Ömür, duraklardan ibarettir. Kimi kısa, kimi uzun… Fakat her biri ardında bir iz bırakır. Sonra o duraklar, hâtırâsı azîz olan mekânlara dönüşür. Biz de geldik ve geçtik…
Hû…
Bir mübârek zâta sormuşlar, siz hocanızdan ne öğrendiniz ki hep ondan bahsediyorsunuz? O zât da, "ben hocamdan kim sevilir, kim sevilmez onu öğrendim, bu da bana yetti" buyurmuş..
Ve en önemlisi yavrum, son nefes kaygısında olalım, kalp gözümüz hele ki o teheccüd vakti zikirlerin ve ibâdetlerimizin nûru ile ne kadar parlarsa ise âhir zamanda işimiz o kadar kolaylaşır inşâallâh..."
Âhir zamânda böyle puslu işte; insanın kendi nefsini ve hakikati bulmasının her zamânkinden daha zor olduğu, doğru ile yanlışın, hakîkat ile hayâlin birbirine karıştığı, zihinlerin karmaşaya, kalplerin ise derîn bir huzûrsuzluğa teslîm olduğu bir dönem...
"Her hâl geçici yavrum. Rabbim bizi sırât-ı müstakîmden ayırmasın. Bir gözlüğümüz var; camın biri Kur'ân, diğeri Sünnet. Bu gözlükle bakarsak Allah ferâset nûru verir de olayların ardındaki hakîkati görüverirsin biiznillâh..
“Moralim çok bozuk tohanma bana
Kılınmaz bu kara yüzle terâvih
Mihrimâh Sultân'a gidelim deme
Orada kılarlar cüzle terâvih”
| Dervîş Miyavüddîn Üsküdârî
Orta Doğu coğrafyasının tıpkı bir asır evvel olduğu gibi yeniden ameliyata alınmasını, ameliyat masasına tekrar yatırılmasını kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz.
Edep tâcı inmiş ise başlardan, Hakk’ı merak eylemeyip, halkı (dünyâ/malâyani) merak çıktıysa ayyuka; bereket kalkar efendim.. Hicaptan gayrı ne düşer ehl-i aşka? Ne hikmet bulunur ne de nûr taşlardan? Ziyân olur ömür, dökülür yaşlardan… N’eylesin ehl-i irfân, n’eylesin…🥀