Kurban Bayramı’nın; gönüllere huzur, hanelere bereket, ülkemize birlik ve milletimize kardeşlik getirmesini temenni ediyorum.
Paylaştıkça çoğalan mutlulukların, dayanışmanın ve güzel yarınlara dair umutların hayatımızdan eksik olmaması dileğiyle; sevdiklerinizle birlikte sağlık ve huzur içinde nice bayramlar geçirmenizi diliyorum.
Kurban Bayramınız mübarek olsun.
Bu milletin bayrağı; bir kumaş parçası değil, bin yıllık mücadelenin, şehidin emaneti, milletin ortak vicdanıdır.
Kimsenin; ifade özgürlüğü, protesto hakkı ya da başka bir bahaneyle ay yıldızlı al bayrağa el uzatma hakkı yoktur.
Bugün Orta Doğu Teknik Üniversitesi içerisinde gerçekleştirilen bayrak provokasyonu; sadece bir sembole değil, milletin ortak değerlerine yönelik açık bir saygısızlıktır.
Fikir tartışılır, eleştiri yapılır, protesto edilir… Ama bu milletin bayrağı hedef alınmaz.
Ancak altını özellikle çizmek gerekir ki; yaşanan bu provokasyonu ODTÜ’nün tamamına, tüm öğrencilerine ya da akademik camiasına mal etmek de doğru değildir.
Bir avuç provokatörün ortaya koyduğu tavır üzerinden koskoca bir üniversiteyi hedef göstermek; akılcı değil, ayrıştırıcı bir yaklaşım olur.
Şunu herkes bilmelidir:
Bayrağımıza dokunan, bu milletin vicdanıyla karşı karşıya kalır.
Çünkü bu bayrak; siyasi görüşlerin değil, bu topraklarda yaşayan herkesin ortak çatısıdır.
Üniversiteler; provokasyonun, ayrışmanın ve nefretin değil; aklın, bilimin ve sağduyunun merkezi olmalıdır.
Gerilimden beslenen değil, milletin birliğini büyüten bir anlayış hâkim olmalıdır.
Ay yıldızlı al bayrak; bu milletin kırmızı çizgisidir.
Ve o çizgi dün de aşılmadı, bugün de aşılamayacaktır.
📣 Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu:
"Yusuf Tekin öğretmenlere beyaz önlük dağıtacaktı. Ben de dedim ki "Sayın Yusuf Tekin, bu beyaz önlük meslektaşlarmın can güvenliği sağlamaz, biz de öğretmenlere çelik yelek mi dağıtalım?"
@HurEgitimSen Genel Başkanı @leventkuruoglu
“1 Mayıs emeğin hakkı için mücadele etme günü. Alın terimizin hakkının verilmesini istiyoruz. Bu ülkede daha fazla demokrasi ve adalet istiyoruz. Emeğin hakkını alabilmek için birlikte mücadeleye devam"
https://t.co/rGWtDobVYI
HÜR-SEN Genel Başkanı Kuruoğlu’ndan ‘ortak mücadele’ çağrısı: Siyasi partilere değil, emekçiye yanaşarak başarırız
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü öncesi taleplerine ilişkin konuşan Hürriyetçi Sendikalar Konfederasyonu (HÜR-SEN) Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, “1 Mayıs bir kutlama değil, emeğin hakkı için mücadele etme günü. Biz, alın terimizin hakkının verilmesini istiyoruz. Bu ülkede daha fazla demokrasi, daha fazla adalet istiyoruz. Emeğin hakkını alabilmek için; birlikte mücadeleye devam etmek lazım. İktidara, siyasi partilere değil; işçiye, memura, emekliye yanaşarak bunu başarabiliriz” dedi.
MEB, seminerlerde re’sen görevlendirme işlemlerinden vazgeçmeli, kalıcı çözümler üretmelidir
Millî Eğitim Bakanlığınca düzenlenen hizmet içi eğitim faaliyetlerine katılacak öğretmenlerin belirlenmesinde zaman zaman görevlendirmelerin re’sen yapıldığı ve faaliyete katılacak öğretmenlere görevli olduklarına dair duyuruların, faaliyetin başlamasına çok kısa bir süre kala yapıldığı; bu durumun da mağduriyetlere yol açtığı ortadadır.
Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’nün 15.01.2018 tarih ve 1021764 sayılı yazısında hizmet içi eğitim faaliyetlerinde gönüllülük ilkesinin esas alındığı bildirilmesine rağmen, uygulamada öğretmenler zaman zaman bu faaliyetlere re’sen görevlendirilmektedir.
Bakanlık, söz konusu yazısında “hizmet içi eğitim ve seminerleri öncelikle gönüllülük ve başvuru esasına göre düzenliyoruz” açıklamasında bulunsa da her geçen gün öğretmenlerin hizmet içi eğitim ve seminerlere re’sen görevlendirildiği görülmektedir.
Re’sen yapılan hizmet içi eğitim faaliyetlerinde, faaliyete katılacak öğretmenlerin hangi ölçütlere göre belirlendiği; bu tasarrufun Bakanlık tarafından mı yoksa il millî eğitim müdürlükleri tarafından mı kullanıldığı da net değildir.
Millî Eğitim Bakanlığınca düzenlenen hizmet içi eğitim faaliyetleri bir takvime bağlanmakta ve yıl başında okul ve kurumlara duyurulmaktadır. Bu takvime göre katılmak isteyen öğretmenler MEBBİS modülü üzerinden başvuru yapmakta, başvurusu kabul edilenler ise belirtilen tarihlerde faaliyetlere katılmaktadır.
Ancak re’sen görevlendirmelerde gönüllülük esası gözetilmediği gibi, görevlendirmeler seminere çok kısa bir süre kala öğretmenlere tebliğ edilmektedir. Bu durum; öğretmenlerin sağlık, aile ve kişisel planlamaları açısından ciddi sorunlara yol açmaktadır.
Şöyle ki;
Re’sen yapılan bu görevlendirmelerden öğretmenlerin önceden haberdar olmaması, doğrudan mağduriyetlere neden olmaktadır. Bazı illerde ise faaliyetlere katılacak öğretmenlere duyurular, faaliyetin başlamasına çok kısa süre kala yapılmakta (örneğin pazartesi başlayacak bir faaliyetin cuma günü bildirilmesi gibi) ve bu durum öğretmenleri zor durumda bırakmaktadır.
Bu mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi için hizmet içi eğitim faaliyetlerinde re’sen görevlendirme yapılmamalı; katılım gönüllülük esasına dayandırılmalı ve gerekli duyurular en az 15 gün öncesinden yapılmalıdır.
Ayrıca yarıyıl ve yaz tatillerinde, cumartesi ve pazar günleri ile mesai günlerinde saat 17.00’den sonra öğretmenlere eğitim-öğretimi aksatmamak adına re’sen seminer verilmesi, yürürlükteki mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.
Şöyle ki;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 99. maddesinde memurların haftalık çalışma süresinin genel olarak 40 saat olduğu, bu sürenin cumartesi ve pazar günleri tatil olacak şekilde düzenlendiği hüküm altına alınmıştır.
100. maddede ise günlük çalışma saatlerinin illerde valiler tarafından belirleneceği düzenlenmiştir.
101. maddede öğretmenlerin yaz tatili ile dinlenme tatillerinde izinli sayıldıkları açıkça ifade edilmiştir.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, öğretmenlerin anayasal dinlenme hakkını kullandıkları dönemlerde re’sen görevlendirme yapılması hukuka aykırıdır. Öğretmenlere mesai saatleri dışında zorunlu seminer verilmesi de aynı şekilde yasal değildir.
Kaldı ki bu tür uygulamalar, Anayasa’nın 18. maddesinde yer alan “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.” hükmüne de açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Dolayısıyla; yarıyıl ve yaz tatillerinde, hafta sonlarında ve mesai saatleri dışında gerçekleştirilen öğretmen eğitimi, hizmet içi eğitim, kurs ve seminerlerde öğretmenlerin zorunlu/re’sen görevlendirilmesi yasal ve hukuki değildir.
Bu faaliyetlere katılımda gönüllülük esas alınmalı; görevlendirmeler isteğe bağlı yapılmalıdır. Zira bu tür görevleri gönüllü olarak üstlenmek isteyen çok sayıda öğretmen bulunmaktadır.
Ayrıca gönüllülük esasına göre yapılacak görevlendirmelerde keyfî uygulamalardan kaçınılmalı, objektif kriterler esas alınmalıdır.
Dün, öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin can güvenliği için tüm farklılıklarımızı bir kenara bırakarak Eğitim İş ile 10 saati aşkın süren bir eylemi dayanışma içinde omuz omuza gerçekleştirdik. Buradan Sayın Genel Başkan Kadem Özbay'a, örgütlerinee, tüm Eğitim-İş üyelerine , çok kıymetli mücadele arkadaşlarım Hürriyetçi Eğitim Sen üyelerine ayrıca eğitim çalışanlarına destek olmak için alana gelen milletvekillerine teşekkür ediyorum.
@kademozbay_@egitimisorg
Hürriyetçi Eğitim Sen olarak 15-16 Nisan tarihlerinde 2 gün iş bırakıyoruz!
Siverek’te öğretmenleri ve öğrencilerimizi hedef alan, çok sayıda yaralının olduğu okul saldırısı; okul güvenliğini sağlamayanların açık sorumluluğudur!
Okullarımızın güvenliğini sağlayacak tüm önlemlerin alınması, somut adımların atılması için,
Tüm eğitim çalışanlarını; bu ülkenin gördüğü en büyük öğretmen eylemi için birleşmeye, tüm sendikaları ise iş bırakma kararı almaya davet ediyoruz.
BİRDEN FAZLA NÖBETE EK DERS ÜCRETİ ÖDENMELİDİR
07.09.2013 tarih ve 2875 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Öğretmenlere nöbet görevi verilmesinin esasları” başlıklı 91. maddesinde öğretmenlere nöbet görevi verilmesinin esasları bulunmaktadır.
Bu maddedeki; “(2) Nöbetlerde aşağıdaki esaslara uyulur:
a) Öğretmenlere, dersinin en az bulunduğu gün veya günlerde nöbet görevi verilir.” hükümlerine,
Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin "Müdür yardımcısı ve öğretmenlerin nöbet görevi" başlıklı 44. maddesinde müdür yardımcısı ve öğretmenlerin nöbet görevleri ile ilgili hususlar açıklanmıştır.
Bu maddedeki; "(3) Müdür yardımcısı ve öğretmen sayısı yeterli olmayan okullarda müdür yardımcısı ve öğretmenlere haftada birden fazla nöbet görevi verilir. Öğretmen sayısı iki ve daha az olan uygulama sınıflarında bölüm şefi de nöbet tutar." hükümlerine göre ihtiyaç halinde birden fazla nöbet görevi verilebilmektedir.
Hizmet Kollarına Yönelik Mali Ve Sosyal Haklara İlişkin 2026 Ve 2027 Yıllarını Kapsayan 8. Dönem Toplu Sözleşmenin “Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme” bölümünün “Örgün ve yaygın eğitim kuramlarında ek ders ücreti” başlıklı 19. maddesindeki hükümlere göre öğretmenlere nöbete bağlı olarak haftada 3 saati geçmemek üzere ek ders ücreti ödenmektedir.
“Örgün ve yaygın eğitim kuramlarında ek ders ücreti
MADDE 19- (1) Örgün ve yaygın eğitim kuramlarında ders yılı süresi içinde eğitim ve öğretimin fiilen yapıldığı normal çalışma günleri için ilgili mevzuatına göre kendilerine nöbet görevi verilen ve bu görevi de fiilen yerine getiren müdür yardımcıları ile öğretmenlere haftada 3 saati geçmemek üzere ek ders ücreti ödenir.”
Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karara öğretmenlerin her bir nöbet görevine 5 saat ek ders ücreti verilmesi hususu eklenmelidir.
Meslektaşlarımız haklıdır. Göreve başlama işlemleri başta güvenlik soruşturmalarının uzun sürmesi ve benzeri sebeplerle öğretmenden kaynaklanmayan sebeplerle mağduriyetler oluşmaktadır. Tüm yer değiştirme işlemlerinde 31 Aralık tarihi baz alınmalıdır. @tcmeb@Yusuf__Tekin
Düne kadar attığınız tweetlerde yerden yere vurduğunuz akademiyi, bugün atanır atanmaz övmeye başlamanız ibretliktir.
Sayın Hayati Akyol hakikatin peşinden giderken, sizin durduğunuz yerin rüzgâra göre değişmesi; eleştirdiğiniz düzenle uzlaşmakta ne kadar hızlı olduğunuzu açıkça gösteriyor.
Kusura bakmasın ama isminin önüne dizdiği unvanların içi ne kadar boş olduğunu bizzat kendi sözleriyle ilan etmiş.
Hocam, Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde öğretmen yetiştiremeyen bir anlayışın, bugün akademide ‘insan yetiştirme’ iddiası ciddiye alınacak bir şey değildir.
Unvan var… içi yok.
KOCAELİ KÖRFEZ ÇAMLITEPE MTAL’DE YAŞANANLAR KABUL EDİLEMEZ!
Bir eğitim kurumunda, bir öğretmenin; öğrencilerinin gözü önünde aşağılanması, bağırılarak hedef alınması ve psikolojik şiddete maruz bırakılması kabul edilemez bir yönetim anlayışının ürünüdür. Eğitim yuvaları; baskının, korkunun ve keyfi idarenin değil; saygının, hukukun ve meslek onurunun hâkim olduğu yerlerdir.
Kocaeli Çamlıtepe Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan olayda bir öğretmenimiz, görevini aksatmamak adına çaba gösterirken; okul müdürü Ali Osman Güler tarafından tüm sınıfın önünde ağır ve saldırgan bir üslupla hedef alınmış, bu orantısız ve ölçüsüz tutum sonucunda sağlık problemi yaşayacak noktaya getirilmiştir. Bu tablo, açık bir psikolojik şiddet ve mobbing vakasıdır.
Daha vahimi ise olay sonrasında sergilenen “biz bir aileyiz” yaklaşımıdır. Şiddeti örtmeye, meşrulaştırmaya ve üstünü kapatmaya yönelik bu dil; sorunu çözmek değil, derinleştirmekten başka bir işe yaramaz.
Altını açıkça çiziyoruz:
▪️Öğretmenler, idarecilerin keyfi tutumlarına maruz kalacak kişiler değildir.
▪️Hiçbir yönetici, görev ve yetkisini bir baskı ve tahakküm aracına dönüştüremez.
▪️Öğrenci önünde öğretmeni küçük düşürmek, sadece bireye değil, eğitim sisteminin itibarına zarar verir.
Hele ki 18 aylık bir bebeğin annesi olan bir öğretmenin bu şekilde bir muameleye maruz bırakılması; sadece meslek etiğine değil, insani değerlere de açıkça aykırıdır.
Okul yönetimi hakkında tarafımıza ulaşan bir çok şikayeti de şimdilik burada paylaşmıyorum.
Sendika olarak açık çağrımızdır:
📍Sorumlu idareciler hakkında derhal idari soruşturma başlatılmalı,
📍Yaşanan psikolojik şiddet ve mobbing tüm yönleriyle hukuki zeminde incelenmeli,
📍Eğitim kurumlarında benzer olayların yaşanmaması için bağlayıcı tedbirler alınmalıdır.
@KorfezIlceMem@tcbestepe@tcmeb@Yusuf__Tekin@kocaelimem@kocaelivaliligi
ENAG ➡️ Aylık %4,10 - Yıllık %54,62
TÜİK ➡️ Aylık %1,94 - Yıllık %30,87
Mart ayı enflasyon verileri bir kez daha göstermiştir ki; bu ülkede açıklanan enflasyon ile vatandaşın yaşadığı hayat arasında derin bir uçurum var.
Hangi enflasyona inanacağız? Market rafına mı, kira fiyatına mı, yoksa masa başında üretilen rakamlara mı?
Bu fark bir “hesaplama yöntemi” farkı değil; memurun, işçinin ve emeklinin emeğinin karşılığının gasp edilmesidir.
Bu tabloda sorumluluk sadece toplu sözleşme masasında memuru ve emekliyi yok sayan iktidarın değil; hakem heyetine temsilci göndererek bu adaletsizliği meşrulaştıran, memuru masada satan yandaş sendikaların da omuzlarındadır.
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın “Yiğit düştüğü yerden kalkar” diyerek “Anadolu 100 yıllık narkozdan çıkıyor” sözlerine neden şaşırdınız?
Çünkü bu bakış açısı yeni değil. Tokat’ta 2017 yılında bir imam hatip lisesine Mustafa Sabri Efendi adının verilmesi kararı kamuoyunda büyük tepki çektiğinde, geri adım atılmıştı. O günlerde Ali Yalçın’ın yaptığı paylaşım ise çok netti: “Mustafa Sabri Efendi bu milletin ve ümmetin değeridir. Ondan rahatsız olanlar zihinlerini sorgulasınlar. Tabela iner ama saygınlığı inmez.”
Bugün kullanılan dil de aynı çizgide.
Ama asıl şaşırılması gereken bu değil.
Bu dili kullanan bir anlayışın temsilcisi olduğu sendikalara hâlâ yüz binlerce kamu çalışanının üye olmasıdır.
Asıl sorgulanması gereken de tam olarak budur.
Hür Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Levent Kuruoğlu:
Ali Yalçın’ın “Yiğit düştüğü yerden kalkar” diyerek “Anadolu 100 yıllık narkozdan çıkıyor” sözlerine neden şaşırdınız?
Çünkü bu bakış açısı yeni değil. Tokat’ta 2017 yılında bir imam hatip lisesine Mustafa Sabri Efendi adının verilmesi kararı kamuoyunda büyük tepki çektiğinde, geri adım atılmıştı. O günlerde Ali Yalçın’ın yaptığı paylaşım ise çok netti: “Mustafa Sabri Efendi bu milletin ve ümmetin değeridir. Ondan rahatsız olanlar zihinlerini sorgulasınlar. Tabela iner ama saygınlığı inmez.”
Bugün kullanılan dil de aynı çizgide.
Ama asıl şaşırılması gereken bu değil.
Bu dili kullanan bir anlayışın temsilcisi olduğu sendikalara hâlâ yüz binlerce kamu çalışanının üye olmasıdır.
Asıl sorgulanması gereken de tam olarak budur.
NORM KADRO YAZILIMI, ÖĞRETMEN NORMU BELİRLENMESİNDE BİLEREK YANLIŞ ÇALIŞTIRILIYOR
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin 25 Kasım 2024 tarihinde A Haber canlı yayınında eğitime ilişkin konuşmasında MEBBİS üzerinden okul müdürlerinin, öğrenci sayısı ve haftalık ders saati üzerinden hangi branştan öğretmenlere ihtiyaç duyacağını sisteme girdiklerini aktardıktan sonra; "Sonuçta yaklaşık 65 bin okulumuz bu bilgileri girdikten sonra, bahsettiğim 120 civarındaki atama branşından ne kadar öğretmene ihtiyacımız olduğu ortaya çıkar. Sonra Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Strateji Başkanlığıyla yaptığımız istişarelerde aldığımız kadro sayısı bu yıl 20 bindi. 20 bin rakamının ihtiyaç duyduğumuz branşlar bazıyla elektronik ortamda orantısını kurarız. En çok hangi branşa ihtiyacımız varsa orantı sonucunda da atama sayısı en çok o branşa çıkar. Dolayısıyla bu orantıyı kurarız. Nihayetinde de branş bazlı olarak 20 bin öğretmenin dağılımını yaparız. Sonra ikinci adımımız, şimdi yeni yaptığımız şey... İl bazlı olarak hangi illerde daha çok ihtiyaç varsa o illeri önceleyerek bu branş bazlı atamalarımızı yaparız. Burada sistem, hani amiyane tabirle, el değmeden yürüyen bir sistem." açıklamasında bulunmuştur.
Evet; öğretmen norm kadrolarını, öğretmen ihtiyacını ve fazlalığını branş bazında belirleyen sistem, yani Norm Kadro Modülü, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in de işaret ettiği gibi el değmeden yürümektedir.
Peki Norm Kadro Belirleme Sistemine Dışarıdan Nasıl Müdahale Ediliyor?
Fakat bu durum, “el değmeden yürüyen bu sisteme” dışarıdan müdahale edilemeyeceği anlamına gelmemektedir.
Sisteme aşağıda maddeler halinde belirttiğimiz şekillerde bilerek ya da bilmeyerek müdahale edilmesi sonucunda, açık olması gereken normlar öğretmen gelmesin ya da var olan gitsin saikiyle kapalı gösterilmekte, kapanması gereken normlar var olan öğretmen okulda kalsın saikiyle açık gösterilmektedir.
1- Sisteme branş bazında ders yükleri girilirken -bilerek ya da bilmeyerek- fazla ya da eksik olacak şekilde hatalı veri girilmesi sonucunda öğretmenler norma dahil olmakta ya da norm fazlası olabilmektedir. Okul müdürlerinin, norm kadro modülüne girecekleri alanlar bazındaki ders yükleri, şube sayıları MEB'in resmî yazısı gereğince öğretmenlere tebliğ etmek zorunda olduğu; ders yükünün ve şube sayısının az girilmesi halinde ise bazı öğretmenlerin norm fazlası olacakları, bu nedenle de öğretmenlerin ısrarla okul müdüründen norm kadro modülüne girdiği bilgileri istemesi; yanlış bilgi girilmişse itiraz etmesi ve daha sonra sorun oluşmaması için evrakın bir örneğini fotokopi olarak alması gerekse de ne yazık ki birçok okulumuzda ne taslak norm öğretmenlere tebliğ edilmekte ne de öğretmenler mevzubahis nedenlerle okuldaki tapusu olan normuna sahip çıkabilmektedir.
2- Sınıf öğretmeni normu belirlenmesinden öğretmenler norm fazlası olmasın ya da norm fazlası olsun saikiyle az öğrenci grubuyla sınıf oluşturulmakta ya da sınıflar bileştirilerek norm kadro fazlası öğretmen meydana getirilmektedir.
Açılacak olan 1. sınıf, 5. sınıf ve 9. sınıfların hedeflenen öğrenci sayısının üstünde ve 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 50. maddesindeki "Birleştirilmiş sınıflar da dahil olmak üzere bir öğretmene düşen öğrenci sayısı 40’tan fazla olamaz." hükmü gereği 40'ın altında olması gerekmektedir. Örneğin, 60 öğrencisi olan bir okulda 2 sınıf açılması gerekirken 4 sınıf açılmaktadır.
3- Seçmeli derslerin seçimi norm kadro sayılarını yönetmek amaçlı kullanılmakta ve bu durumda okul yönetimi seçmeli dersleri kullanarak öğretmenlerden bazılarını norm fazlası bırakabilmekte, bazılarını ise norm kadroya dahil edebilmektedir.
4- Verimli olmadığı düşünülen öğretmenler çeşitli soruşturmalarla okuldan uzaklaştırılarak norma müdahale edilmektedir.
5- Norm kadro yazılımın yanlış çalıştırılması sonucunda aslında ihtiyaç olan branşlarda normlar açılmamaktadır.
Norm Kadro Belirleme İşlemleri Düzgün Yapılmazsa Neler Oluyor?
Bu durum;
1- Atanacak öğretmen sayısının branş bazında eksik belirlenmesine,
2- Norm verilmeyen derslere okul yöneticilerinin girmesine (Aslında toplantı, iş yoğunluğu vb. sebeplerle giremiyorlar.), yan branştaki öğretmenlerin girmesine (Bölge normundaki öğretmenin bu derslere girmesi düşünülse de görevlendirilen farklı okullardaki haftalık ders programlarının uyuşmaması, okulların birbirine uzaklığı, ulaşım imkanlarının olmaması vs. nedeniyle Ankara'da masada yapılan hesap taşrada alanda uygulanamamaktadır.)
3- İl içi, il dışı ve özür durumu yer değiştirmelerinde aslında ihtiyaç bulunan yerlerin kapalı gösterilmesine,
4- Aslında norm kadro fazlası olması gereken öğretmenlerin normu işgal etmesine,
5- Aslında norm kadroda bulunması gereken öğretmenlerin norm fazlası olmasına, eş durumu ve özür durumu gözetilmeden ilçe dışına resen atanmasına, tercihe zorlanmasına,
6- Norm kadro fazlası olan öğretmenlerin normla ilişkilendirilmemesine sebebiyet vermekte; okullarımızda eğitim ve öğretim hizmetlerinin gerekli ve yeterli personelle yürütülmesine, personel boyutunda atıl kapasite yaratılmamasına; var olan atıl kapasitenin ise ihtiyaç duyulan okul ve kurumlara yönlendirilmesine ve verimliliğe dönüştürülmesine engel olmaktadır.
Norm Kadro Yazılımı, Öğretmen Normu Belirlenmesinde Nasıl Bilerek Yanlış Çalıştırılıyor?
Norm kadro modülündeki yazılımın; 18.06.2014 tarihli ve 29034 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmeliğin "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 1. fıkrasındaki; "(1) Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında, genel bilgi ve meslek dersleri toplam ders yükü;
a) 6-31 saate kadar 1,
b) 31-42 saate kadar 2,
c) 42'den fazla olması halinde her 21 saat için 1,
genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu verilir. Bu şekildeki hesaplama sonrasında artan ders yükünün en az 15 saat olması halinde ilave olarak 1 genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu daha verilir." hükümlerinde yer alan normları vermeyip, sisteme girilen ders yüklerini 21'şer saatlik paketler haline getirip her 21 saate 1 öğretmen normu verilmektedir.
Eğitim bölgesinde de 21 saatten az ders yüklerini toplayıp her 21 saate 1 öğretmen olacak şekilde bölge normu verilmektedir.
Bu durum atölye ve laboratuar öğretmenleri için de aynen geçerlidir.
Örneklendirecek olursak; yönetmelik 31-42 saate kadar herhangi bir alanda ders yükü olan okullara 2 öğretmen normu veriyor iken, norm kadro modülündeki yazılım ikinci normu 21'şer saatlik paketler halinde vermeye ayarlandığı için ikinci normu verememektedir.
Eğer bu ikinci normu alan okul var ise o normu bölge normundan almaktadır.
Bölge normu, Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmeliğin "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 2. fıkrasındaki hükümlerine göre belirlenmektedir.
İşte o fıkra;
"(2) (Değişik: 17/10/2016-2016/9488 K.) Yatılı bölge ortaokulları, proje okulları ve özel eğitim kurumları hariç olmak üzere, aynı yerleşim merkezinde bulunan eğitim kurumlarının genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenleri bakımından alanlar itibarıyla öğretmen norm kadrolarının belirlenmesinde, o yerleşim merkezindeki (birden fazla eğitim bölgesi oluşturulmuşsa her bir eğitim bölgesindeki) eğitim kurumlarının aynı alanlardaki haftalık ders yükü toplamı dikkate alınır. Belirlenen norm kadroların eğitim kurumları itibarıyla dağıtımı, toplama dahil edilen her bir eğitim kurumuna o alandaki ders yükü en fazla olandan başlanarak her 21 saate bir genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu verilecek şekilde yapılır. Bu şekilde yapılacak dağıtımda artan norm kadro, öncelikle o alanda norm kadro verilmemiş olan eğitim kurumuna olmak üzere, 6 saatten az olmamak şartıyla artan ders yükü en fazla olan eğitim kurumuna verilir."
Ama bu 2. fıkranın sadece son cümlesindeki "Bu şekilde yapılacak dağıtımda artan norm kadro, öncelikle o alanda norm kadro verilmemiş olan eğitim kurumuna olmak üzere, 6 saatten az olmamak şartıyla artan ders yükü en fazla olan eğitim kurumuna verilir." hükümleri bölge normunun belirlenmesinde kullanılmaktadır.
Fakat aynı 2. fıkranın ilk cümlesindeki "Alanlar itibarıyla öğretmen norm kadrolarının belirlenmesinde, o yerleşim merkezindeki (birden fazla eğitim bölgesi oluşturulmuşsa her bir eğitim bölgesindeki) eğitim kurumlarının aynı alanlardaki haftalık ders yükü toplamı dikkate alınır. Belirlenen norm kadroların eğitim kurumları itibarıyla dağıtımı, toplama dahil edilen her bir eğitim kurumuna o alandaki ders yükü en fazla olandan başlanarak her 21 saate bir genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu verilecek şekilde yapılır." hükümlerinde "eğitim kurumlarının 1. fıkradaki belirlemeden artan aynı alanlardaki haftalık ders yükü toplamı dikkate alınır." demesi gerekirken "Eğitim kurumlarının aynı alanlardaki haftalık ders yükü toplamı dikkate alınır." diyerek "Her bir eğitim bölgesindeki eğitim kurumlarının aynı alanlardaki haftalık ders yükü toplamı dikkate alınarak her 21 saate bir, okullara 1 norm verilir." şeklinde hatalı kodlandığı için yazılım Yönetmeliğe aykırı olarak yanlış çalışıyor.
Norm kadro yazılımının Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmeliğin "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 2. fıkrasındaki hükümlerine göre çalıştırıldığı, bunun da birçok öğretmenin haksız yere norm kadro fazlası olmasına yol açtığı aşikardır.
Çünkü 18.06.2014 tarihli ve 29034 sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmeliğinin; "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 1. fıkrasındaki; "(1) Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında, genel bilgi ve meslek dersleri toplam ders yükü;
a) 6-31 saate kadar 1,
b) 31-42 saate kadar 2,
c) 42'den fazla olması halinde her 21 saat için 1,
genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu verilir. Bu şekildeki hesaplama sonrasında artan ders yükünün en az 15 saat olması halinde ilave olarak 1 genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu daha verilir." hükümleri gereğince belirtilen ders yükleri aralığındaki ders yüklerine norm verilmesi gerekmektedir.
Ama norm kadro yazılımı, Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmeliğin "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 2. fıkrasındaki hükümlerine göre çalıştırılmaktadır.
Norm Kadro Yönetmeliğinin "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 1. fıkrası Yönetmelik’e neden yazılmış?
Çünkü bu haliyle 18. maddenin 1. fıkrası varken 2. fıkrasına gerek yok.
2. fıkrası varken de 1. fıkrasına gerek yok.
Dolayısıyla norm kadro modülündeki yazılımın "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 2. fıkrasındaki "Eğitim kurumlarının aynı alanlardaki haftalık ders yükü toplamı dikkate alınır." hükümlerine göre her 21 saate bir, okullara 1 norm verilecek şekilde kodlandığı açıkça ortaya çıkıyor.
Çünkü Yönetmeliğin "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 1. fıkrasındaki hükümlerde hiçbir şekilde "Eğitim bölgesinde yer almayan bağımsız okullara uygulanır." hükmü yer almamasına rağmen eğitim bölgesi dışında yer alan bağımsız okullara uygulanmakta, bölge içinde yer alan okullara ise hiç uygulanmamaktadır.
Bir öğretmenimiz tarafından bu meyanda yapılan başvuruya Millî Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü 123906829 sayılı yazılarıyla "Yönetmelik'in 18'inci maddesinin ikinci fıkrasına göre belirlendiği, norm kadronun belirlenmesinde herhangi bir hata bulunmadığı” şeklinde cevap vererek norm kadronun bilerek ve istenerek yanlış çalıştırıldığını itiraf etmiştir.
Peki, Norm Kadro Yönetmeliğinin "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 1. fıkrası hangi durumlarda yazılımda çalışıyor? Bu madde hükmü sadece bağımsız okullarda çalıştırılmaktadır.
O zaman Norm Kadro Yönetmeliği’nin "Genel Bilgi ve Meslek Dersleri Öğretmeni Norm Kadrosu" başlıklı 18. maddesi 1. fıkrası yönetmeliğe neden yazılmış?
Çünkü bu haliyle 18. maddenin; 1. fıkrası varken 2. fıkrasına gerek yok.
2. fıkrası varken de 1. fıkrasına gerek yok.
Bakanlıkta bu sorunun cevabını bildiği ve bu durumların farkında olduğu için öğretmenimize, "Yönetmelik'in 18'inci maddesinin ikinci fıkrasına göre normunuz belirlendi." diyor.
Gaziantep ilimizde norm kadro fazlası olarak resen atanan bir öğretmen tarafından açılan davada GAZİANTEP 5. İDARE MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/1506 KARAR NO: 2025/1687 kararında norm kadro yazılımının yanlış çalıştırıldığına karar verildi.
"18.06.2014 tarih ve 29034 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmeliğin "Genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu" başlıklı 18. maddesinde; "(1) Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında, genel bilgi ve meslek dersleri toplam ders yükü;
a) 6-31 saate kadar 1,
b) 31-42 saate kadar 2,
c) 42'den fazla olması halinde her 21 saat için 1,
genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu verilir. Bu şekildeki hesaplama sonrasında artan ders yükünün en az 15 saat olması halinde ilave olarak 1 genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu daha verilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Gaziantep İl Millî Eğitim Müdürlüğünün 28.08.2024 tarih ve 112840287 sayılı yazısı ile ilimize bağlı resmi eğitim kurumlarında görevli olup, bulunduğu eğitim kurumunda ihtiyaç veya norm kadro fazlası durumunda olan kadrolu öğretmenlerin, ilçe içerisinde alanlarında öğretmen ihtiyacı bulunan eğitim kurumlarına tercih ve hizmet puanı üstünlüğüne göre atamalarının yapılacağı, norm kadro fazlası öğretmen olup herhangi bir tercihte bulunmayanlar ile ilgili resen atama yapılacağının bildirilmesi akabinde ... Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde kimya öğretmeni olarak görev yapan davacının norm fazlası olarak belirlenmesi üzerine tercih yapmayarak atamasının resen ... Anadolu Lisesine yapılması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, il içi atamalarda okullardaki hizmet ihtiyacının giderilmemesi halinde norm fazlası olan öğretmenlerin hizmet puanı üstünlüğüne göre atamalarının yapılacağı, norm kadronun ne şekilde belirleneceği ise yönetmelikle açıkça düzenleme altına alınmıştır.
Bakılan davada; her ne kadar ilgili mevzuat uyarınca norm kadro fazlası öğretmenlerin belirlendiği ve bunlardan tercihlerinin alındığı, alınan tercih listesi de dikkate alınarak atamaların yapıldığı, tercih yapmayanlar yönünden ise re'sen atamaların gerçekleştiği, somut olayda davacının hizmet puanı en düşük olması sebebiyle ... Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde kimya/kimya teknolojileri branşında norm fazlası olarak olarak belirlenip bu kapsamda da atamasının gerçekleştirildiği görülmekte ise de ... Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ne ilişkin 01.11.2023 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Norm Kadro Tespit Çizelgesi incelendiğinde kimya/kimya teknolojisi ders saatinin 32, norm durumunun 1 olarak belirlendiğinin yine 01.01.2025 tarihli sorgulama tarihli norm durumu çizelgesinde de kimya/ kimya teknolojisi ders saatinin 36, norm durumun 1 olarak belirlendiğinin görüldüğü, davacının atamasının yapıldığı ... Anadolu Lisesinden ihtiyaç nedeniyle 13.09.2024 tarihli işlem ile tekrar geçici olarak eski okulu olan ... Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde görevlendirildiği, akabinde 11.08.2025 tarihli kararname ile de tekrar atamasının ... Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ne yapıldığı görülmektedir.
Bu durumda, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerle yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte incelendiğinde; Yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında, genel bilgi ve meslek dersleri toplam ders yükü 31-42 saat olması durumunda norm durumunun 2 olarak belirlendiği, davacının görev yaptığı ... Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ne ilişkin 01.11.2023 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Norm Kadro Tespit Çizelgesinde ise kimya/ kimya teknolojisi ders saatinin 32, norm durumunun 1, yine 01.01.2025 tarihli sorgulama tarihli norm durumu çizelgesinde de kimya/ kimya teknolojisi ders saatinin 36, norm durumun 1 olarak belirlendiğinin görüldüğü, bu nedenle 31-42 saat aralığında ders saati olan anılan okulun kimya/kimya teknolojileri dersi için 2 norm belirlenmesi gerekirken norm durumunun 1 olarak belirlenmesinin hatalı olduğu dikkate alındığında, davacının norm kadro fazlası olarak belirlenmesine ilişkin işlem ile norm kadro fazlası olduğundan bahisle atamasının re'sen ... Anadolu Lisesine yapılmasına ilişkin işleme yaptığı itirazın reddine ilişkin 09/09/2024 tarih ve E-113632699 sayılı işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Norm Kadro Yazılımı Yanlış Çalıştırılırsa Neler Olur?
Norm kadro yazılımı yanlış çalıştırılırsa;
1-Branş bazında atanacak öğretmen sayıları az belirleniyor.
2-Ücretli öğretmenler görevlendirilmesinde talep meydana geliyor.
3-Az öğretmenle verimsiz çok iş yapılıyor.
Yazılım Doğru Çalıştırılırsa Ne Kadar Boş Norm Kadro Ortaya Çıkar?
Millî Eğitim Bakanlığının 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı istatistiklerine göre, örgün eğitimde 59 bin 336 resmî okul bulunmaktadır.
Ekte sunduğumuz norm kadro tespit çizelgeleri ve tablodan hareketle her okulda en az 3 branşta norm ihtiyacı var iken yazılımın yanlış çalışması nedeniyle normun kapalı gösterildiğini varsayarsak ortalama 180 bin normun kapalı gösterildiği ortaya çıkmaktadır.
1- Varın siz hesaplayın; kaç öğretmen, her türlü yer değiştirmede, kontenjan yetersizliği nedeniyle yer değiştirememiştir?
2-Varın siz hesaplayın, boş olması gereken kaç norm haksız yere kapalı gösterilmiştir?
3-Varın siz hesaplayın, yazılım hatası nedeniyle kaç öğretmen norm fazlası olmaktadır? Kaç öğretmen eş durumu ve özür durumu gözetilmeden ilçe dışına resen atanmış veya tercihe zorlanmıştır?
4-Varın siz hesaplayın, ilk defa atanacak kaç öğretmen yazılım hatası nedeniyle atanamamaktadır?
5-Varın siz hesaplayın, kaç ücretli öğretmen yazılım hatası nedeniyle fazladan görev yapmaktadır?
6-Varın siz hesaplayın, yazılım hatası nedeniyle kaç derse yan branş veya okul yöneticisi girdiği için dersler verimli işlenememektedir?
İKRAMİYEYİ İNEK İÇTİ, EK DERS DAĞA KAÇTI, ZAM AĞACA ÇIKTI, EK DERSE VERGİYİ BALTA KESTİ, VERİLEN SÖZLER SUYA DÜŞTÜ, UMUTLAR YANDI BİTTİ KÜL OLDU.
Tam 20 yıldır ek derse bir kuruş zam yapılmadı...
İkramiyeyi İnek İçti, Ek Ders Dağa Kaçtı, Dizüstü Bilgisayar Ağaca Çıktı, Verilen Sözler Suya Düştü, Ek Ödemeyi Balta Kesti, Umutlar Yandı Bitti Kül Oldu.
İkramiyeyi İnek İçti
1-5 Kasım 2010 tarihlerinde yapılan 18. Millî Eğitim Şurası Kararlarının "Öğretmenin Yetiştirilmesi, İstihdamı Ve Mesleki Gelişimi" başlıklı bölümü 27. maddesi; "27. Öğretmen ve yöneticilerin ekonomik durumlarının iyileştirilmesi amacıyla her yıl kasım ayında bir maaş tutarında ikramiye verilmeli, ek ders ücretleri 12 TL'ye çıkarılmalı, görev aldığı projeler için ek ders ücreti tahakkuk ettirilmeli, yöneticilere ek ders ücreti yerine makam tazminatı ödenmeli ve ek ders ücretinin maaşlara yansıtılmasına yönelik düzenlemeler yapılmalıdır." hükümlerinde her yıl Kasım ayında bir ikramiye ödenmesi ve ek derslerin 12 TL'ye çıkarılması kararı alınmasına rağmen enflasyon oranında artan ek ders dışında 2026 yılına kadar bir arpa boyu yol alınmadı.
Kısacası 18. Millî Eğitim Şurasında; ek ders 12 lira olacak kararı aldıydınız ne oldu, öğretmene bir ikramiye kararı aldıydınız ne oldu,
Cevap veriyorum; Ek Ders Dağa Kaçtı, Zam Ağaca Çıktı, Ek Derse Vergiyi Balta Kesti
Ek Ders Dağa Kaçtı
Devam edelim 28 Ekim 2005 tarihinde öğretmenler günü öncesinde gazetelerde; "Öğretmenlerin ek ders ücretleri 3 kat artacak" başlığıyla "Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmenlerin 3,510 lira olan bir saatlik ek ders ücretlerinin 10 liraya çıkarılmasını öngören bir kanun taslağı hazırlayarak Başbakanlık'a gönderdi." şeklinde gündeme gelen ek derse zam hikâyesi bir türlü sonuçlanmamış, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in ek ders ücretlerini artırıyoruz açıklamasıyla beklentiye giren ve hükümetten gelen sinyaller doğrultusunda ümitleri sönen öğretmenler eylemlerde bulunmuşlardı.
24 Kasım 2005 Öğretmenler Günü'nde yapılacağı sözü verilen Öğretmen ek ders ücretini 3.510 TL'den 10 TL'ye yükseltme sözü veren Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile "Fatura 3 milyar YTL tutuyor" diyerek ek ders ücretlerini kırpma yoluna giden ve "Maliye Bakanı Kemal Unakıtan arasındaki anlaşmazlık ve gecikmeden dolayı aradan aylar geçmesine rağmen açıklanmamıştı.
Başbakanın da devreye girmesiyle “Maliye çalışmalarını sürdürüyor. Ben istiyorum, Bakan Unakıtan istemiyor, bütçeye ek yük getiriyor" şeklinde beyanatlarda bulunan bakanlık 2006 yılında ek ders ücretlerine yapılan zam oranlarını açıklamıştı.
Çelik, ek ders ücretlerinin saatinin 3.52 TL´den 5 TL´ye çıkarıldığını, bu konuda Maliye Bakanlığı ile mutabakata varıldığını söylemiş, yapılan zamla birlikte ek ders ücretlerinde yüzde 40 artışa gidildiğini, Ek ders ücretlerine yapılan zammın mevcut ek ders ücretinin 8 kat artışı anlamına geldiğini ifade eden Çelik'in bu açıklaması anlaşılamamıştı.
3,5 TL´yi 5 TL yapar iken zam yapılmış gibi gösterilmiş idarecilerin derse girmeleri, Yüksek lisans yapanların yüzde 25 ve Doktora yapanların yüzde 40 ek derslerinin kesilmesi, bazı öğretmenlerin ders dışı hazırlık ücretlerinin iptal edilmesi, ek ders hesabında haftalık hesaba geçilmesi nedenleriyle aslında toplamda zam yapılmamıştı.
28 Ekim 2005 tarihinde öğretmenler gününden önce ek dersler 10 TL olacak diyenler, 2006 yılında ancak 5 TL yapabilmişlerdir.
Zam Ağaca Çıktı
2010 yılı öğretmenler gününden önce ek dersler 15 TL olacak diyenler şimdi kaç TL yapabilecekler?
Her öğretmenler günü öncesinde verilen sözler tutulsaydı, 2005 yılında ek dersler 10 TL 2010 yılında ek dersler 15 TL olacaktı. Ek ders ücretleri aradan geçen 20 yıla rağmen ve enflasyon oranında zam alan 2026 yılında 160 TL civarındadır.
Kısacası 2025 yılında yapılan zam haricinde bugüne kadar ek derse sıfır zam yapılmış sadece enflasyon zammı eklenmiştir.
Ek Derse Vergiyi Balta Kesti
Yetkili sendikanın 2021 yılında MEB Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik'e sunduğu öneriyle, öğretmenlere ödenen ek ders ücretlerinin vergiden muaf tutularak, vergi matrahına dâhil edilmemesi Bakanlıkça değerlendirmeye aldığı öneri uygun görülür ve ek ders vergiden muaf tutulursa, öğretmen maaşına yaklaşık 100 TL zam gelmesi söz konusu olacaktı.
Verilen Sözler Suya Düştü
2003 de dönemin başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan "Sayın Başbakan, Türkiye'nin kaynakları yeterli değil. Biraz, bekleyin, 3 yıl sonra rahata kavuşacaksınız" demişti.
Umutlar Yandı Bitti Kül Oldu
Yukarıda hep verilen sözleri hatırlattık. 26 yıldır umutla yönetildik. Ama Umutlar Yandı Bitti Kül Oldu. 26 yıldır bekliyoruz.
Dolayısıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 176. maddesindeki gösterge rakamları yükseltilerek, ek ders ücretleri günün şartlarına uygun hale getirilmeli ve ek ders gösterge rakamları iki katına çıkarılmalıdır.
Bu nedenle hafta içi saat 18.00’den önceki ek dersler için 140 olan gösterge rakamı 280; hafta sonu ve hafta içi saat 18.00’den sonraki ek dersler için 150 olan gösterge rakamı 300 olarak belirlenmeli ve ek ders ücretleri iki katına çıkarılmalıdır..