🔴 Nureddin Yıldız:
(Fon skandalı hakkında sorulan soru üzerine)
Ben bu toprakların çocuğuyum. Her ne kadar sistemle bir bağım olmasa da, hilafet için kıvranan birisi olsam da ortada bir zulüm, adaletsizlik, yolsuzluk varsa bundan Müslümanlar da her insan da rahatsız olur.
Fakat büyük bir hayal kırıklığı yaşamıyorum. Bu düzende daha iyisinin olmayacağını kırk defa biliyordum.
Bu dini Allah Rasulü siyasetçilere emanet etmedi. Kuran ehline ve alimlere emanet etti. Siyasetçinin vazifesi nesil yetiştirmek değil. Bu, gönüllere hitap edecek, insan eğitecek alimlerin işidir. Siyasetin vazifesi genel bir koruma bandı çizip onun etrafında güvenliği sağlamaktır. Fakat bu İslami yapıda böyledir.
Hilafeti kaldırmış, sistemi kökten değiştirmiş, ecdadıyla savaşmış bir yapıdan ben niye umut besleyeyim ki?
مظاهرات أذربيجان ضد حظر الحجاب في المدارس تحمل دلالة عميقة.
فبعد أكثر من قرن ونصف من الهيمنة الروسية،
منها 71 عامًا تحت الحكم الشيوعي السوفيتي،
ثم عقود من السياسات العلمانية الصارمة
لم تنجح كل محاولات طمس الهوية الإسلامية في اقتلاع الإسلام من قلوب أهلنا الأذريين.
واليوم، تتجدد المواجهة في عهد إلهام علييف، تحت شعار العلمانية!
وأي علمانية تلك التي تدّعي حماية الحريات،
ثم تحرم فتاة من التعليم لأنها اختارت ارتداء الحجاب؟!
إن العقي��ة التي صمدت أمام جيوش القياصرة وقمع الشيوعيين لن تستطيع قرارات علييف محوها.
رحل القياصرة، وسقط الشيوعيون، وسيأتي يوم يرحل فيه علييف.. ويبقى الإسلام.
﴿يريدون ليطفئوا نور الله بأفواههم والله متم نوره ولو كره الكافرون﴾
Azerbaycan kardeşimizdir. Kardeşler birbirlerinin sevincini de acısını da paylaşırlar. İslam’ın kardeşlik anlayışı ise bize bunun ötesinde iki yönlü bir sorumluluk yükler: Kardeşimiz zulme uğradığında yanında durmak, zulmettiğinde ise onu zulmünden vazgeçirmeye çalışmak.
Hazin bir tecelli olarak Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin okullara alınmaması ve eğitim haklarından mahrum bırakılması, kardeşlik hukukunun bu iki sorumluluğunu da bugün bize hatırlatmaktadır.
Hâlisane duygularla kaleme aldığımız bu sözlerin, kardeşliğin bize yüklediği sorumluluğun bir gereği olarak okunmasını temenni ediyoruz.
Türkiye bir 28 Şubat tecrübesi, hatta kâbusu yaşadı. Gencecik kızlarımızı hedef alan uygulamalarla başlayan baskıların zamanla bütün bir toplum üzerinde nasıl ağır yaralar açtığına hep birlikte şahit olduk. Aradan yaklaşık otuz yıl geçmesine rağmen millet olarak o dönemin bıraktığı travmayı bütünüyle geride bırakabilmiş değiliz.
Nerede ve ne zaman olursa olsun, hangi gerekçeye dayandırılırsa dayandırılsın, hangi siyasi hesapla yapılırsa yapılsın, insanların inanç ve ibadet özgürlüğünü baskı altına almak, dinî şiar ve sembolleri devlet takibatının konusu hâline getirmek hiç kimseye hayır getirmemiştir. Bu tür uygulamalar devletleri güçlendirmemiş, iktidarları yüceltmemiş, aksine milletlerin hafızasında derin yaralar bırakmıştır.
Çocukları inançları ile eğitimleri arasında tercihe zorlamanın ne adaletle ne vicdanla ne de insan haysiyetiyle bağdaşır bir tarafı vardır.
Bizler samimiyetle “iki devlet, bir millet” diyoruz. Bu şiar, yalnızca ortak tarihimizin ve kardeşliğimizin ifadesi değil, aynı zamanda birbirimizin tecrübelerinden ders çıkarma sorumluluğunun da ifadesidir.
Karabağ Zaferi, Azerbaycan halkının fedakârlığını, diriliş iradesini ve sahip olduğu manevi gücü bütün dünyaya göstermiştir. Karabağ’da ve başka cephelerde şehit düşenler, hayatlarını yalnızca bir toprak parçası uğruna feda etmediler. Onlar, ecdatlarından miras kalan değerleri korumak ve gelecek nesillere onurlu bir istikbal bırakmak için şehit oldular.
Öyleyse bir millete güç veren manevi değerlerin, o milletin günlük hayatında yasakların konusu hâline getirilmesi nasıl izah edilebilir?
Bir kez daha hatırlatmak isteriz: Devletler ve iktidarlar insanların inançlarına engeller koyarak büyümez. Büyük devlet, milletinin haklarını, hürriyetini ve haysiyetini adaletle koruyan devlettir. Bir milletin evlatlarını inançları sebebiyle eğitimden mahrum bırakmak, o milletin geleceğinden eksiltmektir.
Kız çocuklarımızı eğitimleri ile inançları arasında tercihe zorlayan bu vahim uygulamadan bir an önce dönülmesi, insan haklarına ve inanç hürriyetine saygı duyan herkesin talebi, kardeş Azerbaycan’ın iyiliğini isteyen bütün Müslümanların beklentisi ve nihayet bütün kız babalarının gönülden ricasıdır. Tüm Azerbaycan halkına selam, sevgi ve saygıyla...
Hiçbir çocuk, inancı ile geleceği arasında seçim yapmaya zorlanamaz. Başörtüsü nedeniyle eğitimden mahrum bırakılmak kabul edilemez.
Okul kapılarının tüm çocuklara açık tutulması, inanç özgürlüğüne sahip çıkılmasıdır.
#Azerbeycan
#عاجل | حماس: 7 أكتوبر لم يكن بداية الصراع بل انفجار في وجه عقود من العدوان والحصار وتهويد المقدسات
- طوفان الأقصى محطة تاريخية في مشروعنا النضالي والمقاومة حق مشروع حتى إقامة الدولة وعاصمتها القدس
İnsanlığın ufkuna bir güneş misali doğan Peygamber Efendimizin yeryüzünü teşriflerinin seneidevriyesinde âlemlere rahmet olarak gönderilen Fahri Kâinat Efendimizi kemalihürmetle, mahcup ve müeddep bir hasretle yâd ediyorum.
Leyle-i Mevlid’imiz mübarek olsun.
“Size tavsiyem, zincirler sizi susturmasın, sınırlar sizi durdurmasın; ülkenin ve halkın özgürlüğü için köprüler olun; tâ ki onurumuzun ve özgürlüğümüzün güneşi, gasbedilmiş yurdumuzda yeniden doğsun.”
Şehid Enes eş-Şerif.
O çok iyi biliyordu ki, sömürgecilerin çizdiği sınırlar, hastalığın köküdür, belanın temelidir; yaralı Gazze’nin yalnız bırakılmasının sebebidir!
Sanki bize şöyle diyordu:
Sykes–Picot’a isyan edin, sınırlarına karşı çıkın, sistemlerine başkaldırın… ve şunu bilin ki, Filistin’in kurtuluşu sınırları ve zincirleri aşan bir projeye muhtaçtır!
Allah seni kabul etsin ey Enes…
مِن أساطير الصمود في مجابهة الصهاينة اليهود:
كيف لا يحزننا رحيل أنس الشريف ورفاقه، وهم الذين استشهدوا رغم علمهم المسبق بأن الموت يترصدهم، وتتابعت عليهم التهديدات بالقتل، ولم يضعف ذلك من إيمانهم بشرف رسالتهم وعدالة قضيتهم؟
كيف لا يؤسفنا اغتيالهم، وهم الفتية الذين أوقفوا نشاطهم وكلماتهم وأصواتهم وحياتهم في سبيل خدمة وطنهم وشعبهم؟
كيف لا يوجعنا غيابهم، وهم بحماسهم وفتوتهم وعطائهم الذي كان ينتظر النصر المبين؟
كيف لا نتحسر عليهم، وهم آخر أبرز الكاشفين عن الحقيقة للعالم، والفاضحين لجرائم الاحتلال البشعة بالصوت والصورة؟
#أنس_الشريف
#أنس_شهيد
#فلسطين
منظمة العفو الدولية: د. حسام أبو صفية معتقل تعسفيا منذ أكثر من 6 أشهر لدى إسرائيل، ويتعرض لسوء المعاملة، تحركوا الآن، وطالبوا بالإفراج عنه فورًا، دون قيد أو شرط.