MAYMUN ÇİÇEĞİ PALAVRASI ÜZERİNE BİR ETÜT:
1-) 30.6.2022'de Koca, ilk maymun çiçeği vakasını açıklarken bir nevi olgu tanımlaması yapmış, vakada "bağışıklık sistemi yetersizliği" görüldüğünü bildirmişti. Öncesinde, deri döküntüleri hastalığın başlıca olgusu olarak belirtilmişti.
"Çok yazık ya... Hicap duyuyorum..."
Habertürk'te "yas ilanı" tartışması yapıldığı sırada Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu'nun sözleri programa damga vurdu.
Kıymetli hocamızın (ömrü bereketlensin) müsaadesi ile bu yazısını sizlerle paylaşıyorum. Gazze kimdir, nedir ve ne fedakarlıklarla ayakta durmaktadır varın kendiniz okuyun.
Bir değil, iki değil, üç kez düşünün...
Dün (kaçtı gitti), bugün (yaşanmakta), yarın (kaçınılmaz) olarak okuyun, nehirden denize kadar okuyun!
#HaticeKubraGormez @ideorgtr
GAZZE BU YIL MEZUN VEREMEDİ, İNSANLIK SINIFTA KALDI
Yıl 2014. Aylardan Mayıs. Bir Miraç gecesi arefesi çıkmıştık Kudüs yolculuğuna.
Heyecan, özlem, mutluluk, endişe içerisinde kalplerimiz kıpır kıpır…
Kudüs’te Mescid-i Aksa’da Miracı yaşatan Rabbe hamdolsun. Anlatılmaz yaşanır dedikleri bu olsa gerek…
Daha sonra istikamet izzet yurdu Gazze. Pek çok engellemelere rağmen, can güvenliğinizi sağlayamayız tehdidine rağmen, her türlü aramadan, korku tünellerinden, labirentlerden geçip askerlerin ellerindeki azgın köpeklerin nefesini ensemizde hissederek girmiştik izzetli insanların beldesi Gazze’ye.
Şirin bir sahil kenti olması gereken bu topraklar gördüğünüzde yokluğun, imkansızlığın, çaresizliğin, İsrail ablukasının pençesinde bir toprak parçasıydı. O sene Gazze’de koca bir mahalle yerle bir edilmiş, camiler bombalanmış, evlerin enkazları aradan neredeyse bir yıl kadar geçmesine rağmen olduğu gibi dururken her yaştan çocukların bir oyun parkı gibi bu enkaz alanında oynadıklarına şahid olmak…
Gazze sahilinde denizin keyfini çıkaran insanlar, balık avlayarak nasibini arayan balıkçılar da yoktu. Uzaktan gece gündüz korkunç spot lambalarıyla şehri gözetleyen, en ufak bir kıpırdanışta bombalayan zalim savaş gemileri ise insan avındaydı…
Söylenecek çok söz, anlatacak çok dram var ama bugün onlara girmek istemiyorum.
Sonra Gazze’deki kardeşlerimiz bizleri bir başka yere götürdüler. Büyük ve donanımlı binalar, modern derslikler, her türlü teknik imkana sahip laboratuvarlar ve uygulama merkezleri, çok sayıdaki fakültesiyle burası Gazze İslam Üniversitesiydi.
Yüreğimize çöreklenen hüzün, acı, endişe ve öfke yerini umuda bırakmıştı kısa bir süreliğine. Pırıl pırıl binlerce kız ve erkek öğrenci eğitim almaktaydı. Azimli, başarılı, uluslar arası bilim ödülü sahibi bir çok hoca da onlara ders veriyor rehberlik ediyordu…
Sadece sağlıklı ve normal insanlar değildi üniversite öğrencileri. Bir bölüm görme engelliler için, bir bölüm bedensel engelliler için oluşturulmuştu tam teçhizatlı bir şekilde. Yani savaşta vücut ve organ bütünlüğünü kaybeden pırıl pırıl genç gazi öğrenciler burada eğitim alıyordu.
En fazla öğrenci sayısı ise sağlık bilimleri ve mühendislik fakültesiydi. Sürekli maruz kaldıkları saldırı ve katliamlarda kendi yaralarını kendileri sarabilmek ve kendi savunmalarını oluşturabilmek için bu birimler daha çok önem arz ediyor ve talep görüyordu. Bunların önemini bugün çok daha iyi anlıyoruz.
Peki bu kadar sistemli, başarılı bir üniversitenin maddi çarkı nasıl dönüyordu. Sormadan edemedik. Aldığımız cevaplar madalyonun diğer yüzünü gösterdi bizlere. Aylarca maaş alamayan öğretim üyeleri, harçlarını ödeyemeyen sayısız öğrenci, asgari asli ihtiyaçları karşılamaya çalışan bir üniversite yönetimi…
Şahit kıldıysa Rabbim tüm bunlara bizi, elbette artık sorumluluğumuz vardı. Az da olsa, sınırlı da olsa, karınca kararınca yapılacak destekle bu bilim yuvasının bacaları tütmeli, gençler temel eğitim hakkından mahrum kalmamalıydı…
Bu duygu ve düşüncelerle iki günlük Gazze üç günlük Kudüs yolculuğumuzu bitirip aynı yollardan, aramalardan, korku tünellerinden, labirentlerden bir kez daha geçip önce Mukaddes Kudüs’e, oradan da ülkemizde döndük omuzlarımızda yüklenmemiz gereken sorumlulukların ağırlığı, kalbimizde şahit olduklarımızın acısı, gözlerimizden dökülen rahmet damlaları ile…
Ayağımızın tozuyla yaşadıklarımızı, bu yolculuğun serencamını Yüce Rabbimin lütfu olan rahmet ve şefkat kuşanmış güzel yürekli dostlarımızla paylaştık. Şahit olduklarımızın her bir karesini aktarmaya çalıştık. Biz ne yapabiliriz sorusuna gelince, o eğitim yuvasının, Gazze’nin geleceğinin ayakta kalabilmesi için karınca kararınca destek olma kararı verdik dostlarla.
Her ramazan ayı dostlarımızın, yüreği güzel kardeşlerimizin kiminden az kiminden çok, kuruş kuruş toplayarak öğrencilere harç desteği göndermeye çalıştık o zamandan beri, her yıl. Onlar da bize şükranlarını ifade eden çok güzel mesajlar gönderdiler selam ve dualarını katarak…
Ama bu yıl burslarımızı gönderemedik sevgili dostlar o pırlanta gibi öğrencilere. Çünkü aylardır süren insanlık dışı saldırılar daha ilk günlerde hedef almıştı bu ilim ve irfan yuvasını. Üniversitenin uluslararası bilim ödülü sahibi rektörü, bir çok hocası, pek çok ilim yolcusu genç bu hain saldırıda şehid olmuşlardı. Üniversite binası ise yerle bir edilmişti. Binaların yıkıntıları arasında öğrencilerin ellerinde kitapları, dimağlarında öğrendikleri bilgiler, bir an önce mezun olup kendi insanlarına destek olabilme hayalleri, ilim ve irfan değil, artık ateş, kan, acı, parçalanmış bedenler, yakılan, talan edilen kitaplar, sönen hayaller dolaşıyordu…
Velhasıl sene sonuna yaklaştığımız şu günlerde tüm dünyada eğitim kurumları her alanda mezun verirken ne acı ki bu yıl Gazze üniversitesi mezun verememişti. Gazzeli gençler artık şehadetnamelerini / diplomalarını uğrunda canlarını feda ettikleri Rablerinden alacaklardı…
Bu süreçte en temel haklardan biri olan eğitim hakkının hunharca çiğnenmesi karşısında insan hakları beyannamesine imza atan herkes sınıfta kalmıştı. Hatta bir üniversitenin yok edilişine sessiz kalan, bir kınama mesajı dahi yayınlayamayan tüm üniversitelerdeki aklı hür! vicdanı hür! hocalar da kaybetmişti. Varsın onlar okunmaya değer olmayan kitaplar yazmaya, farklı platformlarda birbirini acımasızca eleştirmeye, teorik bilgilerden derlenmiş akademik kariyerlerine yeni bir makale eklemeye devam etsinler, aslında insanlık sınıfta kalmıştı…
Sadece mezuniyet törenlerinde diplomalarını alırken Gazze’deki soy kırıma dair dövizler açarak bunu kınayan ve bu çığlığı tüm dünyaya haykıran vicdan sahibi öğrenciler, onların önünde kalkan olup cesurca hakkı haykıran hocalar ve bu çığlıkları tüm dünyaya duyurmaya çalışan henüz vicdanı körelmemiş insanlar müstesna…
Hatice Kübra Görmez
Mayıs 2024
İsmailağa Vakfımızdan Açıklama ;
ALLAH'ın isimlerini, Kurân-ı Kerim'i, Dini, Tasavvufu, Mezhebi, Tarikâti, Hocaları Hedef Alan #KızılGoncalar isimli Dizi SON BULSUN
PAYLAŞALIM ⚠️
Okuyun - Zaten Paylaşırsınız ⚠️
İsmi Afiye Sıddıki Pakistanlı Müslüman Nöroloji Uzmanı. ABD'nin En Önemli Üniversitelerinden
Boston ve Massachusetts Teknoloji Üniversitesi Biyoloji Bölümünü 1.'likle Bitirip, Brandeis Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı.
Ülkesi 🇵🇰 Pakistan'a Döndü.
Yaptığı çalışmalar ve Sunduğu Tezler ile 144 Farklı üniversiteden Doktora 🥼ünvânı Aldı. Bilim Alanında Son Yüzyılda gelmiş en zeki, en parlak ve en etkili insan olarak görülüyordu.
2003 Yılında, 31 Yaşındayken 3 Çocuğu ile Beraber (Ahmet, Meryem, Süleyman) Pakistan İslamabad 'da ortadan kayboldu. 2008 Yılında Amerika Tarafından Kaçırılıp Afganistan'daki Bagram Hapishanesinde Amerika'nın menfaati
Doğrultusunda çalışması için işkenceler ile tutulduğu ortaya çıktı.
Daha Sonra ABD 'ye Götürülüp 2010'da Sözde Bir Mahkeme ile 86 Yıl Hapis Cezasına Çaptırıldı.
Prof. Dr. Afiye Sıddıki , (Korona Virüs ve Benzerleri Gibi) İnsanları, Biyolojik Saldırı ve Silahlardan Korumaya Yönelik Çok önemli Çalışmalar Yapıyordu. 2003-2023 Dile Kolay Tam 20 Yıldır işkenceler Altında Hapiste.
Sonradan Müslüman Olan İngiliz Savaş Muhabiri
Gazeteci Yvonne Ridley ; "Ona Yapılan işkencelere En Güçlü Erkeklerin Bile Dayanması Asla Mümkün Değil" ifadesini Kullanmıştır.
20 Yılda Sadece 1 Kez (2016) Telefonla Konuşma Hakkı Verilen Prof.Dr. Aafia Siddiqui Annesini Aramak istemiş ; Annesine Çok Fazla işkenceye Maruz Kalarak Bayıldığını Her Defasında Efendimizi (sav) Gördüğünü Bir Keresinde İse Kendisini Hz. Aişe Annemizin Yanına Götürüp "Kızımızı Yanına Al" Dediğini Anlatmıştır. Eşini, Evlatlarınını, Ailesini, Akıl Sağlığını Kaybeden Afiye Sıddıki için Bir Nebze de Olsa Ses Olalım.
-erdem özveren-
ÖNEMLİ ⚠️ LÜTFEN TÜM TWETLERİ
OKUYUP - MUTLAKA PAYLAŞALIM
Bu Kardeşimizin ismi Muhammed Ali
Çağlar Kendisi Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde Akademisyen, Ailesi ile
Gittiği Umre'de Bugün itibariyle Tam
7 Aydır Tutuklu.
Gelelim Meseleye ; Umre'ye Gitmiş
Herkes Bilir. Hacerul Esved'e Dokunmayı Görmeyi Herkes ister Fakat O Alan Daima Kalabalık olur ve Bu Kalabalığı da Erkekler Oluşturur.
Çünkü ister istemez Bir izdiham Bir Mücadele olur O Alanda
Muhammed Hoca'da Kendisine Güvenip, O Alana Giriyor, O Hengamede de Çantasını Düşürüyor.
Eğilip Almak için Uğraşırkende Bu Kargaşa içinde Alanda Görevli Suudi Polisinin Tepkisi Sonucu Tartışıyorlar Buna Binaen O Polis Muhammed Hocaya Taciz ithamında Bulunuyor.
Kabe'de olan, Ailesi ile Olan, 1 Yaşında Evladı olan, Tavaf Alanında ki Bu
Gencecik insan Taciz İddiası ile Tutuklanıyor.
Ortada Kadın Yok, Şikayetçi Yok,
Tanık Yok, Ama Hala Tutuklu.
Kendimizi Evli, Bebeği Olan, Bu Gencecik Kardeşimizin Yerine
Koyalım ve Ses Olalım
@TC_Disisleri ve @HakanFidan 'ın Yardımcı olmasını Talep Ediyoruz.
ÇOK ÖNEMLİ LÜTFEN
OKUYUN ve SİZLERDE PAYLAŞIN⚠️
Şu Fotoğrafı Özür Dileyerek
Paylaşıyorum. Şahsın ismi
Pierre Loti, Halid Bin Zeyd
Ebu Eyyüb El Ensâri Hz'nin
Adını Taşıyan Eyüp İlçesinin En Hakim
Tepesine ismi Verilen 🇫🇷 Fransız
Eşcinsel.
💢 Eyüp'te Sahâbe Kabirleri Var.
(Ebu Eyyûb El Ensâri, Ebu Derdâ (r.a)
💢 Şeyhu'l İslâm Kabirleri Var
(Ebu Suud Efendi)
💢 İstanbul'un Fethinr Katılıp Efendimizin (sav) Müjdesi
"Ne Güzel Asker" iltifatına Mazhar
Olan Askerler Var.
💢 Mahmud Esad Coşan'lar, Necip Fazıl Kusakürekler, İdris-i Bitlisiler ve Nice Osmanlı'dan Kalma ALLAH Dostları Orada Medfûn.
Böylesi Önemli Bir Tepenin Adı
Artık Tez Zamanda Deği��meli ve Bu
Zulmden Bu Millet Artık Kurtarılmalı.
Sayın Bld. Başkanımız @DenizKoken ,
Eyüp Kaymakamı @ihsankara41 ,
Sayın @TC_icisleri - @AliYerlikaya ,
@tcbestepe , @RTErdogan
Lütfen Artık Bu Zulmü Durdurun.
Kurân Ayetlerini Şarkı Yapan
Bu Ahlâksızın Konser Biletleri
Biletix'de Satışta
Kurân ve Ezân Uğruna Şehit Kanları ile Sulanmış Bu Topraklarda Konser Verememesi için Tüm
Kardeşlerimizi @tc_icisleri , @tc_disisleri ve @tckulturturizm Bakanlıklarına Çağrı
Yapmaya Davet Ediyorum. 📢
2) İran'dan Kaçarak ABD'ye Yerleşti.
Kur��n'daki Şems, Nebe ve Tekvir
Surelerini Müzik Aletleri Eşliğinde
Şarkıya Çevirmesi ile Biliniyor.
İran'lı olmasına Rağmen
İran'a Girişi Yasak Ama Ne Gaflettir
Ki Ülkemizde Sık Sık Konserlere
Çağrılıyor. Aralık Ayında da
5 ilde Konseri Var❗️
Ülkemizde ki Tüm Müslümanları
İlgilendiren ve Tepki Göstermesini
Beklediğim Çok Önemli Bir Meseleyi
Sıralı Halde Paylaşacağım Lütfen
Sizde "Mutlaka" Paylaşın❗️
Mohsen Namjoo ABD'de Yaşayan
İran'lı Şarkıcı. Kurân Ayetlerini
Şarkı Yaptığı için 5 Yıl Hapis
Cezası Alınca (Devamı) ⤵️
Katil İsrail, Mescid-i Aksa’yı işgal etmeye çalışıyor.
Filistinli yiğitler müslümanların izzeti için direniyor.
Müslümanların ilk kıblesi bu halde.
Ey Müslüman ülkeler neredesiniz?
#AksadaBaskınVar#AlAqsaMosque 🇵🇸
#المسجد_الأقصى