Ankara’ya gidince Ankara’ya sövdük, Rize’ye gidince Rize’ye sövdük, İzmir’e gidince İzmir’e sövdük. Diyarbakır’a gidince neden hep birlikte Bursa’ya sövdünüz? Diyarbakırspor gol atınca siz de “Gol!” diye bağırdınız mı? Hepinize yazıklar olsun. Delikanlı olun, delikanlı gibi yaşayın. #çArşı
Bursaspor’a edilen karşılıklı tezahüratları bir Beşiktaşlı olarak asla doğru bulmuyorum.
Bursaspor ile Amedspor karşı karşıya gelse,
Bursaspor’un tribünlerinde Beşiktaş’a küfür edilmesine izin verileceğini,
Ve buna eşlik edileceğini hiç sanmıyorum.
Su olaya gelicek olursak sırf kendi araları kötü diye Beşiktaş’ı böyle kimse malzeme edemez kimseye de ihtiyacımız yok
Bursaspor ile aramızdaki husumet 2016 yılında bitmişti zaten o yüzden adamlar bizi desteklerken şu hareket doğru değil
Salih Özcan bir sağ iç. Bunu yalnızca oyuncunun geçmişte oynadığı pozisyonlar üzerinden değil, hem Milli Takım’da hem de Borussia Dortmund’da 4-2-3-1 içerisinde gösterdiği performans üzerinden de okuyabiliriz.
Özellikle Marsilya maçındaki top kazanım verisi bu konuda oldukça açıklayıcı. Salih, sağ iç koridorda 8 top kazanırken, merkezde 2, sol iç koridorda ise 2 top kazanmış. Yani savunma aksiyonlarının çok önemli bir bölümünü sağ iç koridorda gerçekleştirmiş. Bu da onun oyunu daha çok sağ içten okuyabildiğini, pres ve ikinci toplara reaksiyon verirken bu koridorda daha doğal davrandığını gösteriyor.
Burada yalnızca “Salih sağ iç oynar” demek de yeterli değil. Oyuncunun profiline baktığımızda, merkezde tek 6 olarak oyunu organize eden, savunma önünde sürekli konumlanan ve takımın geriden oyun kurulumunda tek pivot görevini üstlenen bir oyuncudan ziyade; hareket alanı daha geniş, ikili mücadeleye girebilen, ikinci topları kovalayan, pres bağlantılarını sağlayan ve özellikle sağ iç koridorda savunma-hücum geçişlerine katkı verebilen bir orta saha görüyoruz.
Dolayısıyla Beşiktaş’ın kadro mühendisliği açısından ihtiyaç duyduğu profil biraz farklıydı. Hem 8 numarada kullanılabilecek hem de gerektiğinde 6 numaraya geçebilecek; hatta tek 6 olarak oynadığında takımın merkezini taşıyabilecek kadar pozisyon bilgisine, pas kalitesine ve savunma disiplinine sahip bir orta saha gerekiyordu.
Salih Özcan ise bu profile tam olarak oturmuyor. Buradaki problem Salih’in iyi ya da kötü bir oyuncu olması değil. Problem, oyuncunun doğal özellikleriyle takımın ihtiyaç duyduğu rolün aynı noktada buluşmaması.
Çünkü bir oyuncuyu 6 numaraya yazmakla, o oyuncunun gerçekten tek 6 oynayabilmesi aynı şey değil. Özellikle 4-2-3-1 içerisinde tek pivot oynayan oyuncunun yalnızca savunma yapması değil; stoperlerin önünde doğru açıları vermesi, ilk pas istasyonunu oluşturması, baskı altında topu yönlendirmesi, merkezde rakip geçişlerini kontrol etmesi ve takımın hücum genişliğini koruyabilmesi gerekiyor.
Salih’in ise iki merkezli orta saha yapısında, özellikle sağ içten oyuna dahil olduğunda çok daha doğal ve etkili bir profile sahip olduğunu düşünüyorum.
Bu yüzden burada eleştiriyi doğrudan Salih Özcan üzerinden yapmak bana doğru gelmiyor. Salih’in ayağına taş değmesin. Oyuncunun yapabileceği şeylerin bir sınırı, oynayabileceği rollerin de doğal bir çerçevesi var. Asıl mesele, kadro mühendisliği yapılırken bu rollerin ne kadar doğru dağıtıldığı.
Beşiktaş’ın kadrosu bazı bölgelerde oldukça iyi düşünülmüş gibi görünürken, bazı noktalarda ise hâlâ belirgin şekilde eksik kalıyor. Özellikle orta saha kurgusunda oyuncuların birbirlerini tamamlaması kadar, farklı maç senaryolarında hangi oyuncunun hangi rolü üstlenebileceği de önemli. Bir oyuncunun hem 8 hem 6 oynayabilmesi ile iki farklı rolü de aynı seviyede oynayabilmesi arasında ciddi bir fark var.
Bugünkü mağlubiyeti de bunun üzerinden bütün takıma veya hocaya mal etmek doğru olmaz. Yeni ve gelişen bir takımız. Sezon içerisinde mutlaka tökezleyeceğiz, bazı maçlarda planlarımız istediğimiz gibi işlemeyecek, bazı oyuncularımızın doğal sınırları daha görünür hâle gelecek. Önemli olan bu maçlardan doğru sonuçları çıkarabilmek.
Takımın da hocanın da canı sağ olsun. Böyle mağlubiyetler olacak.
Hakemler konusunda ise Beşiktaş’ı bırakıp biraz da kendi performanslarına odaklansınlar. Özellikle gözünün içine baka baka küfür eden futbolcuyu oyundan atmaya yeltenmek bile hakem otoritesinin temel gerekliliklerinden biri olmalı. Sportif durumdan bağımsız olarak, kendi otoritesini ve görevini önemseyen bir hakemin böyle bir durumda gereken müdahaleyi yapması beklenir.
Bugün kaybettik. Bundan daha önemlisi, neden kaybettiğimizi doğru okuyabilmek. Benim açımdan bu maçın en önemli başlıklarından biri de Salih Özcan’ın performansından ziyade, Salih’i hangi rolde kullanabileceğimiz ve bu rolün Beşiktaş’ın orta saha ihtiyacıyla ne kadar örtüştüğü meselesi.
bursaspor'un bunlarla yaşadığı problem futbolla mı alakalı? bu nasıl bir rezillik, nasıl bir saçmalık amk. mağlubiyetten daha büyük bir utanç şu görüntü.
Maç gününden beri, Beşiktaş forması adı altında takılan bir avuç Amed’li orospu çocuğu görüyorum ben. Ne oyun içinde bir desibel varlığı gösterebildiniz, ne de atmosfer paydasını köreltebildiniz.
Bu takım; Celtic, Hoffenheim deplasmanlarına çıkacak. Avrupa potasında hem de.
Bursa’nın varlığını unuttu insanlar. Siz bizimle taşak mı geçiyorsunuz? çArşı’nın, anarşiyi sembolize eden A’sını ne zaman sindirdiniz o çöplük midenize? Karşılıklı beste girerken, vicdanınız sızlamadı mı?
malesef hoca ridvan ve pokuyla hata yapti cani sagolsun salih cok kotu bi hata yapti ama yapacak bir sey yok
ama bugun hic iyi degil degildik ama dagilmamak lazim