Söyleyecek gücün varken söyle bence bu davranışın akıllıca bir sebebi yok Yarın ecel gelir yakandan tutar işte o zaman mecburen susarsin. Sadi Şirazi #Tigavakfı
Alparslan Türkeş’in Üstad Kadir Mısıroğlu’na kendi kartviziti üzerine el yazısıyla Osmanlıca olarak yazdığı bayram ve yeni sene tebriki.
“Muhterem kardeşim Kadir Beyefendi,
Nazik tebrikinize teşekkürler ederim. Bayramınızı ve yeni yılınızı tebrik ederek sağlıklar ve iyilikler dilerim.
Alparslan Türkeş”
UTANMADINIZ MI?
"Doğu Türkistan’a kendi imkânlarıyla bizzat gitmiş, orada Uygur Türklerine Çin tarafından uygulanan katı asimilasyon politikalarını hayatın her alanında gözlemlemiş, tarihî eserlerin ve ibadethanelerin güncel durumunu kayıt altına almış, döndükten sonra da gördüklerini kitaplaştırmış biri olarak, bu avanta geziye katılanlara sormak istediğim bazı sorular var..."
Çin tarafından propaganda amacıyla Doğu Türkistan'a götürülen malum heyetle alakalı, Taha Kılınç'ın bugünkü yazısı:
https://t.co/iAGEZuctHj…
Fotoğraflar:
1. İçinde namaz kılınmasına müsaade edilmeyen, sadece turistlerin ziyareti için açık tutulan İydgâh Camii, Kaşgar.
2. Kaşgarlı Mahmud'un kapısına zincir vurulan ve ziyarete izin verilmeyen türbesi, Opal.
3. Müzeye çevrilen, dış cephesindeki Arapça kitabeler sökülen ve yerleştirilen led ekranla Komünist propaganda sahnesine dönüştürülen Altun Mescid, Yarkent.
4. Çin bayrağı önünde kendilerine zorla Çin'e bağlılık yemini ettirilen yaşlı Uygur Türkleri, Hoten.
📷 Taha Kılınç
Hüseyin hocam Çin büyükelçisi sizi mayıs 2026 da ODTÜ deki ziyaretinin meyvesini almış. Çin’in istediği sadece turistik gezilerinizi değilde, keşke Çin soykırımının mağduru kardeşleriniz olan Uygur Türklerini paylaşabilseydiniz. O zaman gazoz değil, gerçek bir efsane olurdunuz,
Gazeteci Taha Kılınç (Çin Büyükelçiliğinin parasıyla Doğu Türkistan’a götürülen 12 akademisyen HK):
"İÇİNİZDE AKLI BAŞINDA KİMSE YOK MU?
Hâlâ Çin'in daveti ve ağırlamasıyla Doğu Türkistan'a gidip aynı tuzaklara düşenler var. Gerçekten inanılmaz. Karnınızı doyurmaya mı çalışıyorsunuz? Doyuralım. Gezmek mi istiyorsunuz? Gezdirelim. Paranız mı bitti? Cebinize harçlık koyalım. Yeter ki şu ucuz ve çirkin tiyatroya figüran olmayın.
Şimdi de üniversite hocalarından bir grubu götürüp, yine aynı yerleri gezdirmişler. Aklı başında zannettigimiz adamlar, Çin'in en adi ve kolpa yalanlarını hiç sorgulamadan papağan gibi tekrarlıyor.
Islâm coğrafyasının en büyük acılarının yaşandığı bir yerde, kardeşlerimizin hallerini iyileştirmek elimizden gelmiyor. Ama bari işgalci düşmanın kirli ellerinin peşkiri olmasak…
Türkiye'den bunca ahmak insanın çıkabiliyor olması hem şaşırtıcı hem de üzücü….”
@tahakilinctan
🔴 Taha Kılınç:
Hâlâ Çin'in daveti ve ağırlamasıyla Doğu Türkistan'a gidip aynı tuzaklara düşenler var. Gerçekten inanılmaz.
Karnınızı doyurmaya mı çalışıyorsunuz? Doyuralım. Gezmek mi istiyorsunuz? Gezdirelim.
Paranız mı bitti? Cebinize harçlık koyalım. Yeter ki şu ucuz ve çirkin tiyatroya figüran olmayın.
Stanford üniversitesince yapılan araştırmada okula bir yıl geç başlamanın çocuğun dikkat ve hareketlilik düzeyini çarpıcı biçimde değiştirdiği bulunmuş. Buna göre bir yıllık erteleme dikkatsizlik/hiperaktivite görülme ihtimalini yüzde 73 oranında azaltıyor ve “anormal” düzeyde görülme olasılığının neredeyse silinmesi anlamına geliyor.
Çocuk psikiyatristi olarak uyarıyorum;
Çocuklarınızı ilkokula 72 aydan önce başlatmayın
10.608
Anlamakta zorlanıyorum.
Şu sergi 26 Haziran’da açıldı? Kaçımız merak etti, kaçımız gitti, gördü? Nedir bu serginin konusu biliyor musunuz?
İslam tarihinin en büyük astronomi ve matematikçilerinden, büyük Osmanlı alimlerinden İstanbul Rasadhanesi’nin kurucusu Takıyyüddin Râsid’in doğumunun 500. senesinin hatırasına hazırlandı.
Sadece yazma eserler değil, devrin en gelişmiş teknolojik aletleri de sergileniyor.
Muhteşem bir sergi.
Kaç kişi ziyaret etti, şu ana kadar biliyor musunuz?
10.608
İki aylık ziyaretçi sayısı.
Dünyada ikincisi yok, olamaz da.
Çünkü eserleri yok, Takıyyüddinleri yok, TÜYEK’leri yok.
Ama bizde de merak yok, ilgi yok, heyecan yok, aidiyet yok. Yok da yok.
Ama lafa gelince…
GÖKKÜRE Değişimler Çağı Şafağında Osmanlılarda Matematik Bilimleri Sergisi
📍 TÜYEK Sergi Salonu / Rami Kütüphanesi
Kiliseye Çevrilen Türk Eserleri (PDF)
The Turkish Monuments Converted into Churches
Mehmet Emin Yılmaz, Genişletilmiş İkinci Baskı,
YTB Yayınları, 2023
https://t.co/WeS1qESQzi
Tarihçi Aydın Ayhan, Yunan işgali sırasında Yunanistan adına gizli tanıklık yaparak 132 Kuvâ-yi Milliyeciyi yargılayan Yunan askeri mahkemesine ait belgelere ulaştı.
Tarihçi Ayhan çarpıcı bir detay da verdi:
Yunan askeri mahkemesi, Bandırma’da 132 Kuvâ-yi Milliyeciyi yargılıyor; yani işgal yıllarında.
Bunlar yargılama tutanakları. Önü arkalı, hepsi Yunanca. Çok ilginç. Bu da savcının kararı. Tabii bunlar orijinal belgeler; ben bunları satın aldım.
Burada Yunanlılar gizli tanık kullanmış. Öyle ki mesela Ahmet oğlu Mehmet hakkında, “23 numaralı ve 45 numaralı tanıklar bunları söyledi.” deniliyor.
70 tane gizli tanık var. Bunların beşi gayrimüslim, 65’i Müslüman. Hainler. Bunların listesini eksiksiz şekilde aldım. Kaçarken bunu unutmuşlar, kimse de bulamamış.
Atina Ziraat Mektebinden mezun bir ziraat mühendisi bulduk, para verip bunları çevirttirdik. Ben de bunlarla ilgili bir kitap yazdım.
Sonra bir çocuk geldi, baktı ve, “Ben bu köydenim. Bunların çocuklarını, bu aileleri tanıyorum. Bu ailelerin çocukları hâlâ haindir hocam.” dedi.
Görüntü kaynağı: Rueya Mostafavi
Gazeteci Taha Kılınç:
UTANMADINIZ MI?
Namaz vaktinde, bir camiye giderek içeride ibadet edilip edilmediğine baktınız mı?
Camilerin açık olduğu iddianızı ispatlayacak herhangi bir fotoğraf veya video kaydı var mı?
Çinli yetkililere, herhangi bir camide namaz kılmak istediğinizi söylediniz mi?
Hiç sarıklı, cübbeli, uzun sakallı erkeğe tesadüf ettiniz mi?
Soruları uzatmak mümkün, ama bu kadarı kâfi. Bölgeyi kendi gözlerimle gördüğüm, yaşananlara bizzat şahit olduğum ve bu tür resmî gezilerin çerçevesini çok iyi bildiğim için, soruları onlardan önce ben cevaplayayım:
* Namaz vakitlerinde camilere gitmediler. Zaten gitseler de camileri kapalı bulacaklardı. Dolayısıyla ellerinde açık camileri ve ibadet eden insanları gösteren bir kanıt da yok.
* Çinli yetkililerden böyle bir talepte bulunmadılar, çünkü İslâmî pratikleri yok.
* Sarıklı, cübbeli, uzun sakallı erkeklere de tesadüf etmediler, çünkü bunlar da yasak.
Fakat tüm bunlara rağmen, utanmadan ve aklımızla alay ederek, Çin’in resmî propagandasının papağanlarına dönüşmeyi içlerine sindirebildiler.
Fotoğraflar:
1. İçinde namaz kılınmasına müsaade edilmeyen, sadece turistlerin ziyareti için açık tutulan İydgâh Camii, Kaşgar.
2. Kaşgarlı Mahmud'un kapısına zincir vurulan ve ziyarete izin verilmeyen türbesi, Opal.
3. Müzeye çevrilen, dış cephesindeki Arapça kitabeler sökülen ve yerleştirilen led ekranla Komünist propaganda sahnesine dönüştürülen Altun Mescid, Yarkent.
4. Çin bayrağı önünde kendilerine zorla Çin'e bağlılık yemini ettirilen yaşlı Uygur Türkleri, Hoten.
📷 Taha Kılınç
🔴 Akademisyen Mustafa Aylar:
BBC, o kadar zorluğa rağmen yedi yıl önce Çin Komünist rejiminin Uygur Türklerine yönelik ağır asimilasyon politikasını mükemmel bir şekilde anlatmış.
Bizim Türk gazeteciler belki biraz utanırlar.
Kadim tıbbın reçeteleriyle ilgileniyorsanız bu tıbbın temel esaslarını öğrenmeniz menfaatinizedir. Nasıl işlediğini bilmediğiniz bir sistemden faydalanamazsınız.
Hıfzı sıhhadan şifalı bitkilere kadar her şeyi bu kitaplarda bulabilirsiniz.
#Reklamdeğildir
DOĞU TÜRKİSTAN GERÇEKLERİ
* Camiler kapalı, cemaatle namaz yasak
* Kadim İslâm şehirlerinde ezan suskun
* Göstermelik açık tutulan az sayıda camide bir avuç ihtiyar dışında cemaat yok
* Dinî kıyafet ve kisveler tamamen yasak
* Uygur Türkleri hayatın her alanında gözetim ve takip altında
* Teknolojinin bütün imkânları asimilasyon için seferber edilmiş durumda
* Şehirler arasında ulaşımda ve harekette kısıtlama var
* Erkek nüfus zorla ve karın tokluğuna çalıştırılıyor
* Uygur Türkleri, Çinlilerle evlenmeye zorlanıyor
* Tarihî şehirlere Çinli yerleşimciler iskan ediliyor
* Kaşgar ve diğer şehirlerin otantik dokusu bozuluyor...
Çin'in propaganda gezilerine katılan sözde gazetecilerin aksine, Doğu Türkistan'a kendi imkânlarıyla seyahat eden Taha Kılınç'ın saha izlenimleri...
Vakit ayırarak izleyiniz ve vicdanınızla karar veriniz:
https://t.co/fXVoxfrrzD
https://t.co/JY5sNpexuf
https://t.co/sGZkhO5HKw
https://t.co/ekqsKbR65J
https://t.co/8h8QgHPXlg
İzmir Sığacık'taki bir butik otelin bahçesinde Osmanlı mezar taşına musluk takılıp aksesuar olarak kullanıldığını biliyor muydunuz?
#kaybolantarihinpeşinde
🔴 Taha Kılınç:
Yine bir propaganda gezisi ve figüranlar.
Çin, yine Türkiye’den bir grup “gazeteci”yi Doğu Türkistan’a götürmüş, yedirmiş, içirmiş, gezdirmiş…
İsrail’in sizi alıp Kudüs’e, Gazze’ye ve Ramallah’a götürüp yedirmesi, içirmesi, gezdirmesi gibi düşünün.
Döndükten sonra yazdıklarına ve paylaştıklarına baktım:
- Bölge müreffeh ve zenginmiş.
- Sokaklar tertemiz ve bakımlı, yemekler lezzetliymiş.
- Türk kültürü her şeyiyle yaşıyormuş.
- Camiler açık ve ibadet serbestmiş.
- Çin, sadece bazı mecburi güvenlik tedbirleri alıyormuş. Vesaire, vesaire, vesaire…
Kendisine azıcık saygısı olan bir insan, Çin’in propaganda gezisine nasıl katılır?
Haydi katıldı diyelim, Uygurlara reva görülenler apaçık ortadayken, Çin’in resmî yalanlarını nasıl tekrarlar? Neyin karşılığında bir insan, komünist bir rejimin papağanına dönüşür?
Çin, Türkiye’de kamuoyunun Doğu Türkistan meselesini anlamaması veya yanlış anlaması için elinden geleni yapıyor.
Fakat unuttukları bir şey var. Onlar böyle üstüne düştükçe, Doğu Türkistan da gündemde kalmaya devam edecek.
Açıklama ilginç ; baştan sona “algı operasyonu”, “iftira”, “hukuki yollar” tehditleriyle örülü. Ama tek bir soruya cevap yok!
“Hiçbir bilgi ve belgeye dayanmayan içerikler üretildi” diyorlar.
Belge, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma dosyasında.
“Kulübümüz ve yöneticilerimiz hedef gösteriliyor” diyorlar.
Hedef gösteren biz değiliz. Yöneticileri hakkında bahis şikesi suçlamasıyla işlem yapan Türk yargısı.
“Gerçeğe aykırı bilgi üretenlere hukuki yollara başvuracağız” diyorlar.
Buyurun başvurun. Hukuk herkese açıktır, bizden de çekinmeyin. Ama unutulmasın: Gerçekleri söyleyen değil, gerçeklerden kaçan hesap verir.
“Sahadaki üstünlüğü hazmedemeyenler” diyorlar.
Mesele saha değil, adalettir. Aynı tip bir soruşturmada genç oyuncular aylarca tutuklu kalırken, hakkında benzer iddialarla kuvvetli suç şüphesi bulunan yöneticiler adli kontrol ile serbest bırakıldı. Bunu saha başarısıyla açıklayamazsınız.
Sorularımız yerinde duruyor:
FDT 56/2b hükmü apaçık ortadayken TFF neden sessiz? Etik Kurul ve PFDK sevkleri neden bugün yapılmıyor? Bu soruları sormak iftira değil, futbola sahip çıkmaktır. Adaleti talep etmektir.
Kimse “algı operasyonu” edebiyatıyla gündemi değiştiremez. Tehditle susmayız, iftira damgasıyla yılmayız.
Gerçeklerin peşindeyiz ve peşini bırakmayacağız.