrestir.
#EGT #MeslekLisesi #LGS
@MSCANBAL Önlisan programlarına ek puan veriliyor da ne oluyor. Bölümlerde okuyanların çoğu Anadolu Liselerinden gelenler. Demek neymiş ek puan çözüm değilmiş.
Meslek liselilere kontenjan ayrılmalı.
Ek puan hikaye #mtok ise kesin çözüm
@MSCANBAL Çok doğru bir tespit olmakla birlikte asıl prestiji mesleki eğitim sonrası iş imkanları ve mesleki eğitimin devamı niteliğindeki lisans programlarına geçişte #mtok gibi bir pozitif ayrımcılıkla istenen düzeye gelebilir. Bence lisans programlarındaki en büyük eksik #mtok
@MSCANBAL Sayın @MSCANBAL bu iki alan gerçekten çok mağdur durumda ki bunlar mesleki eğitimde büyük bir kitleyi oluşturuyor. Grafiği siz paylaştınız. Umarım en kısa sürede gerekli iyileştirme yapılır. Mesleki eğitimi önemsiyorum fakat öğrencilerimin mağdur olmasını sindiremiyorum.
@MSCANBAL 8- Son olarak;
#mtok hangi üniversitelerde kaç bölümde var?
Hangi lisans programının hemen hemen her üniversitede #mtok var biliyor musunuz?
Bence bi göz atın çok şarşıracaksınız. https://t.co/jJyLPreadS
@MSCANBAL 7-Yiyecek İçecek hizmetleri alanı. 6 sırada.
Nispeten şanslı diyelim.Devamı niteliğindeki bölüm Gastronomi ve Mutfak Sanatları 43 devlet,19 Vakıf,5 de yurtdışı Üniversitesi'nde var. #mtok ise yalnızca Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nde ve 15 kişi. Böyle #mtok tabi YETERSİZ olur
@MSCANBAL 6-Sağlık hizm. alanı için bahsettiğim bütün durumlar bu tabloda 4.sırada yer alan Çocuk Gelişimi bölümü için de geçerlidir.O öğretmen yardımcılarını ana okullarına kreşlere neden atamıyorsunuz. Her öğretmenin bir yardımcısı olsun. Okul öncesi öğretmenleri tuvalete bile gidemiyor.
@MSCANBAL 5-Oysa çözümü çok basit. İki yol var; 1-Sağlık başkanlığı sağlık hizmetleri alanının yardımcı ünvanlarını tanımlayacak ve atama yapılacak. 2-Üniversitelerde mesleki ve teknik okul kontenjanı #mtok ayrılacak.
Bakın o zaman sağlık hizmetlerindeki nitelik nasıl güzel olacak..
@MSCANBAL 4- Sağlık hizmetleri alanından mezun olan öğrencilerin özel sektör sağlık kuruluşlarında hiçbir alımı yok. Çalışanlara ise ne iş olsa yaptırılıyor. Dolayısıyla liseden sonra kendi alanında istihdam oranı en düşük olan alanlardan biri. Yazık değil mi?
@MSCANBAL 3-Üniversitelerdeki ebelik hemşirelik derslerini okutan akademisyenler sağlık hizmetleri alanından gelen öğrencilerin artmasını istiyor çünkü hazırbulunuşluklarını çok çok iyi buluyor. O bölümlere yerleşen öğrenciler de liseden sonra mezuna kalarak en az 1-2 yıl hazırlanıyor.
@MSCANBAL 2-Sağlık bakanlığında Sağlık hizmetleri alanının dallarına göre personel tanımı yok, dolayısıyla atama da yok.
2015 'ten beri bu alana gelen öğrenciler mağdur oluyor. Veliler mağdur oluyor. Sağlığın adı var fakat geleceği yok.
@MSCANBAL 1-Şu tablo ne acı! Sağlık hizmetleri alanı en çok tercih edilen 3. Alan.
Peki mezunlar ne oluyor haberiniz var mı?Ebe, hemşire yardımcılığı ve Sağlık Bakım Teknisyenliği dalları var. Dalların öğrenci kontenjanını bakanlık belirledi.Vaay dedik ihtiyaca göre planlama var Ama nerde!