@BayraktarOr Tarih, bugünün siyasi tartışmalarında dağıtılacak bir tapu değildir. Milli Mücadele de Kurtuluş Savaşı da bu topraklarda yaşayan herkesin ortak hafızasıdır. Geçmişi ayrıştırmanın aracı yapanlar, gelecekte ortak bir hikâye kurmanın ne kadar zorlaştığını da görmeli.
@ahmetakdan@Mustafa846028@I__am_Legend_ Doğru tespitler 👍
Ama…!
2. Dünya Savaşı sonrası ülke yönetimlerinin -belki de kasıtlı- dinî ve etnik uygulamalarını bağrına basan da yine masum “kayıtsız şartsız egemen” kitle değil miydi?
İstanbul Fatih’teki bir binanın, 10 senedir Kemal Efendi Vakfı’na bedelsiz olarak tahsis edilmesi İBB tarafından iptal edildi.
Karara AKP’li meclis üyeleri karşı çıktı. (Birgün - İlayda Kaya)
Medeniyet derken…
Bir kavşağa girmek üzeresiniz, ışık yeşil, ama trafik akmıyor.
O zaman kavşağa girmeyin!
Çünkü az sonra size kırmızı, çapraz yola yeşil yanacak ve siz çapraz yolu kapatmış olacaksınız!
>
"İngilizler İstanbul'u neden terk etti?"
Murat Bardakçı: Çünkü Atatürk İngilizleri tehdit ediyor. İstanbul'a geliriz, İstanbul'u boşaltın diyor. Bunun üzerine İngilizler sömürgelerinden asker istiyor. Kanada Başbakanı vermiyoruz diyor. Avustralya ve Yeni Zelanda vermiyoruz diyor.Çünkü 100 senedir sizin için savaştık, bıktık diyorlar.
Bunun üzerine İngiltere de sert tartışmalar yaşandı ve azılı Türk düşmanı Lloyd George hükümeti 22 Ekim 1922 düşmüştür. Yerine gelen Muhafazakar Parti Başkanı Bonar Law da "Kemalcilere yenilip küçük düşmeyelim" diyor ve İstanbul'dan çekilme kararı alıyor.
İngiltere Kemal'in ordusundan korkmuş ve yılmıştır. Bunlar niye söylenmiyor?
Bunlar söylenmeyince, cahil avan ulema uyduruyor da uyduruyor!
Murat Bardakçı
"İngilizler İstanbul'u neden terk etti?"
Murat Bardakçı: Çünkü Atatürk İngilizleri tehdit ediyor. İstanbul'a geliriz, İstanbul'u boşaltın diyor. Bunun üzerine İngilizler sömürgelerinden asker istiyor. Kanada Başbakanı vermiyoruz diyor. Avustralya ve Yeni Zelanda vermiyoruz diyor.Çünkü 100 senedir sizin için savaştık, bıktık diyorlar.
Bunun üzerine İngiltere de sert tartışmalar yaşandı ve azılı Türk düşmanı Lloyd George hükümeti 22 Ekim 1922 düşmüştür. Yerine gelen Muhafazakar Parti Başkanı Bonar Law da "Kemalcilere yenilip küçük düşmeyelim" diyor ve İstanbul'dan çekilme kararı alıyor.
İngiltere Kemal'in ordusundan korkmuş ve yılmıştır. Bunlar niye söylenmiyor?
Bunlar söylenmeyince, cahil avan ulema uyduruyor da uyduruyor!
Murat Bardakçı
SU ÇÜRÜR MÜ?
Ahmet Telli “Su Çürüdü” dediğinde, ben bunu yalnızca bir şiir başlığı gibi okumamıştım..
İşim diyaliz ve su idi.
Zaten bu sebeple bile anlamı düşünmeden edemezdim..
Bir ülkenin içinden geçen suyun, insanın içinden geçen vicdanın, zamanla nasıl bulanabileceğini biliyorum.
Diyorum ya, işim bu!
Çünkü su bazen yalnızca su değildir.
Çoğu zaman hayatın kendisidir.
Ve..
Bazen adaletin.
Bazen aşkın.
Bazen de insan kalabilmenin son berraklığı.
Ben bu sözü en çok diyaliz ünitesinde anlıyorum.
Orada kan gelir.
Yorulmuş, yüklenmiş, susmuş kan.
İçinde üre vardır, kreatinin vardır, fazla potasyum vardır, birikmiş su vardır.
Bedenin atamadığı ne varsa, kana çökmüştür.
Sonra o kan filtreden geçer.
Makine çalışır.
Sessiz, düzenli, sabırlı.
Bir böbreğin artık yapamadığını üstlenir.
Kan temizlenir.
Fazlalık alınır.
Toksin süzülür.
Hayat biraz daha geri çağrılır.
Ama ben her seferinde ..
İnsanın kanını temizleyen bir filtre var da,
vicdanını temizleyen ne var?
Der der dururum..
Mesela..
Hangi membran süzer yalanı?
Hangi diyalizat arındırır korkaklığı?
Hangi damar yolundan alırız içimizde biriken suskunluğu?
Ahmet Telli’nin “su çürüdü” dediği yerde, ben kirlenen yalnızca su değil diye düşünüyorum.
Her zaman..
Bazen toplumun vicdanı da çürür.
Bazen hakikat tortu tutar.
Bazen adaletin içinde ağır metaller birikir.
Bazen insan, kendi içindeki temiz kaynağı kaybeder.
Temiz su, diyalizin görünmeyen ahlakıdır.
Bir hastanın kanını temizlemek için önce suyun temiz olması gerekir.
Kirli suyla şifa verilmez.
Çürümüş bir kaynaktan arınma çıkmaz.
Peki ya toplum?
Adaletin suyu çürümüşse,
vicdanın filtresi tıkanmışsa,
hakikat bulanmışsa,
kim temizleyecek bizi?
Telli’nin şiirleri belki..
Ben bazen bir hastanın damar yoluna bakarken, insanlığın damar yolunu düşünürüm.
Bazı yaralar fistül gibidir; açılır, kanar, ama yaşamak için gerekir.
Bazı toplumlar da içindeki zehri atabilmek için önce kendi yarasına bakmak zorundadır.
Her toplumun bir böbreği olmalı bence.
Yalanı süzen,
kibri atan,
fazla tuzu, fazla gücü, fazla zulmü dışarı veren
sessiz ama yaşamsal bir organ.
Ama bazen o organ susar!
Filtre tıkanır.
Su çürür.
Kan koyulaşır.
Vicdan ödem tutar.
İşte o zaman şiir gerekir.
Telli’nin şiirleri gerekli belki..
Ahmet Telli’nin şiiri, bana suyun ne zaman çürüdüğünü hissettirmiştir…
Benim hekimliğim ise;
Bedenin temizlenmesi için su gerektiğini..
Ruhun temizlenmesi için yüzleşmenin
Toplumun temizlenmesi için vicdanın şart olduğunu..
Ve belki de insan dediğimiz şey, sürekli kirlenen ama sürekli temizlenmeye çalışan bir varlıktır.
Her diyaliz seansında küçük bir umut vardır.
Kan döner.
Biraz hafifler.
Biraz berraklaşır.
Biraz daha yaşama yaklaşır.
Belki biz de böyleyiz.
Belki toplumlar da böyle.
Suyumuz nerede çürüdü?
Kanımız ne zaman kirlendi?
Vicdanımız hangi filtreden geçmeden yaşamaya alıştı?
Ahmet Telli suyun çürümesini yazdı.
Ben kanın temizlenmesini izliyorum.
Ve ikisinin arasında bana kalan histi onun yoğun bakımda olduğunu öğrenmem..
Bir insanı kurtarmak için bazen kanına bakarsınız.
Bir toplumu kurtarmak için suyuna.
Bir çağı kurtarmak içinse vicdanına.
Bir can için sana …
Dayan Ahmet!
İzmir Gaziemir’de Kipa AVM’de güvenlik görevlisi, X-Ray cihazından telefonla geçen denetçiyi uyardı.
Uyarının ardından “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diyerek güvenlik görevlisiyle tartışan şahıs, =çalıştığı firmayı arayarak görevlinin işten çıkarılmasına sebep oldu.=
Saygı Öztürk, Yusuf Tekin’in sıradaki hedefinin ‘Atatürkçülük dersinin kaldırılması’ olduğunu öne sürdü:
• 8. sınıfta verilen İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinin kaldırılması hedefleniyor.
• Amaç, Atatürk’ün silinmesi.
• Eğitimde ağırlıklı olarak 15 Temmuz’ların daha çok konuşulduğu bir sürece giriyoruz.
18 yaşındaki bir genç kız dün akşam baygınlık geçirince annesi hastaneye götürdü. Saçları avuç avuç dökülüyor. Bakımsızlık ve yetersiz beslenme artık bedenine yansımış durumda. Doktor "İyi koşullarda bakılması gerekiyor, durumu kötü" diyor, yapılan testlerin sonuçları 15 gün sonra çıkacak. Verem olma ihtimali yüksekmiş.
Yaşadıkları ev farelerin cirit attığı, bir ailenin yaşamaması gereken bir yer. Başka bir eve taşınma ihtimalleri yok, günlük işlerle geçiniyorlar ve bu evin kirasını da güçlükle ödeyebiliyorlar. Ev sahibinin aileyi çıkarmasını şimdilik durdurabildik. Günlerdir buraya yazmamak için bu durumu ilgili devlet ve yerel kamu kurumlarına anlattım. Şimdi gerçekten bu evin önüne gidip çığlık atmadan önce, evin çatısını onarın, etrafını temizleyin. Fare deliklerini kapatın. Bu genç kızın ve bu evde yaşayan ailenin insan onuruna yakışır koşullarda yaşamasını sağlayın @Cekmekoybeltr@tcailesosyal #YoksullukİnsanHaklarıİhlalidir