🔴 Esenler Belediye başkanımız Tevfik Göksu hakkında, yıllar önce uydurdukları bir yalanı yine dolaşıma sokmuşlar.
Tevfik Göksu yaraları derindir, Hırsız tayfasının çok ayağına basmıştı, hırsız takımını çok tokatlamıştı, unutmuyorlar.
Dolaşıma sokulan yalanlar ile ilgili durum özeti şudur:
Sosyal medyada Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu’nun fotoğrafıyla paylaşılan listede ismi geçen Tevfik Göksu, Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu değil; önceki dönemlerde İSKİ Genel Müdür Yardımcılığı yapmış olan Tevfik Göksu’dur.
Algı ve manipülasyon oluşturmak için oraya Belediye Başkanımız Tevfik Göksu'nun fotoğrafı yerleştirilmiştir.
Esenler Belediye Başkanımız Sayın M. Tevfik Göksu hiçbir dönemde İBB’de, İSKİ’de veya İBB’ye bağlı hiçbir kurumda görev yapmamıştır.
Araştırmalarımıza göre ismi geçen bu şahıslar 25 ila 30 yıldır bu kurumda çalışmaktadır. Onların işe giriş zamanlarında Belediye Başkanımız M. Tevfik Göksu’nun Esenler Belediye Başkanlığı görevinde veya siyasette herhangi bir görevi bulunmamaktadır.
Belediye Başkanımız Sayın M. Tevfik Göksu yaklaşık 17 yıldır Esenler Belediye Başkanıdır. Başkanımız bir akrabasını işe almayı düşünseydi, bunu en rahat başkanı olduğu belediyede yapabilirdi. Ancak kendisinin Esenler Belediyesi’nde ne bir akrabası ne de Göksu soyadlı bir çalışanı vardır.
Belediye Başkanımız M. Tevfik Göksu siyasi nüfuz kullanmaya tenezzül etmek isteseydi, bunu öncelikle oğlu için yapabilirdi. Başkanımızın oğlu şu anda Şırnak’ta, hudut bölgesinde doktor olarak görev yapmaktadır.
Belediye Başkanımız M. Tevfik Göksu bu yalanlara, iftiralara ve manipülasyonlara mecliste, basında ve sosyal medyada cevap vermesine rağmen, müfteriler bu yalanı sosyal medyada ısıtıp ısıtıp kamuoyuna sunmaktadır.
Unutulmamalıdır ki BİR YALANI ÇOKÇA TEKRARLAMAK ONU GERÇEK HÂLİNE GETİRMEZ.
YeP’i Mustafa Erdem’e verilen 5 milyon doların yazışmaları ortaya çıktı.
Raporu sahte verilerle hazırlatabileceğini söylüyor
Hani nerede bülent tezcan
Hani nerede Sözcü
Nerede Cumhuriyet
Nerede Özgür Özel
Nerede rüşvetin teslim edildiği Erdem’in açıklaması
Nerede istifa .??
BERLİN–BRÜKSEL–ANKARA HATTININ UYUYAN HÜCRESİ AHMET ŞIK NEDEN UYANDI VE AKIN GÜRLEK'İ HEDEF ALMAYA BAŞLADI?
Ahmet Şık'ın "Uzun bir aradan sonra" yeniden X hesabı açarak doğrudan Adalet Bakanı Akın Gürlek'i hedef almasının merkezinde iki ayrı gelişme bulunuyor. İlki, Gürlek'in İstanbul yargısındaki görevleri ve 2024'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına, 2026'da Adalet Bakanlığına yükselmesi. İkincisi ise Haziran 2026'da Avrupa Parlamentosu'nda Gürlek'in doğrudan hedef alınması ve aynı dönemde Ahmet Şık'ın Gürlek hakkında art arda siyasi ve mali soruşturmalar talep etmesi.
Avrupa Parlamentosu'ndaki en görünür isim Slovenyalı Greens/EFA üyesi Vladimir Prebilic oldu. Haziran 2026'da hazırlanan Türkiye raporunun gölge raportörü olarak Prebilic, Gürlek'in AB'nin hedefli insan hakları yaptırım mekanizmasına alınmasını önerdi. Prebilic, Ankara'nın bu öneriden haberdar edildiğini ve kendilerine önerinin geri çekilmesi konusunda girişimde bulunulduğunu açıkladı. Avrupa Yeşiller Partisi de 15 Haziran 2026'da yayımladığı açıklamada Prebilic'in Gürlek'e yönelik yaptırım girişimine açık destek verdi.
Prebilic'in siyasi adresi Slovenya'daki yeşil siyasi hareket. Ancak Avrupa Parlamentosu'nda Greens/EFA grubunda bulunuyor. Bu grubun siyasi ekosistemi ile Almanya Yeşilleri arasındaki kurumsal bağlantının önemli merkezlerinden biri Heinrich Böll Stiftung. HBS kendisini "Alman Yeşiller Partisi'ne yakın" bir siyasi vakıf olarak tanımlıyor ve 1994'ten beri Türkiye'de faaliyet gösteriyor. Vakıf, Türkiye ofisinin Türkiye, Almanya ve Avrupa Birliği arasındaki siyasi diyaloğu desteklediğini açıkça belirtiyor.
HBS'nin Almanya Yeşilleriyle bağlantısı tarihsel bir siyasi yapı üzerinden kuruluyor. Vakfın kendi tarihçesine göre kuruluş sürecinde Yeşiller Partisi politikacıları Lukas Beckmann ve Christa Nickels önemli rol oynadı; 1988'de Yeşiller Federal Yönetim Kurulu tarafından siyasi vakıf olarak kabul edilen yapı, 1997'de bugünkü Heinrich Böll Stiftung çatısı altında birleşti.
Türkiye ayağındaki en önemli isim ise Yonca Verdioğlu Şık. HBS'nin kendi arşivinde Verdioğlu'nun Mart 2008'de proje koordinatörü olarak göreve başladığı kayıtlı. Böylece Heinrich Böll Stiftung ile Ahmet Şık arasındaki kurumsal bağ, Ahmet Şık'ın eşi üzerinden somutlaşıyor.
HBS ile Ahmet Şık arasındaki doğrudan yayın ilişkisi de kayıtlı. Vakfın Perspectives dergisinde Ahmet Şık'ın Türkiye hakkında bir çok makalesi mevcut.
Almanya bağlantılarının ikinci ayağı medya ve gazetecilik çevresi. 2 Haziran 2017'de Köln'de düzenlenen Kölner Forum für Journalismuskritik kapsamında Günter Wallraff Gazetecilik Ödülü Ahmet Şık'a verildi. Ödül Deutschlandfunk ve Initiative Nachrichtenaufklarung çevresindeki organizasyon tarafından gerçekleştirildi. Şık tutuklu olduğu için ödülü eşi Yonca Şık temsili olarak aldı. Ekim 2017'de Günter Wallraff İstanbul'a gelerek ödül parasını bizzat Yonca Şık'a teslim etti ve onunla birlikte Cumhuriyet gazetesini ziyaret etti.
Böylece 2008'den 2026'ya uzanan kronolojide Yonca Verdioğlu Şık'ın 2008'de HBS'de göreve başlaması; 2012'de Ahmet Şık'ın HBS yayınında yer alması; 2017’de Ahmet Şık'ın Almanya'daki gazetecilik çevrelerinden Wallraff Ödülü alarak pr ve parlatılma çalışmasının yapılması; 2026'da Greens/EFA içerisindeki Vladimir Prebilic'in Gürlek'e AB yaptırımı talep etmesi ve aynı dönemde Ahmet Şık'ın bu operasyonun Türkiye ayağında dokunulmazlık zırhını kullanarak Gürlek'i doğrudan siyasi soruşturma gündemine taşıması elbette rastlantı değil.
Bu kronoloji zincirinin son halkası 21 Eylül 2026'da açık biçimde görüldü. Ahmet Şık, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e verdiği soru önergesinde Akın Gürlek'in Tera Portföy'ün TLY kodlu fonunun kapalı döneminde yatırımcı olup olmadığının araştırılmasını istedi. Önergede Gürlek'in yanı sıra Hasan Doğan, Batuhan Mumcu, Mehmet Ali Çelebi ve başka siyasi-bürokratik isimlerin de fonla ilişkileri sorgulandı. Şık ayrıca fonun kapalı dönemdeki yatırımcılarının ve kriz öncesi çıkış yapan kişilerin araştırılmasını istedi.
Dolayısıyla bugün Gürlek'e yönelik itibar suikastı yapmaya çalışan ekibin görünen aktörleri Ankara, İstanbul ve Brüksel'de bulunuyor; kurumsal bağlantı noktaları ise Greens/EFA – Avrupa Yeşiller Partisi – Heinrich Böll Stiftung – Türkiye HBS yapılanması – Yonca Verdioğlu Şık – Ahmet Şık ekseninde sıralanıyor.
Gürlek hakkında Avrupa Parlamentosu'ndaki yaptırım girişimi ile Ahmet Şık'ın Eylül 2026'daki fon soruşturması aynı döneme denk geliyor. Bu kronoloji, Gürlek meselesinin yalnızca Türkiye içindeki yargı ve siyaset tartışması olmadığını; Avrupa'daki Yeşil siyasi ağların ve Almanya merkezli Heinrich Böll Stiftung çevresinin de Gürlek'ten rahatsız olduklarının görünür hale geldiğini ortaya koyuyor.
Yavuz Agiralioglu infial oluşturan başörtülüleri asağıladığı konuşması sonrası tepki verenleri arayıp konuşmam çarptırıldı demiş.
Çarptırıldı dediği konuşmasının noktası virgülüne dokunmadan dökümü.
Çıkıp ben bir halt yedim özür dilerim, haklarınızı helal edin diyeceğine birde millete hakaret edip üste çıkmaya çalışıyor.
Ha, bu hareketler Yavuz Agiralioglu'na yakışıyor mu, yakışıyor o da başka.
Cüneyt Özdemir:
Bazı şeyler havada kalıyordu Erdoğan onu yerine oturttu.
Yarın bir gün Erdoğan bunu şu şekilde bir anlatıya çevirebilir:
"Bak kardeşim birisi yolsuzluk yaparsa ister AK Parti'de olsun ister muhalefette olsun gözünün yaşına bakmıyoruz."
İki defa bunun altını çiziyor, "Başkaları gibi" diyor.
Bu ültimatom gibi bir açıklama. Bütün flu şeyleri netleştirdi. Erdoğan diyor ki biz bunları kendimizden uzaklaştıracağız, ne gerekirse yapacağız.
Bu anlatı aslında düne kadar yapılan "Bunlar CHP'li belediyelere dokunuyor, AK Partili belediyelere dokunmuyorlar" anlatısını da alt üst edebilir, kendi lehlerine çevirebilecekleri bir anlatıya dönüştürebilirler.
Türk Dil Bayramı’nın Türkçemizin daha da zenginleşmesine ve dünyada daha güçlü bir şekilde varlık göstermesine vesile olmasını diliyor, Türkçemizin gelişmesine ve yaşatılmasına emek veren bütün dil ve kültür büyüklerimizi rahmet ve şükranla yâd ediyorum.
26 Eylül Türk Dil Bayramımız kutlu olsun.
Ülkemizin bacasız sanayisi Turizm sektörümüzün Dünya Turizm Günü’nü tebrik ediyorum.
Bu yılın ilk 6 ayında 25 milyar 746 milyon dolar turizm geliri elde ettik. 2026 sonunda inşallah hedeflerimize uygun şekilde 65 milyar dolar seviyesine ulaşacağız.
Hiçbir sebep, yabancı basın kuruluşlarına yazılar yazarak kendi ülkesini kötülemenin gerekçesi olamaz.
Şikâyet mektuplarıyla Batılı ağababalarından yardım dilenen zihniyeti bugün bir kez daha milletimizin derin irfanına havale ediyorum.
Böyle bir zihniyetten ülkeye de millete de hiçbir fayda gelmez.
Bizim son 25 senedir olduğu gibi bugün de “uğruna canımız feda” dediğimiz Türkiye’nin itibarını artırmaktan, ferdi olmaktan her zaman iftihar ettiğimiz Türk milletini tüm dünyada layıkıyla temsil etmekten, 86 milyonun hak ve hukukunu korumaktan başka bir derdimiz yoktur ve olmayacaktır.
İster piyasa manipülasyonuyla, borsa oyunlarıyla ister belediyelerde yaşandığı gibi apaçık yolsuzluk yaparak olsun her kim milletin hakkına, hukukuna, malına mülküne el uzatırsa karşısında bizi ve devleti bulur.
Kimse bizi başkalarıyla karıştırmasın, biz onlara benzemeyiz.
Bizim kırmızı çizgimiz aziz milletimizdir. Milletimiz söz konusu olduğunda da tavrımız bellidir: Biz ne hak yeriz ne de vatandaşın hakkının yenilmesine göz yumarız.
Hele hele başkaları gibi hak yiyenleri savunma yoluna asla gitmeyiz.
Aramızdaki fark işte budur.
Bugün geçmişe kıyasla daha güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti var; bugün geçmişe kıyasla istikbaline daha umutla bakan, etrafına güven aşılayan, dostlarının güven duyduğu bir Türkiye Cumhuriyeti var.
En önemlisi de bugün içeride bin yıllık kardeşlik hukukunu tekrar tesis eden, dışarıda komşularıyla tekrar kucaklaşan bir Türkiye Cumhuriyeti var.
Büyük düşünen, büyük adımlar atan, büyük hedefler belirleyip o hedeflere azimle ilerleyen bir devletiz; Allah’ın izniyle bu yolu sonuna kadar sabırla yürüyeceğiz.
İnsanlığa karşı suç işleyenler, 74 bin Gazzeli kardeşimizin kanını dökenler, Lübnan’dan Suriye’ye bölgemizde terör estirenler hukuk önünde hesap verene kadar duruşumuzu asla bozmayacak; hakkı haykırmaya, hakikatleri söylemeye cesaretle devam edeceğiz.
Geçen sene yaşadığımız üzücü hadiseler sebebiyle okullarımızın güvenliğini artıracak ek önlemleri uygulamaya koymuştuk.
Kabine Toplantımızda hem bunları tekrar gözden geçirdik hem de alınabilecek ilave tedbirleri görüştük.
Bu vesileyle geçen hafta Manisa Turgutlu’da meydana gelen menfur olaydan etkilenen çocuklarımıza tekrar geçmiş olsun diyor, tedavisi devam eden üç evladımıza Rabb’imden acil şifalar niyaz ediyorum.
Yine dün Osmaniye’de yeğeni tarafından katledilen öğretmenimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.