Telefondan kısa kesitler izleyip transferleri yaptırır artık. Scouting, departman vs. sizin neyinize, layığını bulmuş işte camia al tepe tepe kullan hayırlı olsun
@ucaktakiatheist Üzerinde yaşadıkları devlet kafirse eğer onların dinine göre yolsuzlukta, devletin malını çalmakta haram değil. Hatta şeriatları onu ganimet görüyor
Şayet böyle bir söylemi varsa başkanın bize büyük geçmiş olsun. Sosyal medyanın nabzını ölçerek hareket edenlerin sonu pek hayırlı olmadı geçmişe bakarsak. Bir plan dahilinde değilde taraftarın gönlünü hoş edeyim çizgisinde bir çalışma tarzından kimseye hayır gelmez.
Serdal Adalı: "Taraftarımızın sesine her zaman kulak veriyoruz. Amir Murillo'yu camiamız çok istedi. Biz de bu isteği karşılıksız bırakmadık. Taraftarımız mutlu olsun diye çalışıyoruz. Hayırlı olsun." (@oztasefecan80)
[🟢] NEW: Giovanni van Bronckhorst is set to be relieved of his duties as assistant coach.
Michael Edwards as-well as key figures amongst FSG’s hierarchy believe he was the primary reason behind Liverpool’s shaky run of form.
[@DavidBlaine]
@sonny_to 24 yaşına gelmiş adamın çoktan fiziği toparlanmış olması gerekmez mi? Asıl geçmişi sakatlıkla dolu istikrarı olmayan bir adamı biz niye aldık diye sorgulanmalı
Değerli dostlar; yaklaşık bir yıl önce açıktan ilan edilen 'Yeni Devlet kurma projesi' ve buna bağlı yürütülen İhanet Süreci bugün çok tarihi bir şerefsizliğe imza atmış bulunuyor.
Bunca zamandır 80 milyonun dizi izler gibi hayretle takip ettiği sürecin aslında ne olduğunu hâlâ bilmiyoruz; bu yönüyle çok başarılı yazılmış bir senaryosu var. Hani sanat eserleri yorumlanırken, eseri yorumlayan kişi kendisinden bir şeyleri yansıtır ya? Eserin anlamının ne olduğunun önemi olmaksızın. Hatta anlamı da olmayabilir. Bu süreç tam olarak böyle bir eserdir. Ortada kimsenin tanımlamadığı bir süreç var ve Türk müesses nizamı el ele olmasını umduğu şeyi yansıtıyor, okuyor. Bunun için gazetecisi kendi kendine spin doctorluğa soyunuyor, sanatçısı kanaat önderliğine atlıyor. Duvara yapıştırılan bir muzda hayatın anlamını arayan duayen sanat eleştirmenleri gibi „Kardeşlik“, „Barış“, „Bir asırlık sorun“, „Devlet Projesi“, „Demokrasi“ gibi yarak kürek laf salatası içinde kendi ideallerini görüyorlar. Veyahut psikolojideki meşhur Rorschach testinde olduğu gibi, süreçte türlü acayiplikler okuyan şizofrenleri dinliyoruz.
Bu sizleri şaşırtmasın; zira burada beylik beylik konuşan AKP’liler, MHP’liler veya DEM’liler de ne olduğunu bilmiyor. Çünkü adam yerine konmuyorlar. Oysa ne beylik konuşuluyordu, değil mi? Güya pazarlık yoktu, PKK kendi kendine silah bırakacaktı. İsrail kapımızdaydı. Halbuki şizofreni daha sürecin başındaydı. Cumhur “Terörsüz Türkiye” derken, Terör Örgütü “Demokratik Cumhuriyet süreci” diyordu. Kimse de “Madem sorun Kürt sorunu, tanımlaması ne, çözümü ne?” demiyordu. “Madem sorun PKK ve terör; o zaman Meclis ne alaka?” demiyordu. Sadece “Bize güveniiiin!” diye bağıran bir Cumhurbaşkanı; öcalan’a methiyeler dizip Türk milletine söven bir MHP Genel Başkanı.
Oysa terör örgütü bize gün gün anlatıyordu: meşru muhatap kabul edildiklerini, pazarlık yürüttüklerini, af yasası çıkacağını, dağdaki teröristin siyaset yapacağını ve yeni anayasa hazırlayacaklarını - tek tek söylüyordu. Duayen aydınlarımız ise panik olmuştu. İyi hoş ama Demirtaş ne olacaktı? Peki, madem hepimiz birbirimize tren yapacağız; CHP başkanları niye hapisteydi? Yoksa Öcalan–Bahçeli–Erdoğan üçgeni demokrasi için savaşmıyor muydu? Tabii tüm bunlar eski röportajlar, tutanaklar veya kulis bilgilerini “sızdırarak” kamuoyunu manipüle etmelerine engel olmadı.
Ve gözleri yönelmişti Edirne’deki peygamberlerine. Palulu Obama da durur mu? Yıllardır olduğu gibi minik bir göz kırpma, minik bir kuyruk sallamayla müritlerine yeni umut üfledi ve bir altı ay daha “Öcalan’a karşı çıkacak” ümitlerini harladı. İş bitene kadar bu salakları da idare etmek gerekiyordu; ne yaparsın?
Esasen şu an gerçekleşen, bir gerçekliğin Anayasa’ya geçirilme projesidir. Maksat, Türkiye Cumhuriyeti’ni tarihe gömmek ve Kürtçü-İslamcı ittifakı temelinde yeni bir devlet kurmaktır. Sizin bu aşamada konuşmak veya fikir beyan etmek gibi bir lüksünüz yoktur. Çünkü eliniz silah tutmuyor. Çalmıyorsunuz. Öldürmüyorsunuz. İnsan gibi yaşamaya çalışıyorsunuz. Siz bu işin finansman kısmında varsınız. İmralı’da haftalardır süren inşaattan tutun da Meclis’teki kebaplara kadar veya bu kaymak tabakayı beslemek için verilen ihalelere kadar işi finanse etmek için debelenen kölelersiniz.
Bakın ne konuşulduğunu, neden konuşulduğunu, ne için konuşulduğunu - hiçbirini bilmiyorsunuz. Sadece "Siz Kürtlerle savaşıyordunuz, Bahçeli ve öcalan sizi barıştırdı. Hadi Özgür bu nikahı onayla da şu süreç suç olmaktan çıksın, hepimiz bulaşalım boka!" diyorlar. "Olmaz" derseniz de sövüyorlar. Buna da demokrasi şöleni diyorlar. Oy verdikleriniz sizi adam yerine koymuyor, 40 bin kişinin katiline gitmek için birbiriyle yarışıyorlar - bunu da aramızda çözdük diye komisyona bağlıyorlar. Yalan yok, bizim siyasiler komisyon işlerinden iyi anlıyorlar.
Meğer yıllar önce Bahçeli ipi değil, ipini atmış - biz anlamadık. Tutan biri çıktı elbette. Imralı'ya mı gitmek istiyor? Gitmeli, ama kelepçeli. Ipini de birlikte yanına vermeli.
Beşiktaş'ta aklıyla hareket eden tek bir kimse yok. Ne başkan, ne yönetici, ne teknik direktör, ne futbolcu, ne taraftar. Hiçbiri aldığı sorumluluğu yerine getirmiyor. Tamamen sahipsiz kalmış bir kulüp.
O kadar garip ki!
Bir adam bir istatistik vermiş, ‘doğruysa’ diye paylaşım yaptım diye GS’liler tarafından hakaretlere uğruyorum.
Geçen ay da FB’liler linç etmişti.
Yahu arkadaş, adam kim bilmem ama bir iddia ortaya atıyor, doğruysa araştırılsın diyorum.
Herkes atlıyor.
Ulan her gün vatan satılıyor diye onlarca laf söylüyoruz, ağzını açmayan fanatik futbol kitlesi canından can gitmiş gibi feveran ediyor.
Vatanı bu kadar düşünmediniz, Apo’nun Meclis’e çağırılması bu kadar kanınıza dokunmadı, Atatürk’e hakaret edenler bu kadar canınızı yakmadı. Aferin… En büyük sizin takımınız, en temiz sizin renkleriniz…