Rüzgâr adımı fısıldıyor mu kulağına,
Yoksa unutuşun sessizliğine mi gömdün beni?
Gözlerin, yıldızlardan arta kalan bir ışıkta
Beni hâlâ arıyor mu?
Verdiğin bileklikte hâlâ seni hissediyorum,
Ama sen…
Hâlâ bende misin?
Verdiğin bileklikte hâlâ kalbinin atışını duyuyorum,
Zamanın içinden sızan bir yankı gibi.
Verdiğin kazağında hâlâ kokun saklı,
Sarılıp uyuduğum tüm yalnız geceler gibi.
Peki ya sen?
Beni hatırlıyor musun?
Parmak uçlarında bir iz,
Sol göğsünün altında bir sızı mıyım hâlâ?
“Gecenin üçüdür en uygun zaman, bahse girerim
düşünün: sabah çok yakın
oysa ışıltı yok ortalıkta
nerdeyse gece bitmiş ama sürmekte karanlık
henüz uyanmış bazıları
henüz uyumamış bazıları
bazıları uyanmış uykusuna doymadan
bazıları uykusuna varmadan doymuş”