Kamuoyuna Duyuru
Son günlerde bazı haber portallarında, alkollü içkilere yüzde 85 oranında zam geleceğine dair haberlerde benim adım ve TTBP Platformu’nun ismi kullanılarak çeşitli açıklamalara yer verilmektedir.
Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına belirtmek isterim ki, tarafımdan veya TTBP Platformu adına alkollü içkilere yüzde 85 oranında zam geleceğine ilişkin herhangi bir açıklama veya paylaşım yapılmamıştır. Bu yöndeki haberler gerçeği yansıtmamaktadır.
Tarafımdan yapılan paylaşımda yalnızca alkollü içkilerde ÖTV artışına bağlı olarak bir zam beklentisinin bulunduğu ifade edilmiştir. Bunun dışında herhangi bir oran belirtilmemiştir.
Kamuoyunun, doğruluğu teyit edilmemiş haberlere itibar etmemesini, rica ederim.
Yarından sonra ne bir yandaş medya kanalında, ne troll hesaplarda, ne de AK Partili yorumcularda Kılıçdaroğlu’na yönelik o bitmek bilmeyen övgüleri, methiyeleri göremeyeceksiniz. Çünkü talimat geldi, kulaklar çekildi.
Baktılar ki bütün hesaplar ters tepti. Aylarca "Kılıçdaroğlu şöyle", "Kılıçdaroğlu böyle" diyerek siyasi mühendislik yapmaya çalıştılar ama halkta bekledikleri karşılığı bulamadılar. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki muhalif oylarının bölünmeme ihtimali ortaya çıkınca mecburen rota değiştirdiler.
Şimdi dikkatle izleyin; milim sapma olmayacak. Dün Kemal’i göklere çıkaranlar bugün derin bir sessizliğe gömülecek. Dün "butlan" diye ortalığı ayağa kaldıranlar, yarın aynı merkezden gelen yeni talimatla "şutlan" demeye başlayacak. Özellikle ekranlarda aparata dönüşen bazı yorumcuların ve bazı kanalların söylemindeki keskin dönüşü birkaç gün içinde herkes görecek.
Bugün sırf muhalefetin oyları bölünsün diye alkış tuttukları şeyi, yarın hiç olmamış gibi davranarak geçiştirecekler. Dün manşetlerden inmeyen isimler yarın sanki hiç konuşulmamış gibi yok sayılacak. Çünkü mesele ilke değil, mesele talimat.
Siyasette hafıza zayıf sanıyorlar ama bu kadar hızlı dönüşler gözden kaçmaz. Dün övenlerin bugün susmasını, dün parlatanların yarın görmezden gelmesini hep birlikte izleyeceğiz.
Ahanda buraya yazıyorum; izleyin, görün.
Hatta şuan bu saatte başladılar bile
İlan ediyoruz:
Bu karara ve Saray’ın karşı devrimci saldırısına direneceğiz.
Başta bu kararın çıkmasına vesile olan ve koltuğa geçmeye niyetlenen herkes Saray’ın kuklasıdır.
İktidar icazetiyle CHP koltuğuna geçecek kişiyi siyaseten tanımayacağız.
‼️Dikkat Önemlidir ‼️ Lütfen paylaşalım
Vatandaşa içki içiyor ve sosyal medyada paylaşıyor diye idari para cezası kesiliyor. Meyhanelere, pavyonlara, kahvehanelere, kafelere kadar girip tebliğ yaptıkları yetmiyormuş gibi bir de vatandaşın özel yaşamına, yaşam tarzına, yeme içme kültürüne açıkça darbedir bu. İnsanların evine kadar karışmanın adı özgürlük değil baskıdır arkadaşlar.
Bu baskılar ideolojiktir ve rövanşist bir tutumdur. Seküler kesime ceza kesmektir, kendi yaşam tarzını dayatmaktır. Bakın arkadaşlar bu yapılanlar normal değil, inanın bana son aylarda herkese bu tarz cezalar kesilmeye başlandı. Millet bana özelden yazıyor “nedir bu, nasıl bir yol izleyelim?” diye.
Az buz paralar değil; 80 bin TL ile 1 milyon TL arası idari para cezaları kesilmeye başladı. Sanki ülkede her şey yolundaymış gibi, onca sorun yokmuş gibi insanların ne içtiğine, ne paylaştığına kadar müdahale ediliyor. Evinde dostlarıyla içki içerken paylaşım yapıyorsun, tak arkasından ceza… Yasalar tam olarak uygulanıyor deniliyor ama bu iş artık vatandaşın özel hayatına müdahaleye dönmüş durumda.
Kimsenin yaşam tarzı kimseye dayatılamaz. İnsanların özel hayatı, tercihi, sofradaki içeceği bile denetlenir hale geldiyse burada ciddi bir sorun vardır arkadaşlar.
Bu fotoğrafta gördüğünüz benim kızım Işıl Öykü Dinç. 18 Mayıs 2025'te bir trafik cinayetinde kızımı benden çaldılar! Akp MKYK üyesi TÜRGEV yönetim kurulu üyesi Av. Fatih Sadullah Selman dosyaya dahil olduktan sonra
⚫ 3 günde 3 savcı değişti neden?
⚫ Çarpan şahıslar memur olmadığı halde Memur Suçları Soruşturma Bürosu 1 günde bomboş dosyaya iddianame hazırladı neden?
⚫ HSK 4 gün içinde tahliye edildiği için hakim hakkında "oybirliği" ile soruşturma başlattı ve bu soruşturma 5 aydır tamamlanmadı neden?
Bugün kızımın 3. Davası görüldü. Geçen hafta tanık olarak dinlenen Ağrı'da ki polis memurunun verdiği ifadede biz olay yerine gittiğimizde Selamiçeşme ekibi oradaydı cümlesinin Ağrı yazmanı tarafından Selami Çeşme şeklinde yazmasindan ötürü hakim 9 Nisan'da Pendik ilçe emniyet müdürlüğüne Selami Çeşme adında ki polis memurunun kimlik bilgilerinin tespit edilip duruşmaya çağrılması yönünde bir evrak gönderdi :) Pendik ilçe emniyet müdürlüğü ise böyle bir polis memuru olmadığını ve Selamiçeşme'nin Kadıköy ilçesinde bir karakol adı olduğunu bildirir evrakı mahkemeye teslim etti. Aynı hakim Kadıköy ilçe emniyet müdürlüğüne "Selami Çeşme adında ki polis memurunun kimlik bilgilerinin tespit edilip duruşmaya çağrılması yönünde tekrar bir evrak gönderdi. Bu bizim aklımızla dalga geçmektir. Bu kızımın dosyasının savsaklanarak okunmadan gelişigüzel hazırlandığının bir kanıtıdır. Bu durumda ne yapacaksınız? @abakingurlek@adalet_bakanlik
Yine bugün duruşmada dinlenen olay yeri tutanağını hazırlayan polislerin çelişki dolu ifadeleri, yalan beyanlarda bulunmaları neticesinde kanuni hakkımızı kullanarak bu polis memurları hakkında suç duyurusunda bulunacağımızı söylemek isterim. Delil karartmak, sahte evrak düzenlemek ve görevi kötüye kullanmak suçlarının hepsi işlenmiş ve bunlar mahkeme tutanağına geçmiştir. Kaldı ki 1.5km boyunca 3 MOBESE direğinde ki toplam 15 kamera şoförü nasıl tespit edemez? Bu durumda siz nasil bir yaptırım yapacaksınız? @TC_icisleri@mustafaciftcitr
Kızıma çarpan şahıslar yoğun bakım hemşiresi olduğu halde 112'yi aramadiklarini, kızıma mudahele etmediklerini ve polise sağlık çalışanı olduklarının bilgisini vermedikleri hatta polis otosunda gayet rahat bir şekilde telefonları ile ilgilendikleri ve ellerinde kelepçe bulunmadığı sanık beyanı ve polis ifadeleri ile yine mahkeme tutanaklarına geçmiştir.
Bu adaletsizlik kamunun adalete olan inancını derinden sarsmaktadır. Kızımın adaleti için susmayacağım. Trafik cinayetlerinde ödül gibi verilen cezaları kabul etmiyorum etmeyeceğim!
#ışılöyküdinçiçinadalet
Tekel bayileri ve büfeler olarak, sigara satışını 1 hafta süreyle durdurmaya yönelik bir boykot başlatmanın zamanı gelmiştir. Sigara satışlarındaki kâr marjı %4,5’ten %10’a çıkarılana kadar bu boykot kararı kararlılıkla uygulanmalı; firmalar ve bankalar da bu süreçte ellerini taşın altına koymalıdır.
Bu konuda oda başkanları, gerekli girişimleri yaparak Meclis’e teklif sunmalı ve önerge verilmesini sağlamalıdır. Günlük cironun yaklaşık %50’si sigara satışlarından oluşmaktadır. Bu durum, yüksek ciroya bağlı olarak işletmeleri orantısız ve ağır vergi borçlarıyla karşı karşıya bırakmaktadır.
Türkiye Tekel Bayileri Platformu (TTBP) olarak
Migros ve BİM çalışanlarının haklı direnişini selamlıyoruz.
Türkiye genelinde Migros, BİM ve Carrefour çalışanları;
insanca yaşam, insan onuruna yakışır çalışma koşulları,
düzenli çalışma saatleri, tatil hakkı ve adil ücret talebiyle
iş bırakma eylemlerini büyütüyor.
Uzun saatler, güvencesiz çalışma ve sefalet ücretine karşı
dalga dalga yayılan bu örgütlü mücadele,
sadece market işçilerinin değil,
emeği sömürülen herkesin mücadelesidir.
Her sokak başına yayılarak
küçük esnafı yok eden,
haksız rekabetle emeği değersizleştiren
zincir market düzenine karşı
işçilerin yanındayız!
Kartla sigara aldın diye 2 lira komisyon alan mahalle bakkalına aslan kesilip
“CİMER’e yazarım, zabıtaya veririm, karakola şikâyet ederim” diye çemkirenler…
Araç muayenesinde karttan çatır çatır 300 lira kesilince
gık yok, cıt yok.
Orada sesin kısılır, omuzların düşer, “devlet baba” dersin.
Mahalle bakkalı olunca kabadayılık,
büyük sistem olunca kuzu kuzu ödeme.
Cesaretiniz bakkala yetiyor,
cüzdanınızı soyanlara diliniz varmıyor.
Sonra da esnaf niye bitiyor diye ağlıyoruz.
Samimiyet bu kadar, omurga bu kadar.
BASIN AÇIKLAMASI‼️
Bugün bir tekel bayisi olan meslektaşımızın iş yerine Ticaret Bakanlığı’na bağlı görevliler tarafından denetim yapılmıştır. Denetim sırasında 0,5 ‘lik suyun 10 TL’den satıldığı tespit edilerek “pahalı satış” gerekçesiyle tutanak tutulmuş, bu durum “haksız kazanç” olarak değerlendirilmiştir.
Meslektaşımıza, 10 gün içinde itiraz hakkı olduğu bildirilmiş, ayrıca geriye dönük 3 aylık faturalarının inceleneceği ifade edilmiştir.
Buradan yetkililere açıkça soruyoruz:
Aynı denetimleri havalimanlarında da yapmayı düşünüyor musunuz? Havalimanlarında bir suya, bir kahveye ödenen fahiş fiyatlar hangi denetimden geçmektedir? Yoksa denetimler yalnızca mahalle aralarındaki küçük esnafa mı uygulanmaktadır?
Türkiye Cumhuriyeti, anayasal ve fiilî olarak karma ekonomiyle yönetilmektedir. Serbest piyasa koşullarının geçerli olduğu bir ülkede, maliyetlerin her geçen gün arttığı bir ortamda, küçük esnafın fiyat etiketi üzerinden “haksız kazanç” suçlamasıyla karşı karşıya bırakılması kabul edilemez. Kira, elektrik, su, personel giderleri, vergiler ve ürün tedarik maliyetleri görmezden gelinmektedir.
Geçmişte devletin ürettiği ve fiyatı üzerinde yazan tekel ürünleri vardı. Denetimler o dönemin şartlarına göre yapılırdı. Bugün ise serbest piyasa denilmesine rağmen, küçük esnaf sanki farklı bir ekonomik sistem uygulanıyormuş gibi ağır baskı altındadır.
Esnaf ayakta kalmaya çalışmaktadır. Bu yaklaşım, küçük işletmeleri korumak yerine onları cezalarla boğmaktadır. Esnafın kanayan yarası budur.
Bu anlayış devam ederse, yakın gelecekte küçük esnaf kalmayacaktır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Türkiye Tekel Bayileri Platformu ( TTBP)
Yöntem yanlış. Bir şeyin fiyatını artırmak, onu kısıtlamak veya tümden yasaklamak bir alışkanlığı ya da bağımlılığı yok etmez.Aksine sürekli gelen zamlar kaçağı ve sahteyi arttırır bu yüzden sahte içkiye bağlı ölümler kaçınılmaz olur.
Okul diplerinde, parklarda torbacılar cirit atıyor; denetimli serbestlikle dışarı çıkarlar.
Vergisini veren, üretimi ve satışı yasal olan ürünü esnaf ise saat 22.00’den sonra iki bira sattı diye hücre evine baskın yapılır gibi basılır, üstüne 500 bin TL idari para cezası kesilir
AKP çıkıyor, CHP’ye yolsuzluk suçlaması yapıyor. Sen de kalkıp diyorsun ki, “Aklanmak lazım, adalete güveniyorum.”
İyi de kardeşim, insanın aklıyla dalga geçmenin de bir sınırı var!
Madem adalet bu kadar sağlamdı,
Niye İstanbul’dan Ankara’ya kadar “Adalet! Adalet!” diye yürüdün?
O zaman adalet yoktu da şimdi mi var?
Bu milleti enayi mi sanıyorsunuz?
Çıkmışsın, “Partimizin adı yolsuzlukla anılamaz, gidin aklanıp gelin” diyorsun.
Hangi mahkeme?
Hangi yargı?
Kim kimi aklayacak bu düzende?
Güldürme milleti!
Bir senedir ortada yoksun. Ses yok, nefes yok.
Sarayın köşeye sıkıştığı günlerde birden ortaya çıkıp talimat almış gibi konuşuyorsun.
Bu halk senin arkanda durdu, inanıp oy verdi.
Ama sen konuşurken artık kimse inanmıyor, kusura bakma.
Bu ülkede adalet kalmamış, hukuk bitmiş, mahkeme salonları siyasetin bekleme odasına dönmüş…
Sen kalkmış “Aklanıp gelin” diyorsun.
Kusura bakma ama bu laf milletin sinirine dokunuyor.
Halkın dilinde söyleyeyim:
İstersen artık sus biraz. Git torun torba sev. İnsanların sabrıyla daha fazla oynama.
Esnafın Sırtındaki Yük: Elektrik Faturası Kiradan Fazla, Cezalar da Cabası
Bugün sahada bir meslektaşımı ziyarete gittim. Dert büyük… Esnaf artık ne yapacağını şaşırmış durumda. Giderler aldı başını gidiyor. Elektrik faturası kirayı geçmiş. Zaten işler durgun, müşteri yok. Tam bunları konuşurken içeriye maliye çalışanları girdi.
Biri sigara aldı, kredi kartını uzattı. Arkadaşım da POS cihazından çekimi yaptı. Sonra denetim başladı… Z raporlarına baktılar, “Nakit fişi kesilmemiş” diyerek ceza kestiler.
Arkadaşım da şaşırdı, “Kim artık nakit para kullanıyor ki?” dedi. “Herkes kartla, karekodla ödüyor. Siz bile az önce kartla ödeme yaptınız.”
Ama memur sadece şöyle dedi:
“İstersen tüm fişleri inceleyeyim, daha çok şey bulurum. En düşük ceza olan ‘nakit fişi kesmeme’ cezasını yazıyorum. Erken ödersen indirimden yararlanırsın.”
Bir yandan devlet denetim yapsın, elbette yapsın; buna kimse karşı değil. Ama bu denetimler esnafın canını yakarak değil, destek olarak yapılmalı. Çünkü artık günlük ciroların yüzde 70-80’i kart ya da karekodla ödeniyor. Müşteri nakit taşımıyor, nakit fişi kesmek bile çoğu zaman mümkün olmuyor.
Zaten kazancı azalan, ayakta durmakta zorlanan esnafa bir de böyle cezalar kesilince iş daha da içinden çıkılmaz hale geliyor. Vergi borcu milyarları bulan büyük şirketlerin borçları silinirken, kendi ayakta kalmaya çalışan küçük esnafa “Sen dükkanı kapat, işsizler ordusuna katıl” deniyor adeta.
Bu yapılan ne denetimdir ne adalettir.
Bu, zor durumda olan esnafa gözdağıdır.
Üreten, çalışan, istihdam sağlayan insanlara destek verilmesi gerekirken cezalarla yıldırmak, ülkeye fayda değil zarar getirir.