Çok kıymetli Tülin Öngen hocamıza armağan olan ‘Prometheus'un İzinde Günümüzde Devlet ve Sınıflar’ eseri @imgekitabevi’nden satışa çıktı.
Ben de ‘Marx’ta Sınıf’ başlıklı yazıyla katkı sundum.
Okuyucusu bol olsun.
Nafaka alanlar hikayelerini BirGün'e anlattı - 2
İrem Afşin: "Kazara ölmeyen kadınlardan biriyim. Şiddetten kurtulmak için nafaka talep etmeden boşandım, sadece oğlum Nâzım Özgün için iştirak nafakası bağlandı. Otizmli oğlumu yıllarca tek başıma büyüttüm. 21 yıldır artırılmayan 500 liralık nafakayı icra yoluyla alıyorum"
https://t.co/IxvAivraKQ
Mülakat mağduru öğretmen:
Ablukaya alındım ama örtülü olduğum için tutuklanmadım. Neden biliyor musunuz? Çünkü örtülülere dokunmayın demişler.
Örtülüyüm ama gömleğimi yırttılar, örtümü açtılar, buna utanmıyorlar. Örtülüyüm, gözaltına alınırsam tepki toplarlar diye utanıyorlar.
Eskiden başörtü mağdurları vardı şimdi mülakat mağdurları var.
Attığınız twitlere öfke mastürbasyonu yaparak içindeki zehri kusan insanlara cevap verme gereği duymayın. Bırakın zehirlerini boşaltsınlar, hatta size laf soktuklarını sansınlar. Argüman üretemeyenler ancak öfke saçar.
Naçizane ben de açıklayayım!
Bir sosyal bilimci olarak yazılarım ve çalışmalarım kamuya aittir. İsteyen herkes kullanabilir, dağıtabilir.
Ancak butlanla CHP genel merkezinde görevlendirilenlerin ve onları destekleyenlerin herhangi araştırmamı, çalışmamı, makalemi, yazımı veya bana ait bir veriyi-bilgiyi kullanmasına, yeniden yayımlamasına ve paylaşmasına iznim yoktur.
Naçizane ben de açıklayayım!
Bir sosyal bilimci olarak yazılarım ve çalışmalarım kamuya aittir. İsteyen herkes kullanabilir, dağıtabilir.
Ancak butlanla CHP genel merkezinde g��revlendirilenlerin ve onları destekleyenlerin herhangi araştırmamı, çalışmamı, makalemi, yazımı veya bana ait bir veriyi-bilgiyi kullanmasına, yeniden yayımlamasına ve paylaşmasına iznim yoktur.
Akademide Fırsat Eşitliği Tartışması!
Üniversitelerdeki öğretim üyesi alımlarında, Dr. Öğr. Üyesi kadrolarına doçent unvanlı adayların başvurabilmesi yükseköğretim camiasında fırsat eşitliği tartışması başlattı.
Mevzuatta buna engel bir düzenleme yok. Ancak yıllarca çalışıp yayın, proje ve atıf biriktirerek doçent olmuş bir adayla, doktorasını yeni bitirmiş genç bir akademisyenin aynı ilan ve kriterlerle yarışması ciddi bir rekabet eşitsizliği yaratıyor.
Akademik kariyer basamaklarının korunması, genç akademisyenlerin kadroya erişiminin zorlaşmaması ve fırsat eşitliğinin sağlanması adına, mevcut sistemin ve kadro planlamasının YÖK tarafından yeniden değerlendirilmesi gerektiği görüşü ağırlık kazanıyor.
Koç’un ‘Kürt kadın’ fıkrasına gülen Binali Yıldırım’dan açıklama:
“Ben orada ne dediğini anlamadım. Çevredekiler gülünce ben de nezaket gereği güldüm”
https://t.co/i8VgtAiiQf
Hocam, sanırım bu hepimizin ne yazık ki karşılaştığı, maruz kaldığı ve çoğu zaman ne yapacağını bilemediği bir durum.
Sizin söylediklerinize bir ekleme yapmak isterim. Toplantılarda erkek akademiklerin odalarda kulis yapıp ortada söyleyemediklerini dile getirdiğinizde onay mekanizması olarak ya rol çalarlar ya da kimsenin söylemeye cesaret edemeyip doğruyu dile getirdiğinizde de dışlanır ve bıyık altından gülüşlerle karşılaşırsınız.
Akademi gittikçe ruhani bir boyuta doğru ilerliyor.
Kadrosunu yıllardır bekleyen araştırma görevlilerine kadroların biraz da kader kısmet olduğu söyleniyor.
Haktan hukuktan kimsenin bahsettiği yok. Çok yazık.
Kedimi kaybedeli 72 saat dolmadı henüz. İnsan hariç bir canlıyla hayatını paylaşmamış insanlardan duyduğum ilk cümle “Geçmiş Olsun”. Bunun iyi niyetle söylendiğinin farkındayım ama anladığım bir şey var:
- Damdan düşmeyen sizi anlamıyor (empati becerisi yüksek değilse)
- İnsan canlısından başka bir canlıyı kaybettiğinizde acınızı anlamadıkları için “Başın sağ olsun” demeyi akıl edemiyorlar.
- Bir hayvan olduğu için acınızla dalga geçebilecek kadar kötü olan pek çok insan var ( X platformunda gördüğüm)
- Hayvan besleyen herkesin bekâr olduğu zannediliyor, ki bence bu sığır düşünce patolojik bir sorun.
Onca senedir okuduğum kitaplar, akademik yayınlar, şiirler yardımcı olamadı.
İşte tam da bu yaşadığım, desem de kalbime dokunamıyor şu an. Anladım ki, bazı acılara sayfalarca kelime yardımcı olmuyor.
Canımız yandığında asıl kim olduğumuz açığa çıkar. İçimizde sakladıklarımız, gizli kalmış yanlarımız, belki unutmak için çaba gösterdiğimiz yıllarımız hortlar. Ve acı insana en çok kendine ayna tutar.
Bu nedenle, canı yandığı için size saldıranları, küfredenleri, zorbalık edenleri unutmayın.
Joan Didion
SON DURUM | Rahmi Koç’a “Kürt kadın” fıkrası soruşturması açıldı
Soruşturmayı Akın Gürlek duyurdu:
“Adaletin terazisi kimsenin servetine, unvanına veya statüsüne göre tartmaz; yargı, daima insan onurunu ve hukuku korur.”
Bugün 16 yıllık yoldaşım kedimi kaybettim. Yasın sadece insan ölünce tutulabileceğini sananların donuk ifadeleri, insanın doğa karşısındaki o kaba üstünlük kibrinin bir özeti. İnsana tanınan yasal “ölüm izni” evcil hayvanını kaybedenlere de verilmeden bu toplumda empati kurulamayacak.