the state spent 18 months burying İmamoğlu under fabricated indictments, revoking his diploma, locking him behind concrete walls. they expected a broken man asking for leniency.
well, this is what they got instead.
standing in the courtroom at Silivri this morning, he looked directly at the bench and shouted into the microphone:
"which inspection did we ever evade? what do you have in your hands? you couldn't even answer my phone calls, you cowards. my two hands are on your collars. i will fight as long as my life allows."
think about that room for a second.
the prosecutors have armed police, the intelligence services, the full weight of the palace behind them. and they are sitting in silence, staring at their paperwork, while a prisoner calls them cowards to their faces.
erdoğan put İmamoğlu in a cell to make him disappear. he turned him into something a cell cannot hold.
you can capture the courthouses. you cannot defeat a man with nothing left to lose.
AKP 2013’te İstanbul’daki dere yataklarını doldurma kararı aldı ve tam 900 kilometre beton döktü.
O gün buna itiraz eden şehri plancısı Tayfun Kahraman ise AYM kararlarına rağman hapiste.
Bu kötülüğü durdurmak için mücadele eden bir diğer şehir plancısı ve Şişli Belediye Başkanımız Resul Emrah Şahan da cezaevinde!
İstanbul'un sele teslim olması kader değil, iktidarın tercihidir.
@tayfun_kahraman@REmrahSahann
"Sayıştay, Demirören Holding’in Doğan Medya Grubu’nu satın almak için Ziraat Bankası’ndan çektiği 800 milyon dolarlık kredinin geri ödemesinin yapılmaması nedeniyle alacağın 34 milyar liraya yaklaştığını tespit etti."
2025'in son günlerinde yapılan açıklama bu. 2026 bitiyor !
Kanal D,Cnn Türk,Hürriyet ... hala kayyumsuz hayatına devam ediyor !!!
Adaletiniz Batsın !!!!
Özgür Özel'den çarpıcı sözler:
📍Biz artık normal zemini bırakmışız. Ben savaştayım, büyük bir mücadeledeyim. Ölümü de göze almışız, hapsi de göze almışız, hapisteki arkadaşlarımız da her şeyi göze almış. Biz başka bir mücadele içindeyiz. Ya bu memleketi kurtaracağız, ya hep birlikte kaybedeceğiz. Bunun ikinci bir seçeneği yok.
📍O yüzden hiç kimse parlamenter siyaset yapıyormuşuz gibi, herhangi bir dönemde belediye başkanlığı, belediye üyeliği yapıyormuş gibi düşünmesin. Burası bir film seti değil, burası hayatın ta kendisi. Burada acı var, burada tutsaklık var, burada ölüm var, burada tehdit var, her şey var. Ama burada teslim olmak yok İlker Bey. Bu kadar netiz.
FON KRİZİ BİTMİYOR... ŞİMDİ DE MSCI ENDEKSLERİ DONDURDU ! borsa büyük düşüşle açıldı... dün gece CB Erdoğan Hazine ve Maliye Bakanlığına yeni bir Bakan Yardımcısı atadı... Selvi yine yazmış 'AKP'nin oyları düşüyor, gereğini yapın' diyor... SPK'ya dokunulmayacak mı ? isimler açıklanmayacak mı ? haksız kazançların hesabı sorulmayacak mı ? İYİ PARTİ Milletvekili eski Kalkınma Müsteşarı DR. ERHAN USTA @55erhanusta ile konuşuyoruz... Gazeteci Murat Ağırel gözaltına alındı, dosya Sargül'lerle ilgili... Bahadır Özgür ise hala gözaltında... Ankara Abisi kara para mı aklıyordu, dosyadan flaş bilgiler ile YAYINDAYIM :
https://t.co/FbWSGnwNA2
İmamoğlu pes etmiyorsa, Sinem Dedetaş pes etmiyorsa, gider paşa paşa yatarım diyen Fatma Kaplan Hürriyet pes etmiyorsa bu çok değerlidir. Gazeteciler pes etmiyorsa Bahadırlar, Timurlar yazmaya devam ediyorsa bu çok değerlidir. Diz çökmeyeceğiz!
ÖZGÜR ÖZEL'DEN TARİHİ REST...
Ben artık savaştayım. Ölümü de hapsi de göze almışız...
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye Belediyeler Birliği seçimlerinde CHP'nin uzlaşma çabalarıyla ilgili bir soruya çok sert yanıt verdi.
"Darbecilerle işimiz olmaz. Darbeyi planlayanlarla da, darbenin maşasıyla, darbecilerin getirdikleriyle de işimiz olmaz" diyen Özel, "Biz artık normal zemini bırakmışız, ben artık savaştayım, büyük bir mücadeledeyim. Ölümü de, hapsi de göze almışız. Ya bu memleketi kurtaracağız ya hep birlikte kaybedeceğiz" ifadesini kullandı.
https://t.co/hsDeChqQMM
Fatih Altaylı:
"Zaten ev hapsinde olan Murat Ağırel, sabahın erken saatinde zaten çıkamadığı evinden çıkarılarak, Mali Şube’ye götürüldü.
Murat’ın bu kez gözaltına alınmasının nedeni, fon yolsuzluğu ya da dolandırıcılığı ile ilgili olarak yazdıkları değil, yaptığı bir haber değil.
Tam aksine henüz yapamadığı bir haber.
Sabah çok erken saatlerde Murat Ağırel’in gözaltına alındığını duyunca hemen Timur Soykan’ı aradım.
Şaşkındı.
Gözaltı nedenini sordum.
Sarıgül ailesiyle ilgili bir soruşturma vardı ve Murat’ın da bu soruşturma nedeniyle gözaltına alındığına dair iddialar ortalıkta dolaşıyordu.
Timur’a sordum.
'Doğru abi' dedi. Ağırel’in gözaltına alınması, Sarıgül ailesi ile ilgili bir soruşturma yüzündendi ama Murat bu olaya sadece gazeteci olarak dahildi.
Mesele şuydu:
Bir süre önce Almanya’dan birileri Murat Ağırel’e ulaşmış ve Sarıgül’ün oğulları ile ilgili birtakım iddialarda bulunmuşlardı. Servet transferi, kara para aklama gibi iddialar.
Murat da her sorumlu gazeteci gibi 'Bu iddialarınızı ortaya koyacak belgeler var mı?' diye sormuş ve var ise belgelerin kendisiyle paylaşılmasını istemişti.
Bundan sonrasında ise Ağırel’i şüphelendiren gelişmeler olmaya başlamıştı.
İddialarda bulunan tarafın yolladığı belgeler garipti ve iddia sahiplerinin tavırları tutarsızdı.
Murat, her iyi ve sorumluluk sahibi gazetecinin yapacağı gibi hafifçe frene basmış, bir hesaplaşmaya alet olmamak için daha da dikkatli davranmaya başlamıştı.
Ekip arkadaşlarını da haberle ilgili olarak bilgilendiriyordu.
Daha önce de böyle haberlerden ağzı yandığı için iddia sahipleriyle yaptığı her görüşmeyi kayıt altına almış, her yazışmayı ve belgeyi saklamıştı.
Kılı kırk yararak ilerliyordu.
Ve Murat Ağırel daha haberi yapmadan, yanlış yönlendirilme ihtimaline karşı önlemlerini alırken bu sabah evinden gözaltına alındı.
En fazla tanık ya da bilgi sahibi olduğu iddia edilen kişi olarak çağrılabileceği bir soruşturmada niyeyse gözaltına alındı.
Timur Soykan’dan aldığım bilgilere göre işin aslı, esası budur."
Cumhuriyet tarihinde böyle yağış görülmemiş-miş fasa fiso cümleler.
Ofisim Acıbadem'de, Vadi İstanbul ile arasında 17km var, kuşbakışı 10km falandır. Bizde hiçbir şey yok. Aynı yağmur, aynı hava durumu, aynı coğrafya. Niyeyse Anadolu Yakası'nda pek bir şey olmazken Avrupa Yakası (özellikle Kağıthane, Maslak) yerle bir oldu.
Kimse doğal afet falan demesin buna. Bilim insanlarının yapmayın etmeyin dediği her şeyi yapıp, karşı çıkanlara dava açarsanız; sonucu bu.
Kuzey ormanlarını kesmeyin dediler, kestiniz. İstanbul havalimanını oraya yapmayın dediler, yaptınız. Dere yatağına imar vermeyin dediler, verdiniz. Kanal İstanbul yapmayın diyorlar, inatla yapıcaz diyorsunuz.
Bin müsibet oldu bir ders alınamadı hala.
Ekrem İmamoğlu kürsüde hepimizin hakkını savunuyor!
Bütün renkleriyle İstanbul’un onurunu ve Türkiye’nin geleceğini savunuyor.
Birbirinden korkarak kendi mahallesine çekilen değil, kardeşçe aynı sofrayı paylaşan Türkiye’yi savunuyor.
Korku siyasetine karşı ülkemizin her insanının eşit ve onurlu yaşayacağı demokratik bir geleceği savunuyor.
Biz de, Ekrem İmamoğlu’nun haklı mücadelesini ve onurlu yol arkadaşlarımızın cesaretini savunmaya devam edeceğiz.
Mutlaka kazanacağız!
BOP projesinin ilk koşullarından biri tarımı ve çiftçiyi yok etmektir.
Neden mi?
Cumhuriyet kurulurken Atatürk ilk tarım hamlesini yapmış, beş yıl sonra Türk yurdunu ayağa kaldırarak en büyük devrime imza atmıştı.
Aynı şekilde Almanya ve Fransa’da da Atatürk’ü örnek alıp tarım kalkınmasıyla ayağa kalkmışlardı.
Manisa Sarıgöl’de bin bir emekle yetiştirilen tonlarca üzüm bağda kaldı, satılamıyor!
Borç içinde kalan çaresiz çiftçi kadının gözyaşları…
Tarımı bitir, ithal tohum kullanmaya çiftçiyi zorla, ürettirme, tarım imkânı sağlamasına müdahale et. Ata tohumunu yasakla.
Türkiye’nin özeti bellidir!
Kurumlar ayakta ama işlevsiz.
Meclis var ama denetleyemiyor.
Mahkeme var ama bağımsız değil.
Basın var ama özgür değil.
Sendika var ama gücü kısıtlanmış.
Ekonomi var ama emeğin, üretimin değil, rantın ekonomisi.
Ve bütün bunların faturası, her seferinde, emeğiyle geçinen milyonlara kesiliyor.
Türkiye hiçbir zaman böyle kapkara ve geleceksiz olmamıştı. Askeri yönetim bile seçimle iktidarı bıraktı. Şimdi ise rıza üretemediği için seçim kazanamayacağını düşünen 25 yıllık bir iktidarın o koltukları bırakmamak için ülkeyi çok karanlık bir tünele soktuğunu görüyoruz.
Suudi Arabistan, güvenliğini sağlama konusunda Türkiye'den destek istiyor anlaşılan.
Biz de diyoruz ki 110 sene önce Fahreddin Paşa'ya ve onun askerlerine nasıl ihanet ettiğinizi hâlâ unutmadık ve unutmayacağız.
Daha birkaç yıl önce Suudi Arabistan'ın Türk mallarını boykot ettiğini unutmadık, unutmayacağız.
Mekke'de Türk milletinin Yozgat'tan, Tokat'tan, Sivas'tan, Erzurum'dan, burada yaşayan vatandaşlarımızın boğazından keserek bu coğrafya için yapmış olduğu harcamaları, inşa etmiş olduğu eserleri, ecdat kalesini nasıl yıktığınızı, yerine de otel yaptığınızı unutmadık, unutmayacağız.
Heh şemsiye de açıldı sonunda.
Hani "Sınırlı bir alanda, lokal bir kriz" diyordunuz? Hani "Piyasaları etkilemeyecek" masalı anlatıyordunuz?
Küresel finansın devi MSCI, Türkiye endekslerindeki değişiklikleri dondurarak suratınıza şamar gibi indi! Adamlar açık açık diyor ki: "Sizin borsanıza da, fonlarınıza da, yayınladığınız verilere de güvenmiyoruz!"
Bakkal dükkânı yönetemeyecek adamlar, koca ülkenin sermaye piyasasını çiftlikleri gibi yönetmeye kalkarsa olacağı buydu! Aylar öncesinden yapılan uyarıları iktidar sarhoşluğuyla kulak ardı ettiniz, kasaba siyasetçileri ve vurguncu çetelerinizle piyasayı manipüle ettiniz.
Şimdi ne oldu? Türkiye’yi küresel finans haritasından sildirdiniz!
Gazetecileri tutuklayarak, Halk TV’ye kayyum atayarak, panikle köstebek arayarak gerçeği saklayamazsınız. Bu dondurma kararı, rejimin finansal iflasının ve uluslararası alandaki amentüsünün tescilidir!
https://t.co/hTbLvwZxHU
Tasfiyeden 15 gün önce kuşlar uçuyor, 401 milyar lira para kaçırılıyor ve bunu kimse görmüyor!
SPK, MASAK, BDDK, MKK, TakasBank, Tefas...
Bu kurumların hiçbiri bu parayı göremiyorsa biz dükkanı kapatıp gidelim arkadaş!
Soru şu: Bu transferleri görmek kimin görevi ve neden görevini yerine getirmedi?
Cevap verin!
Halkı 2.17 milyar TL dolandıran Fatma Betül Sayan Kaya elini kolunu sallayarak geziyor ve bu sırada fon yolsuzluğunu anlatan gazeteci Bahadır Özgür gözaltına alınıyor. ‘Sonuna kadar gidilecek’, ‘ucu kime dokunursa dokunsun’ hamasetleri sıralanırken tarihin en büyük skandalını gazetecileri susturarak örtmeye çalışıyorlar.
Çiftçiyi görmezden gelen, sofradaki bereketi de tehlikeye atar!
Üretenin kazandığı, tüketenin rahatça alabildiği, emeğin karşılığını bulduğu bir düzen mümkün. Bunun için çiftçimizin yanında olmak, sesini duyurmak ve hakkını savunmak zorundayız.
Dayanışma yaşatır...
🌍 Arjantin’de Milei’nin kemer sıkma politikalarına karşı binler sokakta!
Arjantin’de öğrenciler, akademisyenler ve sendikalar, Milei hükümetinin kamusal eğitime yönelik bütçe kesintilerine karşı Buenos Aires’ten Rosario’ya birçok kentte sokakları doldurdu. 2023’ten bu yana üniversitelere ayrılan kaynaklar azalırken öğretim üyelerinin ücretleri de eridi. Üniversitelerin kaynakları kesiliyor, eğitim emekçileri yoksullaştırılıyor, öğrencilerin kamusal eğitime erişimi giderek zorlaşıyor.
Milei hükümeti, Kongre’nin başkanlık vetosunu aşarak kabul ettiği Üniversite Finansman Yasası’nın uygulanmasını da engelliyor. Mahkeme kararlarına rağmen üniversitelerin ve emekçilerin hak ettiği kaynaklar sağlanmıyor. Buna karşı ülke genelinde örgütlenen öğrenciler ve emekçiler, 5. kez düzenlenen Federal Üniversite Yürüyüşü'nde bir araya geldi.
Buenos Aires’te polis, sokakları dolduran binlerce kişinin üzerine gaz ve tazyikli suyla saldırdı. Yaralananlar ve gözaltına alınanlar oldu. Ancak öğrenciler ve emekçiler, üniversitelerin bütçesini, ücretlerini ve kamusal eğitim hakkını savunmak için mücadeleye devam ediyor.
Yaşasın Arjantin halkının mücadelesi! Yaşasın enternasyonal dayanışma!
¡Hasta la victoria siempre!